Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Uzaktan Eğitim’in ilk günündeki skandalların hesabını kim verecek?

27.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı programların “Pedagojik” açıdan çocuk psikolojisinde yaratacağı sorunların göz ardı edildiğine dikkat çekiyor.

MEHMET KOCABIYIK

Analar ve babalar, öğrencilerle beraber izledikleri derslerin aralarına konulan animasyonlara büyük tepki gösterdi. “İdam ve kafa kesme sahneleri, ilahi dinletileri” konusunda, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Sisteme zarar veren bu görüntülerden “rahatsız olduğunu” söylemesi ve “Gözden kaçırmışım, güvendim, denetlemedim” demesine karşılık vatandaş soruyor: “Bakan’ın bunlardan nasıl haberi olmaz?”

Kamuoyunda da, Bakanlık bürokratları ile TRT yetkililerinin “ne yapmak istedikleri” sorgulandı ve tepkiyle karşılandı.

İlk gün neler oldu?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın coronavirüs salgınına karşı alınan önlemler kapsamında uygulamaya koyduğu “uzaktan eğitim” programı tartışmalarla başladı.

Ortaokullulara verilen ilk ders gününde ders aralarına “eski başbakanlardan Adnan Menderes’in idam edilmesi ile” ilgili bir animasyon konuldu.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “zararlı ve rahatsız edici bulduğu” skandalları ekranlara çıkaran Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim uygulamasında ilkokul öğrencilerine “kafa kesme” sahnesi izletilmesiyle bir skandal daha ortaya çıktı. İlkokul 4’üncü sınıf öğrencileri için gösterilen “Selahaddin Eyyubi animasyonunda” görüntü bütün detaylarıyla verildi. Verilen sahnede, Fatımi hükümdarının öldürülmesi anlatılırken kafa kesme sahnesi detaylarıyla gösterildi. Ayrıca yine aynı animasyonda savaş sahneleri de detaylı bir şekilde izletildi.

Lise kanalını açanlar ise ilahilerle karşılaştı. "Ara nağme" denilerek lise öğrencileri için hazırlanan kanalda ilahi söylendi. Öğrencilerin “ilk ders” programındaseçmeli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine yer verilmesi ve süresinin fazla olması dikkat çekti.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan Twitter hesabından yaptığı paylaşımla, “Seçmeli din derslerinin fiilen zorunlu derse dönüştürüldüğünü bir kez daha kanıtlayan bir ‘uzaktan eğitim’ programı!” diyerek tepki gösterdi.

Eğitim İş Sendikası Hukuk İşleri Genel Sekreteri Maksut Balmuk ise “Talim Terbiye Kurulu’nun onayladığı müfredatta böyle bir ders içeriği yok. EBA’da ders içeriklerinde siyasi, ideolojik yayın yapılıyor. Ortaokul öğrencilerine, idam görüntüsü izlettirmek zaten corona virüsü nedeniyle moralleri bozuk olan çocukları daha da olumsuz etkiliyor. Ders içeriklerini, sendika olarak dikkatle izliyoruz. Çok sayıda dini içerik yüklendiğini hatta Diyanetin hazırladığı görüntülerin de yayınlandığını görüyoruz. Mevzuat aykırı ve müfredat dışı eğitim verilmesine karşı hukuki olarak EBA derslerini takibe aldık” dedi.

“RTÜK yasasına aykırı”

Veliler yayına tepki gösterirken, CHP RTÜK Üyesi İlhan Taşçı RTÜK Yasası’nın “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin zihinsel gelişimine zarar verebilecek türde" yayınların ekranlarda yer alamayacağını hüküm altına aldığını belirtti. Taşçı, “TRT EbaTV’nin ortaokul öğrencilerine Adnan Menderes’in idam görüntülerini izletmesi RTÜK yasasına aykırıdır ve suçtur. Bu suç, başta TRT Genel Müdürü olmak üzere yayında sorumluluğu bulunan herkesi bağlar. Çocukların zihnini bulandırmaya kimsenin hakkı yok” diyor.

Bakanlık soruşturma başlattı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, tepki çeken görüntülerle ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. “Ben de rahatsız oldum” diyen Selçuk, “Bir haftada üç yeni kanal kurup içeriklerini hazırlamak için ben ve ekibim büyük bir gayretle çalıştık. Dersleri merkez alarak yüzlerce çekimin tamamını kontrol ettik. Bu yoğun süreçte, üzülerek ifade ediyorum ki, görev dağılımında kendilerine güvenerek denetleme ihtiyacı duymadığım ekibin hazırladığı etkinlik saati görüntülerini ben de onaylamıyorum ve çocuklara uygun olmadığını düşünüyorum. Nasıl ki okullarımızdaki içeriklere hassasiyet gösteriyorsak, yayınlara da göstereceğiz. Hepimiz için yeni ve zorlu bir süreç. Bu konuda sizlerin de anlayışınızı rica ederim. Gözden kaçırdığım birkaç dakikalık bir görüntünün üzerine titrediğim sisteme verdiği zararı konuşuyor olmanın ne kadar rahatsız edici olduğunu anlatamam.” dedi.

Selçuk'un yaptığı açıklamanın ardından söz konusu görüntülerle ilgili sorumluluğu olan görevliler hakkında soruşturma başlatılması talimatını verdiği, bunun üzerine de soruşturma başlatıldığı bildirildi.

"GÜZEL, MUTLU, SAĞLIKLI BİR TÜRKİYE 'EĞİTİMİN' İÇİNDEDİR"

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Demokratik, laik bir Cumhuriyet’i benimsemiş bir eğitim sisteminin yerine bir başka eğitim sistemini uygularsanız; o eğitimle Türkiye’yi bir düzlüğe çıkaramazsınız. Türkiye’nin eğitim sistemi kuruluşunda, akla ve bilime dayalıdır. Aklın ve bilimin olduğu yerde totemler, tabular yoktur. Araştırmaya dönük; aklı ve bilimi olan eğitim, bilimle doğru hareket eden eğitim Cumhuriyet’in karakteridir. Siz bunun dışında kalmış, çağdaşlıkla ve çağdaşlaşmayla hiçbir yakınlığı olmayan çağın dışında kalmış bir eğitimi çocuklara vermeye çalışırsanız, bu milletin çöküşünü hazırlarsınız.

Çağ; akıl ve bilim çağıdır. Aklın ve bilimin ürettiği teknolojiden uzak bir eğitim Türkiye’yi çağdaş yapamaz. Bakınız, evrensel boyutlarda uzunca zamandır; matematik, fizik, kimya, biyoloji, Türkçe konularında sınıfta kalıyoruz. Hal bu iken çocuklarımıza verilen eğitimin yanlış olduğunu söylemeye mecburum. Medresenin kapısından bilim girmedi ve Osmanlı çöktü. Batı’nın aklı Osmanlı’nın bilek gücünü yendi ve Osmanlı çöktü. Bilek gücü mü? Akıl gücü mü? Hangisine itibar edeceğiz? Cumhuriyet’i kuranlar akıl gücüne itibar ettiler. Ve bu aklı da bilim gücüyle birleştirdiler.

Hayatta geçerliliği olmayan, geçmişte kalan, geleceği hiçbir şekilde yönlendirmeyecek, unutulmaya mahkum dersler, hayatta sadece bilinenleri tekrar ederek yaptırılan ezberlemeler eğitim olamaz. Eğitim; yaratıcı, geleceği planlayan, üretimi teşvik eden ve çağın son teknolojisini yönlendirebilecek bir zekayı ortaya çıkarmalıdır. Eğitim, benim de içinde olduğum toplumumu huzurlu, güvenceli, mutlu yaşamasını temin eden en büyük güçtür. Güzel, mutlu, sağlıklı bir Türkiye eğitimin içindedir.

 

"DİN EGEMEN BİR TOPLUMUN ÇÖKMESİ KAÇINILMAZDIR"

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür ve Turizm Bakanı) –Olacak bir şey değildi ama oldu. Bu olay işin sadece bir sivilcesi, asıl hastalık daha derinlerde. Bakanı bu işin dışında tutuyorum çünkü bakanı tanıyorum ve çağdaş bir insan olduğunu biliyorum. Kendisi de zaten bu işin yanlış olduğunu söylüyor. Ama bu işin başka bir tarafı da Bakan, Bakanlığına egemen değil kısmı ki bu da zaten bilinen bir şey. Zannediyorum ki kendi kadrolaşmalarını sağlayamıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bütün iktidarlar için önemlidir ama ideolojik keskinliği olan iktidarlar için daha önemlidir. Bu iktidarın da kendi ifadeleriyle İslam’ı ideoloji haline getirme gibi bir amacı var. Fakat bu yaptıkları İslam dinine yazık etmektir İslam dinini çürütmektir. İktidarlara hizmet etme haline getirilmiş din amacının dışına çıkarılmış ve çürümeye mahkum bırakılmış olur. İdeolojik İslam, hükümetleri de, Türkiye’yi de çürütür. O bakımdan bu yaşanan olaylar hastalığın kendisi değil dışa vurumu olan küçük bir sivilcesidir. Hastalık maalesef çok daha derindedir.

İşin bir de başka yönleri var. Böylesine zor zamanlardan geçilen, insanların maneviyatının pandemi sebebiyle bozulduğu, insanların evlerine kapanmak zorunda kaldığı bir ortamda insanlar korku ve kaygı içerindelerken tutup bir Başbakan’ın idam sahnesi izletiliyor. Çocukların eğitim kanallarında gösterilenler, hangi pedagoji ile hangi bilim komitesi kararı ile bağdaşmaktadır. Yanlış üstüne yanlış; yanlış üstüne yanlış. Burada bakmak lazım bu yanlışı acaba kim yaptı? Bu yanlışı yapan yeterli ve gerekli cezayı alacak mı? İnsanlar böyle şeyler yapıyor ama her seferinde cezasız kalıyor. Buna karar veren ya da verenlerin bir an önce bulunup Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki işlerinden uzaklaştırmaları gerekmektedir.

Bütün bir ulusun psikolojik sıkıntılarının olduğu evlerinden çıkamadıkları bir dönemdeyiz. Öğrenciler de okullarına gidemiyorlar. Çocukları birkaç gün idare edebiliyorsunuz çünkü onlara tatil gibi geliyor. Ama sonra beni oraya götür buraya götür dediklerinde götüremiyorsunuz ve çocuklar da tatilde olmadıklarının farkına varıp okullarını özlüyorlar. Psikolojide katlanma diye bir şey vardır. Herkesin psikolojisi bu kadar bozuk durumdayken sen bu üzüntüyü ilahiyle birleştiriyorsun. Bu ilahilere bir hizmet değildir. Herkes evlerinde bir stres durumundayken bu eğitim kanalında nereden çıktı ilahi dedirtiyorsun ve insanları ilahilerden soğutma ihtimali yaratıyorsun.

Çağdaş bir toplumda, laikliğin olduğu iddia edilen bir devlet dokusunun içinde dinle ilgili bir konu verilemez. Neden verilemez? Çünkü bu toplum senin gösterdiğin dine inanmıyor olabilir ki bunun sayısı fazladır. Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz tamam ama inanış farklılıklarımız bulunuyor. Türkiye’de İslam dinine inanmayan büyük bir kesim de bulunuyor. Topluma zorunlu din dersi koyduğun yetmiyormuş gibi üstüne böyle bir tek ideolojiyle birleştiriyorsun. Bu zorunlu din dersinin sorumlusu Evren’dir öyle ki zorunlu din dersini Anayasa’ya bile koydurtmuştur. Tarihe bakın koskoca, zenginlik içerisindeki devletlere din egemen olduğunda çökmüşlerdir. Bir devlete din egemen olursa o devletim çökmesi kaçınılmazdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, 83 milyonu ilgilendiren hayat pahalılığı konusunu masaya yatırdı. İşte uzmanların görüşleri...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son...

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının...

Salgından en çok etkilenen kesimin şehir varoşlarında yaşayanlar, gecekondu mahallelerinde oturanlar ve Suriyeli göçmenler olduğu görülüyor. GÖZLEM konuyu masaya yatır...

“Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak ...

Yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, “TSK içinde yankısı büyük olan olayın karanlıkta kalan noktalarını” GÖZLEM okuyucuları için yazdı.

Olumlu tablonun kahramanlarından olan sağlık çalışanlarına yapılan “mali destekte ortaya çıkan adaletsiz tablo” tepkilere yok açtı. GÖZLEM uzmanlara sordu. Görüşler “t...

Yazarlar
Website Security Test