Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Valiler "Devlet'in Valisi", Savcılar "Cumhuriyet'in Savcısı" gibi davranmalılar!

22.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sakarya'da "Vali'nin otomobili" haberi yüzünden soruşturma açılan ve "işinden kovulan" Gazeteci ile Gaziantep'te "cami inşaatında çöken iskelenin altında kalarak ölen Mühendis" olaylarını GÖZLEM masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

MEHMET KOCABIYIK

Türkiye geçen hafta farkı iki haber çok konuşuldu, tartışıldı. Bunlardan biri Sakarya'da Cumhuriyet Bayramı Töreni'ne gelen Sakarya Valisi'nin makam otomobilinin ve sonradan protokole gelenlerin otomobillerinin tören alanında park etmesi, diğeri de Gaziantep'te Akkent Camii inşaatında iskele çökmesi sonucu mühendis Korkut Küçükcan'ın hayatını kaybettiği olay. İlk olayda savcılar, konuyu haberleştiren gazeteci hakkında soruşturma başlatırken, diğer olayda "kaçak" olduğu söylenen camiye ilgili Gaziantep Valiliği'nin yaptığı açıklamalar, "taraflı ve çok eksik" olarak değerlendirildi.

Sakarya'daki olay...
Sakarya’daki olayda, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında başta Sakarya Valisi Ahmet Nayir olmak üzere protokole ait makam araçlarının tören alanına park edilmesini haber yapan Sakarya Halk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Cumali hakkında soruşturma açıldı.
Sakarya'da düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında protokole ait makam araçları tören alanına park edilirken, bazı makam araçları da töreni izleyen vatandaşların önüne park edildi. Sakarya Halk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Cumali yaptığı haberinde; "Adapazarı'nın göbeğinde makam araçlarını park edecek yer bulamayan sürücüler, araçları tören alanına park etti. Hatta bazıları işi abarttı ve töreni izleyen vatandaşların önüne makam araçlarını park ettiler." ifadelerine yer verdi. Yaptığı haber sonrasında ise Hüseyin Cumali hakkında soruşturma başlatıldı.

İşinden kovuldu
Yaptığı haber sonrası çalıştığı gazetenin patronu tarafından kovulan ve iki polis eşliğinde adliyeye götürülen Hüseyin Cumali, savcının "Valinin araç plakasını neden gazeteye bastın?" sorusuyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Soru üzerine şoke olduğunu belirten 35 yıllık gazeteci, "Vali araçlarının plakası her şehirde kırmızı ve 01'dir. Makam aracının plakası gizli değil ki" şeklinde yanıt verdi. Hakkındaki soruşturma süren Hüseyin Cumali, Sözcü'ye, "Vali Bey 'Benim müdahalem yok' diyormuş. Savcıya ifade verdim. Yaşananlar ortada, işimden oldum." açıklamasında bulundu.

Gaziantep'teki cami olayı...
Gaziantep Valiliği, yapımı süren Akkent Camii inşaatında iskele çökmesi sonucu bir mühendisin hayatını kaybettiği olayda "mühendisin çöken iskelenin altından kurtarılması için yapılan ve 33 saat süren çalışmalar sırasında" açıklamalar yaptı. Son açıklamada ise "sorumlu kişileri adeta savunur bir tavır" sergilendi ve "Kazanın meydana gelmesinin sebebi camide inşaatın olması değil, fen ve sanat kaidelerine uygun yapılmamasıdır" ve de "Bazı kesimlerin bu üzücü olayı ideolojik ve siyasi tatmin aracı olarak kullanması en çok merhum Korkut Küçükcan ve ailesini üzecektir." denildi.

Aslında Valilik ve Savcılık tarafından, iddia edildiğinin aksine "cami kaçak değil ve çöken iskelenin projesi ve kontrolleri yapılmış" ise "tarih ve numaralı ile fotokopilerinin gazetecilere dağıtılması ve iddiaların gerçek olmadığının açıkça anlatılması", böylece kamuoyunun aydınlatılması gerekmiyor muydu?

Buna karşılık İnşaat Mühendisleri Odası Gaziantep Şubesi Başkanı Gökhan Çeliktürk, "caminin ruhsatsız olduğunu" belirterek, "Türkiye'nin ikinci en büyük camisi olarak yapımına başlanan Akkent Cami inşaatının statik projesi, iskele projesi ve ruhsatı yok. Hatta cami inşaatı yapılan alanın, cami olarak imar tadilatı olmadan inşaata başlandığı, inşaata başladıktan yıllar sonra imar tadilatının yapıldığı kamuoyunca bilinmektedir. Herhangi bir projesi olmayan inşaata nasıl başlandı ve neye göre devam ettirildi? Türkiye'de camilerin ruhsatsız hatta projesiz yapıldığı ile ilgili genel bir kanı var" dedi.

Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin uzmanlarına hazırlattığı raporda da "2012 başlayan inşaatın 'İzninin, ruhsatının, denetimin olmadığının, ihmalin olduğunun" altı çizelerek "uzun bir teknik açıklama" yapıldı.


"TÜRKİYE DEMOKRATİK ZEMİNE OTURMALI"
Turgay Olcayto (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı):İstanbul, Ankara, İzmir dışında özellikle küçük yerlerde gazetecilerin çoğu; belediye başkanları, valilerle iyi geçinmek zorunda bırakılıyor. Eleştirel bir haber yaptığınız zaman ya işinizden oluyorsunuz ya da hakkınızda soruşturma açılıyor. Valinin plakalarının ne olduğu gizli değil, zaten bilinen bir plakadır. Burada gazeteciyi sırf eleştirel haber yaptı diye cezalandırıyorlar. Esasen şaşırılması gereken bir durum ama artık bu durumlar beni şaşırtmayan olaylara dönüştü. Özellikle de Anadolu'da bu ve benzeri olaylar çok yaşanıyor. Türkiye demokratik bir ortama oturmadığı sürece bunlar hep olacak.

Gazetecilikte meslek örgütleri de çok azalmış durumdadır. Var olan meslek örgütleri de büyük bir baskı altında tutuluyorlar. Gazetecinin kendisinden başka kendisini koruyacak kimsesi kalmadı. Medyanın, yüzde 90 oranından fazlasına iktidarın sahip olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Hüseyin Cumali'nin yaptığı şey sadece eleştirel gazetecilik. Fakat bunlar eleştirel gazeteciliği kanun dışı olarak görüyor ve kabul etmiyorlar. Bu bakış açısının yanlış olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat bizim örgütümüzü de muhalefet yapıyoruz diye baskı altında tutuyorlar. Biz düşündüğümüzü söylemeye devam edeceğiz. Türkiye demokratik bir zemine oturacak.

"ELEŞTİREL GAZETECİLİK ANAYASAL BİR HAKTIR"
Pınar Türenç (Basın Konseyi Başkanı):Sakarya Halk Gazetesi'nde, yapılan bir haberde valinin makam aracının fotoğrafının yayınlandığı gerekçe gösterilerek Yayın Müdürü Hüseyin Cumali'nin, savcılık tarafından ifadeye çağrılması, halkın haber alma hakkına saldırıdır. Gazetecinin görevi, halkın yararına olan haberleri kamuoyunun bilgisine sunmaktır. Eleştirel gazetecilik anayasal bir haktır. Anayasa'nın 28'inci maddesi basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. Bu çerçevede, gazeteci Hüseyin Cumalı'nın yaptığı haber nedeniyle savcı tarafından ifadeye çağrılması basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yöneltilmiş tehdittir. Basın Konseyi olarak meslektaşımıza yüklenen bu haksız suçlama nedeniyle işten atılmasını kınıyor, yanlışlardan dönülmesini talep ediyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, zirve kapsamında bir ar...

Türkiye’de kadına şiddet eylemleri, çoğunlukla cinayetle sonuçlanıyor ve giderek artıyor. Erkek şiddeti durmuyor, durdurulamıyor. Savcılar “koruma kararları” almıyor. ...

“Esrarengiz” bir iddianın, iki gazeteci - Saray - Muharrem İnce - CHP Genel Merkezi arasında kopardığı fırtına ana muhalefeti sarstı ve... “Kumpas” ortada “sahipsiz” ...

Türkiye’de para piyasalarının gözü kulağı hep dışarı. En ufak bir haber döviz kurunu yukarı taşıyor. Döviz, gün içerisinde, hatta saatler içinde ciddi oranda artışlar ...

Afetler ülkesinde “koordinasyon noksanlığı” yıllardır sürüyor, Afetlerle “birçok” bakanlık, kurum ve kuruluş” ilgili, ama her büyük afette kaos yaşanıyor. “Çareyi” uzm...

Yazarlar
Website Security Test