Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kimler ve neden Atatürk'e düşmanlar?

8.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

"Barış" dedi, "Hürriyet" dedi, "Tam bağımsızlık" dedi, her şeyi, bütün mücadeleyi üçü uğruna verdi. "Yurtta Barış, Dünyada barış" en önemli ilkelerinden biriydi. O bütün dünyada "bağımsızlık, barış ve çağdaşlık aydınlanmasını bekleyen" halklara örnek olacak bir Cumhuriyet kurdu.

"Bağımsızlık", en önde gelen Atatürk ilkesidir. "Millî Mücadele" adını verdiğimiz büyük olay, bu ilke için gerçekleştirilmiştir. Çünkü esas olan, bağımsızlığına kastedilen Türk milletinin saygın ve şerefli bir millet olarak yaşamasıydı. Bu esas da ancak milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla sağlanabilirdi. Bu nedenle Millî Mücadele'nin parolası, "Ya İstiklal, ya ölüm!" olmuştu. Atatürk'ün anlatımı ile tam bağımsızlık, "Siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik" demektir. Bunların herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğunu ifade eder.

Atatürk'ün bağımsızlık için verdiği mücadele başka milletlere de örnek olmuştur. "Milletin adını taşıyan" bir devlet kuran Mustafa Kemal Atatürk'e hem içeride hem de dışarıda düşmanlık edenler var. İçeride, dindar maskeli simsarlar, siyasal İslamcılar, "sözde" tarihçi ve "gazeteci" kimlikli tetikçiler sürekli kin ve nefret kusuyolar. Dış düşmanların başında ise hâlâ "Lozan'ı tanımayan" ve de Türkiye Cumhuriyeti'ni "Ilımlı bir İslam Devleti" olarak görmek ve Arap Dünyası'na "örnek göstermek" hayalinin peşinde koşan ABD, siyasal İslamcı, Selefi, Vahabi rejimler ve "Vadedilmiş topraklar" peşinde olan Siyonistler geliyor.
Bilimi, aklı, uygar değerleri öne çıkartan; çağdaş, modern ve laik bir devlet kuran Atatürk'ü sevmeyenlerin ortak yanı bu ilkelere karşı olmaktır.

Böylesine çok büyük bir başarıya imza atmış, bütün dünyanın saygı duyduğu bir lider olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e "yaratılan ve sürdürülmek istenen" düşmanlığının sebepleri nelerdir? Kimler, neden Atatürk'e düşmandırlar?

GÖZLEM'in "10 Kasım Sayfası" bu sorulara cevap olacaktır!..

Büyük Atatürk'ü ölümünün 81'inci yıldönümünde bir defa daha "Ne Mutlu Türk Milleti'ne ki, 'Senin gibi' ilelebet yaşayacak olan bir dâhi lidere sahip" diyerek, sevgi ve saygı ile anıyoruz.

 

Mehmet Dönmez yazdı

TARİHİN GÖRDÜĞÜ EN MÜSTESNA ÖNDER: ATATÜRK

Mustafa Kemal Atatürk büyük bir asker ve devlet adamı olarak yaşadığı yüzyıla ve takip eden yüzyıla damgasını vurmuş bir liderdir.

Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemini gözlemiş ve ülkenin işgal faciasını yaşamış bir asker olarak kurtuluş mücadelesini halkına güvenerek başlatmış, tarihin ilk kurtuluş mücadelesini zaferle sonuçlandırarak Türk milletine gurur ve güven kazandırmıştır. Asırlarca padişahın kulları vasfını taşıyan halk millet olma bilincine Atatürk sayesinde kavuşmuştur. Oysa Osmanlı tebası olan diğer halklar 19. yüzyıl sonundan itibaren millet bilinciyle birer birer imparatorluktan kopmuşlardır.

Atatürk'ün Türk milletine armağanı, en büyük eserim dediği Cumhuriyettir. Bu Cumhuriyetin güçlü ve saygın olması için gereken rehberliği de Atatürk yapmış, korunması için gerekli ipuçlarını vermiş ve bu kutsal görevi Türk gençliğine emanet etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerinin başında çağdaş ve akılcı oluşu, ulus egemenliğine dayanması gelir. Cumhuriyetin ilânı ile birlikte başlatılan devrimler, Atatürk'ün halkı çağdaş uygarlığa ulaştırma yolundaki adımlarıydı.

Atatürk'ün toplumun yeniden imarı çalışmalarında en önem verdiği husus dinin istismar konusu yapılmaması, halkın hurafelere, şeyhlere, tekkelere tutsak olmamasıydı.

Balkan, Libya, Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarının yorucu ve yıpratıcı uzun yıllarını yaşamış olan muzaffer komutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal, millet hayatı tehlikede olmadıkça savaşın cinayet olduğunu söylemek erdemini de göstermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti ilk 15 yılını Atatürk'ün sağladığı uluslararası saygın konumda yaşamıştır. Gazimiz, Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerine önem vermiş, Balkan (1934) ve Sadabad (1937) paktları ile son derece hassas bir coğrafyada bulunan ülkemizin önemli ilişkiler dengesi kurmasını başarmıştır.
Atatürk Arap alemini çok iyi tanıyan bir asker ve devlet adamı olarak, Türkiye'nin Araplar arası ihtilaflardan uzak durmasını tavsiye etmiştir.

Avrupa'nın ikinci büyük savaşa gittiğini gören Atatürk, Hitler tehlikesini çok önceden fark ederek gerekli uyarılarda bulunmuştur.

Hiç bir lider Atatürk gibi halkına, milletine bu kadar çok boyutta ve kapsamda rehberlik etmemiştir. O'nu sonsuzluğa uğurladığımız 10 Kasım'da milletimizin ve özellikle gençlerimizin bunun bilincinde olması, minnet ve şükran duyarak Cumhuriyete sahip çıkması gerekmektedir.

 

Hamdi Türkmen Yazdı

10 KASIM’DA CEVABI ARANMASI GEREKEN GERÇEK:
ATATÜRK’Ü NİÇİN SEVMEZLER?

Atatürk’ün hafızalarımıza kazınan sözü ile başlayalım:
“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
Çok anlamlı bir deyiş. Neden derseniz; Atatürk’ün o günlerden bugünleri gören bakış açısını yansıtan sözler derim.

Atatürk düşmanlarının ve emperyalist güçlerin baskısı altında bir 10 Kasım’ı daha geride bırakırken, şeriatçıların tarih boyunca üstlendiği iki göreve dikkat çekmeden geçemeyeceğim:
Bunlardan birincisi yeniliklere, çağdaş düşünceye, uygarlığa, bilime karşı çıkmaları; ikincisi, ülkesi aleyhine yabancılarla işbirliği yapmaları

Bu görev, Osmanlının son dönemlerinden bu yana aksamadan yerine getirilmiştir.
Dinci kesim, bilimden hiç hoşlanmaz. Bilimi, fenni sevmez.
Oysa bilimin temel dayanağı akıldır, dincilerin ise inançtır.

Peki, neden halkımızın okumasını istemezler? Neden onun bilinçlenmesine karşı çıkarlar? Neden çağdaş eğitim kurumları yerine Kuran Kursları açarlar? Neden yüz binlerce öğretmeni işsiz güçsüz dolaştırırlar?
Çünkü onlar yığınları ancak bir takım hurafelerle, boş inançlarla kendilerine bağlamakta, öteki dünya vaatleri ile üzerlerinde egemenlik kurarak sömürebilmektedirler.

İşte bu nedenle kitlelerin bilinçlenmesinden ödleri kopar onların.
Halk düşünmeye, kendi mantığı ile olayları yorumlamaya, gerçekleri ve sahtekârların gerçek yüzünü görmeye başladığı zaman işleri bitmiş demektir. İşte siyasal İslamcılar Atatürk’ü bu yüzden sevmezler. Yani “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” dediği için sevmezler.

Onlar Atatürk’ü, ”Din daima siyaset aracı, menfaat aracı, istibdat aracı yapıldı. Bu hal Osmanlı tarihinde böyle idi, Abbasiler, Emeviler zamanında böyle idi” dediği için sevmezler.
Onlar, Atatürk’ü “Din, devlet ve dünya işlerinden ayrılmalıdır” dediği için desteklemezler.
Yani “İstiklal-i Tam”; tam bağımsız bir Türkiye istediği için, “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” dediği için sevmezler.

Ama korkunun ecele faydası yoktur. Mütareke yıllarındaki emperyalizm ve yerli ortakları, nasıl o zaman Atatürk’ü yenememişse, günümüzün Şeyh Sait’leri, Seyit Rıza’ları da onu asla yenemeyecek, öldüremeyecektir. Yüce önder sonsuza dek yaşayacaktır…

Bir de dışarıda Atatürk Düşmanları var. Bunların başı Amerika’dır.
Atatürk’ü ve Kemalizm’i yıkmak için yıllardan beri uğraşırlar.
Tek amaçları, Kemalizm’e karşı “ılımlı İslam”a sahip çıkmaktır. Çünkü Türkiye’nin batı ile bütünleşmesini istemezler. Türkiye’nin “yenidünya düzeni” içindeki yerinin “ılımlı İslam” olması gerektiğini düşünürler.
Dış güçler; yani AB-D Atatürk’e niçin düşmandır? Sorusuna gelince…

Bunun 4 temel nedeni var.

Birincisi…
Laik – demokratik Kemalist model, “ihraç” etmeye elverişli değildir. Türkiye’nin toplumsal kültürel altyapısına sahip bulunmayan İslam ülkeleri bu modeli uygulayamazlar. “Ilımlı İslam” ile bütünleşmiş, yarı çağdaş bir Türkiye, AB-D çıkarlarına daha uygundur!
Üstelik, petrol zengini Ortadoğu ülkelerindeki çağdışı rejimlerin varlığını koruması açısından, Kemalist model tehlikeli bir örnektir.

İkincisi…
Kemalizm’in temelinde ulusal birlik ve tam bağımsızlık ilkeleri vardır. Bu ise, ABD’nin ve genel olarak batının çıkarlarına terstir. Türkiye ne yıkılmalı, ama ne de bağımsız hareket edebilecek kadar güçlenmelidir. Türkiye Ortadoğu’da büyük bir güç olmamalıdır!

Üçüncüsü…
Türkiye’nin Kürtlere özerklik vermesi giderek federasyonu peşinden getirir. Bir adım sonrası ise, komşu devletlerin de parçalanması ile “bağımsız” bir Kürt devletinin oluşturulmasıdır. Her zaman ABD’ye muhtaç böyle bir devlet… Amerikan ve Batının çıkarları için en iyi çözümdür. Ama bu formülün uygulanabilmesi için ilk koşul, Türkiye’de Atatürk’ün ve ilkelerinin yıkılmasıdır!

Dördüncüsü…
Yenidünya düzeninde, uluslararası sermayenin karşısında kalan tek engel “ulusal devlet”tir. Türkiye’de Atatürk yıkılmadan ulusal devletin yıkılamayacağı ise bir gerçektir!

 

Öcal Uluç yazdı

ATATÜRK DÜŞMANLARINA CEVABIMDIR!..

"Yobaz" kimdir, "Yobazlık" deyiminin anlamı nedir; bu iki soruya verilecek cevaplar ve örnekler, "Atatürk'e kimlerin ve neden düşman olduğunu" ortaya koyar!..

"Yobaz", "sorgulamadan itaat isteyen ve eden, her türlü doğma fikrine saplanmış" kişidir; "düşüncelerinde ve inançlarında aşırılığa kaçan", bağnaz kişidir, "kendileri gibi düşünmeyen" insanlara baskı uygulayan, fanatik, haşin ve saldırgan kişidir!..

Tarih boyu "yobazlık" vardır, "yobaz" vardır ve bugün de vardır, yarın da olacaktır!..

Yobazlığı, "tasnif etmek" ortaya "tarih boyu süren" bir tablo çıkarır; "Sosyal" (İnsani her türlü duyguyu yok sayan) yobazlık / "Fikri" yobazlık / "İnanç" yobazlığı / "Siyasi" yobazlık / "Hukuki" yobazlık / "İlmi" yobazlık!..

Tarih boyu "yobazlık ve yobaz", çağdaşlığa, uygarlığa, aydınlanmaya, evrime, devrime karşı çıkmış, saldırmış, milyonlarca insanın ölümüne, öldürülmesine sebep olmuş, "karşı çıktığı" kişilere suikastlar düzenlemiş, idamlar, infazlar yapmış, peygamberleri, halifeleri, hanları, hakanları, kralları, şahları, padişahları, cumhurbaşkanı, başkan, başbakan gibi devlet adamlarını, filozofları, düşünce adamlarını, yazarları, bilim adamlarını öldürmüş, öldürtmüştür!..

İşte o "bağnaz düşünce" sahipleri "düşman olarak" gördükleri Atatürk'ü de "öldürmek, öldürtmek" istemişler, öldürememişler, onun "kurduğu Cumhuriyete, devrimlerine ve kendisine bitmek bilmeyen bir kinle saldırmışlar" ve de saldırmaya devam etmektedirler. Yarınlarda da saldırmayı sürdüreceklerdir!..
Ortada "Atatürk'e karşı" tam bir koalisyon vardır; "Fikri - Dini - Siyasi - Sosyal - Hukuki - İlmi yobazlar" koalisyonu...

Çünkü, Atatürk, "her türlü yobazı çileden çıkacak" büyük bir "aydınlanma ve çağdaşlaşma" devriminin "tarih boyu bütün dünyaya, bütün milletlere örnek olan ve olacak olan" lideridir!..
Çünkü O, "Ne mutlu Türküm diyene" demiştir!..

Çünkü, biliyorlar ki, Türk'ün anayurdu olan Anadolu'da "Atatürk yaşadıkça, (ki, ne yaparlarsa yapsınlar yaşayacaktır) "Kurduğu devlet / Cumhuriyet" ilelebet yaşayacak ve "yukarıda tasnif ettiğim her türlü yobazın hayalleri", hayal olarak kalacaktır!..

Onu savunmak, devrimlerini, kurduğu Cumhuriyeti korumak, her "Türküm" diyen insanın "Birinci görevidir!.."

"Onun, düşünce ve devrimlerinin, kurduğu cumhuriyetin etrafında birleşmek" yaşayan ve "doğacak olan" her Türk'ün "ilk ülküsü" olmalıdır!..

Ne mutlu, "Ne mutlu bana, çünkü Türk'üm" diyenlere ki; "Atatürk'e sahipler" ve "ilk ülkü ve ilk görev" yaşadıkça, yaşatıldıkça "ilelebet" sahip olacaklar!..


Mustafa Günenç yazdı

 

AYRIKOTU GİBİ KURUMLARA YAYILDILAR!..

Atatürkçülüğün ve Laikliğin en büyük düşmanı ayrıkotu gibi ülkenin ve kurumların içine girerek yayılan tarikatlardır. Devrim kanunları yürürlükte olmasına rağmen medreseler, bu kanunlara aykırı olarak kurulan sıbyan mektepleri, Sünni tarikatların yuvası olan Diyanet İşleri, Atatürkçülüğün hasımlarıdır.

Nakşibendiliğin kurucusu olan muhterem zat ki kabri Buhara'dadır. Birinci umdesi "devlet işlerine karışma"dır. Zaman içinde iktidarı elde tutan bu tür kişiler bu umdeyi dinlemeyip, sonsuz bir şekilde para güç spiralini kullanmaktadırlar.

Mesele Atatürk'ün kendisi değildir, yaptığı iş ve eylemlerle fikirleridir. 1920'li yıllarda İngilizler Süveyş Kanalı'nda çalışan işçilere (ki 5 kişidirler) Müslüman Kardeşler Örgütü'nü kurdurmuş. Mısır'ın İsmailiye kentine de onlar için bir cami yaptırmıştır. Günümüzde de Müslüman Kardeşler yurt içi ve yurt dışında Atatürk'ün fikirlerinin yayılıp laik Müslüman devletlerin kurulmasını önlemek gayesiyledir. Bu anlayışı, Türkiye'nin de uydurma bir ılımlı İslam şeklinde (ki İslam tektir, ılımlısı ılımsızı olmaz) ülkemize de yerleştirmek istemektedirler. Bunun için Atütürk'ün fikirlerini emperyal devletler, yurt içinde kendisine şeyh(!) dedirtenler kendi çıkarları için zararlı görmektedirler. Bunun için yıllar içinde dini Müslüman olan insanların kurdukları devletlerin yöneticileri, İslam fıkhını bir tarafa bırakarak toplumları eğitimsiz bir hale getirip fetvalarla yönetmek istemektedirler. Bugün YÖK'ün Yönetim Kurulu'nda bu fikri açıklamaktan çekinmeyen bir kişi bulunmaktadır. Karşı mücadele İslam dinini bilerek yapılmak durumundadır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye'nin gerçek gündemi ne olmalı? GÖZLEM, son günlerde artan intihar olaylarının ardındaki asıl nedeni araştırdı ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu uz...

Tekrarlananlarla beraber yerel seçimleri yüzde 98'lik bir oranla tahmin eden Avrasya Araştırma Şirketi'nin Başkanının yaptığı açıklamayı GÖZLEM masaya yatırdı. İşte uz...

Trump-Erdoğan görüşmesi Türk-Amerikan ilişkileri ''Derin bir krizden'' geçtiği dönemde gerçekleşti. Görüşmeden sonra iki lider birbirlerine iltifatlar yağdırdılar.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)'nin "tarım ürünleri ithalatında Kamu İhale Yasası'ndan muaf tutulmak istenmesi" sektörde büyük tepkilere yol açtı. GÖZLEM, konuyu uzmanla...

Tekstil sektörü ve paydaşlarını 1992 yılından beri destekleyen Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) gelişen ve dönüşen sektörün en sıkı takipçilerinden biri konumunda...

Türkiye’de uzun süredir liyakat kurallarını yerle bir eden atamalar yapılıyor. Diplomasi tecrübesi olmayanlar, büyükelçi, yabancı dil bilmeyenler ateşe, veterinerler v...

Dijital Hizmet Vergisi, Konaklama Vergisi, Değerli Konut Vergisi, gelir vergisi tarifesine yeni dilim ve oran eklenmesi gibi düzenlemeleri de içeren yeni vergi kanun t...

Yazarlar
Website Security Test