Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ama ediyoruz; ''İşsizlik oranı'' rekorlar kırarken, ''Suriyeliyi işe alana'' teşvik veriyoruz

20.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Haziran'da Türkiye'de işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre 2,8 puanlık artışla yüzde 13 seviyesine çıktı. Özellikle genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik 5,4 puanlık artışla yüzde 24,8'e yükselerek olumsuz bir tabloya ortaya çıktı.  Haziran'da mevsim etkisinden arındırılmış genç nüfus işsizliği son 14 yılın en yüksek seviyesine çıktı. İstatistiklere göre, Türkiye'de Haziran'da mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik son 14 yılın zirve seviyelerindeki seyrini sürdürürken, Çalışma Bakanlığı öncülüğünde başlatılan KİGEP programı kapsamında, 1 Suriyeli + 1 Türk işçiyi işe alan işverene (Türk işçi çalışanlar arasından da olabilir), 11 bin 400 liraya kadar teşvik verilecek. Böylece, Suriyeliyi işe alan şirkete "yeni alınacak" ya da "çalışmakta olan" Türk işçi de "bonus" olarak veriliyor.

TÜİK verilerine göre işsiz sayısı Haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre 938 bin kişi artarak 4 milyon 253 bin kişi oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 3,2 puanlık artış ile yüzde 15,3 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 5,4 puanlık artış ile yüzde 24,8 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 2,9 puanlık artış ile yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin sayısı Haziran ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre 802 bin kişi azalarak 28 milyon 512 bin kişi, istihdam oranı ise 2 puanlık azalış ile yüzde 46,4 oldu. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 232 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 569 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 18,9'u tarım, yüzde 19,7'si sanayi, yüzde 5,7'si inşaat, yüzde 55,7'si ise hizmet sektöründe yer aldı. Böylelikle mevsim etkisinden arındırılmış genç nüfus işsizliği son 14 yılın en yüksek seviyesini gördü. Daha önce buna yakın bir seviye 2008-2009 finansal krizinin etkisinin hissedildiği 2009 yılının başında görülmüştü.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy, geniş tabanlı işsizliğin (halkın işsizliği) yüzde 20'yi aştığını yazdı. Twitter hesabından TÜİK verilerini değerlendiren Ulusoy, "İşsizlere 1 milyon 3 bin kişi daha katıldı. 663 bin kişi iş gücünden çıktı. 61 milyon çalışabilir nüfusun 28.5 milyonu çalışmıyor. Çalışabilir durumda olup da iş aramayanların sayısı çalışanların sayısını geçti. Yatırımlar yüzde 28 düştü, sanayi üretimi yüzde 1.2 düştü" dedi.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nden Doç. Dr. Gökçe Uysal, Dw Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, büyümedeki mevcut seyir dikkate alındığında işsizliğin yükseliyor olmasının normal karşılanması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Uysal, Türkiye'nin potansiyel büyümesinin yüzde 5 olduğunu, yüzde 1-2'lik büyüme performansıyla genç nüfus işsizliğini de düşürmenin zor olduğunu belirtti.

Suriyeli istihdamına teşvik

Türkiye'de işsizlik her geçen gün artarken, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi işbirliğiyle şimdilik İstanbul, Bursa, Adana, Hatay ve Konya illerini kapsayan istihdam programı başlatıldı. Mart 2019 ayında başlatılan Kayıtlı İstihdama Geçiş Programı'na (KİGEP) göre, 1 Suriyeli + 1 Türk işçiyi işe alan işverene, 11 bin 400 liraya kadar teşvik verilecek. Programa göre, Suriyeli işçilerin yeni işe alınması gerekiyor, Türk işçilerde ise hem önceden devam eden çalışması olan hem de yeni işe alınacaklar için destekten faydalanılabilecek. İşyeri bazında en fazla 10 Suriyeli ve 10 Türk işçi olmak üzere 20 işçi için destek var. Program kapsamında belirlenen 5 ilde 1100 Suriyeli ve 1100 Türk işçi için teşvik sağlanacak. Ayrıca, 1600 Suriyeli işçinin çalışma izni ücretleri karşılanacak.

Türkiye'de ne kadar Suriyeli var

Türkiye'de bulunan Suriyeli Nüfus için farklı sayılar veriliyor. Mülteciler Derneği Eylül 2019 verilerine göre, Türkiye'deki 3 milyon 658 bin Suriyeli var. Bunun 1 milyon 983 bin erkek, 1 milyon 676 bini ise kadın. 1 Ağustos 2019 tarihi itibarıyla 92 bin 280 kişiye de vatandaşlık verilmiş. Suriyeli nüfus en fazla İstanbul, Gaziantep, Hatay ve Şanlıurfa da bulunuyor.

 

 

"İŞSİZLİK SOSYAL PROBLEME DÖNÜŞTÜ"

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.)- İşsizlik aynı zamanda bir sosyal problemdir. Fakat analizlerde genellikle ekonomik bir sorun olarak  görülür. Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin dibe vurmasıdır. Ne var ki bizdeki gibi, nüfus içinde beş kişiden birisi, gençler arasında üç gençten birisi işsiz kalırsa, işsizlik bir sosyal tahribata dönüşür. 6.5 milyon işsiz 4 milyon Suriyeli ve çalışmaya gelen bir milyon yabancı bizde siyasi ve sosyal hayatımızı derinden etkilemektedir. Yüksek oranlı ve yaygın işsizliğin siyasi sonuçları olması normaldir. Çünkü üst üste ailelerini de katarsak işsizlikten etkilenen nüfus yaklaşık 15 milyondur. Bunların çok azına işsizlik fonundan para ödeniyor. Bir kısmına ise bütçeden para ödeniyor. İşsizlerin çoğu aç ve yoksul kaldı. Bunlar da mevcut siyasi iktidara tepki duyuyor. Siyasi tercihlerini değiştiriyor.

TÜİK, Haziran ayı işsizlik oranını yüzde 13.3 olarak açıkladı. Tarım kesimi işsizliği gizlediği için tarım dışı işsizlik verileri işsizlik konusunda daha gerçekçi verilerdir. Haziran ayında tarım dışı işsizlik oranı yüzde 15.3 oldu. İş aramayıp çalışmaya hazır olanları da katarsak, fiili işsiz sayısı 6 milyon 563 bine, fiili işsizlik oranı da yüzde 18.68 'e çıktı. Gençler arasında işsizlik oranını yüzde 24.8, ancak iş aramayıp çalışmaya hazır olan gençleri de katarsak bu oran yüzde 30' geçiyor. Gerek akademik ve gerekse siyasi geçmişim nedeni ile gençlerden işsizliğin getirdiği sorunları dinliyorum. İşsiz gençlerde moral bozukluğu çalışanların da moralini ve huzurunu bozuyor. Gençler arasında yüksek işsizliğin en önemli maliyeti, beyin göçüdür. Eğitimli gençlerin çoğu iş bulamadığı için yurt dışına gidiyor. Eğitimli bir gencin yurt dışında çalışmaya gitmesi, hazır bir fabrikanın kaybı kadar önemlidir. Dahası eğitimli ve uzman gençlerin yurt dışına gitmesi, çağdaş toplum olmamız önünde handikap oluşturuyor. İşsizlik ve yoksullaşma insanların fiziksel ve ruhsal sağlığını da bozmaktadır. Bu şartlar altında işsiz gençlerin sosyal değer ve normlara olan bağlılığı kopuyor. Paralel olarak bu şartlar  onların ideolojik saplantılara girmelerine yol açıyor. Tarikatlar tarafından kuşatılmalarına sebep oluyor. Teröre bulaşmalarına altyapı oluşturuyor.

 

 

"EKONOMİ KÜÇÜLÜYOR, İŞSİZLİK VE ENFLASYON ARTIYOR"

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)- Türkiye Ekonomisi çok zor bir dönemden geçiyor. Yurt içi hasıla 2017 yılı üçüncü Çeyreğinden beri hız kesmiş olup; 2018 yılının dördüncü çeyreğinden beri negatif büyüme hızına sahip. 2018 yılı son çeyreğini eksi 2,8; 2019 yılı birinci çeyreğini eksi 2,4 ve ikinci çeyreğinde eksi 1,5 oranlarında daralma gösterdi. Daralma hız kesse de üçüncü çeyrekte de muhtemelen eksi değerlerde kalma eğiliminde. Sanayi üretim endeksi 2018 yılı sonuna kadar sürekli bir düşüş trendi izledikten sonra, 2019 yılının ilk aylarında seçim ekonomisinin yarattığı harcamalarla kısmen canlanma trendi göstermekle birlikte, takip eden aylada tam bir iniş-çıkış olarak W harfi çizmiştir. Ancak trend 2015=100 referans değerleri açısından dikkate alındığında hala sıfırın altında değerler almaktadır. Bu arada enflasyon oranı yüzde 15'in üstünde; yıllık ortalama yüzde 20'ye yakın; üstelik gıda ürünlerinde TÜFE yıllık ortalaması yüzde 26'ya yakın ve ev eşyasında yüzde 28 oranlarında gerçekleşti. İşte böylesi bir ekonomik ortamda İşsizlik oranlarının artışını sürdürmesi şaşırtıcı değildir. Daralan ekonomide işsizlik bir yılda bir milyon artarken; 2019 Haziran ayı işsizlik oranı 2,8 puan artarak yüzde 13 oranına ulaşmış bulunuyor. Üstelik gençlerde bu oran daha hızlı bir artışla, (5,4 puan) yüzde 24,8 düzeyine ulaşmış bulunuyor. Bu arada ülkenin istihdam oranı, son yılda 2 puan azalarak yüzde 46, 4 düzeyinde bulunuyor. Yani her çalışan, kendisi ile birlikte ikiden fazla kişiye bakmak durumunda.

Hükümet defalarca işsizliği önlemek için kendince çözüm aradı. Her şirketin 2 kişi istihdam etmesi yönünde işveren kuruluşlarına telkinlerde bulundu ve teşvikler getirdi. Şimdi de hem bir Suriyeli hem de bir Türk işçisi istihdamı yapan şirketler parasal destek programı oluşturmuş bulunuyor. Böylece kendi insanına iş yaratamayan ekonomi, Suriyeli göçmenlerin işsizlik sorununa soyunmuş bulunuyor. Böylece bu kişilerin geri dönüşü yerine, burada kalmaları yönünde adım atılmış oluyor. Ancak bu durum yeni sorunlara gebe bir konudur. Bugün AB ülkelerinde yaşanan göçmen işçi sorunu, yarın bizde yaşanmaya başlanacaktır. İş bulmak toplumsal ve kültürel entegrasyon sorununu çözmekten uzaktır. Bu nedenle bu yaklaşım bir boşuna çaba olarak kalmaya mahkumdur. Kaldı ki AB, ekonomileri o göçmenleri hızlı ekonomik büyüme dönemlerde istihdam ettiler. Oysa biz daha kendi iki yakamızı bir araya getirmemişken, kendi başımıza yeni sorunlar almaktayız. Ayrıca Türkiye ekonomisinin bugünkü zor durumu, yanlış ve yetersiz ekonomi politikalarından kaynaklanıyor. Zira Piyasa sistemi, emirle çalışmaz. Zaten emirle çalışan mekanizmalar bir sistem oluşturmaktan uzaktır. Sistem oluşturmayan karmaşık yapılar, kaotik işler; orasından burasından yapılan kısmi müdahaleler, çözümden çok çözümsüzlük üretir. Bir sistem oluşturmak, bilimsel verilerin ışığında üretilmiş ilke ve kuralların kurumlaşması sayesinde oluşur. Emirler basit sistemlerde, kontrol edilebilir yapılarda örneğin küçük şirketlerde geçerli olabilir. Ancak büyük kurumlar, hele de bir ülke ekonomisi, ilke kural, işleyiş ve işlevlerin etkin olarak kurumlaştırıldığı sistemlere ihtiyaç gösterir. Çağdaş piyasa sistemi, insan ve işsizlik sorununun çözümünü; yenilikçilik rekabeti içinde etkin üretim mekanizmaları ile istikrar içinde büyüme ile insanı boyutu sağlıklı biçimde entegre eden, istikrar ve işsizliği çok düşük oransal değerlerde, örneğin mutlaka yüzde 5 oranlarının altında, gerçekleştirdiği durumda etkindir. Bunun için Türkiye'nin tez elden, hem kısa vadeli istikrar, hem de orta vadeli konjonktür ve uzun vadeli Sistem sorunlarını entegre ve paralel olarak, en baştan hiç birini ihmal etmeden ve yarına bırakmadan, yani orta ve uzun dönemli sorunlar yarın çözülür demeden, sistematik, stratejik ve vizyoner politikalar üretmesi gerekiyor. Bu yaklaşımlar, üretim, verimlilik, çağdaş ileri teknolojiler, yenilikçilik, büyüme, istikrar, kentleşme, yerelleşme ve küresel işleyiş ve dinamikleri, çoğulcu çeşitlenmenin esnek entegrasyonları içinde bütünleştirmelidir. Ne yazık ki bu yönde bir yaklaşımdan ses gelmediğine göre, bu sıkıntıların çözümü yönünde henüz bir ışık yanmıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test