Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ankara'daki 5. Zirve de çözüm getirmedi; Trump ve Esad engellerinde anlaşma yok

20.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zirve düzenlendi.

Sekiz yıldır devam eden Suriye'deki iç savaşın sona erdirilmesi için yapılan zirveden çatışmaların tamamen durması yönünde bir adım atılamadı.

Zirvede Suriye'de Anayasa Komitesi'nin oluşturulması konusunda mutabakata varıldığı ve Komitede yer alacak isimlerin onaylandığı belirtilirken, komitenin çalışmalarına Cenevre'de süratle başlayacağı açıklandı.

Üçlü zirveyle ilgili yorum ve değerlendirmeler ise devam ediyor. Genel kanı, "Zirvenin sorunları çözmediği, özellikle Fırat'ın doğusu için yeni gelişmeler beklendiği, Türk- Esad rejimi arasında temasın gerektiği" yönünde.

Zirvenin ardından üç liderin ortak basın toplantısında dikkat çeken husus, Türkiye ve ABD arasında yürürlüğe giren 'güvenli bölge' konusundaki anlaşmazlık oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin güvenli bölgeyi, topraklarında barınan 3 milyondan fazla mülteciyi buralara yerleştirmek istediğini öne sürdü. Putin ve Ruhani, bu konuda Erdoğan'ı "yeşil ışık yakacak" herhangi bir yorumda bulunmadılar.

"Suriye'nin istikbali için en büyük tehdit kaynağı PKK ve onun uzantısı olan YPG/PYD'dir" diyen Erdoğan, "Bu ülkedeki PKK/PYD varlığı devam ettikçe ne Suriye ne de bölgemiz huzura kavuşabilir. Üçlü Zirve Toplantısı'nda Suriye sınırımız boyunca bir terör oluşumuna rıza göstermeyeceğimizi ifade ettim" şeklinde konuştu. Erdoğan "PYD konusunda ABD ile iki hafta içerisinde uzlaşamazsak, kendi harekât planımızı uygulayacağımızı buradaki dostlarımıza ilettim" dedi.

Cumhurbaşkanı "Artık Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönüşlerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Fırat'ın doğusundaki barış koridoru mülteciler için de korunaklı bir liman olacaktır. Ülkemize sığınan en az 2 milyon Suriyeli kardeşimizin bu bölgeye yerleştirilebileceğini düşünüyoruz. Geri dönecek Suriyeliler için yeni yerleşim alanları inşa edilmesi mümkündür. Türkiye olarak bu konuda her sorumluluğu almaya hazırız" diye konuştu.

Ruhani "ABD Suriye'de teröristleri destekledi, Suriye'yi bölmeye çalıştı. Bu kabul edilebilir değil. Fırat'ın doğusu ABD'nin hâkimiyetinde ve burada da teröristler bulunmaktadır" dedi.

Putin de "Diplomatlarımız titiz çalışma sonucunda listeyi (Anayasa Komitesi) oluşturdular ve usül çalışmaları yaptılar. Liste onaylanmıştır. Erdoğan ve Ruhani ile İdlib'de gerginliğin azaltılması için adımlar atılması konusunda mutabık kaldık" dedi.

"ABD'nin Suriye'de illegal olarak bulunduğunu" belirten Putin, "ABD Başkanı Donald Trump'ın askerlerini çekme kararı aldığının ve bunu uygulamaya sokacağına inandığının" altını çizdi.

 

"Tatminkâr sonuç çıkmadı"

Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu, "Türkiye sınırına yığılan" sığınmacılar ve radikal gruplara dikkat çekerek "Zirveden özellikle Türkiye'yi tatmin edecek bir sonuç çıktığını düşünmüyorum. İdlib'le ilgili sıkışıklık devam ediyor. Rusya'nın desteği ile Suriye'nin İdlib'i almak için giriştiği operasyondan vazgeçmesini gerektirecek bir durum yok. Türkiye sınırına yığılan sığınmacılar ve içerisinde bulunan cihatçılar gerçeği var. Türkiye'yi, sığınmacıların yanı sıra, böyle bir tehlike de bekliyor. ABD'liler de bölgede devriye uçuşu ile gösteriye devam ediyor. Maalesef, üzüntü verici. ABD, bu işi zamana yayıyor. Terör örgütü PYD/YPG'yi de koruma altında tutmaktan vazgeçmediği görülüyor" dedi.

Suriye rejiminin, Türkiye'nin elini güçlendirecek adımlar attığını kaydeden Loğoğlu, "Ankara'nın, Şam yönetimi ile ülke çıkarları için diyaloga geçmesi gerektiğini" belirterek, şunları söyledi: "Suriye hükümetinin, Birleşmiş Milletlere PYP/YPG'yi terör örgütü olarak kabul ettiğini bildirmesi çok önemli. Suriye rejiminin attığı bu adım, Türkiye'nin eline koz veriyor. Adana mutabakatında Türkiye ve Suriye, terörle mücadelede ayrıntılı bir mutabakata varmışlardı. Suriye, PYD/YPG'yi terör örgütü olarak gördüğünü açıkladığına göre; bu konuda Ankara ve Şam'ın iş birliği etmesi gerekir. Suriye'nin bir önemli adımı da, genel af ilân etmesiydi. Neticede; Suriye, kendi toprağını geri almaya çalışıyor. Bu af yasası Türkiye'nin desteklediği muhalif unsurlardan bir kısmının yararlanabileceği gibi ise, Ankara'nın, Şam ile görüşmesi gerekir. Suriye'nin bu adımlarına, Türkiye'nin kendi çıkarları doğrultusunda cevap vermesi gerekir."

 

 

"ÇATIŞMALARI ÖNLEYECEK YOL HARİTASI BENİMSENMEMİŞTİR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Ankara'da Türkiye, Rusya ve İran devlet başkanlarının bir araya geldikleri zirveden çıkan sonuç Astana ruhunun devam ettiğinin ilanı olmuştur. Anayasa komisyonunun kurulması yönünde mutabakat sağlanmış olsa da halledilmesi gereken pek çok ayrıntı bulunmaktadır.

Türkiye İdlib'deki saldırılar sonucu ortaya çıkacak insani kriz ve göç dalgasının endişelerini taşımaktadır. Ankara zirvesinde İdlib'deki çatışmaları önleyecek bir yol haritası benimsenmemiş olsa da olası bir göçün ve Türk askerine karşı meydana gelebilecek saldırının önlenmesi hususunda mutabakata varılmıştır. Türkiye ayrıca Fırat'ın doğusunda oluşturulacak güvenli bölgenin Rusya ve İran tarafından desteklenmesini arzulamaktadır. Zirve sonrası yayınlanan bildiride Suriye'nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne, BM şartının amaç ve ilkelerine vurgu yapılmıştır. Bu temel konularda üç devlet arasında mutabakat olmakla birlikte, ülkelerin bakış açılarında nüanslar bulunmaktadır.

Türkiye yeni bir göç dalgası kaygısını ve Suriye'de yeniden yapılandırma faaliyetlerini öne çıkarmış, barış koridorunun önemini vurgulamıştır. İran ise Esad rejiminin meşruiyetini, terörle mücadeleyi ve ABD'nin Suriye'de meşruiyet dışı bulunmasına ağırlık vermiştir. Rusya da terörizmle mücadele ve Suriye'nin bütünlüğüne vurgu yapmıştır. Anayasa komitesinin kurularak siyasi sürecin Cenevre ile koordineli olarak yürütülmesi bundan sonraki hedeftir.

Ankara zirvesi öncesinde Suriye'nin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yolladığı mektupla "Fırat'ın doğusundaki YPG/PYD'nin oluşturduğu SDG'nin ayrılıkçı örgüt olarak tanınmasını" istemiştir. Mektupta ayrıca "SDG'nin ABD ve uluslararası koalisyon tarafından desteklendiği" belirtilerek "Suriye topraklarının bu terör örgütünden temizleneceği" kaydedilmiştir. Suriye'nin bu mektubunda dikkat çeken husus, "YPG/PYD'nin terör örgütü olarak nitelendirilmesi" ile Esad rejiminin Ankara ile söylem birliği içinde sayılabileceğidir. Önümüzdeki dönemde Moskova ve Tahran'ın Ankara üzerinde Şam ile buzların eritilmesi yönünde telkinlerde bulunabileceğini tahmin etmek mümkündür.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test