Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cevabı aranan soru; AKP'de bölünme, erimeyi de beraberinde mi getiriyor?

13.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

''Kurulduğu 2002 yılından bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AKP'de erime süreci mi başladı?'' Bugünlerde Ankara Gündemi'nin başında "bu sorunun cevabını aramak" geliyor.

Mehmet KOCABIYIK

Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (AKAM)'nin, Eylül ayı başında yaptığı anket çalışmasında CHP birinci parti çıktı. "Tereddütle de karşılansa" bir ankette CHP'nin uzun yıllar sonra birinci parti çıkması siyaset sahnesinde büyük yankı yaptı.

Ankette "kararsızların büyük bir oranla yer alması" sebebiyle, kalan oyların içinde CHP'nin az farkla AKP'nin önüne geçmesini "sürpriz saymayanlar" da oldu.

Bu arada "devletin resmi kayıtlarında görünen" AKP'nin üye sayısındaki "1 milyonu geçen azalma" ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın il yönetimlerine "Yeni üye yapın" talimatını vermesi de, AKP tabanındaki kayma ve kayıpların "büyük olduğunu" işaret ediyordu.

31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde ortaya çıkan "AKP'nin kan kaybı", Türk siyasi tarihinde de bir değişimin habercisi oldu. AKP içinden iki siyasi hareket başladı. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın parti kurmak üzere çalışmalara başlaması parti içinde ve AKP'yi destekleyen basında adeta paniğe yol açtı.

AKAM Başkanı Kemal Özkiraz," eski başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın kuracağı parti hesaba katılmadan çıkan sonuca göre CHP'nin birinci parti konumunda olduğunu" söylerken, "artı - eksi yanılma payına" da dikkati çekti. Sonuç "bu yanılma payı içinde" de olsa, "AKP'nin kan kaybını" ortaya koyuyordu; CHP, AKP'ye yetişmişti.

"İstanbul seçimlerinde yaşananlar ve haksızlık yapıldığı algısı da çok büyük kırılma meydana getirmiş" diyen Özkiraz, devamla "23 Haziran seçimleri bir genel seçim olsaydı aynı tepki tüm yurtta oluşacaktı. Hukuksuzluk algısı AKP'nin her yerde oy kaybetmesine sebep olmuş" ifadesini kullandı.

 

"Hukuksuzluk algısı"

Kemal Özkiraz, sonuçlar üzerinde şu değerlendirmeyi yaptı:

"İstanbul seçimlerinde yaşananlar ve haksızlık yapıldığı algısı da çok büyük kırılma meydana getirmiş. 23 Haziran seçimleri bir genel seçim olsaydı aynı tepki tüm yurtta oluşacaktı. Hukuksuzluk algısı AKP'nin her yerde oy kaybetmesine sebep olmuş.

CHP, yerel seçim başarısının ardından oy kullanmayan seçmeni kendisine çekiyor, oy kullanmayacağım diyenler normalin 3,5 puan gerisinde ve neredeyse tamamı eski ümitsiz seçmen, CHP bu grup için ilk kez ümit olmuş durumda, merkezde tek kalan CHP İnce'nin aldığı oyu geçiyor.

Merkezde kalan ve umut olan CHP, İYİ Parti'nin muhafazakâr, milliyetçi bir alanda durmasının etkisi ile İYİ Parti'den de oy alıyor. CHP, AKP'nin doğal tabanı olan esnaflardan ve beyaz yakalı AKP seçmeninden oy alıyor (%2) ancak Babacan bu oyları alabilir."

 

Babacan ve Davutoğlu durumu

"Ali Babacan ve Davutoglu'nu hesaba katmadan, şu anki durumda CHP birinci, AKP ikinci, MHP üçüncü, HDP dördüncü, İYİ Parti beşinci parti konumunda bulunuyor. Babacan kuracağı parti AKP'den 5-6, CHP'den 1-2, MHP'den 1, İyi Partiden 2, HDP'den ise 0.5 puan kadar oy alabilir. Davutoğlu ise sadece AKP'den 3-4 puan kadar oy alabilir. Bu partiler ile ilgili tespitlerimiz kesin değil. Kuruluştan itibaren daha net şeyler söyleyebiliriz. Erdoğan'ın icraatlarını onaylayanlar ise %40 seviyesine yakın. Bu oran Cumhur ittifakı oy oranının altında. Muhalefetin doğru bir aday ile seçime katılması halinde Erdoğan'ın tekrar seçilmesi oldukça zor görünüyor."

 

Kararsızların faktörü

"Araştırmada kararsızlar çok yüksek. Bu kararsızların büyük kısmı son 2-3 seçimde AKP'ye oy vermiş seçmenler. Yani yeni oluşumları bekliyor olmaları çok yüksek olasılık. Yeni oluşumlar doğru çıkışı yakalayabilirlerse AKP çok daha ciddi düşüşler yaşayabilir. Gözlemlediğime göre önümüzdeki ilk seçimlerde çok daha parçalı bir meclis oluşacak. Mevcut oy oranları ile bir erken seçim ise muhtemel görünmüyor. Kararsızların arttığı, oy kullanmayacağım diyenlerin azaldığı bir ortamda iktidarın değil iktidar alternatiflerin güçlenmesi daha muhtemeldir."

 

 

"AKP'ye MHP İTTİFAKI YETMEYECEKTİR"

Yaşar Okuyan (Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)- CHP'nin artan oylarının AKP seçmeninden gelip gelmediğinin net bir şekilde ortaya koyulması gerekiyor. Bugünkü tabloyla seçime gidilse AKP son seçimde aldığı oyu bile alamaz. AKP'nin oy kaybı yaşadığı ve düşüş yaşadığı çok açıktır. Kendi içerisinde yaşadığı çalkalanmalar ve parti kurma çalışmaları var fakat bunun da ötesinde büyük dalgalanmalar, yolsuzluklar ve bu yolsuzluklara bulaşmış isimlerin tedirginlikleri var. Bu konular kendi seçmenine de yansıyor.  AKP'den bunalan ve CHP ve İYİ Parti seçeneğini de kendilerine uzak olarak görenler MHP'ye oy veriyor. MHP kendi içerisindeki bölünmenin açığını AKP'den bunalan seçmenden alıyor.

AKP'nin bu sonuçları görmezden gelip gelmemesinin bir önemi kalmamıştır. Çıkıp yalan söylüyorlar deseler ne değişecek. Bu araştırma sonuçlarının benim gördüğüm tablodaki sonuçlara yakın olduğunu düşünüyorum. Bundan sonraki seçimlere kadar başka bir seçim öncesi koalisyonun oluşacağını düşünüyorum. Mevcut koalisyonların dışında bir ittifak oluşacağı kanaatindeyim. AKP'ye MHP ittifakının yetmeyeceği de çok açıktır. Bu nedenle AKP'de başka bir partiyi ittifaka dâhil edebilir ya da başka bir partiyle yoluna devam edebilir.

 

 

"HERKES YAPTIĞININ SONUÇLARINA KATLANACAK"

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Avrasya şirketinin ortaya koyduğu araştırma sonuçlarının doğruluğunun değerlendirilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Her bir şirketin kendince yakın olduğu bir görüş bulunuyor. AKP'nin durumuyla ilgili, kamuoyu yoklamalarının dışında, AKP'nin yerel seçimlerden sonra belli bir düşüşe geçtiğini zaten görmüş olduk. AKP içinde cereyan eden olayların birtakım oy kaybı yaşanabilir endişesi de mevcuttur. Burada önemli olan hangi partiden seçilirse seçilsin, yeni seçilenlerin Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi belediyelerdeki doğru yönetimleri önemli bir etken olacaktır. Bundan sonra yerel seçimlerdeki ve yereldeki performanslar genel seçimdeki tavırlarda etkili olacaktır. Yerelden genele doğru bir gidiş olacaktır. Bu gidiş beraberinde dedikoduyu değil kaliteyi, açık, şeffaf, bilgi edinme ve denetimi beraberinde getirsin.

Yerelde belediye ve halk olarak verdiğimiz mesajlarla iktidarların ülkenin nasıl yönetilmesini istediğimizi anlaması gerekiyor. Türkiye'nin durumu dışarıdan bakıldığında da iyi görünmüyor. Bu durumdan iktidarın ders çıkarması gerekirken muhalefetin de kendini bu duruma özel olarak hazırlaması gerekiyor. Siyasilere açık, şeffaf, bilgi edinme, denetim ve kaliteyi istediğimizi gösterirken basına çok büyük iş düşüyor. İzmir demokrasi mesajı vermesi açısından çok önemli bir yerde, eminim ki İzmir'den verilecek demokrasi mesajları Ankara'da İstanbul'da ve tüm Türkiye'de etkili olacaktır. 15 Eylül Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Demokrasi Günü ilan edilmiştir. Demokrasi sandıktan ibaret bir hadise değil, demokrasinin standartları var. Türkiye'nin bu standartlar için ciddi mesafeler kat etmesi gerekmektedir. Türkiye'de demokrasi çok kötü sınavlar verdi. Umarım el birliğiyle bu standartları yükseltmeyi başarırız.

"Herkesten hesap sorulabilen bir demokrasi"

İktidarın aşındığı ve aşınacağının belli olması muhalefet için de halk için de bir umuttur.  Halk bundan sonra sözlerini söyleyecektir. Halkın sözleri, halkın yönetime katılımı ve halkın denetimi demokrasinin en büyük unsurudur. Artık ben iktidarım istediğimi yaparım dönemi bitmiştir. Halk, herkesten hesap sorulabilir olduğu ve şu an hesap sorulması gerekenlere de hesap sorulan bir ortam istiyor.

Her şey bir süreçtir; bir şeyin sona ermesi de bir süreçtir. Şu an çok büyük olumsuzluklar var ve bunlar üst üste gelmiş durumda. Bu olumsuzluklardan dolayı AKP döneminin sona ermesi muhtemeldir. Hiçbir iktidar sonsuz değildir; sonsuz olan tek şey vardır o da bellidir. Bundan sonra iktidar partisinin sonunun gelip gelmemesi yani hangi durumda olacağı kendisiyle alakalı bir süreçtir. Önemli olan en önemli şeylerden birisi hiçbir şey sebepsiz değildir, her şey bir sebep sonuç ilişkisine dayanır. Ne şekilde olursa olsun, herkes yaptığının sonuçlarına katlanacaktır.

 

 

“TÜRKİYE YÖNETİLEMİYOR, İKTİDAR ÇÖZÜLÜYOR”

Mehmet Şakir ÖRS (Gazeteci Yazar)– 31 Mart yerel seçiminde ve 23 Haziran İstanbul seçiminde iktidar partisinin uğradığı kayıplar artarak sürüyor. Son kamuoyu yoklamaları, bu durumu bir kez daha kanıtlıyor. İstanbul seçimini en doğru tahmin eden Avrasya Araştırma’nın verilerine göre; yıllar sonra iktidar partisinin ilk kez ikinciliğe düşmesi, ana muhalefet partisinin birinciliğe yükselmesi, ilginç bir durum ortaya çıkarıyor. İktidara yakın olduğu iddia edilen ORC’nin araştırması bile, iktidardaki kan kaybını ortaya koyuyor. Bir başka araştırmada da, yeni getirilen başkanlık sisteminin tutmadığı, halkın önemli bir çoğunluğunun bu sistemi içine sindiremediği ve izlenen Suriye politikasını onaylamadığı anlaşılıyor.

Kısacası, yaşanan süreç, içinde bulunduğumuz koşullarda Türkiye’nin artık yönetilemediğini, iktidarın gerilemesinin, sönümlenmesinin ve çözülmesinin hızlandığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Son dönemde ekonomide, iç ve dış siyaset siyasette yaşanan sıkıntıların, sorunların faturası, vatandaş tarafından haklı olarak iktidara kesiliyor. İşsizlik, israf düzeni ve Suriye ile Suriyeliler konuları, seçmeni hızla iktidardan uzaklaştırıyor.

İktidarın son seçimlerin sonuçlarından gerekli dersi çıkarmaması, tam aksine hatalı politikalarında, tutumunda ve söylemindeki ısrarı, bu süreci daha da hızlandırıyor. Ayrıca adına ‘cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi’ denilen yeni yönetsel düzeni daha da tartışmalı hale getiriyor. İktidar partisi içindeki hoşnutsuzluğu ve yeni arayışları tırmandırıyor.

Bütün bu gelişmeler dikkate alındığında; öyle anlaşılıyor ki, bu sistemin ve bu iktidarın uzun süre sürdürülmesi mümkün olmayacak. Muhalefet talep etse de etmese de, iktidar istese de istemese de, seçimler için öyle çok da beklenmeyecek. Ekonomik ve siyasal koşullar, seçimlerin erken tarihe çekilmesini zorunlu hale getirecek.

Bu durum muhalefete ve özellikle de kamuoyu araştırmalarında oyu artan, birinci parti haline gelen ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) önemli bir sorumluluk yüklüyor. Cumhuriyet ve demokrasi değerleri temelinde, en geniş muhalefet güçlerini buluşturup muhalefet blokunu daha da genişletmek, günümüzün temel görevidir. Çözülen, sönümlenen iktidarın politikalarına karşı seçenek olacak yeni çözümler üretmek ve geniş bir mutabakatla oluşturulacak yeni anayasa hazırlığı da, bu çabanın tamamlayıcısı ve bütünleyeni olacaktır.

Türkiye hızla, doludizgin yeni bir döneme yürümektedir. Bu yeni dönemin temel yönetsel belgeleri bugünden hazırlanmalı ve ekonomik-siyasal politikaları bugünden oluşturulmalıdır. Ülkemizin ve halkımızın artık zaman kaybetmeye tahammülü yoktur. İçinde bulunduğumuz ağır koşullar da, bu hazırlığın hızla tamamlanmasını zorunlu hale getirmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test