Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomimizdeki riskler de, enflasyon da nasıl azalsın?”

6.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, “2020 yılının kurtarılması için ne yapılması gerektiğini” uzmanlara sordu; işte görüşleri…

Yüksek işsizlik ve enflasyona rağmen Türkiye ekonomisi, 2019 yılı son çeyreğinde yüzde 6 büyüdü ve yılı yüzde 0,9 büyüme ile kapattı. Bu büyümede artan tüketim etkili oldu. Ancak Suriye ve Libya’daki çatışmalar, Rusya ile gerilim ve Coronavirüs tehdidi gibi etkenler, 2020'yi ekonomi için “riskli yıl” haline getirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) büyüme verileri incelendiğinde, ekonomi yılın ilk iki ayında yüzde 2,4 ve yüzde 1,6 küçülme sonrasında, üçüncü çeyrekte yüzde 0,9, son çeyrekte de yüzde 6 büyüdü ve 2019’u yüzde 0,9 büyüme ile kapatmış oldu. Böylelikle Türkiye ekonomisi 4 trilyon 280 milyar dolarlık büyüklüğe kavuştu.

Uzmanlara göre, yine tüketerek büyüdük. Yılın ikinci yarısından itibaren başlayan büyümede Temmuz 2019'dan beri sürdürülen faiz indirimleri ve bu sayede artan kredi talebi etkili oldu. Hem vatandaşın tüketimi hem de şirketlerin ithalatı son çeyrekte daha da arttı. Özellikle konut, taşıt ve tüketici kredi faizlerindeki düşüş ve kampanyalar, büyümeye ciddi etki yaptı. Son çeyrekte dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcama yüzde 15.7 artarken, dayanıksız tüketim mallarına harcamalardaki artış ise yüzde 17.6 oldu. Turizm harcamalarını da içeren hizmetler kalemindeki harcamalarda ise yüzde 21.1 büyüme yaşandı.

Türkiye'nin ihracatı, Genel Ticaret Sistemi'ne (GTS) göre, 2020 Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 artarak 14 milyar 759 milyon dolar, ithalatı yüzde 18,8 artışla 19 milyar 207 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 94,3 artarak 2 milyar 290 milyon dolardan 4 milyar 448 milyon dolara çıktı.

2020 yılı Şubat ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,31 artışla 14 milyar 655 milyon dolar, ithalat yüzde 9,93 artışla 17 milyar 651 milyon dolar oldu. Şubatta dış ticaret hacmi yüzde 6,34 artarak 32 milyar 306 milyon dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83 oldu.
Enflasyon şubatta da arttı

Ekim 2019’da yıllık yüzde 8,55’e düşen enflasyon, sonraki aylarda olduğu gibi Şubat 2020’de de artmaya devam etti. Enflasyon şubatta aylık yüzde 0.35, yıllık yüzde 12.37 oldu. TÜFE, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,35, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,37 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 13,94 artış gerçekleşti. Çekirdek enflasyon yıllık yüzde 9.88'den yüzde 9.97'ye yükseldi. Yİ-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 0,48, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 2,33, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 14,18 artış gösterdi.

Mevsim sonu olması nedeniyle indirimlerin başlamasıyla şubat ayında giyim ve ayakkabı grubunda yıllık enflasyon yüzde 5.98 seviyesine geriledi. Fiyatı en çok ucuzlayan ürün ise yüzde 12.58 ile erkek kazağı oldu. Yiyecekte ise enflasyon yükseldi. Şubat ayında zam şampiyonu fiyatı yüzde 44.09 artan kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 23.76 ile sivri biber, yüzde 22.12 ile vapur bilet ücreti takip etti.
Suriye gerilimi

Piyasa beklentilerinin üzerinde gelen son çeyrek büyüme verileri, İdlib’den gelen şehit haberleri nedeniyle piyasalarda olumlu bir havanın esmesine engel oldu. Dövizde dolar kuru 6,25 liraya kadar çıktı. Sonrasında biraz gevşese de 6 liranın üzerinde kalıcı gibi görünüyor.

Piyasada yatırımcıların dikkat çektiği bir diğer gösterge risk priminde de İdlib’deki gelişmelerin sert etkisi olduğu görüldü. Suriye'deki gelişmeler öncesinde Türkiye’nin risk primi düşme eğilimindeydi. İdlib’deki hava saldırısının ardından Türkiye’nin risk primi hızla yükseliş kaydetti ve dünyada Arjantin’in ardından risk primi en yüksek ülke Türkiye oldu.

Türkiye'de riskler piyasalar üzerinde etkisini gösterirken yerli tasarruf sahipleri döviz mevduatlarını artırmaya devam ediyor. Yayımlanan son verilere göre döviz birikimlerini 2 milyar dolar daha artıran yurt içi yerleşik tüzel ve özel kişiler döviz birikimlerini 197,7 milyar dolarla tarihi zirveye taşıdılar. Coronavirüs’ün dünya ekonomisine etkisi ise her geçen gün daha da büyüyor. Salgın sebebiyle Dünya genelinde 325 büyük fuar iptal oldu. Bu olumsuz tablodan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün görünmüyor.

 

“İDLİB’DE EKONOMİK ÇIKMAZ

Muzaffer Demirci (Prof. Dr) –Türkiye ve Suriye’nin İdlib’de karşı karşıya geldiği Şubat ayından bu yana nispeten olumlu gelişmeler vermeye başlayan ekonominin tüm dengeleri olumsuz etkilenmeye başlandı. Geçen yıldan bu yana 230’lara kadar gerileyen CDS’ler (ülke riski) İdlib sorunu ile tekrar 380’le ulaşmış, dolar 6,25 TL’yi kadar yükselmiş, borsa 100 binin altına düşmüş, enflasyon da şubat itibariyle yüzde 12.37’ler yükselerek ekonomide kronikleşen istikrarsız bir ortam yaratmıştır.

PKK/PYD’ye karşı 40 yıldır sınır güvenliği için verdiğimiz mücadele İdlib’de Suriye rejimine karşı hedef değişikliğiyle uluslararası verilen tepkiler de bütün makro dengeleri bozmuştur. Her ülke kendi güvenliği için yapılan saldırılara karşı elbette kendisini savunur. Nitekim silahlı terör örgütüne karşı ülkeyi savunmaktan binlerce şehit verdik. Suriye’deki Zeytindalı ve Barış Pınarı hareketlerinde hedef terör örgütü iken Fırat Kalkanı harekatında amaç farklılaştı. Muhatabımız Suriye rejimi oldu. Komşu ile böyle bir sorunun yaşanması, elbette hoş bir yaklaşım olmamalıdır.

Ekonomiye gelince 2019 yılının ilk iki çeyreklerinde görülen negatif büyümeden sonra son çeyrekte yaşanan yüzde 6’lık büyüme oranıyla yılı sıfırın üzerinde 0,9’luk bir değer ile kapattık. Ekonomide hafif bir canlanma görüldü. Bu olumlu büyümeye etki eden faktörlerin başında baz etkisi, aşırı kredi genişlemesi ve stok politikası yatmaktadır. Ama sabit sermaye yatırımlarının son 5 çeyrekte daralarak 2019 yılında yüzde 12,4 oranına ulaştığı görülmektedir. Savaş sırasında elbette harcamalar artar. Bu artış ya bütçenin delinmesiyle ya borç alınarak, ya da para basarak ekonomi canlı tutulmaya çalışılır. Ama sonunda bu politikaların bedelini vergiler, enflasyon ve fakirleşme ile halk öder. Coronavirüsün etkisiyle değer kaybı yaşayan TL, İdlib’te yaşanan olaylar nedeniyle ilave kayıplar yaşayacaktır. FED’in beklenmedik faiz indirimi de dünya ekonomisinde resesyon belirsizliklerini artırıcı istikrarsız bir ortam yaratacaktır.

Halkın refahını artırıcı politikalar yerini, fakirleştirici politikalara bırakacağı benzemektedir. Ekonomide enflasyon belasından kurtulamayacağına göre Türkiye’nin güven bunalımı ve toplumsal bunalımdan nasıl çıkacağı merak edilmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Pandemi, Avrupa ve ABD’ye kaydı ve yayılıyor. Türkiye’de de testler arttırıldı; yoğun bakımda ilaç tedavisi başladı. Vatandaş “İşe, sokağa ne zaman dönüleceğini” soruy...

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı ...

Coronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart'ta açıklanan önlemlerin, yasal düzenleme gerektirenleri,...

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), coronavirüs salgını nedeniyle yeniden gündeme aldığı yeni infaz düzenlemesine ilişkin taslak teklifi muhalefet partilerine iletti. Pa...

İdlib’de son iki haftadır dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Moskova, bir süredir Türkiye’ye Soçi Mutabakatı ile İdlib’de üstlendiği görevi yerine getirmesini isterke...

“Milletimin her ferdinden ricam, tehdit geçene kadar evlerinden çıkmasınlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil tedbirleri 21 başlıkta sıraladı. Gözlem, “Ekonomik İstik...

Dünya’daki tablo giderek ağırlaşırken, “ölü sayısı” bakımından İtalya “Ölümleri büyük ölçüde durduran” Çin’i geçti. Türkiye’de “test sayısı arttıkça” hasta ve ölüm say...

Yazarlar
Website Security Test