Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

SWAP, soruna deva olacak mı?

22.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak uzun vadede bu yöntemlerle süreklilik kazanıldığı görülmemiştir.”

Gazetemiz Yayın Kurulu üyesi ve yazarı, PKF Sun Bağımsız Denetim AŞ kurucusu Saim Uysal, ekonomi gündemimizin ilk sırasındaki “Katar Swabı” konusunu analiz etti. İşte “SWAP çözüm getirir mi” başlıklı yazısı ve görüşleri…

Ülkemizin döviz gereksinimi aynen enflasyon, işsizlik gibi bir türlü radikal olarak çözülemeyen kronik sorunlarımızdan birisi. Döviz ihtiyacımız döviz gelirlerimizden her zaman daha fazla. Gelişmekte olan ülke olarak enerji hammaddesine sahip olmadığımızdan ve tasarruf kapasitemizde sınırlı olduğundan dış kaynak ihtiyacımız her zaman gündemden düşmüyor. Geçmiş yıllarda (1957, 1960, 1980 ve 2000 yıllarında) yaşadığımız ekonomik ve siyasi krizlerde döviz gereksinimlerini karşılayamadığımız faktörü etkili olmuştur. Son yıllarda izlenen ekonomi politikalarımız iç tüketim ve inşaat ağırlıklı olup ucuz borçlanmalarla finanse edilince döviz ihtiyacımız Covid-19 sonrası yaşanan gelişmelerle daha da arttı. Son iki yılda ise gerek BDDK gerekse Merkez Bankasınca izlenen hatalı para politikaları (bağımsızlığını yitirmiş düzenleyici kurumlar nedeniyle) sonucu brüt ve net döviz rezervlerimiz her geçen gün eriyor. Yabancı çıkışı sadece son dört ayda 8,5 milyar doları aştı. Swap yükümlülüklerini de dâhil ettiğimizde son yılların en düşük net rezerv dönemlerini yaşıyoruz.

Bir diğer konu reel sektörün döviz borcu. Son iki yılda 53 milyar dolar borç ödenmesine karşın halen yüksek seviyelerde ve ödeme için dövize ihtiyaç var. Özel ve kamu toplam Türkiye’nin 69 milyar doları aşan borç servisi mevcut. Piyasaların canlanacağı beklentisi ile cari açığımızın tekrar gündeme gelmesi muhtemel Turizm gelirlerinin önemli ölçüde azalacağı, petrol fiyatlarının tekrar 35 doların üzerine doğru seyrettiği ortamda döviz dengeleri aleyhimizde gelişecek. Zira ihracattaki azalma ithalattaki azalmadan çok fazla. Ekonomik canlanma ve döviz kuru seviyeleri ithalatı son zamanlardaki arttırılan gümrük vergilerine rağmen yükseltecek.

Yukarıda özetlenen döviz pozisyonlarının zayıflığı Türk Lirasının içeride dalgalanmasına neden oldu ve Dolar/TL 7,24’lere kadar yükseldi. Ancak son zamanlarda ekonomi yetkililerinin G-20 ülkeleriyle swap görüşmelerinin yapıldığını açıklaması, piyasalarda Hazine’nin yalanladığı İngiltere ve Japonya ile swap anlaşması yapılacağı haberleri ile Katar’la mevcut 5 milyar dolar swap limitinin 15 milyar dolara çıkarıldığı haberi, Dolar/TL fiyatının geri gelmesine neden oldu. (Perşembe günü / Dolar/TL 6.78)

Gelelim esas konuya; swap anlaşmaları istenilen ölçüde yapılsa bile “Mevcut sorunlarımızın çözümü için yeterli mi?” sorusunun cevabına. Bilindiği üzere swap anlaşmaları dövize ihtiyacı olan ülkelerin kendi yerel paralarını verip diğer bir ülkeden döviz alıp belli bir vadeyle takas yapma işlemidir. Genellikle kısa vadelidir. Sonunda yerel paranızı teslim alır, aldığınız dövizi iade edersiniz. Kuşkusuz yaşanan zayıf rezerv pozisyonu ortamında bu tür anlaşmaların (örneğin FED, AMB, BOJ gibi rezerv parası olan ülkelerle) geçici de olsa rahatlama yapacağı açıktır. Katar ile yapılan anlaşma, parası rezerv para olan ülkeler ile yapılan anlaşmalar gibi sonuç vermeyecektir. Bu durumda sadece Merkez Bankası bilançosu daha iyi bir görünüm elde eder. Ancak önemli olan sizin makroekonomik sorunlarınıza ilişkin ne yaptığınızdır. En son değerleme kuruluşu FITCH 3 Türk Bankasının (Garanti, Ziraat, Vakıfbank) görünümünü durağandan negatife çevirip Halk Bankası’nın notunu da düşürürken gerekçesini “ülkenin zayıf rezerv pozisyonunu yansıtması” olarak açıkladı. Rezervlerinizi sürdürülebilir olarak arttırmak için orta ve uzun vadeli bir program yapmazsanız (Hatta B planlarını da içerecek şekilde) sadece swap anlaşmaları ile uzun vadede rahatlatıcı çözümler yaratamazsınız.

Kambiyo rejiminde 30 yıl önceki TL’nin konvertibilitesi için başlattığımız yolu kendi kendimize sabote ediyoruz. Yurtdışı TL çıkışını kapatarak, işlem yasaklarını bir koyup bir kaldırarak (Eurocelear ve Clearstream takas kuruluşlarına 18 Mayısta getirilip 20 Mayısta kaldırılan işlem yasakları gibi), yurtdışı kaynaklı 3 bankaya bir bacağı TL diğer bacağı döviz olan işlemleri önce yasaklayıp kısa süre sonra bu yasakları iptal ederek TL konvertibilitesini iyice yok ediyoruz. Swap anlaşmalarını yapmanın amacı TL’nin dışarıya çıkışını kolaylaştırmak iken biz bunun aksine önlemler almaya çalışıyoruz. Bunun sonucunda da küresel ödemelerde 2017 yılındaki binde 2,5 payımızı 2019 yılında azaltmayla sonuçlandırarak dünya ödeme ligindeki 20. sıramızı Şili’ye kaptırıyoruz. (Uğur Gürses 20 Mayıs YETKİN REPORT)

Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak uzun vadede bu yöntemlerle süreklilik kazanıldığı görülmemiştir.

KATAR SWABI VE TÜRKİYE’NİN DÖVİZ İLE İMTİHANI…

Türkiye, 2018’den beri Türk Lirasının hızı değer kaybetmesi başta olmak üzere, yüksek işsizlik, küçülen ekonomi, yüksek enflasyon gibi sorunları vardı. Coronavirüs salgını dönemine zaten çok bozulmuş olan ekonomik göstergelerle yakalanması ülke riskini artırdı.

Salgın ile birlikte dünya ekonomilerinde yaşananlar Türkiye’nin mevcut sorunlarının daha fazla büyümesine yol açtı. En önemli sorunlardan birisi de döviz cephesinde yaşanıyor.
Türkiye, coronavirüs salgınının yarattığı likidite sorununun hafifletilmesi amacıyla ABD Merkez Bankası'nın (Fed) genişlettiği swap hattına dahil olmak ve diğer başka ülkelerle swap hattı açmak için görüşmeler yürütüyor. Yapılan görüşmeler sonucunda Katar ile yaklaşık iki yıldır var olan swap anlaşmasının kapsamı genişletildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) yapılan açıklamada Katar Merkez Bankası ile 17 Ağustos 2018'de imzalanan ikili para takası (swap) anlaşmasının güncellendiği belirtildi. Açıklamaya göre swap anlaşmasının tutarı 5 milyar dolar karşılığı Türk Lirası ve Katar Riyali'nden 15 milyar dolar karşılığı Türk Lirası ve Katar Riyali'ne yükseltildi. Bu anlaşmanın temel hedefinin yerel para birimleri üzerinden gerçekleştirilen ticareti kolaylaştırmak ve iki ülkenin finansal istikrarına destek sağlamak olduğu vurgulandı. Buna göre, Türkiye'nin 10 milyar dolar değerinde Katar Riyali alarak Merkez Bankası rezervine dahil edeceği, Katar Merkez Bankası'nın da 10 milyar dolar değerinde Türk Lirası'nı rezervlerine alacağı belirtildi.

Katar Riyali uluslararası piyasalarda “rezerv para” olarak görülmüyor, ancak Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini yükseltmiş oluyor. Swap anlaşmasıyla birlikte döviz kurlarındaki gerileme bir miktar azaldı. Türkiye Katar dışında da İngiltere, Çin ve Japonya ile döviz takası anlaşması görüşmeleri yürütüyor.

Katar'la 17 Ağustos 2018'de 3 milyar dolar olarak yapılan swap anlaşması geçen yıl 5 milyar dolara yükseltilmişti.

SWAP NEDİR?

Finansal piyasalardaki takas işlemlerini tanımlamak için kullanılan 'swap' iki tarafın bir varlık veya yükümlülüğe bağlı olan nakit akışını aralarında değiştirmelerine deniyor. Taraflar swap işlemleriyle faiz oranları ve döviz kurlarındaki değişimler nedeniyle ortaya çıkan riskleri en aza indirmeyi hedefliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, 83 milyonu ilgilendiren hayat pahalılığı konusunu masaya yatırdı. İşte uzmanların görüşleri...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son...

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının...

Salgından en çok etkilenen kesimin şehir varoşlarında yaşayanlar, gecekondu mahallelerinde oturanlar ve Suriyeli göçmenler olduğu görülüyor. GÖZLEM konuyu masaya yatır...

Yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, “TSK içinde yankısı büyük olan olayın karanlıkta kalan noktalarını” GÖZLEM okuyucuları için yazdı.

Olumlu tablonun kahramanlarından olan sağlık çalışanlarına yapılan “mali destekte ortaya çıkan adaletsiz tablo” tepkilere yok açtı. GÖZLEM uzmanlara sordu. Görüşler “t...

Bir taraf “Dünyada en iyiyiz”, öteki taraf “Gerçekler saklanıyor, gidiş olumsuz” algısı yaratmak için yarışıyor. Asıl soru; “Gerçek hangisi?”

Yazarlar
Website Security Test