Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bayramda yasak, haziranda sokak!

22.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Olumlu tablonun kahramanlarından olan sağlık çalışanlarına yapılan “mali destekte ortaya çıkan adaletsiz tablo” tepkilere yok açtı. GÖZLEM uzmanlara sordu. Görüşler “tepkilerin haklı olduğunu” ortaya koydu.

MEHMET KOCABIYIK

Türkiye'de Coronavirüs ile mücadelede “olumlu istatistiklere ulaşılırken”, Haziranda “yasak ve kısıtlamaların iyice yumuşayacağı normalleşme sürecinin ikinci dönemine girileceği” belli oldu.

Bir gün içinde kaydedilen “coronavirüs vaka sayısı” ilk kez 20 Mayıs günü 1000'in altına düşerek 972’ye indi. Bu tarihte 23 kişi hayatını kaybederken, iyileşenlerin sayısı ise bin 92 olarak açıklandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Virüsle artık şartları değiştirerek, daha özgür mücadele edeceğiz. Bayram günlerinde tedbirlere uyarsak sonrasında daha özgür olabiliriz" dedi.

Bu arada, “65 yaş üstü” vatandaşlara da, “1 ay dönmemek şartı ile”, memleketlerine gitme izni çıktı ve bu izinden on binlerce vatandaş yararlandı.

Haziranda ise, ülke ekonomisini canlandıracak yeni “iyileştirme uygulamalarına başlanacağı” ve “sokağa çıkma yasak ve kısıtlamalarının en aza indirileceğine dair” işaretler ortaya çıktı. Süper Ligde maçlar ise “büyük ‘zorunlu bir engel’ ortaya çıkmazsa” 12 Haziranda oynanmaya başlayacak.

Erdoğan’dan kontrollü sosyal hayat vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “kontrollü sosyal hayat” olarak adlandırdığı ve bayram sonrasını işaret ettiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Arife gününden bayramın son gününe kadar, 23-24-25-26 Mayıs tarihlerinde 81 ilimizin tamamında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır. İnşallah bayramdan sonra bu tür sınırlamalara ihtiyacımızın olmayacağı bir tabloyla karşılaşacağımıza inanıyorum. Evimizden dışarı adım attığımız andan yeniden evimize girene kadar, diğer insanlarla temasımızın olduğu her yerde maske kullanmayı alışkanlık haline getireceğiz. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkıp, kalabalığa karışmamak da çok önemlidir.”

Dünyadaki durum…

Dünyayı etkileyen coronavirüs (COVID 19) önlemleri kapsamında iki hafta öncesine kadar, yaşadığımız karantina önlemlerinin çok daha uzun süreceği, en azından yaz tatilinin sonuna kadar devam edeceği tahmin ediliyordu. Ancak birden hava değişti. Ülkelerin “ekonomiyi yeniden açma” düşünceleri gevşemeyi getirdi. Ülkelerin kısıtlama önlemlerini gevşetmeye başlarken, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) coronavirüsün hiçbir zaman yok olmayabileceği uyarısı geldi. İkinci dalga endişeleriyse büyüyor. Hatta üçüncü dalga endişesi de.

DSÖ Acil Durum Programı Direktörü Dr. Mike Ryan basın toplantısında “Bu virüs toplumda bir endemiye dönüşebilir” diyerek, “Virüs asla yok olmayabilir.” uyarısında bulundu. Ryan örnek olarak AIDS hastalığına yol açan HIV virüsü gibi birçok virüsün yok olmadığına işaret etti. Ancak zaman içinde virüsün vücuda olan etkisini yok eden ilaçlar geliştirildi ve toplum bununla yaşamayı bir şekilde öğrendi. Aslında ölüme sebebiyet verebilen virüslerden yalnızca çok azı, örneğin çiçek hastalığına yol açan çiçek virüsü, şimdiye değin yok edilebildi.

Türkiye’nin “salgınla mücadele başarısının kahramanları…

Salgınla mücadele kapsamında en iyi sınav veren ülkelerin başında Türkiye geliyor. Sağlık çalışanlarının süreç içerisinde verdikleri mücadele her fırsatta en üst kademeden dahi takdir gördü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 23 Mart’ta yaptığı açıklamada, salgın sürecinde büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarına üç ay boyunca tavandan performans ödemesi yapılacağını duyurmuştu. Ancak maaşlara yansıtılan ek ödemeler arasındaki adaletsizlik sağlık çalışanlarının tepkisine yol açtı. Bir uzman doktora 14-16 bin TL’lik bir ek ödeme yapılırken bir hemşireye ise 600-800 TL arası ödeme yapılacağı bildirildi. Bir başka haber ise üniversite ve araştırma hastanelerinden geldi. Maaşlarına 1 ile 5 kuruş arasında ek ödeme yatırılmasına isyan eden üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde çalışan sağlık emekçileri tepkilerini “Bir dakikalık alkış” eylemi yaparak gösterdi.

Sağlıkçılar: “Hakkınız ödenmez dediler, ödemediler”

Sağlık çalışanları bu işin bir ekip işi olduğunun altını çizerek ek ödemelerin tüm emekçileri kapsamasını gerektiğini belirterek İzmir’de, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası İzmir Şube Başkanı Özgür Aslan, basın açıklamasında, “Bizlere üç ay boyunca verileceği vaat edilen ek ödeme başlı başına bir adaletsizlik kaynağı olmuş, iş barışını bozmuştur. Onlarca sağlık çalışanını kaybettiğimiz, binlerce sağlık çalışanının COVID-19 ile enfekte olduğu şu günlerde sağlık çalışanlarına yapılan ek ödemeler hakkaniyetli ve adil değildir. Sağlık hizmetinin tüm birimlerinde yürütülen sağlık hizmeti bir ekip işidir.” dedi.

Katip Çelebi’deki açıklamada ise SES İzmir Şube yöneticisi Hülya Baran Ulaşoğlu, “İlk talebimiz ek ödemelerin tüm sağlık çalışanlarının taban ücretlerine yansıyacak şekilde düzenlenmesidir. Çıkıp bizi alkışlayan hükümet, maaşımıza yansıyacak temel ücret ve şu günlerde ayrım yapmadan herkese birer maaş verirlerse biz de onları alkışlayacağız.” dedi. Hastane çalışanları “Sadece hakkımızı istiyoruz” diyerek imza kampanyası başlattı.

“TALEBİMİZ 3 AYLIK ‘ADALET’SİZ ÖDEME DEĞİLDİR”

Prof. Dr. Funda Barlık Obuz (İzmir Tabip Odası Başkanı) –Bizlere üç ay boyunca verileceği vaat edilen ek ödeme başlı başına bir adaletsizlik kaynağı olmuş, iş barışını bozmuştur. Sağlık çalışanlarının asıl talebi üç ay sürecek adaletsiz ek ödeme değil, güvenceli çalışma ve güvenli gelecek için, insanca yaşam için temel ücret artışıdır.

Onlarca sağlık çalışanını kaybettiğimiz, binlerce sağlık çalışanının COVID-19 ile enfekte olduğu şu günlerde sağlık çalışanlarına yapılan ek ödemeler hakkaniyetli ve adil değildir. Oysaki sağlık hizmet alanının tüm sıkıntılarını sırtlayan sağlık ekibi üyeleri, bulaşıcı hastalık riskinin olduğu şu günlerde, hizmet bilinci ile topyekün görevlerinin başındadır. Sağlık hizmetinin tüm birimlerinde yürütülen sağlık hizmeti bir ekip işidir. Sağlık hizmeti, klinik destek personelleri ve temizlik işçilerinden asistan ve uzman hekimine ve öğretim üyesine, ebe ve hemşirelerden paramediklere, ambulans şoföründen her birimdeki tekniker ve teknisyenlerine, güvenlik görevlilerine; psikoloğundan, eczacısından sosyal hizmet emekçilerine, sekreterinden idari-teknik tüm personellerine bir bütün olarak sağlık çalışanlarının görev paylaşımı ve iş birliğiyle yürütülmektedir. Ekip üyelerinin sorumlulukları birbirinden daha önemli sayılamayacağı gibi, her biri ekibin olmazsa olmazları ve birbirinin tamamlayıcısıdır.

Performans sistemi baz alınarak yapılan ek ödemeler ne yazık ki büyük bir adaletsizliğe neden olmuş, birçok sağlık çalışanı da bu ödemeden yararlanamamıştır. Sağlık Bakanlığı “müjde, ödül” olarak isimlendirdikleri ek ödemeyi ne yazık ki adaletsiz bir şekilde dağıtma seçeneğini seçmiş; sağlık çalışanlarının yıllarca özlük hakkı ve insanca yaşama yetecek maaş taleplerini kulak ardı eden iktidar şov yaparcasına tüm sağlık çalışanlarına ek ödemeleri tavan olan %100 üzerinde yapacağını ilan etmiştir. Çok geçmeden herkese değil, bazı çalışanlara %100, bazılarına %55 ek ödeme vereceklerini ilan edilmiş, ardından “herkes için eşit risk yok, o yüzden herkese eşit ödeme yapamayız”, diyerek sağlık çalışanlarını rencide ettiği gibi; vaatlerini de reddetmiştir.

Artık coronavirüs her yerde ve ayrım yapılmaksızın bütün sağlık çalışanları için bulaş riski söz konusu. Bu nedenle sağlık çalışanları arasında yapılan ayrımcılığa derhal son verilmeli, COVID-19 pandemisiyle mücadelede görevlerinin gerektirdiği her yerde hizmet yürüten tüm sağlık çalışanları adı geçen ek ödemeden adil olarak yararlandırılmalı ve Covid-19 iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir.

“SAĞLIK PERSONELİ VE ÖZLÜK HAK TALEPLERİ…”

Zeki Hozer (Dr.) -Pandemi kuşkusuz olağandışı bir çalışma prosedürü yarattı. Sadece sağlık sektörü değil güvenlik, kişisel hijyen, çevre bakım ve temizlik işkolları ile ulaşım ve gıda temini sektörü öncelikli ve desteklenmesi gereken hizmet odakları olarak dikkat çekti. COVID-19 gibi küresel bir pandemi döneminde, bu sektörler başta olmak üzere özeller de dâhil işletmelerin hizmet üretiminde sosyal inisiyatif ve kamu fonlarından destek gerekliliği ortaya çıktı.

Bu konu, sağlık çalışanlarının pandemi sürecinde bir ücret beklentisi olarak algılanmamalıdır. Özünde kronikleşen ve pandemi öncesi de dile getirilen özlük hakları ile ilgilidir. Örneğin, doktor dışındaki 4/B sözleşmeli sağlık personelleri kadrolu olmak istiyor. Sağlık Bakanlığı’nda görev yapan sağlık personelleri 3 yıl sonra kadrolu olabiliyorken YÖK’e bağlı üniversitelerde görev yapan personeller süresiz sözleşmeli olarak çalışmaya devam ediyor. 4A-4B sözleşmeli kadro ayrımı kalksın, herkesin güvenceli işi olsun istiyorlar. Ek ödeme değil emekliliğe yansıyacak bir temel ücretlendirme talepleri var. Bazı işkollarında uygulanan 5 yıla 1 yıl şeklinde yıpranma tazminatının üzerinde duruyorlar. Geçen senelerde çıkan, kamudan emekli doktorlara verilen ek ödemenin Özel Sektör çalışmasına müteakip emekli olan doktorları da kapsamasını arzuluyorlar. Özetle, sağlık personeli gerek ek ödeme sisteminde, gerekse özlük haklarında adaletli bir ücret sisteminin uygulanması isteklerini dile getiriyorlar.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak ...

Yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, “TSK içinde yankısı büyük olan olayın karanlıkta kalan noktalarını” GÖZLEM okuyucuları için yazdı.

Bir taraf “Dünyada en iyiyiz”, öteki taraf “Gerçekler saklanıyor, gidiş olumsuz” algısı yaratmak için yarışıyor. Asıl soru; “Gerçek hangisi?”

Türkiye’de muhalif siyasetçiler ve gazeteciler, “mafya babaları, sivil milis heveslileri, partili gençlik grupları ve parti yöneticilerinin tehditlerine maruz kalırken...

Türkiye de “normalleşme sürecine giren” ülkeler arasında. Ama tedbirler sürüyor. “2 gün yasaklı + 2 gün kısıtlamalı” bir hafta sonu + hafta başı yaşayacağız.

Diyanet İşleri Başkanı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı “yargı koruması” altına alındı. Gazetecilere, Barolara soruşturma ve “haberleri engelleme” kararları üst ü...

Nisan ayında ihracat yüzde 41 azalırken, sanayinin öncü göstergesi İmalat PMI 14,7 puan düştü. Talepteki daralmaya rağmen tüketici fiyatları (TÜFE) yüzde 0,85, üretici...

Yazarlar
Website Security Test