Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye nereye gidiyor?

17.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Lozan’ın delindiği” görüşü ağırlık kazanıyor. “Delindi ise” yarınlarda başka neler olabilir? Hemen “Sıra Hilafette” diyenler ortaya çıktı. Atatürk, İnönü ve Bayar’a “ihanet” ithamı? Papa başta “Hristiyan Dünyası” çok tepkili!

Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Danıştay’ın gerekçesinde, “Ayasofya'nın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı mülkiyetinde olduğu, cami olarak toplumun hizmetine sunulduğu” belirtildi.

Bu karar üzerine ülke içinde ve dışında önemli gelişmeler yaşandı, tartışmalar başladı, görüşler ortaya atıldı. Özetle…

a)Ağırlık kazanan önemli görüş; “Lozan Antlaşmasının delindiği ve Lozan’ın delindiğinin de, Ayasofya’da ‘Cuma namazının kılındığı’ tarih olan ‘24 Temmuz’ ile dünyaya ilan edildiği” idi.

Zira 24 Temmuz 1923’de Lozan Kentinde imzalanan antlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti’nin sadece sınırları değil, o sınırlar içindeki egemenlik hakkı” da bütün dünya tarafından kabul edilmişti.

O “Egemenlik hakkı” Danıştay 10’uncu Dairesi’nin “AKP’li ya da AKP’ye yakın olduklarına dair” iddiaların olduğu, kariyerlerinde “bu iddiaları doğrulayacak gelişmelerin bulunduğu” 5 üyesinin kararı ile delinmişti.
Kamuoyunda “endişe” ile sorulan soru şuydu; “Cumhuriyet kurulduğundan beri ‘Sevr anlaşmasının özlemi içinde olan’ başta dış mihraklar olmak üzere ‘Lozan düşmanları’ açılan o deliği genişletmek ve delikten ‘başka şeyler de geçirmek üzere’ planlar yapmayacaklar mıdır?..”

Nitekim, “Cumhuriyet Hukuku’nun ve Cumhuriyet Bakanlar Kurulu’nun kararının yerine ‘5 asır öncesi Osmanlı Hukukuna ve bir vakıf senedine dayanarak’ verilen” kararın açıklandığı günün gecesi “AKİT TV’de yapılan programda açık açık “Sıra Hilafete geldi” denildi!..

b)Daha geçen yıl “Ayasofya’nın “camiye dönüştürülmesini” isteyenlere “Bu tezgâha gelmeyin, dünyanın dört bir tarafında binlerce camimiz var, onları riske atarız. Önce Ayasofya’nın yanı başındaki Sultanahmet Camii’ni doldurun. Biz bu oyunlara gelmeyiz” diyen Cumhurbaşkanı kararın açıklanmasından hemen sonra “Hayırlı olsun” diyerek, “Ayasofya’nın müzelikten camiye dönüşmesini sağlayacak” kararnameyi imzaladı ve Ayasofya’yı Diyanet İşleri Başkanlığı’na devretti. Diyanet İşleri Başkanlığı da hemen “24 Temmuz’da (Lozan Antlaşmasının imzalanmasının 97’inci yıldönümü günü) ) ilk Cuma namazının kılınacağını ilan etti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla ilgili “Ayasofya bir camidir. 481 yıl cami olarak hizmet etmiştir. Bir 86 yıllık ara dönem olmuştur. Tepki gösterenlerin biraz daha düşünüp bu haksızlığı yapmamaları gerektiği kanaatindeyim. İnşallah bu tepkiler de süreç içinde ortadan kalkacaktır” dedi.

Bu arada “ilginç” bir gelişme de yaşandı; kararın açıklanmasından bir gün önce Hazine ve Maliye Bakanı “müjdeyi verdi”, Sabah Gazetesi de öyle…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da Ayasofya'nın yeniden camiye dönüştürülmesi üzerine bir açıklama yaptı ve “Fatih Sultan Mehmed Han’ın emaneti Ayasofya Camii’nin yeniden ibadete açılmış olmasından büyük memnuniyet duydum. Hamdolsun! Camilerimizin safları, aklı, kalbi, ruhu tertemiz müminlerle dolsun! İnsanlık mirasının bu müstesna eserini gözbebeğimiz gibi korumaya devam edeceğiz” dedi.

Aslında Ayasofya müze iken de “Namaz kılmaya kapalı değildi”; özel bölümünde bir imamı vardı ve namaz kılınıyordu.

c)Gelişmeler bununla da kalmadı, 13’üncü Cumhurbaşkanı, “Camiyi Müzeye dönüştüren kararnamede ‘Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan olarak’ imzaları olan” 1’inci, 2’nci, 3’üncü Cumhurbaşkanları Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ı “isim vermeden, imzaları olduğu için” bu kararnameden dolayı, “tarihe ihanet” ile itham etti. “Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı” sözleri büyük tepki aldı.

Tepkiler ve tartışmalar…

Ayasofya’nın statüsündeki bu değişiklik kararı, ülkede büyük yankı yaptı, “Ülkenin bu kadar büyük ekonomik, sosyal ve iç – dış sorunları varken nereden çıktı Ayasofya konusu” tartışmaları başladı.

“AKP, ekonomik ve işsizlik, hayat pahalılığı, Pandemi ve getirdiği büyük kitleleri mağdur eden problemler başta sosyal sorunların gündemde olmasını ve konuşulmasını istemiyor” görüşü başta “Erken seçim için alt yapı hazırlıyor” iddialarına kadar, çeşitli görüşler ortaya atıldı, yapılan kamuoyu yoklamalarında “Gündemin değiştirilmek istediğini” görüşü ağırlık kazandı ve çoğunluk “Müze kalsaydı” dedi.
Muhalefet, “Ayasofya’daki bu statü değişikliğine” HDP hariç “ağır bir tepki” koymadı, ama sivil toplum ve düşünce kuruluşları ile hukukçular tarafından ağır eleştiriler geldi.

Bu arada karar ve uygulama özellikle Hristiyan dünyasında tepkisi büyük aldı, başta Papa olmak üzere, ABD’den Rusya’ya, AB’den Unesco’ya kadar “üzüntüler ve acılar” dile getirildi, yabancı medya çok sert eleştiriler yaptı.

AB kınadı, geri adım istedi…

AB üyesi ilkeleri Dışişleri Bakanlarının Fransa’nın talebi üzerine Brüksel’de yapılan Dış İlişkiler Konseyi toplantında, “Pandemi, Doğu Akdeniz ve Libya konuları” görüşülürken, gündeme “Ayasofya’nın cami yapılması kararı” da alındı.

Toplantıdan sonra Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Josep Borrel "AB Konseyi, Türkiye'nin bu kadar simgesel bir anıtı camiye geri dönüştürme kararını kınamaktadır. Türkiye'nin kararı acilen gözden geçirmesi ve kararı tersine çevirmesi için çağrı yapma fikrini destekliyoruz” dedi.

Borrel açıklamasında "Türkiye ile İlişkiler halihazırda zorlu bir süreçten geçiyor” ifadesini de kullandı.

*******

ERDOĞAN: “AYASOFYA AÇILSIN OYUNUNA GELMEM!..”

“Ayasofya açılsın” önerilerine ve çağrılarına karşı Erdoğan “daha önce” hem de miting meydanlarında karşı çıkmış, çok sert sözler söylemişti.

2018 Martında:

“Bunları da aşmak bizim için sorun değil ama getirisi götürüsü nedir? Bunun bir götürüsü var. Onun faturası çok daha ağır. Dünyanın çeşitli yerlerinde bizim binlerce camimiz var. Bunu söyleyenler acaba o camilerin başına ne gelir düşünüyor mu? Bunları düşünmeden söylüyorlar. Bunlar dünyayı tanımıyorlar. Muhataplarını bilmiyorlar. Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim.”

2019 Martında:

“Yan tarafta Sultanahmet'i doldurmayacaksın, Ayasofya'yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Bunlar böyle dedi diye biz adım atmayız. Bunun siyaset dilini de çok iyi biliriz.”

*******

“SIRA HİLAFETTE…”

Akit TV'de Fatin Dağıstanlı'nın sunduğu Pazar Manşeti programında Kudüs yazarı, turizmci Musa Biçkioğlu'nun konuk edildiği programda Ayasofya konusu konuşuldu.

Fatin Dağıstanlı, Ayasofya ile ilgili olarak, “Şu mesaj önemliydi. Bunun arkasına bir Hilafet gelmeli. Ben bunu önemsiyorum çünkü. Ki siz çok iyi analiz ettiniz. Bunun hem siyasal hem ekonomik çok büyük bir getirisi de olacak. Hem de ümmet için de önemli bir gelişme olacak” dedi.

Musa Biçkioğlu ise, "Bir Hilafet müessesemiz vardı, der Müslümanlar bizimle karşılaştıklarında. Siz bu Hilafet müessesesini evet taşıdınız, hakkını verdiniz ama yok ettiniz, ortadan kaldırdınız diye bir suçlama da var bize yönelik. Bu suçlamadan kurtulmanın zamanı da geldi" karşılığını verdi.

*******

“BU KARARIN ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE ARTISI NEDİR?”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Ayasofya uluslararası mecrada, büyük değeri olan bir yapıdır. Bizim topraklarımızın içinde bulunması sadece bizim sahiplenmemizi gerektirmez. Bu yapının önemine binaen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun bir bölümünü müze olarak ilan etti. İnanç manzumesi içerisinde, farklı inançların da Ayasofya üzerinde inançları toplanıyor. Ben Ayasofya’nın ibadete açık olan bölümü Hünkâr Mahfili’nde namaz kıldım. Ayasofya’nın bir bölümü zaten ibadete açıktı ve imamı vardı. Şu an ibadete açılan kısım geniş alan kısmıdır. Yoksa zaten, Hünkâr Mahfili’nde namaz kılınır, sabahtan akşama kadar Kur’an okunurdu.

Binaenaleyh Ayasofya ile ilgili karar alırken; sadece milli ölçülerinizin içerisinde değil, çağdaş bütün devletlerin, Ayasofya ile ilgi noktalarını tespit ederek düşünmek gerekir. O itibarla; alınan karar, sadece iki kutuplar içerisinde yaşayan insanları ilgilendiren bir karardır. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda daha önce ciddi açıklamaları olmuştu ve o sözlerinde benim anlatmaya çalıştığım şeyleri, kendi üslubuyla zaten söylemişti.

Danıştay’ın aldığı bu karar hukuki değil siyasi bir karardır. Bu siyasi karar da, ülkemize fayda getirebilecek bir karar değildir. Slogan kafasıyla ayağa kalkanlar, “Ayasofya bizimdir, bizim kalacak.” ifadelerinde bulunuyorlar. Ayasofya zaten bizimdir, Türkiye’nin sınırları içerisinde olan ve tapusunun bizde olduğu bir yerdir. Ben Danıştay’ın bu kararı alırken ki düşündüklerini ortaya koymasını çok isterdim. Danıştay’da bu kararı alanların, Gazi’nin Ayasofya’yı neden aynı zamanda bir müzeye dönüştürdüğünü ve o dönem dünyanın Türkiye’ye nasıl baktığını araştırmasını istiyorum. Ali Babacan, “Bu kararı alanlar, inşallah bu kararın tüm neticelerini de iyi tahmin etmişlerdir.” dedi.

Türkiye’de yaşayan bir grup insanı tatmin etmek için çıkarılmış bu karar bazı vatandaşları çok memnun edebilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi dokusuna artısı ne? Bunu düşünmeye mecbursunuz. Bu karar sizin siyasi varlığınıza dünyadaki konumuzun içerisinde ne getiriyor? Bunu bilmeye mecburuz.

*******

“TÜRKİYE KONUMU İTİBARİYLE DÜNYAYA ‘GÜVEN’ VERMELİDİR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Atatürk’ün barışseverliğini ve uluslararası ilişkilere verdiği önemi ve özeni gözeten dengeli tutumu Ayasofya’nın kullanımında elbette ki etki yapmıştır. Ancak Ayasofya hiçbir zaman, insanların ibadetinden uzaklaştırılıp kapalı tutulmamıştır. Şimdi Ayasofya’yı bir tür siyasal çağrı niteliğinde; kendi taraftarlarını biraz daha okşamak, gündemi biraz daha değiştirip kendilerine ilişkin kanıların bozulduğu bir ortamda yeniden derlenip toparlanmak amacıyla gündeme getirmişlerdir. Benim bu karara ilişkin inancım budur.

Ayasofya’nın, Türkiye’nin İstanbul’unda ibadete ilişkin yerler dururken, bütün uluslararası ilişkilerde öncelik taşıyan bu konuda birdenbire sadece dinsel bir konuymuş gibi bir konuma düşürülmesi asla uygun değildir. Bunu fark etmiş olacaklar ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hala herkese açıktır. Herkes gezebilir.” vurgusu yapıyor. Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı ise oradaki kimi görüntüleri örterek, müze kimliğini daha çok ibadet yerine çevirme girişiminde bulunuyorlar. Erdoğan’ın birbirine ters olan sözleri gösteriyor ki, daha geçen yıl söylediği düşüncesinden vazgeçmeyi gösteren önemli bir durum olmadığı halde bu kararın siyasi bir amaçla yapıldığı görülmektedir. Siyasi bir amacın, inanç konusuyla hiçbir şekilde bir bağlantısının olmaması gerekliliği de çok açıktır.

Türkiye’nin; dünyaya örnek olacak, özellikle Avrupa ve Asya’nın ortasında bulunan konumuyla, herkesin güvenini sağlayacak bir tutum izlemek yerine, hilafet çağrılarına neden olan bir ortamın yaratılması bile gidişin iyi olmadığını göstermektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Solda ''yeni bir partinin doğması ihtimali'' geçmiş dönemleri de hatırlattı. Sosyal demokrat tabanda 12 Eylül'den sonra Necdet Calp'in Halkçı Partisi ve Erdal İnönü'nü...

Türkiye yeni haftaya, altın ve dövizdeki sert yükselişlerle başladı. Covid-19’da ikinci dalganın başlayacağına dair haberler ve ABD ile Çin arasındaki diplomatik geril...

Müze statüsünden camiye çevrilmesinin ardından kimliği belirsiz (?) kişilerden oluşan bir grup tarafından Ayasofya’da, Afganistan’da on binlerce insanı öldüren Taliban...

Bergama'da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yapan Nuri Kiraz, söylediği sözler ile tepki çekti.

''Biz Mardinliyiz. Her gelene bir MERHABAMIZ, her gidene bir EYVALLAHIMIZ vardır.''

Siyasi tartışmaların dozunu yükselten açıklamalarla gerilim zincirine art arda eklemeler yapılmasından vazgeçilmesi gerekirken, “çok ağır sözler, isnatlar ve iddialar ...

CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla yaptığı 37. Olağan Kurultay’da, Tuncay Özkan başta 4 genel başkan yardımcısı Parti Meclisi’ne giremedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liste...

Yazarlar
Website Security Test