Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ayrımcılık yapılıyor; TV'lerde konuşulan ve tartışılan, gazetelerde yazılan sadece İstanbul!

26.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'nin tamamına yakını deprem kuşağı üzerinde bulunuyor. Ancak Türkiye bu gerçeği sadece İstanbul'da deprem olduğunda hatırlıyor. İstanbul'da ne zaman deprem olsa ''İstanbul ne kadar hazırlıklı? Kentsel dönüşüm doğru yerden başladı mı? Herkes önlemini aldı mı? Tsunami ihtimali var mı? Erken uyarı sisteminde hangi noktadayız?'' gibi konularda tartışmalar başlıyor. Ülkenin diğer bölgelerinde yaşanan depremlerde aynı tartışmalar gündeme gelmiyor.

GİZEM AY

Depremciler yıllardır daha çok İstanbul depremini ve gelecekteki etkisini konuşsalar da Ege Bölgesi'nin deprem riski de en az İstanbul kadar büyük. İstanbul depreminin senaryosu basında sürekli yer alıyorken, ülkenin diğer bölgelerinde deprem yaşanmadan medyada konuşulmuyor bile.

Geçtiğimiz günlerde Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, yapılan araştırmalara göre 1999 Gölcük Depremi'nin ardından 7.2, 7.5 büyüklükteki bir depremin yaşanması için 19-60 yıl arasında bir zaman geçmesi gerektiğini açıkladı. Enerji birikmesinin yaşandığını ve depremin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Özener, "Enerji buğun dışarı çıkarsa burada ilk deprem için iyi ihtimal 7.2, kötü ihtimal 7.5'lik bir deprem. Hepsi aynı anda kırılırsa, ama tarihte kırılmamış, aralarında hep aydan yıllara süre var. Biz tek seferde kırılacağını düşünmüyoruz." dedi.

Depremin kaçınılmayacak bir doğal afet olduğunu hatırlatan Özener, depremin zararlarının en aza indirilmesi için kentsel dönüşüm, toplanma alanı gibi çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi. Özener, "Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'nin vermiş olduğu bilgiye göre 7 milyon 500 bin deprem güvensiz bağımsız bölüm var ve yılda 500 bin dönüşüm yapma hedefleri vardı. Bu hedef çok önemliydi ve desteklemiştik. Yeni bakan Murat Kurum, 6 milyon 700 bin bağımsız bölüm olduğunu ve yılda 300 bin hedefleri olduğunu, 20 senede tamamlayacağını belirttiler. Büyük yoğunluk Marmara'da... Karar vericilerin hesapları 20 yıla ihtiyaçları olduğunu söylüyor. Bu deprem bizi 20 yıl bekler mi, ben bilmiyorum. AFAD'ın sitesinde TC kimlik numaranızı girdiğiniz zaman toplanma alanınızı söylüyor. Yeterli mi bilmiyorum. Bu sadece ayakta durma alanı değil, belki aylarca yaşayacağınız alanlardan bahsetmek gerekiyor. Depremden sonra ayakta kalması gereken yerler var. Hastane, okul binaları, ki oralar da tedavi için kullanılacak, köprüler, viyadükler... Bunlarla ilgili ciddi çalışmalar yapıldı, hâlâ da sürüyor. Deprem çantamız var, iki sene önce suyu, ilacı koymuşuz. Tarihi geçmiş, güncellemeniz lazım. 1999 depreminden sonra insanlar neler yaptı, hatırlayın. Hepimizin deprem çantası vardı, çelik kafesler yaptılar evlerine. Bizim problemimiz yumurta kapıya dayanmadan önlem alınmaması... O yüzden sürekli "Ne zaman" diye soruluyor" diye konuştu.

Üç Üniversite'de hazırlanan Özener'in açıklamalarına benzer  bir raporu açıklayarak "7.2 / 7.4 / 7.5 şiddetinde bir depreme hazırlıklı olunması" gerektiğinin altını çizdiler.

 

Ercan: "2045'ten önce büyük deprem olmaz"

İstanbul depremlerinin 2 bin 300 yıllık geçmişini araştırdığını ifade eden İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise "Halkı korkutmanın, felaket senaryoları yazmanın gereği yok" dedi.  Sözcü'den Yüksel Şengül'e konuşan Ercan, "Üç üniversitenin ortaklaşa açıkladığı çalışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"İstanbul'da 2045'ten önce büyük deprem olmaz' dedim. Yanılma payım 10 yıl olabilir. 10 yıl önce olabilir ya da 10 yıl sonra. Kısacası beklenen İstanbul depremi 2035 ile 2055 arasında olabilir. Bunlar iki depremdir, birisi Küçükçekmece önünde 6.4-6.7 şiddetinde, diğeri ise Marmara Ereğlisi önünde 7-7.2 şiddetinde olacaktır. Bu depremler hep gecikmiş. Bu gecikme zamanları da 50-100 yıl arasındadır. Yani, gecikme olursa ki olması büyük bir olasılıktır, beklenen İstanbul depremi 2095 ile 2150 arasında olacaktır. Veri sayınız ne kadar uzun yıllar öncesine dayanırsa hata payınız azalır."

 

"OLGUSAL, OBJEKTİF VE BİLİMSEL TUTUM YERİNE SANSASYON TUTKUSU"

Hüsnü Erkan(Prof. Dr.)- Türkiye, topoğrafik olarak olduğu gibi yer küre plakalarının 4 yönden sıkıştırıp sarmaladığı bir ülkedir. Bu nedenle ülkenin her yanı yoğun biçimde depremlere üstelik de şiddetli depremlere açık bir ülkedir. Ancak ülkenin deprem bilimcileri sürekli olarak İstanbul depremini gündemde tuttukları gibi, şimdi de ne zaman olacağı konusunu tartışır oldular. Ne var ki yer kabuğundaki enerji birikimine bağlı olarak depremin ne zaman olacağı konusunda genel şeyler söylense de spesifik olarak tahminde bulunmak mümkün değildir. Hal böyle iken, sanki ülkenin başka bölgeleri depremden üstelik yüksek şiddetteki bir depremle her an karşılaşabilecek iken bu konular medyada hemen hemen hiç yer almamaktadır. Örneğin Ege bölgesi ve İzmir'in depremselliği, çok daha güncel iken gündeme bile gelmemektedir.  Bu şekildeki bir tutumun nedeni, "deprem olgusunu" asıl mesele olarak ele almak yerine, "medyanın ve depremcilerin, dar görüşlülüğü" yanında, "kendilerini daha görünür kılma" hevesinden kaynaklandığı kanısındayım.  Zira İstanbul'un 16 milyonluk bir kent olması, Medya merkezlerinin İstanbul'da toplanmış olması; bu medya  merkezlerinin İstanbul dışına bakışlarının  şaşı ve eksik olması  ile ilgili bir durum olarak gündeme gelmektedir. Üstelik İstanbul dışında olup biteni fazla umursamayan tutum, sadece deprem konusu ile de sınırlı değildir. Hemen hemen her konuda, örneğin bilimsel konularda bile sesinizi Anadolu'dan  İstanbul'a  duyurmak, hak ettiği kadarıyla medyaya duyurmak neredeyse  imkansızdır. Bu nedenle Anadolu'da palazlanan kişiler kendilerini;  sermaye ve şirketler hemen merkezlerini şimdiye dek  İstanbul'a taşıyıp durdular. Ancak bu hastalıklı tutum şimdiye dek, Anadolu kentinin insanları tarafından da beslendi. İstanbul'a taşınmak bir ayrıcalık olarak görüldü.  Oysa alınan sonuç İstanbul'un tıkanmasına ve ekonomik deyimi ile "negatif dışsal ekonomilerin yoğunlaşması " sonucunda, yaşanır olmaktan çıktı. Artık bireysel kaçışların gündeme gelmesine dönüştü. Bu nedenle artık medya sansasyonellik, sübjektiflik ve yapaylık yerine, olgusallığa; uzmanlar da görünür olmak yerine; bilimselliğin gereği olan, gerçeklik ve objektif yaklaşımlarla olgu merkezli odaklanmaya yönelirlerse bu yapaylık ve sansasyonel tutum giderek azalır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test