Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Av ihaleleri açılıyor, işkence ve katliam sadece “kabahat!..”

17.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TV’ler vahşet ve av belgeselleriyle dolu. TRT bile bu belgeselleri yapıyor!.. Vurduğu ayıyı köpeklere parçalatan o cani serbest.

Gün geçmiyor ki, gazetelerde ve TV’lerde “hayvanlara karşı işlenen suçların en vahşi ve acımasız örnekleriyle karşılaşmayalım.

Artvin’de bir avcı(!)’nın, kurşunlayarak yaraladığı bir avı yavrusunun yerlerde kıvranırken üzerine köpeklerini saldırtmasını cep videosuna alıp, hayvan öldükten sonra başında poz verip çektirdiği resimleri sosyal medyada yayınlaması insanlık adına, vicdanları sızlatan yeni bir örnek oldu.

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) avcılarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

Ne var ki, gözaltına alınan Tanju Çakmak’ı mahkeme serbest bıraktı. Çünkü, Türkiye’de “böylesine cinayetleri işleyenleri hak ettikleri cezaya çarptıracak” kanun, yıllardan beri iktidarların vaat etmelerine rağmen çıkarılamamıştı.

Kedi, köpek gibi havyanlar “sahipli ise” mal ve onlara karşı işlenen suçlar mevcut kanuna göre ‘kabahat’ sayılıyor”; hayvanlara işkence edenler, öldürenler para cezası ile kurtuluyorlardı. Şehirlerde kasabalarda, “toplu zehirlemelerle katliamlar bile yapılıyor”; savcılıklar soruşturma bile açmaya gerek görmüyorlardı.
Hele hele “sahipsiz hayvanlar” eğer “resmi olarak ilan edilen zamanlarda vuruluyorlarsa” ne cezası vardı, ne de “ne kadar öldürdüklerinin” hesabı…

Dahası, “devletin ilgili bakanlıkları”, sürek avları için “av mevsimi tarihleri ilan ediyor ve de bu av süresi için ihaleler açıyorlardı.

En son “nesli tükenmekte olan” Dağ Keçileri için Tarım ve Orman Bakanlığı “av ihalesi açmış ve Tunceli’de 17 dağ keçisinin avlanmasına” izin vermişti. Kamuoyundan gelen sert tepkiler üzerine ihale iptal edilmişti ama, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Avcılığa dair ilimizde yapılan ihale iptal edildi. Fakat ülke genelinde 767 dağ keçisinin öldürülmesine dair ihaleler duruyor" açıklamasını yapmıştı.

TV’lerde “vahşet” belgeselleri…
Hayvanları Koruma Kanunu çıkarılmazken, TV’lerin belgesel bölümlerinde, “hayvanların birbirlerini parçalamaları, insanların ‘kuş, kurt’ demeden hayvanları öldürmeleri”, hem de “avcılık sporu / sürek avı” gibi çocukların, gençlerin beyinlerini “hayvanlara karşı acımasızlıkla yıkayacak” vahşet tablolarını hem de güpegündüz ekranlara getirmesi de, işin tuzu biberi oluyordu. Bu “acımasız” belgeselleri yapımcıları arasında ne yazık ki TRT de vardı.

*******

“HAYVANLARI KORUMA KANUNU BİR AN ÖNCE ÇIKARILMALI”

Atila Sertel (CHP İzmir Milletvekili) –İnsan hak ve özgürlüklerine saygı duymayan AKP iktidarı ne yazık ki hayvan haklarına karşı da duyarsız. Biz gerek Meclis’te gerekse günlük yaşamımızda hayvan haklarının da savunuculuğunu yapıyoruz, yapacağız. Hayvanları katledenlerin, eziyet edenlerin adalet önüne çıkarılması ve gerekli cezaya çarptırılması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de Hayvanları Koruma Kanununun bir an önce çıkarılması gerekiyor.

Sosyal medyadan çoklu baro uygulamasına kadar toplumun karşı çıktığı kanunları jet hızıyla Meclis’e getiren ve yasalaştıran AKP iktidarı Hayvan Hakları Kanunu konusunda adım atmaktan imtina ediyor. Bu konuda milletvekili arkadaşlarımızın hemen her dönem verdiği kanun teklifleri de komisyonlarda bekletiliyor. Bizim verdiğimiz tekliflerin yasalaşması da önemli değil. Onlar getirsin, biz destek verelim düşüncesindeyiz.

Bizim anlayışımız “Hayvanları Sevmeyen İnsanları da Sevmez” anlayışıdır. Hayata böyle bakıyor, hayvanları da bu gözle seviyoruz. Kendini korumaktan yoksun hayvanların bir takım kendini bilmez insanlar tarafından eziyete uğramasının, öldürülmesinin önüne ancak kanun gücüyle geçilebilir. Ama bana göre AKP’liler yeşili doların üzerinde sevdiği gibi hayvanları da “ızgarada” seviyor. Aksi halde sivil toplum örgütlerinin yıllardır süren taleplerine, zaman zaman yaşanan işkencelerden sonra toplumun neredeyse ayaklanmasına sessiz kalmazdı.

*******

AVLANMAK BİR SPOR MUDUR?

Zeki Hozer (Dr.) –Biliyorsunuz ‘spor, Türkçe’ye olduğu gibi tüm dillere de Fransızca ‘sport’ sözcüğünden geçmiştir ve ‘eğlence, fiziksel ve düşünsel zevk’ anlamını taşır. Özünde rekabete dayalı yarışma ya da mükemmelliğe ulaşmak için yapılan fizik ve beyin aktivitelilerini kapsar.

Avcılık, genel literatürde bir doğa sporu olarak adlandırılır ve insanlığın avcı/toplayıcı olduğu zamanlara atıf ile hayatta kalmak için avlanma becerilerine gönderme yapılan bir diyalektik içinde ele alınır. Avcılık, ülkemizde, o zamanın anlayışı içinde metni düzenlenen 1937 yılında çıkarılmış 3167 sayılı kara avcılığı kanununa göre yapılır ve Merkez Av Komisyonunun tespiti içinde avlanacak hayvanlar kriterize edilir. Dünya’da, bu yasanın kabul edildiği tarihten bu yana gecen 83 yılda, artık hayvan hakları tüm insanlık için ortak bir duyarlılık haline geldi. Hayvan hakları değil avlanmak, eti ve derisi için ya da eğlence maksadı ile veya tıbbi deneylerde kullanılmasını temel anlayış olarak yasaklar. Hayvanların kendi arzuları ve ihtiyaçları olan bireyler olarak insancıl muamele görmesini şart koşar. Tüm dinler ve yaklaşık üç yüzyıldır başta İmmanuel Kant ve John Locke dâhil birçok saygın düşünür, hayvanlara karşı işkencenin insani zalimliğin bir örneği olarak ahlaken sorgulaması gerektiğini vurgulamışlardır.

İnsanlık, Hageby ve arkadaşı Shartau’nun, tıbbi deneylerde hayvanların kullanımını protesto ettikleri 1903 tarihli The Shambles of Science isimli kitaplarından veganlığın ortaya çıkışına ve nihayetinde Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesinin 15 Ekim 1978 tarihinde Paris'teki Birleşmiş Milletler UNESCO Merkezi'ndeki lansmanına kadar kayda değer bir ilerleme göstermiştir. Dolayısı ile geçtiğimiz günlerde Artvin’de bir avcı(!)’nın, yaraladığı bir avı yavrusuna işkence etmesi ve köpeklerini saldırtması ve sonrasında da sosyal medyada yayınlaması insanlık suçudur. Ayrıca böylesi bir davranış, toplum için potansiyel bir tehlike taşıyan ruhsal hastalıklar bağlamında da güvenlik güçleri refakatinde psikiyatri muayenesi incelenmesini de gerekli kılmaktadır.

Bu tür bir yayının, bir haber programı ya da belgesel formatında da olsa, başta çocuklar olmak üzere olumsuz içeriği dolayısı ile sadist ve anormal psikodinamik yapı bozukluklarına zemin hazırlayacağı da unutulmamalıdır. Televizyonda görülen şiddet psikolojik ve sosyolojik etkileri ile bu davranışının yaygınlaşması ve meşruluğuna katkı sağlayacağı da gözlerden kaçmamalıdır.

Umulur ki, halen TBBM Hayvan Hakları Komisyonunun gündeminde olan hayvan hakları kanun teklifi, yukarıdaki çekinceleri yok ederek, ülkemizde hayvanlara yönelik hümanist yaklaşımı yerleştirecek yasal yaptırımları bünyesinde taşır ve spor kapsamından avcılık çıkartılır!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Şimdiden” Cumhurbaşkanı Adayı’nın açıklamalarına ve ağır iddialarına CHP Genel Merkezi “tek tek” cevap verdi. “Söz düellosu” devam edecek; Cumhur İttifakı’nı memnun e...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Türkiye namına olumlu bir tablo ortaya çıkmadı; işte görüşler…

Solda ''yeni bir partinin doğması ihtimali'' geçmiş dönemleri de hatırlattı. Sosyal demokrat tabanda 12 Eylül'den sonra Necdet Calp'in Halkçı Partisi ve Erdal İnönü'nü...

Türkiye yeni haftaya, altın ve dövizdeki sert yükselişlerle başladı. Covid-19’da ikinci dalganın başlayacağına dair haberler ve ABD ile Çin arasındaki diplomatik geril...

Müze statüsünden camiye çevrilmesinin ardından kimliği belirsiz (?) kişilerden oluşan bir grup tarafından Ayasofya’da, Afganistan’da on binlerce insanı öldüren Taliban...

Bergama'da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yapan Nuri Kiraz, söylediği sözler ile tepki çekti.

''Biz Mardinliyiz. Her gelene bir MERHABAMIZ, her gidene bir EYVALLAHIMIZ vardır.''

Yazarlar
Website Security Test