Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sorunun çözümü: “Dolar” bulmak

8.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Nisan ayında ihracat yüzde 41 azalırken, sanayinin öncü göstergesi İmalat PMI 14,7 puan düştü. Talepteki daralmaya rağmen tüketici fiyatları (TÜFE) yüzde 0,85, üretici fiyatları da yüzde 1,28 arttı. Dış ticaretindeki bozulma kaynak ihtiyacını da artırıyor. Türkiye, ABD ve G-20 ülkeleri ile “swap hattı” kurma girişimini sürdürüyor.

Türkiye’de Covid-19 salgınının zirve yaptığı Nisan ayında ekonomik verilerdeki bozulma belirginleşti. Salgının dış ticaretten, enflasyona, işsizlik artışından, üretimin düşmesine kadar her alanda faturası giderek artıyor. Süreçten birçok sektör büyük yara aldı. 11 Mart’tan itibaren çok sayıda işletme kapısına kilit vurmak durumunda kaldı, üretim bazı sektörlerde durma noktasına geldi. Bu dönemde birçok işletme çalışanlarıyla ya yolunu ayırdı ya da ücretsiz izne gönderdi. Bu da işsizliği artırdı. Nisanda talep daralmasına rağmen enflasyon, gıdadan beslenerek artarken, dış ticarette ciddi oranda düşüş yaşandı.

Salgının dış ticarete nisan faturası ağır oldu. İhracatın iki aylık kaybı 9,3 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere göre Nisan ayında ihracata kayıp yüzde 40’ı aşarken, ithalat yüzde 30 daraldı. Genel Ticaet Sistemi (GTS) kapsamındaki ihracat yüzde 41,4 azalarak 9 milyar dolara, Özel Ticaret Sistemi'ne (ÖTS) kapsamındaki ihracat da yüzde 41,6 düşüşle 8,4 milyar dolara geriledi. Nisan ayında GTS kapsamındaki ithalat ise yüzde 28,3 düşüşle 13 milyar dolara indi. Türkiye İmalat PMI da tarihi rekor seviyeye düştü. PMI Nisan ayında bir önceki ayın 14,7 puan altına inerek 33,4’de düştü. Endeks küresel finansal krizin en ağır etkilerinin hissedildiği Ocak 2009'da 32,9, Şubat 2009'da 33,4 değerini almıştı.

Milyar dolarlık sektör kalmadı

GTS hesabına göre Nisanda 1 milyar dolar sınırında ihracat yapan sektör kalmadı. Mart ayının ikinci yarısı ile Nisan ayında ihracat durma noktasına geldi. İhracatın 2 aylık kaybı 9,3 milyar dolara ulaştı. İhracatta en büyük darbeyi lokomotif sektör olarak görülen otomotiv ve hazır giyim sektörleri aldı. Otomotiv sektöründe nisanda sadece 518 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Nisan ayında ihracattaki kayıp otomotivde yüzde 77’ye, hazır giyimde yüzde 62’ye ulaştı.

Enflasyonda ise talep tarafındaki daralmaya ve petroldeki düşüşe rağmen aylık beklentilerin üzerinde artış yaşandı. Yıllıkta ise baz etkisi kaynaklı düşüşle yüzde 10,94 olarak gerçekleşti. Nisanda aylık TÜFE yüzde 0,85 oldu. Fiyatı en fazla artan ürün grupları temel gıda ile giyim ve ayakkabı oldu. Üretici fiyatlarında ise girdi maliyetlerindeki kur kaynaklı artışlar nedeniyle yüzde 1,28 ile daha yüksek oranda arttı.

Kaynak ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin dış ticaretindeki bozulma kaynak ihtiyacını da artırıyor. Ticaret Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere göre Nisan 2020’de Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’ya yapılan ihracatta ise düşüş daha fazla oldu. Fransa'ya ihracat yüzde 66 düşerken İspanya’ya yüzde 59, İngiltere’ye yüzde 57,7, İtalya’ya yüzde 51, Belçika'ya yüzde 48,8 ve Almanya'ya ihracat yüzde 25 geriledi.

Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri son 1 yılda yüzde 28 eridi. Salgınla mücadele için IMF’den kredi talebinde bulunmayan Türkiye, ABD ve G-20 ülkeleri ile “swap hattı” kurma talebine ise henüz olumlu yanıt yok.

Ekonomistler, Türkiye’nin yakın zamanda dış kaynak bulamaması halinde 7 TL’yi aşan dolar kurundaki yükselişin süreceği görüşünde. Bununla birlikte düşen ihracat ve kısa vadeli borçlar düşünüldüğünde, hükümetin henüz dış kaynak bulamamış olması ekonomideki kırılganlığı artırıyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's Türkiye'nin uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunu "B+" ve uzun vadeli yerel para birimi cinsinden kredi notunu ise "BB-" olarak teyit etti.

Brüt döviz rezervi yüzde 28 eridi

Merkez Bankası’nın dolar kurunun 7 TL’yi aşmaması için yüksek miktarda dolar satışı yaptığı iddiaları son dönemde sıklıkla dile getirildi. Piyasaya yapılan bu müdahalelere rağmen dolar kuru 1 Mayıs günü itibariyle 7 lira sınırını aştı. Mayıs ayına 7,04 lira ile başlayan Doları kuru, 09/04/2020 tarihinde 6,6211 lira ile son bir ayın en düşük, 07/05/2020 tarihinde ise 7,2500 lira ile son bir ayın en yüksek değerine ulaştı. Bu yılın başından beri TL, dolara karşı yüzde 16’ya yakın değer kaybetti. Uzmanlara göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2019’dan bugüne kadar net uluslararası rezervlerinde yaklaşık 65 milyar dolarlık artış olması gerekiyordu. Ancak açıklanan veriler, Ocak 2019 ile Mart 2020 arasındaki 15 aylık dönemde rezervlerin 65,7 milyar dolar eridiğini ortaya koyuyor. TCMB'nin açıkladığı son Haftalık Para ve Banka İstatistikleri'ne göre Merkez Bankası'nın brüt döviz rezervleri önceki hafta 1,3 milyar dolar düşerek 52,7 milyar dolara indi. Toplam rezervleri ise 1 milyar 464 milyon dolar azalarak 86 milyar 447 milyon dolara geriledi.

Swap nedir?

Finansal piyasalardaki takas işlemlerini tanımlamak için kullanılan ’swap’ iki tarafın bir varlık veya yükümlülüğe bağlı olan nakit akışını aralarında değiştirmelerine deniyor. Taraflar swap işlemleriyle faiz oranları ve döviz kurlarındaki değişimler nedeniyle ortaya çıkan riskleri en aza indirmeyi hedefliyor.

“DÖVİZİN VARLIĞI DA YOKLUĞU DA TÜRKİYE’NİN YUMUŞAK KARNIDIR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –Döviz; varlığında da yokluğunda da Türkiye'nin yumuşak karnı olmuştur. 2014'e kadar bol sıcak para girişi, rehavete soktu. TL değer kazandı, üretimde ithal girdi oranı arttı. Girdi ithalatını finanse etmek için dış borçlanma hızlı arttı. Bol sıcak para girişi, dalgalı kur politikasının ödemeler dengesinin otomatik dengeye getirme özelliğini çalıştırmadı. Kontolsüz para hareketleri ve hukukun üstünlüğünde geri düşmemiz nedeniyle tasarrufların yurt dışına çıkışı hızlandı. Dolar ve TL çift para olarak kullanıldı. Dolarizasyon MB para ve faiz politikasında enflasyon hedeflemesinde başarısız olmasına neden oldu. Son üç yıldır, takke düştü kel göründü. Sıcak para çıktı, doğrudan yabancı sermaye yatırımları durdu, tersine bazı yabancı firmalar ve özellikle bazı yabancı bankalar çıkıyor. TL'nin düşük değerde olması, ithalatın azalmasına ve ihracatın artmasına neden olmalıydı, olmadı… Çünkü ithal ikame yatırımları için güven ortamı yoktur. İthalat yapamazsak, üretim yapamayız.

Döviz sorunu, dış borç riskini artırdı. Türkiye'nin dış borçlarının milli gelire oranı yüksek değil fakat fert başına gelir artışı ve döviz kazanma potansiyelimiz düşük olduğu için temerrüt riski yüksektir. Bu riski için Türkiye'nin beş yıllık tahvillerinin uluslar arası sigorta risk primi olan CDS'ler bir göstergedir.
Mart ayı küresel kriz ayı olduğu için dış talep azaldı ihracatımız da azaldı. Ama önceki aylarda da ihracatımız azalmıştı. Bunun nedeni ihracatta kullanılan ithal girdi payının yüksek olmasıdır. O kadar ki bu pay bazı sektörlerde yüzde 80'lere kadar çıkmaktadır. Bu şartlarda TL'nin düşük kalmasının rekabette etkisi de zayıflamış olmaktadır. İlave olarak Türkiye'de ihracat politikası yetersiz ve ihracat destekleri zayıf demektir.

Nisan ayında yıllık TÜFE oranı yüzde 10.94 oldu. Yıllık TÜFE oranı, işçi ve memurlar için önemlidir... Çünkü ücret ve maaşlar, satın alma gücünü korumak için bu orana göre artırılıyor. Ancak bu oranlar TÜİK'in harcama sepetindeki oranlara göre oluşturulmuş, zengin ve fakirin ortalamasıdır. TÜFE sepetinde en önemli harcama gurubu gıda ve alkolsüz içeceklerdir. Gıda ve alkolsüz içeceklerin TÜİK'in harcama sepeti içindeki payı yüzde 22.77'dir. Gıda ve alkolsüz içeceklerin yüzde 10,94 olan enflasyona katkısı yüzde 2.57 puandır. Ne var ki, gıda ve alkolsüz içeceklerin (Musluk suyu içemeyeceğine göre) düşük gelir guruplarının harcama sepeti içindeki payı en az yüzde 40'tır. Bu orana göre gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyona katkısı daha yüksek 4.51 yüzde puan olacaktır. Özetle; mutfak enflasyonu da dediğimiz düşük gelir guruplarının geçinme enflasyonu açıklanan enflasyondan 1.13 yüzde puan daha yüksektir. İşçi ve memura, ortalama TÜFE oranında zam yaparsanız birde büyümeden pay vermezseniz bu kesimin satın alma gücü düşmüş olur. Gelir dağılımı bozulur.

“ÇIKIŞ YOLU İHRACATTADIR, SWAPTA DEĞİL!”

Dr. Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Türkiye ihtiyaç duyduğu dövizi kendisi kazanmalıdır. Bunu daha çok üretim ve daha çok ihracatla yapabilir. Türkiye hala ekonomisini ayakta tutacak boyutta ihracatını artırma imkanına sahiptir. Sizinle geçen sene Ağustos ayında yaptığımız görüşmede de Türkiye’nin döviz açığının bu noktalara gelmemesi için halkın ve özel sektörün bir şey yapamayacağını ama devletin yapacak çok şeyininin olduğunu söylemiştim. Şimdi zaman bitiyor, çünkü dövizin tükenmesi ile ekonomi maalesef üretemez bir noktaya gelebilecek. İhracatımızdaki düşüş çok büyük boyutlara ulaştı. Bu düşüşte dünya ekonomisinin tabi ki etkisi var. Ancak Türkiye’nin dünya dış ticaretindeki payı sadece binde 8 mertebesindedir. Türkiye bunu çok kolaylıkla artırabilirdi. Bu gün geldiğimiz noktada binde 8 mertebesinde bile değiliz. Türkiye’de ihtiyaç duyduğu dövizi ihracatla karşılayacak kapasite var. Çünkü ekonomide covid krizi öncesinde dahi yüzde 30 mertebesinde atıl kapasite vardı. Bu atıl kapasiteyi bu statik enerjiyi harekete geçirmek üretip ihracata yöneltmek gerekiyor.

Bizim iktisatçılarımız belki bir iki senedir ihracatı hiç konuşmuyorlar. Sadece gelen borçları ödemek için ilave yeni borcu ya da sıcak parayı nerede buluruz derdindeler. Bu ne ölü toprağıdır, bu ölü toprağını artık atmak lazım. Türkiye dövizini kazanmalıdır. Bunun için de daha çok üretim ve ihracat yapmalıdır. Bugün dolar 7 liranın üzerine çıktı. Devletin yapacaklarından ilki ihracatçıya dövizi geldiğinde kur aşağıya düşmüş dahi olsa Merkez Bankasının o dövizi ihraç tarihindeki kurdan bozacağı güvencesini vermelidir.

Bu bile ihracata teşviktir. Bu gün pek çok İhracatçı bu gün karlı olsa dahi döviz bu seviyede kalmazsa ne yaparız diyerek ihracat yapmaktan çekiniyor. Çünkü “future” işlemleri pahalı!

İhracat başka desteklerle de teşvik edilebilir. Çıkış yolu ihracattadır, Swapta değildir, IMF’den ya da başka bir kurundan borç bulmakta değildir. Swaplarla kendini aldatmakta değildir. Faizleri arttırarak sıcak para tefecilerine davetiye çıkarmakta değildir.

Çıkış dünya ticaretinden daha fazla pay almaktadır. Türkiye bugüne kadar gitmediği ülkelere gitmeli, bu güne kadar satamadığı ihracat ürünlerini satmak için yeni bir ihracat seferberliği başlatmalıdır! Çünkü bugün gelinen kur seviyesinde eskiden zarar edilecek ihracat bu günkü döviz fiyatları ile karlı hale gelmiştir.

İhracat artarsa üretim de, istihdam da artar. İstihdam artarsa iç talep de artar piyasalar açılır! Bunu hala yapabiliriz, ama vakit daralıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Faiz düşürerek, döviz fiyatını ve enflasyonu düşürme” hedefi tutturulamadı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; “sebebi ve çareyi” uzmanlara sordu. İşte görüşler…

Türkiye’nin Sarraj hükümetine destek verdiği Libya’da Sirte ve Cufra’ya yönelik operasyon planları nedeniyle bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Ulusal Mut...

Türkiye genelindeki neredeyse bütün baroların karşı çıktığı “çoklu baro” düzenlemesinin büyük bölümü gazetemizin baskıya verildiği saatlerde (Cuma / saat 18.00) Türki...

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) coronavirüs salgınının yavaşladığına dair elde bir işaret olmadığını açıkladı. Virüsün hava yolu ile bulaştığı yönündeki çalışmalar son dönem...

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Yazarlar
Website Security Test