Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bitmedi; Haçlı ruhu ve büyük petrol şirketleri de karşımızda!

13.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'nin Fatih gemisinden sonra Doğu Akdeniz'e gönderdiği ikinci sondaj gemisi Yavuz'un Kıbrıs Adası'nın Karpaz açıklarına ulaşması sonrası Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Mısır ve Fransa'nın ardından Türkiye'nin yeni müttefiki Rusya da "petrol, doğal gaz aramamıza" karşı çıktı.

Rusya "Kıbrıs'ın egemenliğinin ihlâl edilmemesi" çağrısı yaparken, ABD ve AB Türkiye'ye bir kez daha yaptırım uyarısında bulunmaları, bölgede gerilimi arttırdı.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus yaptığı yazılı açıklamada "ABD, Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında sondaj faaliyetleri yapmak için devam eden girişimlerinden ve son olarak sondaj gemisi Yavuz'un Karpas Yarımadası açıklarına sevk edilmesinden derin endişe duymaktadır." ifadelerini kullandı.

Yavuz gemisinin bölgeye gönderilmesini "provokatif" ifadesiyle tanımlayan Ortagus, "Türk yetkilileri bu operasyonları durdurmaya çağırıyor, tüm tarafları da sakin davranmaya ve bölgede gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya davet ediyoruz" açıklamasını yaptı.

Türkiye'nin sondaj faaliyetlerine Akdeniz'e kıyısı olan Mısır da tepkisini dile getirdi. Mısır Dışişleri Bakanlığı uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizerek "Türkiye'nin tek taraflı olarak yaptığı çalışmalar bölgedeki tansiyonu artırmaktadır." denildi. Mısır'ın 2013'te Akdeniz'deki doğal gaz yatakları ile ilgili Kıbrıs Rum Kesimi ile yaptığı anlaşmayı Ankara tanımadığını bildirmiş ve uluslararası geçerliliğinin olmadığını açıklamıştı.

Fransa ise Kıbrıs Rum Yönetimi ile dayanışma içerisinde olduklarını belirterek, Türkiye'ye uluslararası hukuka saygı göstermesi gerektiğini belirtti. AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de konuyla ilgili "Türkiye bölgenin istikrarını tehlikeye sokacak her türlü hareketten kaçınmalıdır." ifadelerini kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar ise Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetleriyle ilgili AB'nin tutumuna tepki göstererek "AB'nin baştan beri izlediği Rum-Yunan yanlısı tutumunun Kıbrıs meselesini daha da çıkmaza sürüklediğini" ifade etti. "Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarında hakkı olduğuna" vurgu yapan Başbakan Ersin Tatar "AB'nin iddia ettiği gibi Fatih ve Yavuz'un Doğu Akdeniz'de yaptıkları sondaj faaliyetleri değil, Rumların Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayarak yaptığı faaliyetler ve uzlaşmaya yanaşmaması kanunsuz ve endişe vericidir. Kıbrıs Türk tarafının bu kaynaklarla ilgili sismik araştırma ve sondaj çalışmalarının oluşturulacak bir ortak komite eliyle yürütülmesi, elde edilecek gelirin ilk etapta olası bir anlaşma için gerekecek finansmanın sağlanmasında kullanılması önerisini reddeden Rum tarafıdır." ifadesini kullandı.

 

Türkiye kararlı

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Doğu Akdeniz konusunda gelen "Rum yanlısı" tepkilere yönelik olarak bir defa daha, "Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığı haklarını koruduğu gibi, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türklerini hidrokarbon kaynakları konusunda gelir paylaşımı dahil karar alma mekanizmalarına dahil etmediği ve haklarını garanti altına almadığı sürece, Ada'nın etrafında Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını da savunmaya devam edecektir." açıklamasını yaptı.

 

"YAŞANANLARIN ARKASINDA BÜYÜK PETROL ŞİRKETLERİ VAR"

Uluç Özülker(Emekli Büyükelçi)- Doğu Akdeniz'de şu anda aşağı yukarı 210 tane savaş gemisi dolaşıp duruyor. ABD ile Rusya burada bir bilek güreşine girmiş durumdalar. Amerika ve Rusya kendi içlerindeki rekabeti Doğu Akdeniz'e taşımış durumdalar.

Nitekim hali hazırda biz "Güney Kıbrıs" diye ortaya çıkıyoruz fakat bizim konuşmamıza Güney Kıbrıs değil büyük petrol şirketleri çıkıyor. Yani burada yaşananlar doğrudan doğruya büyük şirketlerin buraya yerleşme ve kendi aralarında bir ekonomik rekabete girip ön plana çıkabilme mücadelesidir. Bu durumda İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan da bu kapsam içinde bir piyon olarak ortaya çıkmaktadırlar. Türkiye yaklaşık 900 kilometre deniz kıyısı ile bu bölgede Akdeniz'de en fazla kıyısı olan ülke. Yunanistan da bu Akdeniz'deki ufak ada kıyılarında hakkı olduğunu iddia ediyor. Bunu kabul ettirdiği anda otomatik olarak bizim Kaş bölgesinden dışarıya çıkış yolumuzun tamamını kesmiş oluyor. Oradaki ufacık bir kara parçasının bizim Akdeniz'e açılışımızın önünü kesmesi ve bunu da uluslararası hukuk kapsamında yaptığını söylemesi kabul edilebilir değildir. Aynı şey Kıbrıs için de geçerli. Kıbrıs bir ada ama bu adayı ikiye bölerek bakmak lazım. Bir tarafta KKTC var bütün hak ve hukuku ile diğer tarafta kendini gayri meşru şekilde kabul ettirmiş, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında yaşamaya çalışan bir Güney Kıbrıs var. Şimdi Güney Kıbrıs buradan hareketle Türkiye'nin Akdeniz'deki bütün kıta sahanlığı veya bölge ile ilgili hak ve hukukunu çiğniyor, önünü kesiyor ve bir ada olarak Türkiye'yi hapsediyor. Bu doğrudan doğruya büyük devletlerin bölgedeki bilek güreşinin tezahürüdür.

Dışişleri Bakanımızın da sözü çok doğrudur. Bugüne kadar Avrupa Helenistik çağlardan gelerek demokrasinin beşiği diye kabul ettikleri fakat bugünkü Yunanistan ile hiçbir alakası olmamasına rağmen Yunanistan'ı bu bağlamda düşünüp daima arka çıkmışlar ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırmayı başarmışlardır. Bugün bunun yeni bir tezahürü ile karşı karşıyayız. Haçlı ruhu yeniden canlandı meselenin temeli bu. Ama Türkiye'nin de bu bağlamda çok ciddi hataları var. Bütün dostlarımız ve komşularımızla kavgalıyız. Yanımızda yer alacak bize destek olacak bir tane ülke bulamıyoruz. Bu dış politika yanlıştır. Ama diğer taraftan bizim üzerimize inşa edilen baskılar da A dan Z'ye kadar haksız ve hukuksuzdur. Bu durumdan çıkabilmek için kendi bileğimizin kuvvetiyle edinebildiğimiz kadar buradaki hak ve hukukumuzu savunacağız.

 

"DOĞU AKDENİZ'DE İDRAR YARIŞI VAR"

Atilla Yeşilada (Prof. Dr)- Doğu Akdeniz'de hidrokarbon zenginliği uğruna yaşanan sidik yarışında, önce İsrail, Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan, sonra ABD, arkasından yeni stratejik ortağımız Rusya ve en nihayetinde de AB Türkiye'ye karşı cephe alıp bir kez daha bu kavanoz dipli dünyada Kıbrıs Türkü'nün delik akçe kadar değeri olmadığını ispatladılar.

Doğu Akdeniz'de zengin doğal gaz ve petrol yatakları olduğu kesin. Bu yatakların dostane işbirliği ortamında hakkaniyetle paylaşılacağını düşünmek de diplomasi değil saflık olur. Ama bu işin altında başka bir bit yeniği var.  Sebebi de şu, Doğu Akdeniz'de hidrokarbon bol da, ticarileştirmek (monetize etmek) yani paraya çevirmek kolay değil. Farklı motivasyonları olan 3 grup aktöre karşı ringe çıktık.

Doğal gaz pazarının yapısı devrim hızında değişiyor. Öncelikle, çok uzun vadeli, nihai kullanıma çok sıkı şartlar getiren, sabit fiyatlı sözleşmelerle satış devri kapanıyor ki bu da yeni boru hatları inşa etmeyi oldukça riskli hale getiriyor. İkincisi, ABD sıvılaştırılmış gaz yükleme terminallerine büyük yatırım yaptı, Katar zaten bir numara, artık spot piyasa doğal gaz kaynıyor.

Bu şartlarda Doğu Akdeniz'den doğal gaz çıkartsanız da kendi ülkenizde kullanırsınız, ya da İskenderun üzerinden Avrupa'ya ihraç edersiniz. İsrail-Mısır-Kıbrıs Rum Kesimi üçgeninden Yunanistan veya İtalya'ya uzanacak bir boru hattı çok pahalı. Kıbrıs ve İsrail'de sıvılaştırma tesisleri kurup tankerlerle satmak da amortizasyonu çok uzun yıllar sürecek projeler.

Böylece ilk motivasyon ortaya çıkıyor. Kıbrıs Türkü'ne ait malı gasp etmek, sonra Türkiye'ye şantajla başkasının doğal gazını İskenderun üzerinden taşımaya razı etmek.

Ama diğer motivasyonlar daha önemli. Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'ın, ABD-NATO'yla S-400 krizine giren Türkiye'nin askeri-stratejik rolünü kapmak ve bu vesileyle Ege ve Kıbrıs'ı tümden ham-hum şaralop etmek için bitleri kabardı. İsrail ve Mısır uzun yıllardır onları dünya kamuoyunda rezil eden ve Arap Caddesi'nin en popüler lideri olan Erdoğan'a çelme takmayı ikincil hedef güdüyor.

Rusya'nın emelleri muğlak, Putin halen siyaset sahnesindeki en usta satranç oyuncusu. Muhtemelen pastadan pay kapmak yerine gerginliği körükleyerek o pastanın pişmesini engellemek istiyor. Çünkü Doğu Akdeniz gazı, Rus gazına rakip.  Beni ilgilendiren, uğruna 60 yıllık NATO ittifakını bir çırpıda silip atmayı göze aldığımız dostumuzun bu meselede de bize arka çıkmamasıdır.

ABD ve AB'nin ise asıl sorunu Doğu Akdeniz veya enerjiden kazanacakları iki kuruş para değil, S-400 krizi. Çünkü S-400 bir aidiyet sorunu. NATO üyesi ve AB adayıysan da Batı İttifakı'na nanik yapıp Rusya yörüngesine kayamazsın. Kayacaksan da bedelini ödersin. Bu tezim spekülatif, fakat doğruysa, S-400'lerin montajı tamamlanıp fişe takılacağı Ekim-Kasım öncesi üstümüzdeki diplomatik baskı cehennemi boyutlara varacak.

En ne yapacağız yani?  KKTC ve hakkımız olan zenginliği bunlara teslim mi edeceğiz?  Haşa, aksine Ankara'nın 2 sondaj gemisiyle çatır cayır hakkını aramasını sonuna kadar destekliyorum. Ama yetmez, çünkü diplomasi dost kazanma sanatıdır. Askeri güç dost kazanamadığınız yerde devreye girer. (Para Analiz yazısından alıntıdır)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu; ''Çiftçinin bahtı kara kaderini kim ve nasıl kurtaracak?'' işte görüşler...

Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayında TÜFE'nin yıllık yüzde 16.65 olduğunu açıkladı. 12 aylık ortalamada enflasyon yüzde 19.91 olurken ÜFE ise yüzde 21.66 olarak ge...

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Çoban Ateşi Hareketi ve Büyük Türkiye Hareketi ile ''merkez sağ parti boşluğunun doldurulması'' sürecine girildi. Ne var ki, ''olağanüstü Kurultay ile'' ortaya bir de ...

İmarı alındı; Eylülde temel atılacak olan Ege Ticaret Merkezi’nde üretim, teşhir, satış ve ihracat ''bir arada'' olacak.

Topcu ''Türk siyasetinin yanlış ellerde olduğunu'' belirterek, ''Bu gidişin önlenmesi gerek'' dedi ve ''Nasıl önleneceğini'' GÖZLEM'e anlattı.

Yazarlar
Website Security Test