Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Adliyede mahkumiyet, sokakta saldırı bitmiyor

3.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'de muhalif ve iktidar karşıtı gazetecilere yönelik baskılar bitmek bilmiyor. Son dönemde art arda yapılan saldırılar, genellikle hedef gösterildikten sonra gerçekleşiyor.

Saldırıya uğrayanlar ölümden dönerken, saldıranlar gözaltı sürecinin ardından serbest bırakılıyor. İçişleri Bakanlığı ise olaya sessiz kalıyor. Gazeteci meslek örgütleri, artan saldırıların Türkiye'nin siyasi atmosferinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söylüyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) raporuna göre, 2019'da dünya genelinde 49 gazeteci gazetecilik faaliyetleri sebebiyle öldürülürken, listenin başında Suriye ve Meksika var. Bu iki ülkede de 10 gazeteci hayatını kaybederken Afganistan'da 5, Pakistan'da 4 ve Somali'de 3 gazeteci meslek faaliyetlerinden dolayı öldürüldü. Bu gazetecilerin hepsi ülkelerinde görev yapan gazeteciler. Öldürülenler arasında hiçbir yabancı gazeteci bulunmuyor. 49 gazeteciden 20'si savaş bölgelerinde hayatını kaybetti.
Rapor cezaevine giren gazetecilerle ilgili bilgiler de içeriyor. Buna göre dünya çapında, 2019 yılı içinde şu ana dek 389 gazeteci yaptığı işten dolayı hapis cezasına çarptırıldı. 120 gazeteci ile Çin açık ara zirvede. Gazetecileri, yaptıkları işlerden dolayı tutuklayarak cezaevine gönderen ülkeler sırasında Çin'in ardından 34 gazeteci ile Mısır, 32 gazeteci ile Suudi Arabistan ve 26 gazeteci ile Suriye geliyor. Türkiye ise cezaevine gönderdiği 25 gazeteci ile beşinci sırada.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), 2019 yılına ilişkin raporuna göre ise en az 48 gazetecinin tutuklu olduğu Çin ile 47 gazetecinin hapiste olduğu Türkiye "dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olarak" tanımlanmıştı.

Sözcü davasında hapis kararı

Türkiye, 2019 yılının son günlerinde Sözcü Gazetesi davası ile bir kez daha gündeme geldi. Davada, Emin Çöleşan ve Necati Doğru’ya 3 yıl 6 ay 15’er gün, Metin Yılmaz ve Mustafa Çetin’e 3 yıl 4’er ay, Yücel Arı, Gökmen Ulu, Yonca Yücekaleli’ye 2 yıl 1’er ay hapis cezası verildi. Bu cezalar ile "onlar da hedef hâline getiriliyor" ve basın üzerindeki "korku bulutları" yoğunlaştırılıyor.

Muhalif kanallara ceza yağdı

RTÜK’ün 2019’da televizyon kanallarına ceza yağdırdığı ortaya çıktı. RTÜK yıl içinde 52 toplantı yaptı 3.8 milyonluk ceza kesti. 12 kanal, bir radyo ve 23 yayına ceza verildi. FOX TV, Tele 1, KRT ceza kesilen kanalların başında geliyor. RTÜK’ün 2019’da televizyon kanallarına ceza yağdırdığı ortaya çıktı. RTÜK yıl içinde 52 toplantı yaptı 3.8 milyonluk ceza kesti, CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel, “RTÜK kestiği cezalarda yandaş kanalları korudu” dedi.

RTÜK tarafından 1 milyon 11 bin 234 lira ile tek seferde en fazla ceza FOX TV ve SHOW TV’ye kesildi. Radyo Sputnik (RS FM)’e ise hükümet ve İstanbul depremine yönelik eleştiriler nedeniyle 4 bin 633 lira para cezası ve 5 kez program durdurma cezası verildi.

Gazeteciler saldırıya uğruyor

Türkiye 2019 yılında "dövülen" gazeteci ve "dövenlerin serbest bırakıldığı" bir ülke olarak da gündeme geldi. Gazetecilerin kimi katıldığı bir televizyon programının çıkışında, kimiyse evinin yakınlarında saldırıya uğradı. İlk olarak Yeniçağ Gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, 11 Mayıs'ta katıldığı bir televizyon programının ardından evinin yakınlarında 8-9 kişilik bir grubun saldırısına uğradı. Saldırıyla ilgili gözaltına alınan altı kişi ise serbest bırakıldı.

Ardından Antalya'da yayımlanan Akdeniz'de Yeni Yüzyıl gazetesinin köşe yazarı İdris Özyol, 15 Mayıs'ta kimliği belirlenemeyen üç kişilik bir grubun sopalı saldırısına uğradı. Beş gün sonra, 20 Mayıs akşamı, yine Antalya'daki "Güney Haberci" internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ergin Çevik, üç kişi tarafından saldırıya uğradı. Adana'da günlük yayın yapan Egemen Gazetesi'nin kurucusu Hakan Denizli ise 24 Mayıs sabahı evinin önünde, kızı ve torunun yanında silahlı saldırıya uğradı.

Gazeteci Sabahattin Önkibar'a 25 Mayıs'ta evinin önünde saldırı düzenlendi. 3 kişinin saldırısına uğrayan Önkibar, çevre sakinleri tarafından kurtarıldı ve hastaneye kaldırıldı. 10 günlük iş göremez raporu aldı.

Gazetecilere yönelik saldırılar yılın son günlerinde de devam etti. Korkusuz Gazetesi yazarı Ahmet Takan, 20 Kasım'da evinin önünde saldırıya uğradı. 28 Aralık'ta ise bu defa saldırganların hedefinde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in danışmanı ve Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat İde'nin evinin önünde saldırıya maruz kaldı. Saldırıya uğrayanların büyük bölümü ülkücü / milliyetçi ama "Erdoğan - Bahçeli ittifakına karşı olan" isimlerin olması ve MHP aleyhine yazan isimlerin olması dikkat çekti.

İçişleri Bakanlığı tepkisiz

İçişleri Bakanlığı'nın olaylara tepkisiz kalması ve saldırganların hak ettikleri cezaları alamamaları tepki çekiyor. Gazetecilere yönelik son dönemler gerçekleşen saldırılar sonrası İçişleri Bakanlığı ve yargı kurumlarının olaylara tepkisiz kalması dikkat çekti. Son olarak Yeniçağ gazetesi yazarı Murat İde'ye evinin önünde gerçekleşen saldırı 'İçişleri Bakanı Süleyman Soylu nerede?' sorusunun sorulmasına neden oldu.

Özellikle MHP aleyhine haber yapan ve köşe yazısı yazan isimlerin hedef gösterilmesi ve saldırılara maruz kalması tepkilere neden olurken, saldırganların kısa sürede serbest kalması adli makamların sorgulanmasına neden oldu. Son dönemde Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ, Yeniçağ gazetesi eski Ankara Temsilcisi ve Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan ve Oda TV yazarı Sebahattin Önkibar, MHP aleyhine yazdıkları yazılar sonrası saldırıya uğramıştı. Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ ise kendisine saldıranların 2 saat gibi kısa bir sürede serbest bırakılmalarına dikkat çekerek, haklarında henüz bir iddianame hazırlanmamasına tepki göstermişti.

Emre Döker'in kolu kırıldı

İzmir'de gazeteciler Emre Döker ile Gürkan Çetinkaya'ya yaklaşık 30 kişilik sendikacı grubun saldırısına uğradı. Saldırıda Emre Döker'in kolu üç yerinden kırıldı. İzmir Genç Gazeteciler Platformu Sözcüsü Belma Yücel, adli makamlara olayın faillerini bir an önce yargı önüne çıkarması çağrısında bulundu. Yücel, Belediye-İş Sendikası ve Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerine de seslenerek, saldırıya karışan üyeleri hakkında gerekli işlemleri yapmalarını istedi.

 

"TÜRK BASINI YİNE ATEŞ ÇEMBERİNDE"

Pınar Türenç (Basın Konseyi Başkanı):Her geçen yıl bir önceki yılın muhasebesini yaparken, 'bir daha böyle bir yıl yaşanmamasını' diliyoruz. 2018 yılında da 2019 yılı için aynı dilekte bulunduk. Ne var ki 2019'u tamamlarken, daha iç açıcı bir tabloyu yaşayamadığımızı söylemek zorundayız.

Tüm yıl boyunca yine basın özgürlüğüne vurulan darbelerden, gazeteciliğin kodlarıyla oynanmasından, gazetecilik yapılamayan ortamdan, işsiz kalan gazetecilerden, keyfi uygulamalardan, baskılardan, yıldırma politikalarından, hapisteki gazetecilerin özgür kalamamalarından, ilan ve reklamların devlet eliyle yandaş medyaya nasıl pay edildiğinden, kanunların, yönetmeliklerinin nasıl delindiğinden söz etmek zorunda kaldık.

Maalesef 2019 yılı, bir önceki yıldan daha karanlık günleri, ayları bize getirdi. 2018'de olduğu gibi, yine Türk basını tam bir ateş çemberinden geçti. Gazetecilik faaliyeti yine 'terör' sayıldı, gazeteciler yine ağır cezalara çarptırıldı. Ve 2019 yılını gazeteciler yine cezaevlerinde geçirdi. Eleştirel gazetecilik 'teröristlik' sayıldı, soruşturmalar açıldı, meslektaşlarımız tutuklandı. Gazetecilerin mesaisi haber peşinden çok, haklarında açılan davalar nedeniyle adliye koridorlarında geçti. Birçok gazeteci yaptıkları haberler ve yazdıkları yazılar nedeniyle 'iktidar muhalifi' hatta 'terörist' diye fişlendi, hedef gösterildi. Üzerlerine tetikçiler salındı, hayatlarına kastedildi, linç girişimine uğradı, saldırılarda yaralandı, günlerce hastanede yattı. En son gazeteci Murat İde'ye saldıranlar da ellerini kollarını sallaya sallaya gezmeye çoktan başladılar.

Cumhurbaşkanlığı haber alanı, gazeteciler için 2019 da yine 'kısıtlı alan' olmaya devam etti. Cumhurbaşkanı ve diğer hükümet yetkililerinin basın toplantılarında, yine danışmanları marifetiyle, önceden gazetecilerden soruları toplandı. Sakıncalı bulunanlara soru sorma vizesi verilmedi. Sakıncalı sorular olarak belirlenenler elendi. Halkın haber alma hakkını yerine getirmekle görevli muhabirlere söz hakkı verilmedi. Açıklık, şeffaflık ilkesi 2019 da yine yok sayıldı. Gazetecilik susturuldu. Böylece halkın da gerçeği öğrenme hakkı yasalara rağmen çiğnendi.

Uluslararası saygın kuruluşların yayınladığı utanç tablosundaki yerimizi belirtmek istiyorum. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 157'nci sıradayız. Dünya Demokrasi Endeksi'nde, 167 ülke arasında 110'uncu ülkeyiz. Cezaevinde en çok gazetecinin bulunduğu ülkeler arasında Türkiye ilk 5 sırada(Çin, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye ve Türkiye) Yani demokrasinin yaşatılmadığı ülkeler arasında anılmaktayız. Özetle; Türkiye, siyah ve gri tablodan 2019 yılında da çıkamadı.


İktidarın hedefi tek sesli medya

Medyamız, bir yandan her fırsatta özgürlükleri kısıtlayan siyasal iktidar ve onun siyasallaştırdığı yargının; diğer yandan maliyetlerin artmasıyla giderek ağırlaşan ekonomik krizin kuşatması altında yaşam mücadelesi vermeye devam etmekte. Özellikle yazılı basın, hiçbir dönemde karşılaşmadığı kadar ağır ekonomik kriz yaşıyor. Yüzlerce yerel gazete ve televizyon kapanırken, kamu kaynaklarından fonlananlar dışında kalan ve bağımsız yayıncılık yapan bir kaç ulusal gazete ve televizyon ağırlaşan ekonomik koşullarda ayakta kalmaya çalışıyor.

Daha fazla demokrasi ve özgürlük vaadiyle getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde hem demokrasimiz, hem ifade ve basın özgürlüğü maalesef antidemokratik uygulamalarla her gün biraz daha yok ediliyor. İfade ve basın özgürlüğü önüne her gün yeni engeller çıkarılıyor. Sansür ve oto-sansür, gazetecilik faaliyetini engellerken, halkın haber alma hakkı da yok sayılıyor. Gazetelerin ve televizyonların yüzde 90'ını ele geçirilirken ve bunların neredeyse tek merkezden yönetilir olması, 'tek sesli medya' yaratma çabaları, hepimizi ürkütüyor. Bu hedefe ulaşmak için her yol deneniyor. Demokratik hukuk devletinde bağımsız olması gereken yargı, yasa ve yönetmeliklerine göre tarafsız ve objektif kıstaslara göre görev yapması gereken Basın İlan Kurumu (BİK), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi kurumlar, bugün basına karşı iktidar sopası görünümü ile yaşatılıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’nin tarım ve ekonomisine etki eden asırlık kurumu olan İzmir Ticaret Borsası meclis üyeleri, temsilcisi oldukları meslek gruplarına ilişkin önemli açıklamalard...

ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Güler, ESBAŞ’ın dününü, bugününü, yarınını anlattı ve Yayın Kurulu üyelerimizin sorularını yanıtladı. İşte sorular ve yanıtları…

2019'da ithalatın düşmesiyle fazla veren cari işlemler hesabı, faizlerin düşmesi ve ekonomik aktivitenin artmasıyla Kasım ayında 518 milyon dolar açık verdi. 12 aylık ...

GÖZLEM "soruyu" masanın üzerine koydu ve sordu. İşte görüşler…

"Milli Eğitimi, Dini Eğitim" haline getiren adımlar atılıyor, Diyanet'in "Laikliğe aykırı" karar ve uygulamaları devam ediyor, CHP ve İYİ Parti'den ses seda çıkmıyor; ...

Gözlem bu soruyu uzmanlara sordu. Serdaroğlu’nu haklı çıkaran cevaplar aldı.

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve İTB Meclis Başkanı Barış Kocagöz sorularımızı yanıtladı. Meclis üyeleri ise temsilcisi oldukları ...

Yazarlar
Website Security Test