Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Faruk Güler: “İzmir’e ve İzmirlilere yeni imkânlar yaratacağız”

17.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Güler, ESBAŞ’ın dününü, bugününü, yarınını anlattı ve Yayın Kurulu üyelerimizin sorularını yanıtladı. İşte sorular ve yanıtları…

MEHMET KOCABIYIK

Ege Serbest Bölgesi Kurucu ve İşletici AŞ (ESBAŞ), yıllık yaklaşık 4,5 milyar dolar ticaret hacmi, 2.5 milyar dolarlık ihracat ve 20 bin 500 kişilik istihdam kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük serbest bölgesi ve ihracat üslerinden biri konumunda bulunuyor. 500 kişilik uzman kadrosuyla yaklaşık 170 firmaya ev sahipliği yapan ESBAŞ, bu yıl 30. kuruluş yılını kutluyor.

Kurucusu Kaya Tuncer’in 30 yıl önce diktiği bayrağı teslim alan ekibin başında bulunan Dr. Faruk Güler, “İlk günkü heyecanla çalışıyoruz” diyerek, “neler yapıldığını” anlattı ve 2020’de istihdam, üretim ve yatırımda yüzde 5 büyüme hedefi koyduklarını açıkladı. Güler, “ESBAŞ'ın temel çalışma misyonunun bölgede faaliyet gösteren firmalarla işbirliği yapmak, firmaların temel ihtiyaçlarını verimli bir şekilde karşılamak ve bütün bölge firmalarının kendi iş hedeflerini başarıyla sürdürebildikleri uygun maliyetli, sorunsuz bir iş ortamı sağlamak olduğunu” anlattı ve Yayın Kurulu üyelerimizin sorularını cevapladı. İşte sorular ve cevapları…


Ege Serbest Bölgesi’nin dünü, bugünü ve geleceği hakkında bilgi verir misiniz?

ESBAŞ, 1990 yılında kuruldu, bu yıl 30’uncu yılını kutluyor. 30 yıldır aynı değerlerle aynı hedefle ve iyileştirerek birçok alanda devam ediyoruz. Özellikle çevre aşkımız ve bu konudaki prensiplerimiz eskisi gibi devam ediyor. Türkiye’de herkes Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) dâhil arsanın ne kadar fazla alanını kapalı alana çevirirse kendini o kadar kârda olarak görür. Dolayısıyla herkes her alandan en fazla verimi almaya çalışır. Biz ESBAŞ olarak buna diyoruz ki verilen arazinin yüzde 50’sinden fazlasını kullanamazsın. Çalışacak olan insanın sayısına göre orantılı olarak otopark yapmak zorundasın. En az yüzde 10 yeşil alan bırakmak zorundasın. Çevre ile ilgili gerekli olan tüm kriterlerimizi yerine getirmesini zorunlu tutuyoruz. Bunları yerine getirmeden inşaat için ruhsat vermiyoruz.

ESBAŞ’ta firmaların tabelalarının büyüklüğünden şekline kadar her şey bellidir. Tabela kirliliğine dâhi izin vermiyoruz. Bizler bu kriterlerimizden taviz verirsek emin olun her yer inşaatla dolar ve canlıların nefes alacağı hiçbir yer kalmaz. OSB’ler arazi kullanımını yüzde 50’den yüzde 75’e çıkardılar. Böyle çevreci, örnek bir endüstri merkezi Türkiye’de en azından bir tane kalsın ve örnek olsun istiyoruz. Bu sebeple ESBAŞ olarak buna direniyoruz ve bu endüstri yeşil kalacak diyoruz.

“Kaya Tuncer’in görüşlerinden ödün vermiyoruz”

Aile şirketlerinin genelinde yaşanan, şirketin kurucusunun vefatı ile birçok çeşitli sebeplerle şirketin dağılması sorunu ESBAŞ’ta yaşanmamıştır. ESBAŞ olarak geçmiş başarılarımızla övünüyor, gurur duyuyoruz. Bugüne kadar yaptıklarımız, yapacaklarımızın da göstergesi olacaktır. Bizler, Ege Serbest Bölgesi'nin kurucusu Kaya Tuncer’in hayalini gerçekleştirerek ve daha nice yıllar yaşatabilmek için, başarılarımızı arttırarak devam ettireceğiz. Kurduğumuz kalıcılığı sağlayacak, şeffaf ve kurumsal bir sistemle bu şirketin hep var olmasını sağlayacağız.

Türkiye Kalite Derneği’nin (KalDer) 2017 yılı Türkiye Mükemmellik Ödülü’nü ESBAŞ almıştır. Bunu alabilmeniz için şirket olarak belli kriterlere uygun olmanız gerekir. Sürdürülebilir ve sistemli bir yönetim şekliniz var mı gibi birçok konuyu inceliyorlar. 2022 yılında da Avrupa ödülünü almak için çalışıyoruz.

Bu şirket yüzde 98’i Kaya Tuncer ailesine ait bir anonim şirketidir. Kaya Tuncer şirketi kurarken yüzde 2’sini Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Özel İdarelere bölmüş. Dolayısıyla şirket normal bir anonim şirket gibi yönetiliyor. Kurumsallaşmanın esasları; doğru insan ve ne kadar şeffaf olduğundur. Bu sebeple doğru insan ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını bir araya getirdiğinizde bugünkü başarının anahtarı olan kurumsallık ortaya çıkmış oluyor.

2019 yılını nasıl geçirdiniz?

2018 yılında ESBAŞ olarak İzmir’in yüzde 22’si kadar ihracat yaptık. Tüm Ege Bölgesi ihracatını kenara koyduğumuzda yüzde 11 ihracatı tek başımıza yaptık. ESBAŞ 2.2 milyar dolarlık ihracatıyla; Türkiye’de 40 tane ilin yaptığı kadar ihracat yapmış ve iller bazında bir sıralamaya koyulduğunda da Türkiye’nin 11’inci büyük ihracat şehri olmuştur.

2018 yılında verdiğimiz örneklerin tamamı 2019 yılındaki verilerimiz için de geçerlidir. 2019 yılında daha iyi olabilirdik fakat 2019 yılında Delphi şirketlerinden bir tanesini başka bir ülkeye kaybettik. Otomobil parçaları üretimi yapan Delphi şirketi, Fas’ta hem daha ucuz işçilik hem de ihracat yaptığı ülkelere daha yakın bir konum bulunca buradan ayrılma kararı aldı.

2020 yılı için inşaat genişleme çalışmalarımız devam ediyor. Bu binalara gelecek şirketler ile de anlaşmalar sağlandı. 2020 yılında önceki iki yıla göre yüzde 5 büyüyeceğimizi öngörüyoruz.


Ege Serbest Bölgesi’nde öncelikli olarak ele aldığınız ve geleceğin anahtarı olarak gördüğünüz planlarınız nelerdir?

Kaya Tuncer’in her zaman dile getirdiği soru olan ‘Kaç kişi çalışıyor?’ hassasiyetinden ve mirasından hareketle İzmir’e büyük bir istihdam sağlayacağına inandığımız ‘yazılım sektörünü’ faaliyete geçirdik ve büyütme hedefindeyiz. İzmir yakın tarihte bir ‘silikon vadisi’ olamayabilir. Fakat kısa vadede Türkiye’nin silikon vadisi olur ve büyümesini devam ettirir.

Geçen yıl bölgemizde düzenlediğimiz toplantıya bilişim ve yazılım sektörlerindeki en önemli şirketlerin üst düzey yöneticileri katıldı. Yazılım ve Bilişim Sanayicileri Kümelenme Derneği'ne İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, iş insanları dernekleri de üye olacak. Önümüzdeki yıllarda İzmir'in bilişim ve yazılımda Türkiye'nin merkezi olmaması için hiçbir engel yok. İzmir’i bilişim ve yazılım kenti yapmak için İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Sivil Toplum Kuruluşları ve paydaşlarla hep birlikte çalışıyoruz. Yazılım sektörünü İzmir’de yoğunlaştırabilirsek İzmir’in ve Türkiye’nin ekonomisine büyük katkı koyacağız.

Yazılım, ihracat statüsünde
Yazılım ve bilişim teknolojileri konusunda İzmir’de geniş bir insan kaynağı havuzu bulunuyor. 2 yıl önce bu durumu göz önüne alarak sektörde faaliyet gösteren firmaları bölgemize çekmek adına yola çıktık. Ticaret Bakanlığı ve Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü, yazılım şirketlerinin yüzde 100 ihracat yapmaları halinde serbest bölge teşviklerinden yararlanabilecekleri yönünde bir düzenleme yaptı. Eğer yazılım şirketi yurtdışına fatura kesiyor ve faturasını getiriyorsa bu da artık ihracattan sayıyor. Bu sayede son iki yılda bölgemize 10 yazılım şirketi çektik. Bunların tümü yüzde 100 ihracat yapıyor. Şimdi ise bir adım daha atarak Yazılım ve Bilişim Sanayicileri Kümelenme Derneği'ni kuruyoruz.

ESBAŞ olarak görüştüğümüz bir yazılım şirketi var. Fransa merkezli bu şirketle aylardır temas halindeyiz ve onları getirebilmek adına çabalıyoruz. Böyle büyük bir yazılım firmasını İzmir’e getirdiğimizde sistem kendi çarklarını işletecek ve o gelen şirket başka yatırımcıları İzmir’e çekecek.


İzmir – Bergama’da kurulacak bir serbest bölge çalışmanız bulunuyor. İzmir’e yeni bir ‘Serbest Ticaret Bölgesi’ kazandırmanın altında yatan sebepler ve projenin son durumu nedir?

ESBAŞ Türkiye’ye serbest bölgeciliğin nasıl katkı sağlayabileceğini kanıtladı. Ülkemiz için yapmak istediğimiz en büyük önceliklerden birisi kalıcı ve sürdürülebilir olmaktır. Kalıcı ve sürdürülebilirlik ile hem Türk ekonomisine hem de istihdamına destek vermeye devam etmek istiyoruz. Bu duruma istinaden 2 yıl önce farklı bir bölgeye daha ‘Serbest Bölge’ kurabilir miyiz? Düşüncesiyle yola çıktık.

Şirketini Fas’a taşıma kararı alan Delphi Otomotiv’de yaşadığımız olay sonucunda 3 bin kadar insan işsiz kaldı. Bizler şirketlerin içeriğine ve geleceklerine baktığımızda bu şekilde başka bir örnek yaşayacağımızı görebiliyoruz. Öte yandan otomasyon ile gelen insan gücüne gereksinim duyulmayışı da istihdamı azaltacak sebepler olarak karşımıza çıkıyor. Bu sebeple hem Ege Serbest Bölgesi’nde farklı sektörlere zemin hazırlıyoruz hem de Bergama projemizle bir tane daha gelir ve istihdam kapısı açmaya çabalıyoruz.

“Bergama’nın nüfusu her geçen gün azalıyor”

Bergamalılar çocuklarını ve gençlerini Bergama’da tutamıyorlar. Bergama turizm olarak ve özellikle de süper verimli toprağına rağmen bölgede kimseyi tutamıyor. Köylüsü ne eksem para kazanmıyorum; genci nerede çalışacağım derdiyle ilçeden ayrılmış. Türkiye’de pamuğun en iyisini üretilebilecek toprak ve imkân varken ve Türkiye tekstil sektörü de bu derece güçlüyken Türk çiftçisi pamuktan para kazanamıyor. Türkiye’de tekstilciler Yunan pamuğu ve Amerikan pamuğunu kullanıyor. Dışarıdan gelen pamuk daha ucuza mal oluyor. Amerikalılar her yıl Mersin’e pamuklarını getiriyor ve sattıkları firmalara 2 yıl sonra ödersiniz gibi bir imkân tanıyorlar. Yunanistan’dan gelen pamuk da AB’nin verdiği kilo başı destek sayesinde daha ucuza mal olmuş oluyor. Türk üreticisi bunlarla nasıl baş edecek.

Bergama harika bir yer ve şu an hepimiz bu yatırım için bekliyoruz. Çıkacak kararı hızlandırmak için de elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bakanlıkla sürekli bir diyalog halindeyiz. Bergama’ya serbest bölge izninin Cumhurbaşkanlığı tarafından en kısa zamanda verileceğini öngörüyoruz. Bizim bildiğimiz en iyi iş bu ve bu konuda Kaya Bey’den aldığımız tecrübeyi ileriye taşımak için çabalıyoruz. İzmir’e bir bölgede daha 20 bin istihdam sağlayabilmek ve yurt dışından getirdiğimiz sermayelerle yeni ihracat kanalları açmak arzusundayız. Herkes bildiği ve yapabildiği işi yapsın ve bu ekonomiyi hep birlikte güçlendirelim istiyoruz.

“İzmir’in Kuzey’i ihmal edildi”

Batı Anadolu Serbest Bölgesi (BASBAŞ) adını verdiğimiz yeni serbest bölgemiz için dönemin Ekonomi Bakanlığı ile bir protokol imzaladık. İzmir’deki öncelikli bölge olarak ise Kuzey’i seçtik. Uzun araştırmalar sonunda da Bergama’da bir bölgenin bunun için çok uygun olduğu sonucunu elde ettik. Geçen 2 yıl içinde de sözü geçen serbest bölge arazisi ile ilgili de tüm çalışmaları yaptık. Şu an Ticaret Bakanlığı bünyesinde bulunan Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü uzmanları ve bizim uzmanlarımız ile son 6 aydır bu işin Bergama için etkileri inceleniyor. Bu çalışmalar bittikten sonra da yasa Cumhurbaşkanlığına sunulacak.

Türkiye’de bir alanın serbest bölge ilan edilebilmesi için Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekmektedir. Bu parlamenter sistemde Bakanlar Kurulu kararı ile alınabilirken mevcut sistemde Cumhurbaşkanı onayı gerekiyor. Ticaret Bakanlığı’nın onaya sunması ve kabulü sonrası biz de o bölgenin yoğun bir planlama aşamasıyla uğraşmaya başlayacağız.

Bergama’da serbest bölge kurma fikri ortaya çıktığından beri Bergamalıların her kesiminden birçok farklı ziyaret aldık. Gelen ziyaretçilerimize ESBAŞ’ı gezdirdik ve ne yapacağımızı kendi gözleriyle görmesini sağladık. Geziden sonra da ziyaretçilerimizin hepsine isteyip istemediklerini sorduk. Bu konuda en hassas olduğum konulardan bir tanesi Bergama’nın desteğini almaktır. Çünkü bizim amacımız, özellikle de ihmal edilmiş Kuzey aksına, Bergama ve İzmir’e yeni ekonomi kanalları kazandırmaktır. Bizler bu şekilde hassas bir zeminde bunlara adım atmak isterken bölgeden gelecek olumsuz bir karşılığı yaşamak istemiyoruz.

Projenin büyüklüğü
Bergama’da kuracağımız bölge büyüklük ve yönetim bakımından ESBAŞ örneğinin aynısı durumundadır. 2 milyon 250 bin kilometrelik bir arazi üzerine kurulacak olan yeni serbest bölge kamu arazisidir. Devlet bize bu arazinin haklarını kendinde tutarak işletme hakkı verecek. Kamulaştırma bedeli olmayacak bir arazi olması da işimizi biraz daha kolaylaştırıyor.

Cumhurbaşkanlığı onayı sonrası Bergama’da kurulacak Batı Anadolu Serbest Bölgesi’nin böyle bir ekonomide yatırımcı bulamamasından endişe duyuyor musunuz?

Batı Anadolu Serbest Bölgesi uzun vadeyi kapsayan bir planlamadır. Benim yıllardır yapmaya çalıştığım, İzmir’e yatırımcı şirket çekme durumuna; İzmir hep birlikte sarılacak. Çünkü yatırım geldikçe ona göre insan gelecek ve İzmir’de büyük bir ekonomi ve istihdam yaratılacak. Kurulan her işletme yapılan her yatırım İzmir ekonomisinin birçok alanına katkı sağlıyor. Şehri ne kadar zenginleştirirsek o zenginleşen insanların ekonomiye koyacakları katkısı da o derece artacaktır.

Bergama’da 10 yıl içindeki öncelikli hedefimiz 20 bin yeni istihdam yaratabilmek. Bunun yanında ise Bergama’nın ve İzmir’in gelecek 30-40 yılının da planlamasını yapıyoruz. Bu bölgeye yatırımcı bulabileceğimize inancımız tamdır. Biz en doğru yatırımcıları bulma isteğindeyiz. Bu tür projelere uzun vadeli bakılabildiği ve uzun vadeli planlanabildiği ölçüde başarı geliyor. Serbest bölgeleri kazançlı yapan yabancı yatırımcı getirebilmektir. Şu an duruma baktığımızda birkaç yıl içinde Türkiye’ye yabancı yatırımcı getirebiliriz demek doğru olmaz. ESBAŞ olarak yatırımımızı bunları bilerek yaptık.


Birçok farklı firma ile iç içe olan ESBAŞ gibi bir şirketi, 2013’ten beri yöneten biri olarak Türkiye’de eksik olarak gördüğünüz konular nelerdir?

Türkiye’de en eksik konulardan bir tanesi, faaliyet gösteren sanayi, tekstil, bilgisayar, yazılım gibi birçok sektörün üniversite ya da eğitim tarafıyla iş birliğinin olmayışıdır. Yazılım sektörüne yoğunlaştığımızda bunu daha yakından görme fırsatı yakaladık. Anlaşmaya çalıştığımız firma; İzmir’de işime yarayacak kalifiye elemanınınız yok derken yazılımcılarımız; İzmir’e neden geleyim iş imkanınız yok diyor.

Sanayicilerle toplantı yaptığımda üniversitelerden yeni sistemlere göre eleman yetişmiyor cevabı alıyorum. Üniversitelere gittiğimde de bunu doğrulayan rektörler karşıma çıkıyor. Üniversiteler de kendileriyle iletişime geçilmemesinden şikayetçiler. Kimse bize öğrencilerinizi şu sektöre göre yetiştirin demiyor cevabını veriyorlar. Yani Türkiye katma değerli üretimler için tüm kurumları ve kuruluşlarıyla el ele vermeli birlikte hareket ederek, boşluklarını hep beraber doldurmalıdır.

Üniversiteler Türkiye’de sektörel durumlara bakarlar ona göre okullarına alacakları öğrenci sayısına karar verirlerdi. Bu sistem 1980’lerin ortalarından beri yürütülemez hale geldi. Üniversite mezunu sayısı arttı fakat sisteme uygun bölümlere yönlendirilemediklerinden istihdam sağlayamıyoruz. İşsizlik, ruhsal hastalık haline gelmiştir. Gençler iş bulamadıkça dışarıya bile çıkamaz hale geldiler. Bu sisteme çözüm bulmak zorundayız.

 

Faruk Güler kimdir?

Dr. Faruk Güler, 1950’de Antalya’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden mezun. Aynı üniversitede 1978 yılında Master, 1980 yılında da Doktora derecelerini aldı. 1974 – 1980 tarihleri arasında ODTÜ, TÜBİTAK ve İngiltere Exeter Üniversitesi'nde Araştırmacılık ve Asistanlık yaptı. 1980 – 1984 tarihleri arasında ODTÜ’de Öğretim Görevlisi ve Kanada Alberta Üniversitesi'nde Araştırmacı olarak çalıştı. 1984 – 1986 yıllarında Sabancı Holding’e bağlı Kordsa Kord Bezi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de Araştırma & Geliştirme Departmanı ve ARGESA’dan sorumlu Kısım Müdürlüğü yaptı.

1986 – 1991 yıllarında Endonezya’da, Amerika – Endonezya işbirliği ile kurulan Branta Mulia Kord Bezi ve Endüstriyel İplik fabrikalarında, 1991 – 1996 yıllarında da aynı grubun Tayland’daki şirketinde Üst Düzey Yöneticilik görevinde bulundu. 1996 Yılında Türkiye’ye döndü ve ÇBS Boya Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de Genel Müdürlük görevini aldı.

1999 yılında Abalıoğlu Holding A.Ş.’de Genel Koordinatörlük görevine başlamış olan Dr. Faruk GÜLER, 2003 ile 2013 yılları arasında Abalıoğlu Holding CEO’su -Yürütme Kurulu Başkanı- olarak görev yaptı. Er-Bakır Elektrolitik Bakır Mamulleri A.Ş.’nin, Dentaş Ambalaj ve Kağıt Sanayi A.Ş.’nin, Dentaş Kağıt Sanayi A.Ş.’nin, Abalıoğlu Tekstil Sanayi A.Ş. CSA Textile Egypt S.A.E.’nin, Filidea Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ve SC Dentaş Romania SRL’de Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

2013 yılı Ocak ayından itibaren ESBAŞ- Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş.’nin Yürütme Kurulu Başkanı ve MOPSAN İnşaat Yürütme Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su olarak görevini sürdürmekte olan Dr. Faruk GÜLER İngilizce bilmektedir, evli ve iki çocuk sahibidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı'nın "bu konudaki çok sert ve çok açık konuşması" üzerine, GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

Suriye'de muhaliflerin kalan son kalesi olarak kabul edilen İdlib'in kuzeyinde Esad kuvvetlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) konvoyuna yaptığı ikinci saldırı sonucu...

ABD’nin Haseke’de rejim askerlerine düzenlediği hava saldırısının ardından Rus, ABD ve Suriye askerleri olay yerinde yan yana görüntülenmişti...

Withco’nun yaratıcısı Övünç Emre “Uçmadan söylüyorum, 7-8 yıl sonra İstanbul’da, Eskişehir’de, Antalya’da, Bursa’da, yurt dışında oluruz” diyor.

GÖZLEM 83 milyonu doğrudan ilgilendiren konuyu masaya yatırdı ve Uzmanlara sordu; “Sepetteki bu hesaplama oyunları ile enflasyon düşer mi; gerçekten düşürmek için ne y...

Kanal İstanbul projesinin, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışamaya açacağı yönünde yapılan uyarılara Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmış 126 ...

Kuzey Suriye’de Türkiye / ABD / Rusya / İran / Esad Rejimi arasındaki “İdlib dengesi” Türk Konvoyuna saldırı ile bozuldu. GÖZLEM, uzmanlara “Tehlike ve risk dolu bu ...

Yazarlar
Website Security Test