Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Irak'ta da, Suriye'de de ''güvenilir müttefikimiz'' yok; neden?

26.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye-Suriye sınırı yeniden hareketli günler yaşıyor. Türkiye'nin, Irak ve Kürt bölgesel yönetimi ile siyasi, ekonomik-ticari ve güvenlik alanında iş birliğini geliştirdiği bir dönemde, terör örgütü PKK; 27 Haziran 2019'da Kuzey Irak dağlarında, 'Güney Kürdistan Öz Savunma Güçleri' adı altında yeni bir silahlı güç kurduğunu duyurdu. Bu silahlı gücün, Irak'taki Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait noktaları hedef alacağı da belirtildi.

Bölgede gerilim artarken, TSK birkaç gündür Suruç ve Akçakale'ye askeri yığınak yapıyor. Türkiye, Fırat'ın doğusuna harekat için hazırlık yaparken, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine Suriye'den roketli saldırı düzenlendi. 1'i ağır 5 kişi yaralandı. Bir başka saldırı ise Erbil’de yaşandı. Türkiye'nin Erbil Başkonsolosluğu'nda görevli diplomatlar, yemek için gittikleri restoranda silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda Türkiye'nin Erbil Başkonsolosluk görevlisi şehit oldu.

Bitlis'in Bölükyazı köyü yakınlarında askeri araca PKK'lı teröristlerce EYP'li saldırı düzenlendi. Saldırıda Jandarma Binbaşı Zafer Akkuş şehit oldu, 1 güvenlik korucusu ile araç sürücüsü yaralandı.

Suriye’de birçok alanda Türkiye ile birlikte hareket eden Rus savaş uçakları İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde bir pazar yerine saldırı düzenledi. Türkiye’nin kontrolündeki bölgeye yapılan saldırıda, 25 sivil hayatını kaybetti, 42 kişinin de yaralandığı bildirildi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffery’nin Türkiye ziyareti sırasında Suriye’de dikkat çeken bir gelişmenin yaşandığı ortaya çıktı. ABD Merkez Kuvvetler (CENTOM) Komutanı General Kenneth McKenzie, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin öncülüğünde kurulan Demokratik Suriye Güçleri’nin sözde komutanı Mazlum Kobani kod adlı terörist Şahin Cilo ile görüştü.

Türkiye, Fırat'ın doğusuna askeri harekat için daha önce iki defa çok ciddi hazırlık yapmış, ancak operasyondan son anda vazgeçilmişti. Burada dikkat çeken konu, Türkiye ne zaman Fırat'ın doğusuna harekat için hazırlığa başlasa ABD'li yetkililer Türkiye'ye geliyor. ABD, bu hazırlık öncesinde de Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'i Ankara'ya gönderdi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile görüştü.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fırat'ın doğusuna yapılacak harekatın Washington'un talebiyle iki defa ertelendiğini belirterek, Jeffrey'nin son harekat öncesinde masaya koyduğu yeni önerilerin de Türkiye'yi tatmin etmediğini söyledi.

Jeffrey başkanlığındaki ABD heyeti, Ankara'daki üçüncü gün temaslarında bugün Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Sözcüsü İbrahim Kalın başkanlığındaki heyet ile görüştü. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarınca yapılan bilgilendirmeye göre; "Kalın ve Jeffrey başkanlığındaki heyetler arası görüşmede, Fırat'ın doğusunda 'güvenli bölge' tesisi ile DEAŞ, PKK/YPG/PYD dahil tüm terör unsurlarına karşı mücadele başta olmak üzere, Suriye'de son dönemde yaşanan gelişmeler" masaya yatırıldı. Bu kapsamda "Suriye'nin genelinde terörle mücadele, Menbiç Yol Haritası, anayasa komisyonu, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde siyasi çözüme ulaşılması" konuları üzerinde de durulduğu kaydedildi.

Cumhurbaşkanlığı'ndaki bu görüşme devam ettiği dakikalarda Türkiye adına "güvenli bölge" konusunda ABD'nin önerileriyle ilgili beklentileri karşılamadığı mesajını ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da açıkça verdi.  Çavuşoğlu, "ABD'nin getirdiği yeni öneriler bizi tatmin eder düzeyde değil. Bunu açıkça söylememiz lazım. Burada adeta Menbiç gibi bir oyalama sürecine gitmek istedikleri izlenimini ediniyoruz" dedi.

Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin sınır bölgesinde kurulması öngörülen "güvenli bölge" için ortak devriye gibi askeri fikirler sunulduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Güvenli bölge konusunda derinliği, kimin kontrol edeceği ve YPG/PKK'nın buradan çıkarılması konusu en hassas konudur. Bu konularda mutabakat sağlamış değiliz. 4 Haziran 2018'de Pompeo ile Menbiç Yol Haritası'nı onayladık. 90 gün içinde süreç tamamlanacak ve Fırat'ın doğusuna geçecektik ve Menbiç modelini oraya taşıyacaktık. Fakat aradan 90 gün değil 1 sene geçti. 1 sene 1 ay geçti. Menbiç'te henüz yol haritası uygulanmadı. Efendim şimdi oradan Türkiye'ye saldırı gelmiyor. Menbiç yol haritasının amacı o değildi ki. Amacı YPG/PKK'nın tamamen Menbiç'ten çekilmesi ve buraları kim yönetecek, güvenlik birimlerinde kimler yer alacak? Bu konuda Türkiye ve ABD'nin birlikte çalışması ve buranın istikrara kavuşturulmasıydı. Bu anlamda bu model yine bu güvenli bölgeye taşınabilir ama bir oyalama olmaması gerekiyor. Çünkü bizim sabrımız tükendi" dedi.

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin Ankara ziyaretine ilişkin bir açıklama yayınladı. Büyükelçiliğin internet sitesinde yayınlanan açıklamada, 22-24 Temmuz tarihlerinde Jeffrey'nin ziyareti kapsamında üst düzey yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirildiği belirtildi. Görüşmelerde, özellikle Kuzeydoğu Suriye başta olmak üzere Suriye konusunun geniş kapsamlı olarak değerlendirildiği, tarafların "Münbiç Yol Haritası" konusunda hızlı ve somut ilerleme sağlamayı taahhüt ettiği, Türkiye'nin Kuzeydoğu Suriye sınırında güvenliğin artırılmasına yönelik ayrıntılı tekliflerinin ele alındığı ifade edildi.

 

"ABD BÖLGEYE ŞİRKETLERİ İLE DE YERLEŞMİŞTİR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- Terör örgütüyle mücadelemizde son iki ayda alınan sonuçlara bakıldığında; TSK tarafından 27 Mayıs’ta Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe Harekâtı; Hakurk-Kandil istikametinde başarılı bir şekilde devam etmektedir. Bugüne kadar 140 PKK’lı terörist etkisiz hale getirilmiştir. Yurt içinde; doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terör örgütüne ait depo, sığınak ve barınaklar ele geçirilmiş, girilen çatışmalarda çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiş, Karadeniz bölgesinde terör örgütünün “Karadeniz açılım grubu” adını verdiği teröristlerin tamamı ortadan kaldırılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, emniyet ve istihbarat teşkilatlarımız terörle mücadelemize büyük gayret ve fedakarlıkla devam etmektedir. Buna karşılık siyasi, ekonomik, sosyal ve uluslararası alanlarda başarılı olduğumuzu söylemek maalesef mümkün değildir.

Güvenlik güçlerimizin mücadelesi bütün hızıyla devam ederken; başta ABD olmak üzere koalisyon güçleri PKK/YPG’ye destek için Suriye’nin Semalka sınır kapısında silah, mühimmat ve zırhlı araç takviyesi yapmaktadır. Koalisyon güçleri; Suriye’de Kobani ve Kamışlı’daki askeri üslerini genişletmişlerdir ve Türkiye-Suriye sınırında uçuşlar gerçekleştirmektedirler. ABD ve Fransa Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve PKK/YPG’yi birleştirmeye çalışmaktadır.

Rusya ve Suriye Yönetimi; Türkiye’nin İdlib’deki varlığını görmezden gelerek bölgeyi hedef gözetmeksizin bombalamaktadır. Türkiye saldırılardan korunmak için 9 ve 10 numaralı gözlem noktalarını personel ve zırhlı araçlarla takviye etmiştir. Ülkemiz, ABD’nin PYD/YPG’yi kullanarak kurduğu baskı ve Rusya’nın yönlendirmesiyle İdlib’de çok ağır bir sorumluluk altına girmiştir. Buna karşılık Rusya Astana sürecinde taahhüt ettiği sorumlulukları yerine getirmemektedir. Bu arada Suriye’den sınır kentlerimize roketler atılmaktadır. Rusya, Suriye’de Türkiye’yi tehdit eden bir Kürt oluşumundan da rahatsızlık duymamaktadır. Bu sorunun çözümü için Türkiye ve Suriye yönetiminin doğrudan diyalog kurması gerekmektedir. Ancak gelinen aşamada ne Türkiye’nin desteklediği rejim muhaliflerinden desteğini çekmesi ne de Suriye yönetiminin Türkiye’nin desteklediği muhaliflere ılımlı yaklaşması mümkün değildir. Suriye’de bütün olaylar ABD ve Rusya’nın kontrolünde gelişmektedir.

Sözcü Gazetesi Yazarı Saygı Öztürk’ün 17 Temmuz tarihindeki yazısında verdiği bilgiye göre, PKK; 27 Haziran’da Irak’ın kuzeyinde, “Güney Kürdistan Öz Savunma Güçleri” adıyla yeni bir silahlı güç kurduğunu, bu sözde silahlı gücüyle TSK’nın Irak’taki birliklerini hedef alacağını duyurmuştur. Ayrıca, dağ kadrosunun yanı sıra Suriye benzeri ordulaşma tarzında bir yapılanmaya gitmekte, meskûn mahallerde Kürt, Arap, Ezidi ve Süryanilerden oluşan sözde “toplumsal direniş gücü” oluşturarak bölge halkını Türkiye’ye karşı kışkırtmayı planlamaktadır.

Geçmiş yıllara baktığımızda; 1992 yılından 1999 yılına kadar başarıyla sürdürdüğümüz terörle mücadelemiz, PKK’yı 2003 yılına kadar eylemsizlik sürecine sokmuş, dış desteğinin de zayıflamasına neden olmuştu. 2003 yılında OHAL’in kaldırılmasıyla PKK yurt içinde kısmen rahatladı. Ardından 2009 yılındaki “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” adı verilen açılım süreci; terör örgütünün toparlanması ve yeniden teşkilatlanması için fırsat yarattı. Suriye’deki ABD projesinde taraf olmamız neticesinde bu bölgeye de yerleşen PKK, bu sefer ABD ve Koalisyon Güçlerinin desteğiyle PYD/YPG adıyla karşımıza çıktı. Geldiğimiz aşamaya bakıldığında 1992 yılının da gerisinde olduğumuzu ve cephenin Suriye’yi de içine alacak şekilde genişlediğini görmekteyiz. 2003 yılından itibaren “her türlü milliyetçilik ayaklar altına alınarak” Atatürk’ün dil, din, ırk ayrımı gözetmeden vatandaşlık kavramı içinde oluşturduğu Türk milliyetçiliği gözden düşürülmeye, halkımız inanç değerleri ve ümmetçilik ekseninde bir arada tutulmaya ve bu şekilde terörün önüne geçilmeye çalışılmıştır. İnanç, mezhep ve etnik açıdan çeşitlilik gösteren bölgemizde başta Suriye olmak üzere komşularımızla ilişkilerimiz de bu durumdan etkilenmiştir.

PKK ile mücadelemiz; tarikat ve cemaat yapılanmaları dahil bölgedeki bütün gelişmelerle birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü emperyalist proje hepsini içine alacak şekilde kurgulanmıştır. Bu bağlamda; halkımızın etnik aidiyet ve inanç ekseninde kutuplaştırılmasına son verilmeli, uluslararası ilişkilerimiz gözden geçirilmeli, komşu ülkelerin rejimlerine müdahaleden vaz geçilmeli, başta Suriye yönetimi olmak üzere komşularımızla ilişkilerimiz ortak bölgesel çıkarlar doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir. Terörle mücadelemizde sadece güvenlik güçlerimizin büyük fedakarlıkla sürdürdüğü çabalarla sonuç almamız uzun vadeye yayılacaktır ve yıpratıcı olacaktır. Bölgemizdeki bütün sorunlara bütün kurumlarımızla, ortak akılla ve milli mutabakat anlayışıyla çözümler aranmalıdır. Terör örgütleri, öldürerek yok etmek yerine her alanda zayıflatılarak işe yaramaz hale getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki; tarih boyunca bütün devletler savaşla kurulmuştur. Bugün de bölgemizde ABD, Rusya, AB ve İsrail’in destekleriyle bir Kürt devleti kurulmaya çalışılmaktadır. Bütün mücadelemiz buna göre planlanmalı ve sürdürülmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, zirve kapsamında bir ar...

Türkiye’de kadına şiddet eylemleri, çoğunlukla cinayetle sonuçlanıyor ve giderek artıyor. Erkek şiddeti durmuyor, durdurulamıyor. Savcılar “koruma kararları” almıyor. ...

“Esrarengiz” bir iddianın, iki gazeteci - Saray - Muharrem İnce - CHP Genel Merkezi arasında kopardığı fırtına ana muhalefeti sarstı ve... “Kumpas” ortada “sahipsiz” ...

Türkiye’de para piyasalarının gözü kulağı hep dışarı. En ufak bir haber döviz kurunu yukarı taşıyor. Döviz, gün içerisinde, hatta saatler içinde ciddi oranda artışlar ...

Afetler ülkesinde “koordinasyon noksanlığı” yıllardır sürüyor, Afetlerle “birçok” bakanlık, kurum ve kuruluş” ilgili, ama her büyük afette kaos yaşanıyor. “Çareyi” uzm...

Yazarlar
Website Security Test