Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD, Kuzey Suriye'de kukla devletini kuruyor

6.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Güvenli bölge Türkiye'nin istediği gibi oluşturulacak mı? Yeni göç dalgası Türkiye'yi nasıl etkiler? Emekli Albay Soner Aydın, Suriye'deki gelişmeleri yazdı ve yorumladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 27 Ağustos'ta Moskova'daki görüşmelerinin ardından Suriye rejim güçleri 31 Ağustos'ta İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde tek taraflı ateşkes ilan ettiğini duyurmuştu. Bu haber bölgenin nispeten daha sakin döneme gireceği beklentisi yaratmışken, hemen ertesi gün ABD Hava Kuvvetleri İdlib'in kuzeyine hava saldırısı düzenledi. Rusya; ABD'nin ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle tepkisini ortaya koymuş, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise "İdlib'in kuzeyinin terör örgütü El Kaide militanları için güvenli bölge haline geldiği" gerekçesiyle hava saldırısı düzenlendiğini, saldırının El Kaide'nin lider kadrosunu hedef aldığını duyurmuştu. ABD'nin hava saldırısının tartışıldığı günlerde Rusya Savunma Bakanlığı; Suriye'deki Hmeymim Hava Üssü yakınlarında militanlara ait iki insansız hava aracının (İHA) imha edildiğini duyurdu. Bu gelişmeler yaşanırken, önceden tahmin edildiği gibi binlerce Suriyeli Hatay'ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü sınır kapısına akın etmiş, geçişlere izin verilmemesi üzerine taşkınlık yaparak bayrağımızı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın resimlerini yakarak tepki göstermişlerdi. Eylem tarzlarına ve gösterdikleri tepkilere bakıldığında; göstericilerin hazırlıklı geldikleri, bir merkez tarafından bilinçli olarak yönlendirildikleri, amaçlarının Türkiye'ye geçmekten ziyade olay çıkararak dikkat çekmek olduğu anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Çekya Başbakanı ile yaptığı görüşme sonrasındaki basın açıklamasında, Suriye'nin kuzeyinde kurulması planlanan güvenli bölge için, "Sadece adı kaldı" dedi. İdlib'in de Halep gibi yavaş yavaş yok olduğunu' belirten Erdoğan, "İdlib'in Halep gibi yerle yeksan olmaya başladığı, İdlib'den çıkacak insan göçünün Türkiye'yi çok yakından ilgilendirdiğini belirtti. Erdoğan, güvenli bölge tesis edilmesinin önemli olduğu ama maalesef bu güvenli bölgenin sadece adının kaldığı, konuyu AB ve Arap ülkeleriyle görüştüğü ve hepsinin olumlu karşıladığı, buna rağmen parasal taahhütlerin yerine getirilmediği, 16 Eylül'de yapılacak görüşmelerden bir karar çıkmasının beklendiği" şeklinde özetlenecek açıklamalar yaptı.

Bunlara rağmen bu hafta İdlib'de öncesine kıyasla daha sakin bir ortam oluşmuştur. Ancak bu sükunetin ne zamana kadar devam edebileceğini kestirmek mümkün değildir. Çünkü bütün taraflar; Eylül ayı içinde yapılacak Türkiye-Rusya-İran görüşmelerine ve bu görüşmelerde alınacak kararlara, kararların kimin çıkarını ne kadar karşılayabileceğine göre ve yaklaşan Cenevre görüşmelerini etkileyecek şekilde tavır alacaklardır. Bundan önceki Astana görüşmelerinde alınan kararların ve Soçi mutabakatının etkilerine bakıldığında Türkiye, Rusya ve İran'ın mutabık kaldıkları konuların tarafların bütününe hitap etmediği ve hayata geçirilemediği görülmektedir. Bölgede varlık gösteren her bir muhalif grup ya bir müdahil ülkenin veya bir başka çıkar odağının kontrolündedir. Bu nedenle her bir tarafın aynı derecede memnun edilmesi veya uzlaşmaya yönlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü kimsenin amacı; uzlaşmayla çözüm üretmek, Suriye'ye barış ve demokrasi getirmek, mazlum Suriye halkını mutlu etmek falan değildir. Her bir taraf kendisinin ve sahiplerinin çıkarının peşindedir.

Halen İdlib'de beş ayrı muhalif gruba bağlı 50-60 tane örgüt bulunmaktadır. Bunların toplam silahlı eleman sayısı en az 80-90 bin kişi kadardır. Silahlı gruplar; zırhlı araçlarla, ağır silahlarla, roketlerle, füzelerle, İHA'larla teçhiz edilmiş bir ordu niteliğindedir. Muhalif grupların amacı; Suriye'de barışı sağlamak ve Suriye halkının huzurunu temin etmek değildir. Her birisi Suriye pastasının en tatlı parçasını koparmanın peşindedir. Görevleri; dikkatleri üzerlerine çekerek asıl yapılmak isteneni kamufle etmektir. Bu arada ülkedeki kaos ortamından çıkar sağlayanları da unutmamak gerekir.

İdlib'de bu gelişmeler olurken Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Fırat'ın doğusunda güvenli bölgeyle ilgili çok fazla zamanımızın ve sabrımızın olmadığını, 2-3 hafta içinde kendi askerimizle, kendimizin belirlediği şartlarda güvenli bölge oluşturulmazsa karşı tarafın düşünmesi gerektiğini" ifade etmiştir. Buna karşılık (Şarku'l Avsat'ın haberine göre), Suriye Demokratik Konseyi (SDK) eş başkanı İlham Ahmed; "Rusya ve Suriye yönetimiyle özerk yönetimi ve askeri güçlerini tanımaları konusunda görüşmeler yaptıklarını, Suriye yönetiminin kuzey Suriye'yi geri almak konusunda kararlı olduğunu, bunun savaşı uzatacağını, Ankara ve Washington'un güvenli bölge konusunda uzlaştıklarını, bu konudaki uzlaşıya SDG ve SDK ile anlaşarak varıldığını, anlaşmanın Rasulayn ve Tel Abyad kentleri arasındaki sınır boyunca 5 ila 14 kilometre derinlik ve 70-80 kilometre uzunluktaki bir bölgede askeri düzenlemeleri kapsadığını, Türkiye'yi de askeri güçlerini harekete geçirmemesi konusunda uyardıklarını" ifade etmiştir. Bu küstah açıklamanın ne kadarının doğru olduğu şüphelidir. Dünyada bunlar konuşurken ne ABD'den ne Rusya'dan ve ne de Türkiye'den bir yalanlama, bir tekzip gelmemesi, bizim basınımızda; ne olup bittiğine ve hamasetin dışındaki durum değerlendirmelerine yer verilmemesi, aydınlarımızın, siyasetçilerimizin, STK'larımızın konuya duyarsız kalması nasıl izah edilebilir bilemiyorum. Dikkatler İdlib'e yoğunlaşmışken Fırat'ın doğusunda her şey ABD'nin planladığı gibi yürümektedir. İdlib'de pastadan pay alacağını hayal eden muhalifler de bölgede rejim güçlerini oyalayarak gerçekte ABD ve ortaklarının bu amacına hizmet etmektedir. Görünen odur ki; Suriye'deki bu karmaşadan sadece PKK'nın başını çektiği Kürt gruplar karlı çıkacaktır. ABD'nin desteğiyle zaten fiilen kurulmuş olan Kürt özerk yönetimi adım adım resmiyet kazanmaktadır. Türkiye, İran ve Suriye birlikte hareket ederek bunu engelleyemezlerse ilerleyen zamanda engellemeleri çok daha zor olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Mustafa

07.09.2019 - 08:22
Yani atı alan Üsküdar'ı geçti diyorsunuz.
Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test