Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD "emperyalist" ise Rusya değil mi?

17.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM "soruyu" masanın üzerine koydu ve sordu. İşte görüşler…

Türkiye, NATO’yu kırmadan, ABD’yi incitmeden, Rusya’yı kızdırmadan yoluna nasıl devam edeceğine karar vereceği bir sürece giriyor. 1950’li yıllardan bu yana müttefik olan ABD – Türkiye ilişkileri tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyor. ABD ile arasına mesafe koyan Türkiye, Rusya ile hem ticari, hem siyasi hem de askeri alanda işbirliklerine imza atması, “Yeni müttefikimiz Rusya mı?” tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Türkiye ile Rusya ilişkileri Kasım 2015’te Rus jetinin düşürülmesiyle baş gösteren krizin ardından gelişti. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler muhtemelen tarihinin en yakın ve en yoğun dönemini yaşıyor. İki ülke arasında hem dış politikada hem de ekonomik anlamda uçak krizinin ardında bazı başlıklar şöyle: Hava savunma sistemimizi tamamıyla Rusya'ya (S400) entegre ettik. Akkuyu nükleer enerji santrali inşaatı devam ediyor, şimdi bir tane daha yaptırıyoruz. Suriye'de her dediklerini yapıyoruz. YPG desteklerine bile ses çıkarmıyoruz. Dış politikamızı Rusya'ya entegre etmiş görüntü veriyoruz. Türk Akım'dan alacağımız gaza ihtiyacımız yokken doğalgazda Rusya'ya bağımlılığımızı yüzde 70'e çıkardık. Böyle bir ülke dünya üzerinde yok!.

Türkiye’nin tüm bu olumlu tavrına rağmen Rusya, “domates, salatalık” almaya bile yanaşmıyor, vize konusunu ise hiç konuşulmuyor. Tüm bu gelişmeler, “ABD emperyalizminden kaçarken, Rus emperyalizmine mi yaklaşıyor” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Geçen hafta devreye alınan Türk Akım sonrasında yeniden "al ya da öde" girdabına gireceğimiz anlaşılıyor.



“GEÇMİŞ GERİLİMLİYDİ, GELECEK FIRSATLAR SUNABİLİR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Tarih boyunca Türk-Rus ilişkileri genel olarak gerilim içinde gerçekleşmiş, pek çok savaş yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet tehdidine karşı Türkiye Batı blokuna yaklaşmış ve NATO üyesi olmuştur. Sovyetler Birliğinin çökmesi ve Rusya Federasyonunun kurulmasıyla ikili ilişkiler canlı bir döneme girmiştir. Özelikle ekonomik ilişkiler kapsam kazanarak gelişmiştir.

Rusya'da devlet başkanı Putin durumunu güçlendirdikçe Çarlık döneminden beri stratejik hedefler olan Gürcistan ve Kırım'a yönelmiş ve işgale girişmiştir. Putin dünyaya ve özellikle ABD'ne ülkesinin güçlü ve uluslararası konularda söz sahibi olduğu mesajını vermektedir.

Türkiye Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa ile ittifak yaparak Rusya'ya karşı savaşı kazanmıştır. Bu vesileyle Türkiye yönünü batıya çevirmiştir denilebilir. Osmanlı İmparatorluğu güçler arasında denge siyaseti izlemiş, Birinci Dünya savaşına gidilen dönemde varlığını sürdürmeye gayret etmiştir.

Suriye'deki savaş vesilesiyle Rusya bölgeye geniş ölçüde yerleşmiştir. Bu gelişme karşısında Türkiye Rusya ile işbirliğine yönelik bir politika izlemiştir ve bu politikayı sürdürmektedir. Ancak ikili ilişkileri gölgeleyen gelişmeler de olmuştur. 2005 yılında Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma, sözde Ermeni soykırımını kabul eden bir karar almıştır. YPG'nin Moskova'da büro açmasına izin verilmiştir.

2015 yılında Rus uçağının düşürülmesi ilişkileri sarsmış, Putin'in "Atatürk mezarında ters dönmüştür" açıklamasına yol açmıştır. Bilahare Rusya'ya vizesiz seyahat uygulaması Ocak 2016'da kaldırılmış, Türk tarım ürünleri ithalatı durdurulmuştur.

İlişkileri olumsuz etkileyen diğer talihsiz olay Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Karlov'un silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olmuştur.

Tüm olumsuz gelişmeler karşın yakın ilişkiler devam etmektedir. Bunun nedenini iki ülkenin özellikle bölge gelişmeleri açısından birbirlerine olan ihtiyacında aramak gerekir. Batılı ülkeler Türkiye ve Rusya yakınlaşmasını kaygıyla izlemektedirler. S-400 hava savunma sisteminin satın alınması NATO'da ve ABD'de geniş tepkiye yol açmıştır.

Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması Batılı ülkelerden ve özellikle ABD'den terörle mücadele ve Suriye sınır güvenliği konularında beklediği anlayış ve yakınlığı görememesinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde anlayış ve işbirliği gösterilirse Türkiye mensup olduğu ittifak ilişkisini bozmak niyetinde değildir.

Rusya ile olan ilişkilerde rekabetten ziyade işbirliği olanaklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Türk Akım projesi bu doğrultuda başarılı bir örnek oluşturmuştur.



“DOĞALGAZDA RUSYA’YA BAĞIMLI OLDUK”

Serkan Aksüyek (Gazeteci) -Türkiye'nin ürettiği enerji, büyük oranda ithal kaynaklara dayalı. İhtiyacımızın yüzde 99'unu ithal ettiğimiz doğalgazın elektrik üretimindeki payı yüzde 30, termik santrallerde kullanılan ithal kömürün payı %10'lar seviyesinde. Petroldeki dışa bağımlılık oranımız yüzde 95 gibi astronomik bir seviyede...

Türkiye, 90'lı yıllarda kontratlarını imzaladığı doğalgaz boru hatları ile ihtiyacının çok üzerinde ithalat yapmış, tüketmediği doğalgazın parasını satın aldığı ülkelere ödemek zorunda kalmıştı. Kamuoyunda "al ya da öde" olarak bilinen ve yıllarca ekonomiye büyük zarar veren bu çıkmaza bugün yeniden girme riskimizin olduğu görülüyor.

Rusya ile enerji alanındaki işbirliğimiz, şüphesiz stratejik özellik taşıyan ve geleceğe yönelik hamleler... Ancak bu işbirlikleri nedense hep Rusya'nın çıkarlarına uygun işliyor. İki ülke arasında asimetrik bir ilişkiden söz etmek mümkün. Bu ilişkinin, iki tarafın da ortak çıkarına hizmet eder noktaya taşınması gerekiyor. Aksi halde sürdürülebilir olması ve 2015 yılında yaşanan uçak düşürme olayında olduğu gibi, aşkın bir anda nefrete dönüşme olasılığı bulunuyor.

Geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in katıldığı görkemli bir törenle açılışı yapılan Türk Akım Doğalgaz Boru Hattı ile birlikte Türkiye'ye sadece boru hatları ile giren gaz miktarı 71 milyar metreküpü (bcm) aşmış durumda.

Evlerimizde, sanayide ve çevrim santrallerinde elektrik üretimi için tükettiğimiz doğalgaz miktarı 2017 yılında 53,8 milyar metreküp iken, 2018 yılında yüzde 6 azalarak 50 milyar metreküpe geriledi. Birkaç gün içinde 2019 yılı tüketim rakamları da açıklanacak. Ekonomideki soğumaya, elektrik tüketimine ve sanayi üretimindeki düşüşe bakarak, 2019'da da tüketimde azalma olacağını söylemek güç değil. 45 ila 50 milyar metreküp arasında bir tüketimle 2019'u kapatmış olacağız. Şimdi boru hattı projelerini tek tek analiz ederek, Türkiye'ye ne kadar doğalgaz girdiğine bakalım... Türkiye'nin ilk doğalgaz boru hattı olan ve 1987'de devreye alınan Batı Hattı, başlangıçta 6 milyar metreküp olan kapasitesi bugün 14 milyar metreküp seviyesinde.

2003 yılında devreye alınan ve 16 milyar metreküp kapasiteye sahip Mavi Akım, Rusya'nın doğalgazını Karadeniz'in altından Samsun'a taşıyor. Mavi Akım'ın kapasitesi 2014 yılında 3 milyar metreküp artırılarak 19 milyar metreküpe çıkarıldı.

2001 yılında devreye alınan Türkiye- İran Doğalgaz Boru Hattın yıllık kapasitesi 10 milyar metreküp. Türkiye'ye geçmişte pek çok arz güvenliği tehlikesi yaratan bu hat, İran'ın gaz akışını azaltması veya tamamen durdurması gibi durumlarla sık sık kamuoyu gündemine gelmişti.

Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE) Azerbaycan ile Türkiye arasındaki bu hattın taşıma kapasitesi 6,6 milyar metreküp. Türkiye en ucuz doğalgazı bu hattan alıyor. BOTAŞ, BTE'den gelen gazın her 1000 metreküpüne 230 dolar ödüyor.

Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) 2018’de devreye alında ve "Enerjinin İpek Yolu" olarak adlandırılıyor. 16 milyar metreküp başlangıç kapasitesine sahip. Bu kapasitenin 6 milyar metreküpü Türkiye'nin kullanımına verilirken, 10 milyar metreküpü Avrupa'ya taşınıyor. TANAP'ın kapasitesi önce 24 milyar metreküpe, sonrasında ise 31 milyar metreküpe yükselecek. Nihai kapasitenin 16 milyar metreküpü Türkiye'ye, kalan kısmı ise Avrupa'nın kullanımına sunulacak.

Türk Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi 2020'de devreye alındı. Her biri yıllık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşan Türk Akım'ın bir hattı Türkiye'nin ihtiyacına arz edilirken, diğer hat Bulgaristan üzerinden Avrupa'daki tüketicilere ulaşacak. Türk Akım'ın devreye alınması ile Batı Hattı'ndan alınan yıllık 14 milyar metreküp gazın, aynı koşullarda Türk Akım üzerinden Türkiye'ye sağlanması planlanıyor.

Bu hatlara bakarak Türkiye'ye giren doğalgaz kapasitesi bugün itibarıyla 71,3 milyar metreküp seviyesinde olduğunu görüyoruz. TANAP'ta yeni fazın devreye girmesi ile Türkiye'ye ek 10 milyar metreküp gaz arzı daha sağlanacak ve toplam doğalgaz arz kapasitesi 81,3 milyar metreküpe ulaşacak.

2021 yılında Batı Hattı'nın tamamıyla devreden çıktığı düşünülse bile (14 Milyar Metreküp) boru hattı ile gelen gaz miktarı 67,3 milyar metreküpe ulaşacak. Bu veriler, ülkemize boru hatları ile giren doğalgaza ait. Bir de LNG olarak bilinen sıvılaştırılmış doğalgaz satın alıyoruz. Pek çok ülkeden yılda yaklaşık 14 milyar metreküp LNG ithal ediyor. Sözün özü, Türkiye'nin doğalgaz gibi tamamına yakınını ithal ettiği kaynaklara enerji üretimini süratle azaltması gerekiyor. Doğalgaz arzının yaklaşık yüzde 70'inin tek başına Rusya'ya ait olması ise hepimizin uykularını kaçırması gerekiyor...

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı'nın "bu konudaki çok sert ve çok açık konuşması" üzerine, GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

Suriye'de muhaliflerin kalan son kalesi olarak kabul edilen İdlib'in kuzeyinde Esad kuvvetlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) konvoyuna yaptığı ikinci saldırı sonucu...

ABD’nin Haseke’de rejim askerlerine düzenlediği hava saldırısının ardından Rus, ABD ve Suriye askerleri olay yerinde yan yana görüntülenmişti...

Withco’nun yaratıcısı Övünç Emre “Uçmadan söylüyorum, 7-8 yıl sonra İstanbul’da, Eskişehir’de, Antalya’da, Bursa’da, yurt dışında oluruz” diyor.

GÖZLEM 83 milyonu doğrudan ilgilendiren konuyu masaya yatırdı ve Uzmanlara sordu; “Sepetteki bu hesaplama oyunları ile enflasyon düşer mi; gerçekten düşürmek için ne y...

Kanal İstanbul projesinin, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışamaya açacağı yönünde yapılan uyarılara Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapmış 126 ...

Kuzey Suriye’de Türkiye / ABD / Rusya / İran / Esad Rejimi arasındaki “İdlib dengesi” Türk Konvoyuna saldırı ile bozuldu. GÖZLEM, uzmanlara “Tehlike ve risk dolu bu ...

Yazarlar
Website Security Test