Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

BM’nin Suriye/İdlib’te “kesin ateşkes” çağrısı; Coronavirüs tehdidi mi var?

27.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İdlib’de son iki haftadır dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Moskova, bir süredir Türkiye’ye Soçi Mutabakatı ile İdlib’de üstlendiği görevi yerine getirmesini isterken, geçen hafta radikal gurupların saldırısıyla iki şehit verdik. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, coronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele amacıyla dünyanın en savunmasız savaş bölgelerinde insani yardım koridorları oluşturulabilmesi için küresel ateşkes çağrısı yaptı.

Rusya’nın İdlib’de Türkiye’ye “Radikal guruplara operasyon” yapması için baskı yaptığı ifade ediliyor. Türkiye’nin Soçi mutabakatında, İdlib'in etrafında bir kemer gibi 15-20 kilometrelik silahsızlandırılmış bölgedeki ağır silahların 10 Ekim 2018’e kadar çekilmesi. Terörist sayılan örgütlerin 15 Ekim’e kadar bu bölgeden çıkartılması. Ve 2018'in sonuna kadar Halep-Lazkiye ve Halep-Şam otoyolunun açılması” gibi görevler üstlenmişti.

Soçi’deki üçlü zirvenin ardından 3-4 Mart’ta Moskova`da Putin ve Erdoğan’ın başkanlık ettiği heyetler arasındaki müzakerelerden sonra Rusya ile Türkiye arasında imzalanan yeni bir metin var. Bunu takip eden günlerde sahada bazı hareketlilikler oldu. Türkiye ile Rusya bölgede ortak devriye operasyonu başlattı. Halep-Hama otoyolunun açılmasına dönük bir konuşlanma oldu ama yol radikal grupların engellemesi yüzünden açılmadı. Devriye mesafeleri kısaltıldı. Ardından 13 Mart’ta Rusya Türkiye ile koordinasyon içinde HTŞ’yi vurduğunu açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Covid-19 salgınıyla mücadele amacıyla dünyanın en savunmasız savaş bölgelerinde insani yardım koridorları oluşturulabilmesi için küresel ateşkes çağrısı yaptı. Guterres, video konferans yoluyla düzenlediği basın toplantısında, tüm dünyanın ortak bir düşman olan Covid-19 ile karşı karşıya kalmasına rağmen, silahlı çatışmaların ve savaşların halen devam ettiğini söyledi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen de, salgınla daha etkin mücadele edilebilmesi için Suriye'nin tamamında ateşkes çağrısında bulundu. Cenevre'de açıklamalarda bulunan Pedersen, Covid-19 hastalığının bölgedeki insanların tamamını tehdit ettiğini söyledi. Pedersen, Suriye savaşı süresince hastane ve tıbbi merkezlerin yok edildiğini ve ülkede tıbbi malzeme ve kalifiye eleman eksikliği olduğunu belirtti. Temsilci, özellikle iltica eden, yerinden edilen, tutuklu olan ve kaçırılan kimselerin tehlikeli koşullar altında yaşadığını kaydetti.

Pedersen, üç haftadır Türkiye ile Rusya arasında varılan ateşkesin mevcut olduğu İdlib'te her an şiddetin yeniden patlak verebileceği uyarısında bulundu.

“CORONAVİRÜS BELASI İDLİB'DEN KURTULMAMIZA VESİLE OLABİLİR Mİ?”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Dünyanın ve ülkemizin korona virüsü salgınıyla bunaldığı şu günlerde, İdlib'deki gelişmeler dikkatlerden kaçmaktadır. Ancak bölgedeki durum Türkiye için tehlike oluşturmaya devam etmektedir.

Soçi'de imzalanan mutabakat ile Türkiye'nin üstlendiği İdlib'te terörist unsurların temizlenmesi ve kontrol altına alınması sorumluluğu insani amaçlarla kabul edilmiş bir görevdi. Hedef, sivil halkın Suriye ve Rusya saldırıları sonucu hayatlarını kaybetmemesi ve Türkiye sınırına yeni bir yığılmanın önüne geçilmesiydi. Kurulan 12 gözlem noktası bu amaç doğrultusunda teşkil edilmişti. Ancak bu noktalardan altısı Suriye ve Rusya güçlerinin hakimiyet sağladığı bölgede kalmıştır.

Türkiye'nin 5 Mart 2020 tarihinde Moskova'da mutabakatın imzalanması sırasında Suriye Arap Cumhuriyeti isminin telaffuz etmesi dikkat çekici olmuştur. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Esad'ın bilgisi var mı?" sorusu da manidar bulunmuştur. Bu hususlar Türkiye'nin Suriye ile diyalog sürecine yaklaşabileceğinin işaretleri olarak kabul edilebilir.

M-5 karayolu Suriye birlikleri tarafından ele geçirilmiştir. M-4 otoyolunun açılması sorumluluğunu Rusya Türkiye'ye bırakmamış, kendisinin alacağını duyurmuştur. Bu durumda artık Türk gözlem noktalarının işlevi ortadan kalkmaktadır. Korona virüs salgını nedeniyle BM tarafından tüm taraflara yapılan ateşkes çağrısı da dikkate alınırsa Türk askerlerinin sınırlarımız gerisine çekilmesi isabetli olacaktır.

“BM’NİN ATEŞKES ÇAĞRISI KARŞILIKSIZ KALMIŞTIR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Coronavirüs üç ayda bütün insanlığı esir aldı… Emperyalist devletler ve onların taşeronları “demokrasi, insan hakları, özgürlük” maskesi altında, “mazlum insanları zalimlerden korumak” bahanesiyle hedeflerindeki ülkeleri yakıp yıkarken bu durumu hesaba katmadıkları anlaşılıyor. Oysa yıllar önce bilim insanları böyle bir tehlikenin ortaya çıkabileceği konusunda devletleri ve insanlığı çeşitli şekillerde uyarmışlardı.

Birleşmiş Milletler (BM)’in kuruluş amacı; bütün devletleri ve halkları insani değerlerde buluşturmak, barışı ve güvenliği sağlamaktır. Buna rağmen günümüzde 40’tan fazla ülkede savaşlar ve çatışmalar devam etmektedir. BM bu savaşların önlenmesi konusunda zamanında gerekli önlemleri alamamış, görevini yerine getirememiştir. Bu virüsün hedef gözetmeden bütün insanlığa saldırması, hızla yayılması ve çare bulmakta zorlanılması üzerine BM Genel Sekreteri “bütün savaşların durdurulması ve küresel ateşkesin sağlanması” zorunluluğunu ifade etmiş, ardından BM Suriye Özel temsilcisi Suriye genelinde “tam ve acil” ateşkes çağrısında bulunmuştur. Ancak aradan günler geçmesine rağmen BM’nin 193 üyesinden hiçbirisinin bu çağrılara yanıt vermediği, devlet yönetimleri üzerinde etkisi olan kurum ve kuruluşların, STK’ların, basının, üniversitelerin, bilim kuruluşlarının, çağrıları desteklemedikleri, dikkate bile almadıkları hayretle görülmektedir.

Savaşlar; insanlığın, dünyamızın ve hatta evrenimizin “bağışıklık sistemini” bozmuş; insani düşüncemizi, insani değerlerimizi, insanlık için mücadele yeteneğimizi elimizden almıştır. Savaştan uzak insanlar marketlere saldırarak ihtiyaç maddesi stoklarken ve ev hapsinden sıkılırken, savaş yaşanan ülkelerdeki masum insanlar; yıkıntılar arasında, en temel ihtiyaç maddelerinden yoksun ve son derece sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi vermekte, fırsatını bulanlar ülkelerinden kaçmaktadırlar. Devlet yapıları bozulmuştur, yönetimler vatandaşlarının -bırakalım sağlık hizmetini- ekmek, su, elektrik gibi en temel ihtiyacını bile karşılamaktan aciz durumdadırlar. Giden-gelenin, giren-çıkanın hesabının tutulamadığı bu sağlıksız ülkelerde korona virüsün kontrolsüz bir şekilde hızla yayılmakta olduğunu tahmin etmek zor değildir. Savaşlar nedeniyle dünya çapında nüfus göçü kontrol altına alınamayacak derecede artmıştır. Fırsattan yararlanan yasa dışı örgütler insan kaçakçılığını meslek edinerek kontrolsüz göçün artmasına katkı sağlamaktadırlar. Ülkelerin nüfus yapısını değiştirerek bölgeyi şekillendirmeye çalışan güçler buna göz yummakta, hedef ülke yönetimlerini teşvik etmektedir. Bundan en çok etkilenen, en çok göç alan ülkelerden birisi de bizim ülkemizdir. Savaşlar durdurulamadığı, göçler engellenemediği ve insanların yerinde kalması sağlanamadığı sürece insanlığa musallat olan bu virüsün yayılmasının önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ateşkesin sağlanması ve savaşlara ayrılan bütün kaynakların dünyamıza musallat olan bu salgınla mücadeleye yönlendirilmesi konusunda küresel çapta çaba göstermek, yönetimlere baskı uygulamak bütün insanlığın görevidir. Bu olmazsa, zaman içinde bu virüs zaten devletleri buna mecbur bırakacaktır. Ama gereksiz kayıplar engellenemeyecektir. Nitekim şimdiden 20 Fransa, 2 Hollanda askeri Litvanya’da korona virüse yakalanmış, ayrıca Fransa salgın nedeniyle Irak’ta görevlendirdiği bütün askerlerini geri çekme kararı almıştır.

Günümüzde savaşlar terör örgütleri kullanılarak yürütülmektedir. Dünyayı kendi çıkarlarına göre şekillendirme planları yapan güçlerin terör örgütlerine sağladığı silah, mühimmat ve finans desteği engellendiğinde savaşlar da hızını kaybedecektir. BM öncelikle teröre desteğin kesilmesi için çaba sarf etmelidir. Emperyalist güçlerse projelerinden ve teröre destekten vazgeçmeyecekler, hatta bu virüs salgınını fırsata çevirerek nüfuz alanlarını genişletmeye çalışacaklardır. Bu durumdan en çok hedefteki ülkeler etkilenecektir. Bunlardan birisi de bizim ülkemizdir. Bölgesel işbirliği sağlanabildiği, bölge kaynakları insani yardım için müşterek kullanıldığı ve insanlığın selameti için çalışıldığı taktirde bölge ülkeleri salgından ve bölünmeden kurtuluş fırsatı bulabilir. BM’nin ateşkes çağrısını desteklemesi gereken ülkeler; öncelikle savaşı topraklarında yaşayan ve tehdit altındaki ülkelerdir. Bu ülkelerin kaderine karar veren yöneticiler bile bu virüs karşısında güvende değildir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Konut; % 0,64, otomotiv; % 0,49, tüketici; %0,55, tatil; % 0,67 faiz oranları ve uzun vade ile kredilendirilirken, bir soru cevapsız kaldı; “Uzun vadeli, “ödemesiz” dö...

Meslek kuruluşlarının yapısını ve seçim sistemlerini değiştirme çabaları 2013’ten bu yana sürüyor. Yeni adıma karşı meslek odaları tepkili ve direnecek. GÖZLEM konuyu ...

1 Haziran’dan itibaren yaşam, sokaklar, caddeler, sosyal hayat eskiye dönerken, 65 yaş üstü ve 18 yaş altılara yasak sürüyor. Gözlem konuyu uzmanlara sordu, işte görüş...

George Floyd'un polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. Kaliforniya'dan New York'a, Minneapolis'ten Teksas’a birçok kent, ...

Gözlem, 83 milyonu ilgilendiren hayat pahalılığı konusunu masaya yatırdı. İşte uzmanların görüşleri...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son...

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının...

Yazarlar
Website Security Test