Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

AK Parti'de ''ANAP düşüşü'' başladı; Erdoğan ne yapacak?

28.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, İstanbul'da seçimi kaybeden AKP'nin durumunu, ''Bedrettin Dalan'ın İstanbul seçimini kaybetmesinin ANAP için anlamıyla aynı olduğunun'' altını çiziyor ve ''Düşüş, ekonomideki kötüleşmeyle birlikte daha hızlanacak'' diyorlar.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde, 2002'de iktidara gelmesinden bu yana en ağır yenilgisini aldı. İstanbul seçimi, yıllardır "İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. İstanbul'u kaybeden, Türkiye'yi kaybeder" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidar partisi AKP açısından önemli bir kırılma noktası olabilir. Uzmanlar, İstanbul'da seçimi kaybeden AKP'nin durumunu, Bedrettin Dalan'ın İstanbul seçimini kaybetmesinin ANAP için anlamıyla aynı olduğunu savunuyor: AKP'nin düşüşü başlamıştır ve ekonomideki kötüleşmeyle birlikte daha hızlanacaktır.

İstanbul seçiminin önemli sonuçlarından birisinin de, "sandıkta değişimin olabildiğine" inanması oldu. 17 yıldır iktidarda olan AKP'nin her seçim başarısı sonrasında muhalefet, "Oylar çalındı, mühürsüz oylar geçersiz sayıldı, hile yapılıyor" iddialarını dile getiriyordu. Son olarak İstanbul seçiminin iptal edilmesiyle, muhalefette, "Artık sandıkla iktidar değişimi dönemi bitti" görüşü hakimdi. Seçim iptali kararının hemen ardından özellikle CHP'de, "AKP kaybedeceği bir seçimi yeniletmez, seçimi almak için her şeyi yaparlar" karamsarlığı vardı.  İstanbul'da alınan sonuç, son birkaç seçimdir, organize olan muhalefet için önemli bir moral kaynağı oldu. Bundan sonraki seçimlerde de aynı kararlılığın gösterilmesi durumunda, AKP için başlayan sıkıntılı ve sancılı dönemin daha da artacağı öngörülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ortaya çıkan sonuç nedeniyle siyasi kulislerde bundan sonraki sürece ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Seçimde AKP'nin ağır bir yenilgi aldığı konusunda adeta fikir birlikteliği var. Bu ağır bir yenilgi nedeniyle, partide bir iç tartışma ve özeleştiri sürecini başlatması bekleniyor. Parti içinden bir muhalif hareketin doğmasına fazla şans tanınmasa da, Erdoğan'ın "eski yol arkadaşlarının" başlattığı "yeni parti kurma" girişimlerini hızlandırmasına kesin gözüyle bakılıyor.

AKP içinden iki girişim konuşuluyor. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ile kurmaylarının AK Parti'den ayrılarak merkezde kurdukları oluşumun partileşmesi sürecinde sona gelindiği belirtiliyor. 11. Cumhurbaşkanı Gül'e yakın isim Fehmi Koru, Gül- Babacan önderliğinde süren çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu açıkladı. Bu kesimin geniş tabanlı bir çalışma yürüttüğü, lider partisinden ziyade bir hareket olarak ortaya çıkacağı konuşuluyor. Bu parti özellikle Kürt meselesinde mevcut siyasi partilerin çekingen tavrının çok ötesinde bir tavır alacağı ve özellikle açıklayacağı anayasa ve yargı reformu paketiyle Kürt seçmen için cazip bir merkez haline gelebileceği ifade ediliyor. AKP içinden bir başka partileşme çalışmasının eski Başbakan Ahmet Davutoğlu önderliğinde yürütüldüğü biliniyor.

Davutoğlu ve Babacan temaslarını sürdürseler de henüz birlikte hareket etmek adına bir irade ortaya koymadılar. Davutoğlu'nun ekibinden isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili Euronews'e Davutoğlu'nun Babacan'a "Sen Genel Başkan ol, Abdullah Gül ve ben de senin yardımcın pozisyonunda olalım" teklifinde bulunduğunu, Babacan'ın teklife olumlu yaklaşsa da Gül'ün bunu reddettiğini kaydetti.

Bunun üzerine Davutoğlu'nun Babacan'a "O halde sen partiyi kur, Abdullah Gül ve ben destek açıklaması yapalım" önerisini getirdiği, ancak bu teklife de Babacan'ın ekibinde yer alan önemli isimlerden Beşir Atalay'ın sıcak bakmadığı belirtildi. Edinilen bilgilere göre, AKP'de yönetiminin ve politikaların belirlenmesinin tek kişinin iradesinde olmasına eleştirel yaklaşan yeni parti 5'li komisyon aracılığı ile yönetilecek. 5'li Komisyon Abdullah Gül, Beşir Atalay, Fehmi Koru, Sadullah Ergin ve Haşim Kılıç'tan oluşacak. Ali Babacan'ın 5'li Komisyonun sözcülüğünü üstlendiği öğrenildi.

 

Erdoğan değişim için düğmeye basabilir

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimlerinde parti olarak ilk sırada olunmasına karşın, İstanbul dahil birçok büyükşehirin kaybedilmesi nedeniyle, hem kabinede, hem de parti yönetiminde değişiklik yapması bekleniyordu. Erdoğan da 31 Mart gecesi, seçmenin mesajını aldıklarını, "değişim" mesajı vermiş ancak İstanbul seçiminin yenilenmesi kararı nedeniyle, seçim sonrasına ertelenmişti. Parti yönetiminde değişim için bir genel başkan seçimsiz olağanüstü kongreye gidilmesi de olasılık dahilinde değerlendiriliyor.

 

Erken seçim olur mu?

Cumhur İttifakı'nın İstanbul seçimini açık farkla kaybetmesi nedeniyle bir "erken genel seçimin" gündeme gelip gelmeyeceği de merak konusu. AKP'de Türkiye'nin seçim yorgunu olduğu ve artık seçim gündeminden uzaklaşması gerektiği görüşü hakim.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise seçimden sonraki ilk açıklamasında "yeni bir erken seçim bahsi açmayı" ülke açısından en büyük kötülük olarak nitelendirdi. Ancak, Bahçeli son yıllarda yaptığı erken seçim çağrılarıyla biliniyor.

Seçimden başarıyla çıkan CHP ve ittifak ortağı İYİ Parti'de de şu anda bir erken seçim talebi yok. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada "İstanbul seçim sonuçları bizim için bir erken seçim gerekçesi değil" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son gurup toplantısında "Halk Cumhurbaşkanlığı yemin metninde yazdığı gibi tarafsız cumhurbaşkanı istiyor, tarafsızlık konusunda bir referanduma hazırız" çağrısı yaptı.

 

"AK Parti'de kopuşlar başladı"

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada AKP'nin çözülmeye başladığını belirterek "Bugünkü başkanlık sistemi değişmeden Türkiye'ye huzur gelmez" dedi. Karamollaoğlu 23 Haziran seçimleri sonrası AKP'den kopuşlar başladığını ve AKP'lilerin bir arayış içerisinde olduğunu belirterek, "Benim geçmişte gördüğüm birçok arkadaşımız genel seçimlerden önce bu iş böyle gitmez, büyük bir kesim bunu söylüyor artık. Bunu söyleyen insanlar ister istemez bir arayışın içine giriyorlar. Ve bunu artık bu şekilde Sayın Cumhurbaşkanının devam ettirebilme ihtimalini ben göremiyorum, bitti. Deniz bitti dememin sebebi bu. Çünkü bundan sonra ben problemleri çözebilecekleri kanaatinde de değilim. Bize büyük bir kısım gelecek. Ben samimi olarak inanıyorum. Ancak her şey zamanını bekliyor" açıklamasında bulundu.

 

 

"HERKES YENİ BAŞKANI KABUL EDECEK"

Yusuf Halaçoğlu (Eski MHP Milletvekili)- Bu seçim sonuçları 17 yıllık iktidarın 23 yıllık belediyenin artık topluma bir şey veremediğini ortaya koyuyor. Bu seçim sonucu insanların artık parlamenter sistemi savunduğunu gösteriyor. Toplum içerisinde bu konu tartışılmaya başlanacak. Bu belediye başkanlığı sadece ne CHP'nin ne de Ekrem İmamoğlu'nun meselesi değildi tüm Türkiye'nin meselesi haline gelmişti. İnsanlar artık köhneleşmiş fikirlerin dışına çıkmak istiyor.

Bu seçim sonrasında MHP Genel Başkanı hala agresif tavırlarını sürdürecek gibi gözüküyor. İmamoğlu'nu tanımadığını söylüyor, istediği kadar tanımasın millet 806 bin oy farkı ile başkan seçti. Erdoğan da dahil hepsi bu başkanlığı kabul edecekler. Şimdi belediye başkanının önünü kesmeye çalışıyorlar ama bu onlara çok büyük zararlar verecek.

Artık halk yeni başkanları izleyecek. Diğerleri gibi kapalı kapılar ardında mı işlerini yürütecekler yoksa şeffaf anlayışı mı deneyecekler göreceğiz. Hükümet çalışmalara engel oluyorsa bile halkın bunu görmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde başarılı olurlar ve bunun sonucunda Türkiye'de bir daha AK Parti iktidarını görmeyiz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sürdüğü müddetçe ittifaklarda devam edecektir. Bu sistem ittifakları gerektiriyor. Ancak parlamenter sisteme dönülürse eğer her parti kendi yolunu çizecektir.

 

"SİYASETİN AĞIRLIK MERKEZİ DEĞİŞTİ"

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar)- İstanbul seçiminden iki hafta önce, Gözlem için yaptığımız siyasal analizde, "Demokrasi, Değişim ve Umut Kazanacak" demiştik. 23 Haziran'da gerçekten de tam düşündüğümüz ve yazdığımız gibi oldu. Halkın, İstanbullu seçmenin, demokrasi ve değişim talebi, umut beklentisi sonucu belirledi.

Bu önemli sonuç, siyasal yaşamımızda, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Millet İttifakı adayı olarak iki kez üst üste seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu ile bu sürecin hazırlayıcısı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu doğal olarak öne çıkardı. Elbette bu sonucun elde edilmesinde, sürecin mutfağını başarıyla yöneten CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve arkadaşlarının, partinin tüm kademelerinin, CHP örgütlerinin, ittifak bileşenlerinin, İstanbul gönüllülerinin, oylarıyla belirleyici olan İstanbullu seçmenlerin ve ülkenin dört bir yanından İstanbul sürecine gönlünü ve yüreğini koyan tüm yurttaşlarımızın emeği ve payı var. Kısacası, bu büyük demokrasi mücadelesine katkı koyan, destek veren herkesi yürekten kutluyoruz.

İstanbul seçiminin sonucu, siyaset yaşamımızın ağırlık merkezini ve dengelerini tümden değiştirdi. Artık siyasette 'Ekrem İmamoğlu gerçeği' ve muhalefetin siyasal lideri olarak 'Kemal Kılıçdaroğlu ağırlığı' var. İstanbul seçiminde ortaya çıkan sonuç, bu iki önemli isme önemli bir misyon ve yeni görevler yükledi. Halkın, seçmenin onlardan beklentilerini ortaya koydu. Gerek İstanbul'un yeni seçilen Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ve gerekse CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu'nun, içinde bulunulan siyasal dönemde yüklendikleri bu tarihsel misyonun gereğini başarıyla yerine getireceklerini düşünüyoruz. Öyle olmasını da yürekten diliyoruz. Çünkü Türkiye'nin ve halkımızın, böylesi bir değişime, dönüşüme ve rahatlamaya gerçekten çok ihtiyacı var.

5 yıl için ülkenin en büyük metropol kentinin belediye başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, tüm dikkatini ve gücünü İstanbul'da başarılı olmak hedefine yöneltmelidir. Önümüzdeki süreçte, zamansız ve zeminsiz olarak, kendisini siyasal tartışmaların ve çekişmelerin içine çekme çabaları olacaktır. Bunlara kesinlikle prim vermemeli, hedefine ve görevine odaklanmalıdır. İstanbul'da başarılı olmak, hem kendisi için ve hem de partisi CHP için çok önemlidir. Bu süreç yalnızca İstanbullularca değil, tüm yurttaşlar tarafından büyük bir dikkatle izlenecektir. İmamoğlu'nun başarısı, CHP'nin yerel yönetimlerdeki tutumunun referansı bir bakıma turnusolu olacaktır. Başarısıyla, CHP'yi merkezi yönetime taşımanın yolunu döşeyecektir.

Kemal Kılıçdaroğlu ve ana muhalefet CHP, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde, ülkede demokrasiyi savunan çevrelerin toparlanma ve güç merkezinin nerede olması gerektiğini ortaya koymuş ve somut olarak göstermiştir. Şimdi bu büyük demokrasi buluşmasını ete, kemiğe büründürmek ve ortak bir siyasal programa kavuşturmak gerekiyor. Ülkeyi yeniden cumhuriyet ve demokrasi değerleri ile buluşturmak, erken seçim tartışması tuzaklarına düşmeden muhalefeti yeni anayasa ve çağdaş parlamenter demokrasi amaçlarına yöneltmek, önümüzdeki dönemin temel hedefi olmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test