Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Coronavirus” sınırımızda: Panik yok, maske de yok!..

28.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yaşananlar, salgının ülkemiz açısından vahametini bir kez daha ortaya koyuyor; “tehlike” ve “tehdit” unsurları giderek artıyor. Türkiye hangi önlemleri alıyor? Uzmanlar konuyla ilgili görüşlerini GÖZLEM ile paylaştı.

EDA EBRU NANECİ

Coronavirüs ile ilgili son dakika gelişmeleri yaşanmaya devam ediyor. Vaka sayısının 80 bine yaklaştığı virüs nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı ise 2 bin 461’e yükseldi. Resmi kaynaklara göre şu an Türkiye’de tespit edilmiş bir coronavirüs vakası bulunmuyor. Öte yandan komşu İran’dan gelen son bilgiler virüsün Türkiye sınırına yaklaştığını gösterdi. Sınıra yakın bölgede yaşayan yurttaşların, “yeterli denetim olmadığı için” tedirgin oldukları öğrenilirken, Türkiye’nin aldığı önlemlerle ilgili resmî açıklamalar, paniği önlüyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın yaptığı açıklamada yer alan bilgilere göre virüse karşı tedbir olarak Türkiye / İran sınırı kapatıldı. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı istatistiklerine göre 2020'nin Ocak ayında Türkiye'ye 120 bin 527 İranlı giriş yaptı. Kuluçka süresi 2-14 gün arasında olan virüsün İranlılarla birlikte Türkiye'ye girme ihtimalinin bulunması, tedirginlik yaratıyor. Ayrıca İran üzerinden kaçak yollarla gelen Afgan ve Pakistanlı göçmenler, virüs riskini artırmış durumda.

Ülkemiz tehdit altında olmasına rağmen eczanelerde maske ve “korunma / temizlik” paketlerinin olmaması da dikkati çeken bir diğer konu oldu. Ekonomisi ve teknolojisi güçlü Çin’in bu sorunla mücadele edemediği ortadayken, ülkemizde hangi önlemlerin alındığını öğrenmek için yetkililere yöneltilen sorular ve art arda yapılan “tedbir alın” açıklamaları, endişeleri tam olarak karşılayamıyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından 2'si Ankara'da olmak üzere ülke genelinde 25 hastanede virüse karşı negatif basınçlı izalosyan sistemine sahip odalar oluşturuldu.

Virüs İran’dan “karmaşa içindeki” Irak (Necef)’a da sıçradı… Binlerce askerimizin Irak ve Suriye’de olması da tedirginlik yarattı. Irak’ta “Yüzlerce Türk askeri var”; hemen yanı başındaki Suriye’de “karmaşa tam bir kaosa dönüşmüş” vaziyette… Savaş hali var; göçmen furyası da cabası… Ne Fırat’ın Doğu’sunda, ne Fırat’ın Batısı’nda “Bu kaosta Virüs’e karşı yeterli tedbirlerin alınması” mümkün görünmüyor; orada binlerce askerimiz ve sivil personelimizin nasıl korunacağı ise gündeme giriyor.

“Yeterlilik sağlanmalı”

İran’da coronavirüsü nedeniyle ölümlerin artması üzerine, sınır kentleri Van ve Hakkari’nin Tabip Odaları Sağlık Bakanlığına çağrı yaparak, acil önlem almasını istedi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Yeni Coronavirus-19 enfeksiyonunun 14 günlük kuluçka süresi bulunduğundan, sadece ateşi olan vakaların değil, son 14 gün içinde İran'dan Van ve Hakkari’ye seyahat etmiş kişiler ve onlara yakın temasta bulunan kişilerin tespiti ve karantina altına alınmaları gerekmektedir. Bu süreçte sağlık çalışanları temas açısından en yüksek risk altında olduklarından özellikle sağlık çalışanlarının kullanması gereken N-95 maske stoklarının yeterliliği sağlanmalıdır.”

Meclis gündemine taşındı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Mahir Polat, “coronavirüsün İran’da görüldüğünü” belirterek, sınır kapılarında alınan önlemlerin yeterli olup olmadığını Meclis gündemine taşıdı. Virüsün ülkemize girmesi ile felaketin yaşanabileceğini belirten Polat, “Sınırda çalışan ve bölgede yaşayan yurttaşlarımız yeterli denetimin olmadığını, bireysel önlemlerin alındığını belirtiyor. Bakanlığın yaptığı ‘hazırlıklıyız’ açıklaması yeterli değildir. En kötü senaryoya hazırlıklı olmak zorundayız” dedi.

“COVİD-19: KÜRESEL EKONOMİK DARALMA”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –Dünya Ekonomik Formu’nun yeni yayınladığı, Küresel Risk Rapor 2020’nin henüz mürekkebi kurumadan, Dünyamız COVİD-19 salgınının paniği ile çalkalanıyor. 2010, hatta 2013 döneminde Küresel Riskler daha çok ekonomik kriz, petrol sorunu, enerji sorunu, gelir eşitsizliği, finansman sorunları, su ve yiyecek gibi ekonomik ağırlıklı konularla sınırlıydı. Oysa yeni Rapor ise, Küresel Riskler olarak iklim değişimi, doğal afetler, insan yapısı çevre sorunları, biyolojik çeşitliliğin yok olması, su sorunu ve kitle imha silahları gibi konuları öne çıkarmaktadır. Dikkat edilirse konu insan ve canlı varlıkların “ varlık sorunu” boyutuna taşınıyor. İşte tam da bu noktada COVİD-19 salgını insanlığın canını yakacak düzeyde bir panik ortamı oluştururken adeta insanlık için çok ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Bu hafta itibarı ile 50’den fazla ülkede, 82 binin üzerinde bir COVİD -19 hastası ve 2804 ölüm vakası tespit edilmiş bulunuyor. Hastalığın belirti vermeden insanlara yerleşmesi, sinsi bir yayılım göstermesi nedeniyle panik riski çok daha tedirgin edicidir. Küresel etkileşim ve hareketliliğin bu denli yoğunlaştığı günümüz Dünyasında, 7 kıtada birden hastalık vakasına rastlanıldı. 1990’lı yıllardan beri Dünyanın üretim merkezine dönüşen Çin, gidilmesi tehlikeli bir ülke konumuna yükseldi. Çin’ e yönelik seyahat yasağı ile uçak seferlerinin çoğu iptal edildi. Rusya ve Kanada gibi ülkeler, Çin vatandaşlarına sınırlarını kapamış bulunuyor.

Panik ortamının ekonomiye yansıması olarak altın fiyatları son 7 yılın en yükseğine taşındı. Tüm Dünya borsaları düşüş yaşadı. Gelişmekte olan ülkelerde döviz kurlarında yükseliş gözlendi. Dünya’nın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’de büyüme hızının yüzde 4,5 dolayına düşmesi bekleniyor. Oysa bu ülkenin büyüme hızı genelde yüzde 6-10 arasındaki değerlere alışıktır. Diğer yandan ABD ve AB ekonomisi ile Japon ekonomisinde beklenen yavaşlama ve büyüme hızındaki düşüşlerin daha da güçlenmesi ve son salgın ile birlikte Dünya ticaret hacminin daha da daraltması kaçınılmaz oldu. IMF de bu yönde bir öngörüde bulundu. Çoğu ülke 2020 büyüme hızlarını daha aşağı çekme yönünde revizyona gitti. Bu revizyon, gelişmekte olan ülkelerde biraz daha yüksek oranlarda oldu. Bu trend nedeniyle çoğu ülke yatırımları teşvik etmek için kredi faizlerinde indirim yaptı.

Salgının en çok etkilediği sektör turizm olarak öne çıkıyor. 2003 SARS salgınında Çin’in 9.4 milyon turist kaybı ile 30-50 milyar dolar arası ekonomik kaybı olmuştu. Bugünkü salgının küresel boyuta taşınması, turizmin küresel boyutta kayıplar yaşamasına yol açmasına neden olacaktır. Zira Turizm sektörünün Dünya GSMH’sında payı yüzde 10,4 ve küresel istihdamdaki payı yüzde 10 düzeyindedir. Bu oranlarda önemli kayıplar en azından yılın ilk yarısında ağırlık kazanma eğilimindedir. Daralan ekonomiler ek daralma yaşamak zorunda kalacaklardır. Zira Turizmdeki son 20 yıldaki hızlanma dikkate alınırsa buradaki rakamlar çok daha fazla olacaktır. Örneğin2019 yılı için Çin’in 142 milyon turist aldığı ve 134 milyon yurt dışına gönderdiği ve 5.5 milyon kendi iç turizm kapasitesi olduğu tahmin ediliyor. Bu veriler karşısında kayıpların katlanarak yaşanması kaçınılmazdır. Diğer yandan Dünya ticaret ve sanayinde Çin’in üretim ve dağıtım üssü pozisyonu dikkate alınır ise tedarik ve lojistik sektörünün; dolayısı ile buradan kaynaklı üretim ve istihdam verilerinin küresel boyutta güçlü biçimde etkilenmesi kaçınılmaz olmaktadır. Çin ekonomisinin bu durumda kayıpları kadar, Çin’in ile ticari ilişkide; girdi alan ve girdi veren ekonomik sektörlerinde güçlü biçimde etkilenmesi söz konusudur. Ayrıca hastalığın güçlü yayılma gösterdiği, diğer ülkelerin kendi aralarındaki ekonomik ilişkilere de yansıması söz konusu olacaktır. Örneğin İtalya’da yaşanan ölümler, Örneğin Alman turistleri etkileyebilecek ve iki ülke arasındaki seyahat yoğunluğu azalma gösterecektir.. Tüm dünyada uçak seferlerinde azalma, gemi turizminde daralma ile uluslararası kongre ve toplantıların bile küresel salgından etkilenmesi beklenmelidir.

“İDLİB VE LİBYA’DA SALGINLA MÜCADELE DAHA ZOR OLACAK”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Koronavirus tehdidi sınırlarımıza kadar dayandı. Son bir hafta içinde İran’da, Irak’ta ve son olarak Yunanistan’da görüldüğü haberleri basında yer almaktadır. Henüz Suriye’de görülüp görülmediğiyle ilgili bir bilgi almadık. Ancak yaşanan çatışmalar nedeniyle Suriye’de devlet yapısı çok büyük zafiyete uğramıştır. Merkezi yönetimin ülkenin bütününde önlem alması mümkün değildir. Muhalif grupların da toplum sağlığıyla ilgilenebilecek donanıma sahip olup olmadıklarını tahmin etmek zor değildir. Uluslararası camianın bölgedeki bir salgın riskine ilgisi yoktur. Her ülke kendi çıkarının peşindedir. Sivil halk son derece sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi vermektedir. Son 10 yılda geçici sığınmacıların ülkemize taşıdıkları (geçmişte kontrol altına alınmış olan) kızamık, suçiçeği, uyuz v.b. hastalıklarla ilgili haberlere sıkça rastlanmaktadır. Bu nedenle salgının Suriye’ye ulaşıp ulaşmadığı konusunda sağlıklı bilgi almak ve ulaştığında önlenip önlenemeyeceği konusunda iyimser olmak mümkün değildir.

Binlerce askerimizin bulunduğu böyle bir ortamda yayılabilecek koronavirus salgını askeri gücümüzü/muharebe gücümüzü olumsuz etkileyecektir. Askerlerimizin ve bölgede görevli diğer unsurlarımızın sivil halkla ve muhalif gruplarla teması kaçınılmazdır. Bu durumda askerlerimizin doğal yolla etkilenmesi muhtemeldir. Ayrıca böyle bir çatışma ortamında koronavirus ve benzeri biyolojik etkenlerin karşı tarafın muharebe gücünü zayıflatmak için kasıtlı olarak kullanılması da muhtemeldir. Bu nedenle askeri birliklere NBC (Nükleer, Biyolojik, Kimyasal) ortamında muharebe yeteneği kazandırmak önemlidir. Türk Silahlı Kuvvetlerimize de NBC ortamında muharebe eğitimi verilmekte, askeri birliklerimiz gerekli teçhizatla donatılmaktadır. Suriye’de son yıllarda kimyasal silah kullanıldığı ile ilgili haberlere tanık olduk. Böyle bir ortama giren askerlerimiz için gerekli tedbirlerin alınmış olması gerekmektedir.

Mehmetçiğimiz her türlü koşulda muharebeyi kazanacak, hedefine ulaşacak eğitim, güç ve yeteneğe sahiptir, değişen ve gelişen koşullara süratle uyum sağlayabilecek kabiliyeti vardır. Ancak Silahlı Kuvvetlerimizle birlikte hareket ettiği söylenen Suriye Milli Ordusu, Heyet Tahrir El Şam vb radikal/cihatçı muhalif grupların bütünüyle TSK’nin kontrolünde olduğunu söylemek mümkün değildir. Bunların Mehmetçiğimizle aynı özelliklere sahip olması beklenmemelidir. İşte bu unsurların arasında çıkacak bir salgında; Mehmetçiğimizin de etkilenmesi, karantina uygulamaları, hastaların tahliyesi ve tıbbi süreç, buna rağmen doğabilecek can kayıpları TSK’nin muharebe gücünü önemli ölçüde etkileyecektir. Aynı tehdit Libya’da da vardır. Libya’da Mehmetçiği etkileyecek bir salgınla mücadele daha zor olacaktır. Harp tarihi; böyle ortamlarda inatla sürdürülen savaşlardaki kayıpların örnekleriyle doludur.

Koronavirus salgınının halen bölgenin en kontrolsüz ülkesi olan Suriye’ye sıçraması, içinde ülkemizin de bulunduğu bütün bölgeyi her yönüyle son derece olumsuz etkileyecektir. Konu hamaset nutuklarıyla üstesinden gelinecek bir konu değildir. Bütün planlar buna göre yapılmalıdır.

İSTANBUL TABİP ODASI: ‘FARKETMEMİŞ BİLE OLABİLİRİZ’

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, KLİMİK Genel Sekreteri Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz ve İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk coronavirüs ile ilgili bir basın toplantısı yaptı.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, hastalığın Türkiye’nin sınır kapısına geldiğini belirterek “Paniğe kapılmamalıyız. Bu hastalık hep kötü seyretmiyor. Hastaların çoğu bu virüsü evde geçiriyor ve biz farkında değiliz. Şimdiye kadarki gözlemlere göre Covid-19, hastalananların yüzde 85’inde hafif, yüzde 15’inde ağır seyrediyor; ağır seyredenlerin de yüzde 5-7 kadarı yoğun bakım ihtiyacı gerektiriyor ve yüzde 2-3’lük, bir ölüm oranı görünüyor. Bizlerin en çok dikkat etmesi gereken konu ise el temizliğidir. İnsanlarla çok yakın temasta bulunmamak ve hasta olan insanlarla aynı ortamlarda bulunmamaya dikkat edilmelidir” dedi.

Pınar Saip, hastalık için gerekli tedbirlerin alındığını belirterek “Mühüm olan hazırlıklı olmanız. Ayrıca paniğe kapılmamış ve duyarlı olmak önemli. Bu hastalık hep kötü seyretmiyor. Hastaların çoğu bu virüsü evde geçiriyor ve biz farkında değiliz. Hastaların yüzde 85’i hafif seyretti, yüzde 2-3’lük bir kesimde ölüm oranı görünüyor. Bizlerin en çok dikkat etmesi gereken konu ise el temizliğidir. Belediyelerle iş birliği içerisinde halk bilgilendirme toplantıları yapacağız” diye konuştu.

Acil servislerin yoğunluğuna dikkat çeken Prof. Saip, ülkemizde koronavirüse rastlanması durumunda hastanelerdeki bu aşırı yığılmalar nedeniyle sağlık çalışanlarının acil vakalara, yerinde müdahalesini zorlaştıracağını vurguladı.

Saip, özetle şunları söyledi: “Ülkemizde koronavirüs görüldüğü takdirde, en etkili, ilk elden hizmetin verileceği yerler birinci basamak sağlık kurumları olacak. Bu yüzden birinci basamağın güçlendirilmesi, bölge tabanlı sisteme geçilmesi gerekiyor. Mevcut sağlık sistemimizde sevk sisteminin olmayışı, acil servislere aşırı ve çoğu zaman gereksiz yığılmanın oluşu, birinci basamağın çok güçlü şekilde hizmet veremiyor olması bir sorun. Bir yılda 110 milyon acil başvurusu olmuştur. Hastanelerdeki bu aşırı yığılmalar sağlık çalışanlarının acil vakalara, yerinde müdahalesini zorlaştıracaktır. Bunun dışında Sağlık Bakanlığı ve yetkilileri şeffaf olmaya çağırıyoruz. Konunun bir önemli yanı da sağlık çalışanlarının risk altında oluşudur. Bu süreçte bütün riskleri alarak hizmet verecek olan sağlık çalışanlarına da gerekli desteği halkımızın vereceğine inanıyoruz.”

‘Zorunlu olmadıkça hastanelere gitmeyin’

Grup adına basın açıklamasını ise Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz yaptı. İran’da koronavirusa bağlı ölümlerin görülmesi üzere tehlikenin gün geçtikçe Türkiye’ye doğru geldiğini belirten Yavuz “Eldeki veriler, hastalığın özellikle yaşlı ve ek başka hastalıkları (diyabet, bağışıklık baskılayan hastalıklar, akciğer hastalıkları, organ yetmezlikleri, kanser vb) olan kişilerde daha ağır seyirli ve ölümcül olabileceğini göstermektedir. Bu salgının ilerleyen günlerde ne şekilde seyredebileceğine dair elimizde belli veriler olmasına karşın, gerçek durumun nasıl olacağını tamamen öngörmek söz konusu değildir. Bu amaçla, tanı testlerinin miktarının artırılması ve bu testlerin ülke genelinde çok sayıda laboratuvarda yapılabilir olması gelecek kurgusu açısından önemlidir” dedi. Yavuz, bazı ilaçların bu virüse karşı etkili olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“Bu ilaçlar başta ağır seyirli olgularda olmak üzere bazı hastalarda kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının hasta insanlara bakarken kullanacağı kişisel koruyucu malzemelerin, son zamanlarda fırsatçı bazı kişi ve kurumlar tarafından fahiş fiyatlara satılmaya başlandı. Sağlık kuruluşlarının malzeme alma kapasitelerindeki yetersizlikler dikkate alındığında, tüm sağlık kuruluşlarına yeterli miktarda dağıtılması da önemli bir konudur. Diğer bütün salgın durumlarının kontrolünde olduğu gibi muhtemel bir COVID-2019 salgınını en az zararla atlatabilmek için en önemli mesele tüm toplumun paniğe kapılmadan, aklın ve bilimin yolunda gerekli tedbirleri alarak, bilim dışı önerilere ve kişilere prim vermemesi, çevresindeki diğer kişileri de düşünecek şekilde sorumlu davranması ve yardımlaşmasıdır. Korunmada şimdilik en etkili yöntem hasta kişilerle temas etmekten kaçınmaktır. Kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması, zorunlu olmadıkça hastanelere gidilmemesi; ellerin sık sık su veya sabunla yıkanması veya görünür kirlenme yoksa yüzde 60-80 alkol içeren solüsyonlarla 30 saniye ovuşturulması; ellerle ağıza, buruna, gözlere dokunulmaması çok önemlidir. Türkiye’de henüz tehşis edilmiş koronavirüs hastası yok. Hastalık, 2-14 gün süren bir kuluçka süresinden sonra birden başlayan yüksek ateş (39 derece), öksürük, nefes darlığı, halsizlik ve kırıklık yakınmalarıyla ortaya çıkmaktadır. Bazı hastalarda boğaz ağrısı, burun akıntısı, ishal de olabildiği bildirilmiştir. Hastalığın bazı insanlarda hiçbir belirti vermeden de seyredebileceği görülmüştür. Bu virüsü geleneksel çorbalar içerek önlemezsiniz.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Pandemi, Avrupa ve ABD’ye kaydı ve yayılıyor. Türkiye’de de testler arttırıldı; yoğun bakımda ilaç tedavisi başladı. Vatandaş “İşe, sokağa ne zaman dönüleceğini” soruy...

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı ...

Coronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart'ta açıklanan önlemlerin, yasal düzenleme gerektirenleri,...

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), coronavirüs salgını nedeniyle yeniden gündeme aldığı yeni infaz düzenlemesine ilişkin taslak teklifi muhalefet partilerine iletti. Pa...

İdlib’de son iki haftadır dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Moskova, bir süredir Türkiye’ye Soçi Mutabakatı ile İdlib’de üstlendiği görevi yerine getirmesini isterke...

“Milletimin her ferdinden ricam, tehdit geçene kadar evlerinden çıkmasınlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil tedbirleri 21 başlıkta sıraladı. Gözlem, “Ekonomik İstik...

Dünya’daki tablo giderek ağırlaşırken, “ölü sayısı” bakımından İtalya “Ölümleri büyük ölçüde durduran” Çin’i geçti. Türkiye’de “test sayısı arttıkça” hasta ve ölüm say...

Yazarlar
Website Security Test