Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gıda endeksi düştü ama temmuzdaki enflasyon gene yaktı

9.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak gerçekleşti. Faizdeki indirim enflasyonu -eğer etkileyecekse- ne zaman etkileyecek? Gözlem, uzmanlara sordu...

ENGİN TATLIBAL

TÜFE'de 2019 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,36, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,65 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,91 artış gerçekleşti. Ana harcama grupları itibarıyla Temmuz ayında endekste yer alan gruplardan, ev eşyasında yüzde 4,24, konutta yüzde 3,10, eğlence ve kültürde yüzde 1,60 ve lokanta ve otellerde yüzde 1,42 artış gerçekleşti. 2019 yılı Temmuz ayında endekste düşüş gösteren bir diğer grup ise yüzde 1,11 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre ev eşyası yüzde 25,41, lokanta ve oteller yüzde 19,85, alkollü içecekler ve tütün yüzde 19,23 ve gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 18,21 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2019 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,99 düşüş, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,02, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,66 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,34 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 0,43, imalat sanayi sektöründe yüzde 0,84, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı sektöründe yüzde 3,36, su temini sektöründe yüzde 0,67 düşüş olarak gerçekleşti.

Bir önceki aya göre en fazla düşüş; yüzde 12,73 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 3,36 ile elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı, yüzde 3,30 ile ana metaller olarak gerçekleşti. Buna karşılık mobilya yüzde 1,57, içecekler yüzde 1,52, kömür ve linyit yüzde 1,02 ile bir önceki aya göre endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu. Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2019 yılı Temmuz ayında aylık en fazla düşüş enerjide gerçekleşti.

 

“ENFLASYONU YÖNETEMEDİK”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) - Üç çeyrektir GSYH küçülüyor. 2018 son çeyreğinde hane halkı tüketim harcamaları yüzde 8.9, yatırımlar yüzde 4.7 oranında ve 2019 ilk çeyreğinde hane halkı tüketim harcamaları yüzde 4,7 ve yatırımlar da yüzde 12.9 oranında daraldı. Buna rağmen enflasyon çift hanede devam ediyor. TÜİK her ay Finansal Yatırım Araçlarının reel getiri oranlarını açıklıyor. Son beş yıldır, mevduatın reel  getiri oranı eksi oluyor. Söz gelimi en son açıklanan Haziran ayı verilerine göre, mevduat reel faizi 2018 yılında yüzde eksi 3.80 ve 2018 yılında ise eksi 0,92 oldu. Bu eksi faizlere rağmen harcamalar daraldı, mevduattaki para yatırımlara gitmiyor. Bu günde tüketim harcamaları artmıyor.

2018 TL'nin yüksek oranda değer kaybetmesi ile, Yİ-ÜFE yüzde 46'ya kadar çıktı. Kur artışından daha fazla arttı. Gerçekte ise kurların maliyetleri artırıcı etkisi ithal girdi oranına yakın olmalıydı. TL'nin aşırı değer kazanması ile ithal tüketim mallarının da fiyatı arttı. Ancak aynı vitrinde daha düşük maliyetle önceden gelmiş yerli mallarının da fiyatı arttı. Bunlar bildiğimiz iktisadi kurallara ve dünyada gelmiş geçmiş uygulamalara uymuyor. Bu günkü Türkiye'nin istikrar sorunu kendine özgü bir sorundur.

Merkez Bankası 2006 yılından beri enflasyon hedeflemesi uyguluyor. Enflasyon hedeflemesi merkez bankalarına tüm para - faiz politikalarını bu paralelde kullanmasına imkan verir. Enflasyon dışındaki sapmalar mazur görülür. Ne var ki bizim Merkez Bankası 13 yıldır hedef enflasyon olarak aldığı yüzde 5 enflasyonun yanına yaklaşamadı.

Bu sorunun temelinde dün ve bugün, siyasi çekişmeler, aksak demokrasi, hukukta kan kaybı, ideolojik takıntılar ve popülizm gibi nedenler var. Böyle bir ortamda tutarlı iktisat politikaları da dikiş tutmaz. 2001 krizi nedeniyle bir panelde, suyun başındaki bir bürokratın yapısal sorun ları bazı yasalarda marjinal değişiklikler olarak görmesine hayretle şahit olmuştum. Bu şartlarda elbette ki Türkiye'nin geleceği son durak bugünler olacaktı.

Açıktır ki Enflasyonla mücadele tek başına olmaz. İstikrar politikaları ile birlikte olur.

1- Enflasyonla mücadele için her şeyden önce hukuk ve demokrasi altyapısını yeniden düzene sokmak gerekir. İktidarın   ayırım yapmadan sermayeye tarafsız gözle bakması gerekir.

2- Merkez Bankasının, enflasyon hedeflemesini bırakması gerekir. Aksi halde hedeften sapma sürekli olarak bankaya olan güveni sarsıyor. Ayrıca MB yasasını değiştirerek, bankanın aynı zamanda 'kur'u da gözetmesi sağlanmalıdır. Dahası MB bağımsızlığı güvence altına alınmalıdır. 

3- Dalgalı kur politikası değişmeli, serbest kur sistemi içinde bizim piyasaya uyan kontrollü ara sistemler seçilmelidir.

4- Bütçe politikası değişmelidir. Bütçede yüzde 7 dolayında olan yatırımların payı yüzde 20'ye çıkarılmalı, popülist harcama yerine bu kaynaklar istihdam yaratan yatırımlara aktarılmalıdır .

5- Devlet - Kamu işbirliği ile yapılan yatırımlar, bütçeye ve topluma ilave yük getirmeyecek şekilde yalnızca yap-işlet devret  modeliyle yapılmalıdır. Devlet yalnıza altyapı yatırımları için borçlanmalı, bu yatırım gelirleri de borç geri ödemede kullanılmalıdır.

6- Devlet - Piyasa optimal dengesi kurulmalıdır. Fiyatların oluşmasında, kıt malların üretiminde gerektiğinde devlet piyasada aktif rol almalıdır.

7- Devletin kurumsal yapısı olmalıdır. Memurlara Liyakat esası getirilmeli ve yetki ve sorumluluklar dağıtılmalıdır. Vatandaşın işini ehliyetli ve liyakat sahibi memurlar yapmalıdır. Bürokrasiyi azaltarak, kamu hizmetlerinin verimliliğini artırmak gerekir. 

8- Piyasada oligopol yapılar ve monopoller kaldırılmalıdır. Bunun için özelleşen devlet tekelleri yeniden kamulaştırılmalıdır. Bankaların kar marjları üst sınırı belirlenmelidir.

 

“FAİZİ DÜŞÜREREK ENFLASYONU DÜŞÜRMEK, SİYASETÇİYE ÇOK ÇEKİCİ GELİR”

Mahfi Eğilmez (E. Hazine Müsteşarı) - Enflasyon çeşitli nedenlerle düşebilir. Her şeyden önce enflasyona neden olan gelişmelerde tersine değişimler ortaya çıkarsa enflasyon düşebilir. Mesela talepte bir düşüş olursa, arzda ve ihracatta bir değişme olmadığı sürece enflasyonda düşüş başlar. Arzda bir artış olursa talepte bir değişiklik olmadığı durumda enflasyon düşüşe geçer. Ülke riskinde gerilemeler olur ve ülkenin parası diğer paralara karşı güçlenmeye başlarsa enflasyon düşmeye başlar. Bazı tür krizlerde enflasyon düşer, tam tersine deflasyon ortaya çıkabilir. Bunlara ek olarak enflasyonun düşmeşine etkili olabilecek baz etkileri de olabilir. Baz etkisi; karşılaştırmaya konu olan iki dönemden ilkinde herhangi bir nedenle oran ya da sayılar üzerinde ortaya çıkan aşırı bir yükseliş veya düşüşün karşılaştırılan dönemlerin sonuçları üzerinde yarattığı etkidir. Bir örnekle açıklayalım. Geçen yılın ilk aylarında kurlardaki artış sonucu Haziran ayında aylık enflasyonun yüzde 2,6 gibi çok yüksek bir ortanda geldiğini düşünelim. Bu aylık artış, endeksi 2,6 puan artırmış olur. Bu yılın Haziran ayında kurlar aynı sıçramayı göstermediği, başkaca da bir olumsuz etki olmadığı için aylık enflasyonun yüzde 0,3 geldiğini varsayalım. Bu durumda geçen yılın Haziran ayına ait yüzde 2,6’lık enflasyon oranı endeksten çıkacak yeni gelen yüzde 0,3’lük oran endekse girecek ve 12 aylık enflasyon 2,3 puan düşmüş olacaktır.

İşte bütün bu nedenlerle enflasyonda ortaya çıkacak düşüş, faizlerde de düşüşe yol açar. Bankalar enflasyonun çok üzerinde faiz vermek istemez. İnsanlar da eğer enflasyonun düştüğünü görürse reel faizin (enflasyondan arındırılmış faiz) pozitif olması kaydıyla daha düşük faizlere razı olabilirler.

Gerek talep enflasyonu gerekse kur artışı kaynaklı maliyet enflasyonunda eğer nedene bağlı bir çözüm bulunamıyorsa sonuçtan giderek yani faizi artırarak zaman kazanılır, böylece geçici çözüm sağlanır. Bu kazanılan zaman içinde enflasyona neden olan sorunların çözümü için sistemi düzeltecek yapısal değişikler yapılmaya başlanmalıdır. Eğer bu önlemler alınmazsa sorun kısa vadede çözülmüş olmakla kalır. Baz etkisiyle düşen enflasyona öteki düşüşlerden daha titiz yaklaşmak gerekir. Çünkü baz etkisiyle düşen enflasyon bir süre sonra bu kez ters baz etkisiyle yükselebilir.

Bu akıl yürütmenin tek zayıf noktası kısa vade meselesidir. İktisatçıların kısa vade anlayışıyla siyasetçilerin kısa vade yaklaşımı birbirini tutmaz. İktisatçılara kısa vade gibi görünen süreler siyasetçilere uzun vade gibi görünür. O nedenle, imkânsız olduğu defalarca söylense ve kanıtlansa bile, faizi düşürerek enflasyonu düşürmek siyasetçiye çok çekici gelir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

YPG / PYD Fırat'ın Doğusu'ndaki "32 kilometre derinliğindeki Güvenli Bölgeden çekiliyor" ve "ağır silahları" bırakıyor. Güvenli Bölgesi ABD ile işbirliği içinde "Türk ...

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov "Suriye'nin toprak bütünlüğü zarar görmemeli" derken, Esat ordu birliklerinin girdiği "Kobani" başta Münbiç ve Rakka gibi şehirlerin "ne ...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesinin piyasalara yansıması nasıl oldu? Türkiye - ABD zirvesinden çıkan ateşkes kararının ...

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

Yazarlar
Website Security Test