Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Afet Bakanlığı kurulmalı mı?

29.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Afetler ülkesinde “koordinasyon noksanlığı” yıllardır sürüyor, Afetlerle “birçok” bakanlık, kurum ve kuruluş” ilgili, ama her büyük afette kaos yaşanıyor. “Çareyi” uzmanına sorduk…

MEHMET KOCABIYIK

Balkan ülkelerinde üst üste meydana gelen depremler, Türkiye’de de “afetler” konusunu yeniden gündemin ilk sıralarına getirdi. Doğal afetler Balkanlar’dan bile kapımıza dayanmışken, Türkiye’de hâlâ doğal afet öncesi, sırası ve sonrası olarak “koordinasyonu da sağlayacak” bir “büyük” eylem planı bulunmuyor.

Doğal afetler ele alınınca, 31 çeşit doğal afetin 28 tanesini meteorolojik afetlerin oluşturduğu görülüyor. Türkiye’de meteorolojik afetler bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte sıklıkla dolu, sel, taşkın, heyelan, don, orman yangınları, kuraklık, şiddetli yağış, şiddetli rüzgâr, yıldırım, çığ, kar ve fırtınalardan oluşuyor. Bunlara 1. derece deprem fay hatları da eklenince Türkiye’nin büyük bir doğal afet ülkesi olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Türkiye, yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından birisi olan, Alpler / Akdeniz / Himalayalar deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. Tarihi devirlerden bu yana Türkiye büyük ölçüde can kaybı, yaralanma ve mal kaybına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşmıştır. 20’inci yüzyılın başından bu yana, Türkiye'de meydana gelen doğal afetler sonucunda 87 bin kişi hayatını kaybetmiş, 210 bin kişi yaralanmış ve 651 bin konut yıkılmış veya ağır hasar görmüştür.

2018 yılında Türkiye ve yakın çevresinde 15 bin 352 deprem meydana geldi. Gelecekte büyük bir deprem yaşaması beklenen Marmara Bölgesi de hareketliliğini koruyor.

Arnavutluk’un liman kenti Durres’in kuzeyinde 6.4 şiddetinde deprem oldu. Arnavutluk’ta son 30 yılın en şiddetli depreminin ardından en büyüğü 5.3 ve 5.1 olmak üzere birçok artçı sarsıntı yaşandı. Depremi Yunanistan, Karabağ, Kosova ve Kuzey Makedonya dâhil çevre ülkelerde hissedenlerin sayısının ise 12 milyon olduğu düşünülüyor. Ege Denizi sürekli sallanıyor ve tsunami tehlikesi yaşatıyor. Arnavutluk’un ardından, Girit ve Çuha Adası'nın arasında, 265 kilometre ötedeki başkent Atina'da ve Ege’de hissedilen 5.9 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. Doğal afetler Balkanlar’dan bile kapımızda iken bizler hâlâ gazete haberleri ve TV ekranlarında açık oturumlarda tartışmaktan öteye bir şey yapmıyoruz ve hâlâ Türkiye’de doğal afet öncesi, sırası ve sonrası olarak “koordinasyonu da sağlayacak” bir “büyük” eylem planı bulunmuyor.

Doğal afetler konusunda İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD), valilikler ve kaymakamlıklar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü, belediyeler, İtfaiye teşkilatları, Türkiye Kızılay Derneği, Üniversite toplulukları, UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri), AKUT Arama Kurtarma Derneği vb. birçok arama kurtarma dernekleri ve kuruluş söz sahibi. Olası bir doğal afet olayında bir yetki ve eylem karmaşası yaşanıyor. Afetler; öncesi, sırası ve sonrası ciddi bir organizasyon gerektiriyor ve bunun tek elden yürütülmesi eylem planı ve koordinasyon açısından büyük önem kazanıyor. Bu tablo da “bir Afetler Bakanlığı kurulmalı mı” sorusunu gündeme getiriyor.

“AFET YÖNETİMİ İNSAN YÖNETİMİDİR”

Zerrin Toprak Karaman(Prof. Dr.)– Kamu yönetiminde afet yönetimi deyince öncelikli olarak insanın yönetimi düşünülür. Dolayısıyla afet öncesi, sırası ve sonrası ile ilgili çalışmalarda tüm kurum ve kuruluşların kendilerine ait çalışmaları bulunur. Var olan birçok kurum ve kuruluşun asıl görevleri hazırlık aşamasıyla ilgili. Örneğin belediyelerin inşaat ruhsatı izni verebiliyor olmaları onları da hazırlık aşamasındaki bir kurum yapmaktadır. Tüm bu kurum ve kuruluşların tek bir yerden yönetimi elbette ki koordinasyonun doğru sağlanabilmesi anlamında önemli. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) yapılanmasına bakacak olursak; illerde valiler ve AFAD il müdürleri merkezi düzeyde de AFAD başkanı bulunuyor. Mevcut durumda afetin büyüklüğüne göre bakanlık ve Cumhurbaşkanlığına kadar gidebilen bir bağlantı var. Bakanlığın zaten işin içerisinde olduğu bir noktada AFAD teşkilatlanmasının yeterliliğinin sorgulanması gerekiyor. Türkiye’deki afet çeşitliliğinin çokluğu ve alınan büyük göç dalgaları AFAD teşkilatının bölünmesine sebebiyet veriyor. Birleşmiş Milletlerin 2018 verileri Türkiye’deki göçmen sayısını 12 milyon 800 bin olarak gösteriyor. Bu derece büyük bir nüfusun doğru bir şekilde yönetilebilmesi afetlerle ilgili tüm kurum ve kuruluşların görevlerini doğru bir biçimde yerine getirerek ve birlikte hareket ederek valiliğin işini kolaylaştırması gerekiyor. Merkezi düzeyde de AFAD Başkanlığının hızlı hareket etmesi önemli.

Kamu yönetiminde doğal afetler konusunda en büyük sorunların başında insanların ikna edilmeye çalışılmaması geliyor. Kamuoyu şimdiye kadar ikna etmeye çalışılmak yerine emir verilerek doğal afetler öğreti haline getirilmeye çalışıldı. Vatandaş kendisine hangi kurumun talimat vereceğini bilmiyor. Bundan dolayı da bir sorun alanı ortaya çıkıyor. Bazı uzmanlar da sorumsuzca davranabiliyor. Halk doğal afetler konusunda AFAD ve Valiliğin aynı kurum olduğunu bilmelidir.

‘Kamu yönetimi bir bilimdir’
Öncelikle kamu yöneticisinin afetlere göre ikazının ne olacağını ve yönlendirilmeyi nasıl yapacağını ortaya koyması gerekiyor. Bir afet durumunda vatandaş öncelikle televizyon, radyo, vb. nereye bakacağını bilmelidir, buna da karar verilmelidir. Valilik ya da AFAD bir açıklama yapacağı zaman konuyla ilgili bir bilim insanını yanına alarak açıklama yapmalıdır. Kamu yönetiminin bir bilim olduğu unutulmamalıdır. Birçok kurum ve kuruluş var ama ortada bir eylem planı yok. Eylem planının ortaya koyulması ve vatandaşa da valiliğin, belediyenin, AFAD’ın özetle hangi kurumun hangi işi yapacağı konusunun bilgilendirilmesi gerekiyor. Vatandaş için tüm kurum ve kuruluşlarla kapsayıcı şekilde hareket edecek bir oluşuma ihtiyaç olduğu açıktır. Bu noktada AFAD’ın kapsayıcılığını sorgulamak gerekiyor. Yönetmeliğe göre AFAD’ın iç kurumlarında tüm bakanlıkların yer alması gerekiyor. Fakat çalışma, gençlik ve spor bakanlığı gibi bakanlıklar yer almıyor.

‘Tüm disiplinler ortak hareket etmek zorundadır’
Doğal afetlerle ilgili kurumların bu zamana kadar hangi yöntemlerle ve ne tür şuralar yaparak bilgi topluyor ve Cumhurbaşkanlığına aktarıyor bakmak lazım. Bir konu önce bilimsel olarak incelenir ve birçok disiplin bunun etrafında yer alır. Kamu yönetimi bir bilimdir, bu disiplinleri bilimle değerlendirir, politika arkasından gelir. Fakat bizde politika önde gidiyor kamu yönetimi arkadan geliyor, bu doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir yöntem kamu yönetimi felsefesini bozar. Bugün gelişmiş toplumlar disiplinler arası ve disiplinler ötesi çalışıyor. Avrupa ve Amerika’da hükümetler bu çalışmalara özel olarak fon ayırıyor. Cumhurbaşkanlığının da bir güvenlik sorunu olan doğal afetler konusu için disiplinler arası çalışma ortamı sağlayacak bir fon oluşturması gerekmektedir. Bütün disiplinler ekonomi, psikoloji, tarih, coğrafya her disiplin birlikte hareket etmek zorundadır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Erdoğan'ın "Şehir Üniversitesi ve Halkbank" üzerinden yaptığı "dolandırıcılık" suçlamalarına karşılık, eski Başbakan Davutoğlu'nun "İftira" nitelendirmeli sert cevabı ...

Irak ve Suriye'deki tablo ortada iken, "Libya'daki riski" uzmanlara sorduk, işte cevapları...

“Türk siyaset sahnesindeki büyük bir boşluğu dolduracak bir siyasi oluşum için aylardır köy köy, kasaba kasaba çalıştıklarını” dile getiren Çoban Ateşi Hareketi’nin Ba...

AK Parti ile yollarını ayıran Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu yeni parti yola çıktı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, düzenlediği basın toplant...

Gözlem, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Yazarlar
Website Security Test