Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İdlib barut fıçısı, fitili her an ateşlenebilir!.

7.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kuzey Suriye’de Türkiye / ABD / Rusya / İran / Esad Rejimi arasındaki “İdlib dengesi” Türk Konvoyuna saldırı ile bozuldu. GÖZLEM, uzmanlara “Tehlike ve risk dolu bu tabloda, Türkiye ne yapmalı?” sorusunu sordu, işte görüşleri...

MEHMET KOCABIYIK

Ankara ve Moskova arasında “İdlip konusunda bir süredir biriken” gerilim, Halep yolundaki Serakib kasabasına doğru yola çıkan Türk askerî konvoyuna Esad Rejimi güçleri tarafından yapılan saldırıda 7 askerin ve 1 sivil personelin şehit edilmesiyle açığa çıktı. Olayın hemen ardından Türk Silahlı Kuvvetleri misilleme atışları yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre Suriye'deki 46 hedefe 122 obüs, 100 havan mermisi atıldı. 80’e yakın Resim askeri etkisiz hâle getirildi.

İki ülke arasında “Konvoyu haber vermediler”, “Haberleri vardı, anlık bilgi veriliyor” tartışmaları gerginliği artırdı.

Türk konvoyuna saldırının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti öncesine denk gelmesi dikkati çekti. Rusya, Ukrayna’nın stratejik Kırım Yarımadası’nı 2014 yılında işgal etmişti. Erdoğan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ile ortak basın toplantısında, “Türkiye Kırım'ın gayrimeşru ilhakını tanımamıştır ve bundan sonra da tanımayacaktır” dedi.

Erdoğan: “Öfke ile kalkan zararla oturur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'de rejim unsurlarının açtığı ateş sonucu yedisi asker, sekiz kişinin ölümüne ilişkin, "Bu İdlib mutabakatının açık bir ihlalidir. Rejim için tabii ki bunun sonuçları olacaktır" dedi.

Erdoğan Ukrayna ziyareti dönüşünde uçakta bulunan gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye topraklarında Rus askerleriyle bir çatışma yaşanması ihtimaliyle ilgili bir soruya "Bizim Rusya ile şu aşamada bir çatışma ya da bir ciddi çelişki içerisine girmemize gerek yok. Biliyorsunuz bizim şu anda Rusya ile çok ciddi stratejik girişimlerimiz var" yanıtını verdi. Erdoğan, “Akkuyu nükleer enerji santralinin inşası, TürkAkım doğalgaz boru hattı projesi ve S-400 füze savunma sistemlerinin yanı sıra turizm ve ticari ilişkileri” Rusya ile stratejik işbirliği alanlarına örnek gösterdi.

Erdoğan, "Tabii her şeyi oturacağız, konuşacağız. Öfke ile değil. Çünkü öfke ile kalkan zararla oturur. Ama tabii nerede öfke, nerede zarar bunların da tespitini yapmak, istişare ile kararını vermek önem arz ediyor. Şu anda durum bu" dedi.

Erdoğan Putin ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, “İdlib'de çatışmaların önlenmesi maksadıyla bölgeye sevk edilen Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına Esad rejimi tarafından düzenlenen saldırının, Suriye'de barış için yürütülen ortak çabalara darbe vurduğunu” ifade ederek, “Türkiye'nin benzer saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını en sert şekilde kullanmaya devam edeceğini” belirtti..



“MİLLİ GÜVENLİK ÖNCELİĞİMİZ OLMALIDIR”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) –Bu konuda başından beri çok ciddi ve önemli çelişkiler var. Çelişkili bir ortamda değerlendirme yapmak çok zor. Suriye’de yaşanan sürecin muhatabı olarak Türkiye, Rusya, İran ve ABD’yi görüyoruz. Fakat bu ülkelerin Suriye’ye yönelik stratejileri ve beklentileri birbirlerinden çok farklıdır. Zaman zaman “Soçi ve Astana” gibi olan uzlaşmalar kalıcı çözüm getirmiyor. Çünkü bu anlaşmaları imzalayan ülkelerin temel hedefleri farklı. Uluslararası ilişkilerde çelişkiler olur ama şu an Suriye’de yaşanan çelişkiler çok fazladır.

Irak’ın kuzeyine yerleşmiş bir terör örgütü var ve Irak’a öyle bir anayasa dayatılmış ki Barzani o örgüte müdahale etmiyor. Aynı şekilde Suriye’de de Türkiye’nin terör örgütü kabul ettiği PKK ve PYD örgütleri var fakat yine orada da örgütlere müdahale eden bir ülke bulunmuyor. Türkiye müdahaleyi kendisi yaptığında da “Vay efendim nasıl yaparsınız” diyorlar. Böylesine karmaşık çelişkilerin olduğu bir uluslararası ilişkiler konusunda hazır reçeteler verebilmek hiç kolay değildir.

Türkiye ne yapmalı sorusuna şu an verilebilecek en iyi cevap; ülkenin güvenliği en öncelikli konu olarak ele alınmalı ve milli güvenliğe zarar veren ya da verebilecek olan tüm unsurlarla mücadele edilmeli. Asıl muhatabı olan ülke terör örgütüne müdahale edemiyorsa sizin o konuya müdahale etmekten başka çareniz kalmıyor. Burada müdahalenin ölçüsüne, sınırına ve süresine gibi konulara dikkat etmek gerekiyor. Çünkü yapılan o müdahale bir süre sonra başınıza daha farklı sorunlar açabiliyor.

“SÜPER GÜÇLER CENDERESİNDE SIKIŞAN EKONOMİMİZ”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –Türkiye siyaseten süper güçler tarafından üç yönden cendereye alınmış durumda. Sıkışmanın ağırlık noktası, Suriye’de Türkiye’nin içine düştüğü durumla ilgili olup; Rusya ve ABD arasında sıkışıp kalmıştır. Diğer yandan son Libya olayında üçünü ayak olarak AB’nin de kıskacına girmiş bulunuyor. İlk olarak Türkiye yıllarca dost ve stratejik ortak yalanıyla ABD tarafından kandırıldı ve kullanıldı. ABD’nin nihai hedefinin Kuzey Irak ve Suriye’de kendine bağlı bir Kürt oluşumu ve giderek bir Kürt devleti yaratmak olduğu yıllar öncesinden belliydi. Bununla ABD bir taşla iki kuş vuruyor. Birincisi Orta Doğudaki petrol kaynaklı ekonomik çıkarlarını kontrol altına almak ve daha da yaygınlaştırmak yanında silah ticareti için uygun gerilim bölgeleri yaratmaktır. İkincisi İsrail yanında kendine mutlak bağlı bir ikinci oluşumla Orta Doğuyu siyaseten kontrol etmeye ve İslam dünyasını böl yönet sistemi içinde tutmaya odaklıdır. Bu nedenle defalarca söz vermesine rağmen Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda bulunmasına asla izin vermek istemiyor. Zira ilk olarak Suriye’nin bu bölgesinde de şimdilik Kuzey Irak’ta olduğu gibi bir Kürt bölgesi yaratmak niyetindedir.

Rusya ise Esad’ı destekleme karşılığında Suriye’de kalıcı üstler edinmiş olup; Suriye üzerinden Akdeniz deki ekonomik çıkarlarını sağlama almış bulunuyor. Suriye’de Rusya’nın Türkiye’ye belli operasyonlar için sağladığı kısmi destekler; ABD ve Batı tarafından hızla dışlanan Türkiye’yi olabildiğince Batıdan uzaklaştırma yönünde kullanılan taktik yaklaşımlardır. Kişisel ilişkilere dayalı Türkiye-Rusya ilişkileri sağlam bir zemine oturmuş değildir. Ayrıca Türkiye’nin Suriye’de kontrol edebildiği silahlı grupların heterojen olması nedeniyle provoke edilebilir olması, son gelişmelerde tekrar gözlendi. Türkiye, Rusya’nın İblid’deki tutumu yüzünden bu kez, sanki Rusya’nın ağılığını dengeleyebilecekmiş gibi Ukrayna ve Kırım Kozuna sarıldı. Böylece Türkiye üç süper güç tarafından cendereye alındığı gibi, Arap dünyasından da dışlanmış bulunuyor.

Bu gelişmelerle şekillenen ortam ve durumun yarattığı çok sayıda kısa ve uzun dönemli ciddi ekonomik sorunlarla yüz yüzeyiz. Bunların en önemlisi, Türkiye her zaman ihtiyaç duyduğu acil sıcak para ve döviz akışını sağlayamıyor. Bu açığı kapatmak için, kanal projeleri veya tank palet fabrikası gibi girişimlerle, ilerde çok daha büyük sorunlar üretmeye aday Katar sermayesine muhtaç olmuş durumda. Rusya ile yaşanan kişisel yaklaşım ve tercihler, ABD tarafından ekonomik ambargoların getirilmesine ve ekonomimizin tekerlerine çomak sokulmasına yol açıyor. ABD uzun dönemde, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye petrollerini Akdeniz’e taşıyan koridoru kurarak, Akdeniz’deki etkinliğini genişletecektir. Rusya ile bozulan dengeler, doğal gaz ve enerji açısından bağımlı hale getirilen ekonomimizin boğazını sıkan ip, hep Rusya’nın elinde kalıyor. Rusya, Ukrayna ve Kırım konusunun her gündeme gelişinde vanalarla oynayabilecektir. Batının döviz kanallarını kontrol etmesi gibi, Rusya da enerji kanallarımızı kontrol altında tutarak, bunu bir silah olarak kullanabilecektir. Suriyeli göçmenlerin ekonomiye yükü giderek armaya devam edecektir. Türkiye, Mısır ve Suriye başta olmak üzere çoğu Arap pazarını kaybetmiş durumdadır. Türkiye, Batı ve teknolojik açıdan ileri ülkelerle ilişkisini giderek zayıflattığı için teknolojik açıdan zaafa düşmüş durumdadır. Bunu bir başka nedeni uzun yıllardır, sanayileşmek ve ileri teknoloji ürünü üretme stratejisi yerine, ticaret ve inşaat sektörüne odaklı bir ekonomi ile sürekli kendi bindiği dalı kesmese bile iyice zayıflatmış olmasından kaynaklanıyor. Rotasını bilim ve teknoloji temeli bir dünya görüşü yerine, geleneksel ve kişisel kalıpların geçerli olduğu, Orta Doğu kültürü içinde şekillendirmeye yönelmiş bir yaklaşım içinde bulunan Türkiye’nin, ne siyasetini ne de ekonomisini sağlıklı ve etkin düzenleme, yönetme ve geliştirme şansı olamaz. Bu nedenle süper güçlerin, güç ve iktidar kullanımına dayalı derin devlet stratejilerinin girdabında ufalanmaya mecbur kalır. Şimdi bu süreci yaşıyoruz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta CHP’nin İş Bankası’ndaki hisselerinin Hazine’ye devrini yeniden gündeme getirdi.

İdlib krizi büyüyor. Halep’i kontrolüne alan Suriye ordusunun hızla ilerlediği İdlib’de Türkiye ile Rusya arasındaki gerginlik tırmanırken, Ankara bölgeye yoğun askerî...

Gezi Parkı davasında beraat eden ve hemen sonrasında “15 Temmuz soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı çıkarılan” Osman Kavala, ”beraat ettiği gün” daha tahl...

Siyasetteki kavgalar ve ekonomik buhran “vatandaşları gerdi”; peş peşe intiharlar, cinayetler hızlan yayılıyor. “Depresyon ilaçları satışı” patladı. GÖZLEM konuyu masa...

Cumhurbaşkanı'nın "bu konudaki çok sert ve çok açık konuşması" üzerine, GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

Suriye'de muhaliflerin kalan son kalesi olarak kabul edilen İdlib'in kuzeyinde Esad kuvvetlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) konvoyuna yaptığı ikinci saldırı sonucu...

ABD’nin Haseke’de rejim askerlerine düzenlediği hava saldırısının ardından Rus, ABD ve Suriye askerleri olay yerinde yan yana görüntülenmişti...

Yazarlar
Website Security Test