Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şimdi sahnede "Kanal İstanbul" inatlaşması var; sonuç ne olacak?

3.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere vatandaşların büyük bölümünün karşı çıktığı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ise, "İsteseniz de istemesiniz de yapacağız" dediği Kanal İstanbul projesi gündemin ilk maddelerinin arasına oturdu.

EDA EBRU NANECİ

Kanalın yapılmasını istemeyen yüz binlerce vatandaşın, soğuk, yağmur, kar demeden imza vermek için uzun süre "Demokrasi Kuyruğu"nda beklemeleri dikkat çekti. Gelişmeler, "Muhalefetle değil, halkla inatlaşmak" haline geldi. Benzer bir inatlaşma İstanbul seçimlerinde olmuş, "Halkla inatlaşma" 13 bin oy farkını 800 binlere çıkarmıştı!

Öte yandan, "alanında uzman" bilim insanlarının hazırladığı raporlarda, yaptıkları değerlendirmelerde Kanal İstanbul'un "telafisi mümkün olmayan" zararları ortaya çıkacağının altı çiziliyor. Projenin ayrıca ekolojiyi tahrip edeceği, su canlılarının bir kısmını yok edeceği ve Montrö Sözleşmesi'ni gündeme getirerek "Karadeniz'e geçişlerin itirazlar, anlaşmazlıklar ve sorunlar getireceği" belirtiliyor.

Yine raporlara göre, Karadeniz ve Marmara Denizi'nde öngörülemez sonuçlar yaratacağı belirtilen Kanal İstanbul projesi, sızıntı yaşanması hâlinde içme sularını tuzlayarak içilemez hâle getirecek. 45 kilometre uzunluğundaki "suni boğaz" projesinin tamamlayıcı projelerle birlikte 75 milyar doları bulacağı, "o güzergahtaki büyük tesislerin yıkılması ve yeniden yapılması" zorunluluğunun da ortaya çıkması ile, bu bedelin 125 milyar dolara ulaşacağı da belirtiliyor.

Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy ve Başakşehir ilçelerinden geçmesi planlanan projenin 7 yılda bitirilmesi öngörülüyor. Projeye karşı çıkanlar hem maliyetinin yüksekliğinden hem İstanbul'a katkı sağlamayacağından söz ediyor. Öte yandan, "Kanal İstanbul"un, Montrö Anlaşması'nı bitireceği, Karadeniz'de NATO'nun isteklerine uygun şartları sağlayacağı ve ABD tarafından desteklendiği de ifade ediliyor. Uzmanlara göre, açılacak kanal, Trakya'nın, İstanbul'un ve boğazların savunulmasını güçleştirecek ve ülke için milli güvenlik sorunu oluşturabilecek.

Hafriyatından doğada yaşatacağı tahribata, geçeceği bölgelerden, yeni rant alanları sağlayacağına kadar, "Kanal İstanbul"a ilişkin onlarca eleştiri başlığı var. Erdoğan, "İsteseler de istemeseler de Kanal İstanbul'u yapacağız" sözleriyle ana muhalefet partisine mesaj verse de iş CHP ile inatlaşmaktan çıktı. İktidar halkla karşı karşıya geldi. Vatandaşlar bir olup itiraz dilekçesi verebilmek için İstanbul'dan Rize'ye kadar yurdun birçok ilinde uzun uzun kuyruklar oluşturdu. İtiraz dilekçelerini ileten siyasetçilerden biri olan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise projenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seçim kaybettireceği görüşünde...
"Muhalefetle değil; halkla inatlaşmak", iktidar için, "Haziran ayında 'İstanbul seçiminde 800 bin farklık hezimeti getirmişti'; ne çabuk unutuldu?" yorumlarına neden olurken, iktidar gelen tepkilere yanıt olarak "Kanal İstanbul'un bir 'devlet projesi' olduğunu" söylüyor.

Doğal Hayatı Korumu Vakfı'nın (WWF-Türkiye) 'Ya Kanal Ya İstanbul' başlıklı raporunda imzası bulunan bilim insanlarından Prof. Dr. Haluk Gerçek'e göre 2007 yılından beri İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği de kaza sayısı da istikrarlı bir biçimde azalıyor. Gerçek, "iddia edildiği gibi Kanal İstanbul, Boğaz trafiğini rahatlatmaya veya gemi kazalarını önlemeye değil, inşaat sektörünü canlandırmaya, İstanbul'un doğal alanlarını imara açmaya dönük, eşi benzeri olmayan bir emlak ve felaket projesidir" diyor.

Katar başta "Arap ülkeleri için" Kanal İstanbul'un 7 - 9 dakikalık tanıtım filmleri yapıldı. Video paylaşım sitelerinde de yayılan reklam filminde Arap ülkelerinde yaşayanlara Kanal İstanbul güzergahında ev ve arsa satışı yapılıyor. Sosyal medyada yüz binlerce tıklama alıyor... Öte yandan 2015 yılı Nisan ayında Arapça ve Türkçe yayınlanan Kanal İstanbul tanıtım filminin de olduğu ortaya çıktı. 4 yıl önce yapılan tanıtım filmindeki güzergah 2018 yılında açıklanan güzergah ile aynı. Görüntülerin ortaya çıkması sonrası özellikle sosyal medyada birçok vatandaş tepki gösterdi.

 

 

"PROJEDEN VAZGEÇİLMELİ"

Onur Öymen (Türk diplomat ve siyasetçi)-Akdeniz ve Karadeniz arasında tek geçiş yolu İstanbul Boğazı ve Marmara denizi. Bunları da Montrö düzenliyor. Montrö'ye bağlı olarak bir kanal açmanız, Montrö'de öngörülmemiş. Kanaldan geçmenin Montrö'ye tabii olup olmadığı konusu tartışmaya açılacak ve çoğunlukla tabii olmadığı görüşü hakim... Montrö bizim en hassas anlaşmamız ve dünyada örneği yok. Dünya'da büyük devletler Amerika başta olmak üzere, bütün denizlere ticaret ve savaş gemileriyle serbestçe girebiliyorlar. Sadece Karadeniz'e giremiyorlar. Burada kısıtlamalar var. O kurallara uymak zorundalar. Bundan rahatsızlık duydukları belli. Bu kadar hassas bir konuda böyle bir kanal açmanın ne anlamı var? Türkiye'nin hangi önceliğine cevap verecek? Başka pek çok sorunu da beraberinde getirecek. O bakımdan bu projeyi bir kenara bırakarak Türkiye'nin daha öncelikli meselelerine eğilmek lazım. Bu durum Montrö'yü tartışmaya açacak ve bizim için çok sıkıntı yaratacak. Montrö'nün imzalandığı 1936 yılında dünyadaki siyasi koşullar bugün yok. Montrö'yü imzalayan ülkeler Lozan'ı imzalayan ülkeler. Bugün Türkiye, aynı ülkelere aynı kolaylıkla istediği istikamette bir değişiklik yapmaya zorlayamaz. Montrö'nün değiştirilmesi için başkalarının yapacağı girişimlere karşı direnecek siyasi ortamımız zayıf. Bugünkü koşullarda 1936 yılında olduğu kadar güçlü değiliz. Riskleri var. 'Çılgın Projeler' isimli yeni yayınlanan kitapta yer aldığım bölümde de yazdım. Bütün kanallarda büyük bir güvenlik riski var. Bugünkü koşullara göre 30-40 yılı planlayamazsınız. Dünyada çatışma ortamı çıktığında ilk hedef kanalların üstündeki köprülerdir. Geçmişte bu hep böyleydi. Savaş bittikten sonra yıllarca kanalı temizleyip açamıyorsunuz. Kimsenin aklına gelmeyen bu tür sorunları da var. Güvenlik boyutu, bir deprem halinde tahliye boyutu ve ekonomik boyutu çok önemli. Bölgede arazileri olanlar açısından çok ciddi sorunlar yaratacak. Yani nereden bakarsınız, sağlayacağı imkan 1 ise getireceği sorunlar 100. Orada bir yerleşim merkezi yapılacaksa gölet yapılabilir, rekreasyon alanları yapılabilir. İlla şehrin ağırlığını oraya doğru kaydırmak istiyorsanız, başka pek çok proje yapabilirsiniz. Siyasi boyutunu da düşünerek projeden bu haliyle vazgeçmek lazım. Üstelik Türk ekonomisi bugünkü durumundayken, çok büyük ihtiyaçlarımız varken, tasarrufa ihtiyacımız varken çok büyük projeler yapacaksınız ileri teknoloji projeleri yapın. Türkiye yüksek teknolojide geride, araştırma geliştirmede geride. İnsanlar uzay çağına giriyor biz yüz sene önce dünyada imal edilen otomobil sektörüne gireceğiz diye seviniyoruz. Bütün bunları iyi düşünmek lazım. Bence duygularla, heveslerle veya eleştirilere tepkilerle bu kadar büyük proje yapılmamalı. Aklın ve sağduyunun galip gelmesi lazım.

 

 

AYAĞIMIZA KURŞUN MU SIKTIK?

Mustafa Özbey (Eski Deniz Kuvvetleri Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı Emekli Tümamiral)-Türk Boğazları Montrö Sözleşmesi ile ilgili yapılmakta olunan tartışma hukuk tekniği ve bazı komplo simülasyonları odaklı... Ben bunların tartışması dışında kalarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Sözleşmeyi yazanlar; "Boğazlar Meselesi" denilen ve 1700'lu yıllardan, o tarihe kadar yapılan tüm rekabet/çatışma/savaşların neden/sonuç ilişkisini değerlendirerek o maddeleri kaleme aldılar. Sözleşmenin 83 yıllık yürürlük süresinde, çeşitli delme/zorlama girişimlerine karşı bu denli dirençli olmasının özünde; tarihten damıtılmış diplomatik beceri, büyük önemdedir. Sözleşmenin bu kadar uzun ömürlü olmasını sağlayan diğer çok önemli neden ise; Türkiye Devleti yöneticileri ve bürokrasisinin sözleşme uygulanırken gösterdikleri çok titiz duyarlılıktır. Bu çok titiz ve adil uygulama, Türkiye'ye büyük saygı getirdiği gibi; Sözleşmeye de, adeta "Teamüli Dokunulmazlık" taratmıştır. İşte bu nedenlerle; süresi dolmuş olmasına rağmen; sözleşmenin sonlandırılması, ya da, güncellenmesi amacı ile resmî bir işlem başlatılmamıştır. Kanal İstanbul Projesini başlatarak Türkiye, sözleşmenin "eski fakat değişemez" konumunu kendi eli ile sarsmıştır. Statik; dinamiğe dönüşmüştür. Fizik kuralları, dinamiği yönetir. Yani, Türk Boğazları ve Karedeniz; Montrö Sözleşmesi varlığı nedeniyle jeo-politik rekabetin dışında kalabilir iken, büyü bozulmuştur. Kanal İstanbul üzerinden Erdoğan ve yandaş medya Sözleşmeyi o kadar eleştirmişlerdir ki, "teamüli dokunulmazlık" bizim tarafımızdan yok edilmiştir. Bundan sonra, "Kanal açılmasa bile", Karadeniz'de dengenin değişmesini isteyenler sözleşme iptal, güncelleme girişimine başlayacaklardır. Türkiye yaptığı bu stratejik hata ile sözleşmeyi adil uygulayan saygın hakem rolünü artık terk etmiş olacak, Türk Boğazlarının statüsü ile ilgili süper güç rekabetinde en fazla baskı/ zorlamanın muhatabı olacaktır. Bu nedenle; kanal açıldıktan sonraki senaryolara gerek kalmadan Türkiye maalesef, kendi ayağına kurşunu sıkmış durumdadır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Solda ''yeni bir partinin doğması ihtimali'' geçmiş dönemleri de hatırlattı. Sosyal demokrat tabanda 12 Eylül'den sonra Necdet Calp'in Halkçı Partisi ve Erdal İnönü'nü...

Türkiye yeni haftaya, altın ve dövizdeki sert yükselişlerle başladı. Covid-19’da ikinci dalganın başlayacağına dair haberler ve ABD ile Çin arasındaki diplomatik geril...

Müze statüsünden camiye çevrilmesinin ardından kimliği belirsiz (?) kişilerden oluşan bir grup tarafından Ayasofya’da, Afganistan’da on binlerce insanı öldüren Taliban...

Bergama'da İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yapan Nuri Kiraz, söylediği sözler ile tepki çekti.

''Biz Mardinliyiz. Her gelene bir MERHABAMIZ, her gidene bir EYVALLAHIMIZ vardır.''

Siyasi tartışmaların dozunu yükselten açıklamalarla gerilim zincirine art arda eklemeler yapılmasından vazgeçilmesi gerekirken, “çok ağır sözler, isnatlar ve iddialar ...

CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla yaptığı 37. Olağan Kurultay’da, Tuncay Özkan başta 4 genel başkan yardımcısı Parti Meclisi’ne giremedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liste...

Yazarlar
Website Security Test