Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türki mi, Arabi mi?

14.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yeni Milli Eğitim Sisteminde Coğrafya, Tarih gibi kültürel dersler seçmeli ders kategorisine alınırken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı altında Arap Kültürü dersleri zorunlu hale getirildi. GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu..

GİZEM AY

Ortaöğretim sistemi AK Parti'nin iktidar dönemi boyunca 16'ıncı kez değişiyor. Milli eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un tanıttığı yeni eğitim modeli 2019-2020 akademik yılında hazırlık sürecinden geçecek olan sistem üç yıllık bir takvim dahilinde uygulanacak.

Yeni sistemde Beden Eğitimi ve Spor, Görsel Sanatlar, Müzik, Sağlık Bilgisi ve Trafik Kültürü'nün ortak dersler arasından çıkarılıyor. Ayrıca Türk ve Dünya Tarihi, Türk Kültürü, Türk ve Dünya Coğrafyası seçmeli ders kategorisine alınırken, Din Kültürü ve Ahlak Dersi zorunlu ders kapsamında.

Liseler, 21. Yüzyıla uygun, aklın ve bilimin yolunda ilerleyecek, Türk Kültürünü hazmetmiş, sağlıklı, sporu, müziği, görsel sanatları seven "çağdaş" birer insan olacak Türk gençlerini mi yetiştirecek yoksa "zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" adı altında "Arap Kültürü, Arap Tarihi, Arap Coğrafyası ile beyinleri yıkanmış 'gizli'  İmam Hatipliler" mi yetiştirecek?

 

“BU SİSTEMLE NE KÖY OLUR NE DE KASABA”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı)- Milletlerin yaşamını birinci dereceden etkileyen eğitimdir. Milletleri hür ve bağımsız kılan da köleliğe mahkum eden de eğitimdir. Bugün uygulanan sistem milli eğitimin tamamen orta çağ kafasıyla hareket ettiğini gösteriyor. Bu milli eğitimle hiçbir yere varılmaz. Bu sistemle ne köy olur ne de kasaba. Bu sistemle coğrafyanın seçmeli ders olması dünyayla ilişkini kes, toprak altında yaşa demektir. O itibarla cumhuriyetin esası medeniyetçiliktir, insanca yaşamaktır, özgür dünya devletleriyle ahenkle yaşamaktır. Siz coğrafyayı zorunlu olmaktan çıkarır seçmeli hale getirirseniz o zaman gidin bedevi çadırına gidin oturun. Coğrafyadan vazgeçilemez. Bireylerin, toplumların, kavimlerin kaderini etkileyen en önemli faktör coğrafyadır. Bu nedenle coğrafya üzerine yürütülen bu düşünce son derece yanlıştır. Bir an evvel bundan vazgeçilmelidir.

Tarihçi İlber Ortaylı “Türkler kendi tarihini bilmiyor” diyor. Tarihini bilmeyen milletler, yarınları göremez. Tarih bir masallar manzumesi değildir. Tarih esası itibariyle toplumun yaşamını yazılı hale getirmektir. Tarih ölülerin hikayesi değildir aksine yarınların nasıl olması gerektiğini gösteren bir hazinedir. Bu nedenle tarihin göstermelik bir ders haline getirilmesi baştan aşağı yanlıştır. Batı dünyası tarih dersini derslerin esaslarından kabul etmiştir. Eğer çağdaşlaşmak istiyorsak, yarının nesillerinin parlak bir gelecekte yaşamasını istiyorsak tarih dersini öne çıkarmaya mecburuz.

Arap kültürünün girdiği her yerde araplaşma ortaya çıkmış ve o milletler tarih sayfalarından silinmiştir. Araplaşma millet olma vasfını ortadan kaldırır. Din dersini eğer Arap kültürünü egemen bilgi birikimi olarak kabul ederseniz bunun anlamı Türk’ü ve Türklüğü haritadan silin demektir. Türk kültürünü yok edin, millet olmaktan vazgeçin, sadece kalabalık olun demektir. Bu yanlıştır. Bugün medeniyetin ulaştığı kültür batı kültürüdür. Bu noktada yapılması gereken batının ulaştığı kültüre kendi kültürünüzü ulaştırmaktır.

 

“LİSEDE NE YAPTIK PROGRAMI NE GETİRİP NE GÖTÜRÜYOR?”

Esergül Balcı (Prof. Dr. - Eğitim Politikası Uzmanı)- Türkiye’deki Milli Eğitim Bakanlarının kronik yaklaşımı yine karşımıza çıktı. Türk Eğitim Sistemini düzeltme ve düzenleme isteği.

Sistemde değişiklik çağa, dünyadaki değişikliklere uygun olarak elbette yapılabilir. Nitekim OECD eğitim direktörü Andreas Schleicher eğitim sistemimiz hakkında şunları söylüyor: “Türkiye’de öğrettikleriniz artık gereksiz, ezbercilikte iyi, yaratıcılıkta kötüsünüz, yeni dünya düzenine uyum sağlayamadınız, eğitimin genel başarısı öğretmenlerin başarısından fazla olamaz, öğretmen ne kadar iyiyse sistem de o kadar iyi olur. Önemli olan yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek.”

Schleicher bunu niye söyleme gereği duymuş acaba? Çünkü ülkemiz, 2015 yılı PİSA sınavlarında, OECD ülkeleri içinde sondan ikinci sırada. O zaman şu soruları sormak gerekli; “Bilimsel araştırma nedir, bilim insanı ne gibi soruları yanıtlayabilir, nasıl bir hipotez geliştirir ve test eder?” Çocuklarımız biyoloji, fizikte içerik bilgisi sorduğumuzda iyiler; ancak bu bilgileri internette de bulabiliyoruz. Bunu bilmenin ne anlamı olabilir?

Hal böyle olunca sistemde değişiklik elbette yapılabilir. Tabii çağa, dünyadaki değişikliklere uygun olarak, bütüncül, bilimsel araştırmalara dayanılarak, pilot uygulamalar ışığında ve paydaşlarla birlikte olmak şartıyla. Fakat görülüyor ki; yeni lise sistemi hazırlanırken, bu yeterince yapılmamış. Hazırlık aşamasında, il-ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri kanalıyla güya öğretmenlere ulaşılmış, ama gelen veriler-görüşler yeterince dikkate alınmamış görünüyor. Pilot okul-bölge uygulaması yok; ancak bunun yapılacağı söyleniyor. Yeni lise programı, Milli Eğitim Bakanlığındaki (MEB) Bakanın dar ekibi, bir kısım bürokrat, Saraydaki eğitim öğretim politikaları kurulundaki birkaç isim ve birkaç akademisyen ile oluşturulmuş. Bunun sonucunda MEB’deki bazı bürokratlar, modelin Türkiye koşullarında uygulanamayacağı gerekçesiyle istifa etmişlerdir. Bu bürokratlar, pilot uygulama önermiş, ders kaynağı ile öğretmen kaynağının örtüşmediğini ve norm kadro fazlası olabileceğini bunun da eğitimi olumsuz etkileyeceğini belirtmişlerdir.

Sayın Bakan “Biz çocuklarımıza özgeçmişten söz etmiyoruz, öz gelecek yazmaktan söz ediyoruz” diyor. Gerçekten çok doğru söylemiş. Kendileri bununla ilgili ilk çalışmaları Talim Terbiye Kurulu Başkanı iken başlattı. Nitekim yeni yapılan değişiklik öncülü olan 2005 yılı ders programına dayanıyor görüntüsü veriyor. Eğitim programları tek başına olmasa da eğitim felsefesinin ve politikasının ipuçlarını, sonuçta toplumun yapısını belirler. Bu programdaki subliminal dini öğeleri içeren değişiklikleri, küreselleşmeyi, Atatürk’ten uzaklaşmayı,  Dekanlığım sırasında fakültemdeki arkadaşlarımla inceleyip raporlaştırmıştık. Bugün gelinen noktada her şey süslü ifadelerle öğrencilerin lehine gibi gösterilerek, asıl hedefe ulaşılmaya çalışılmakta. Daha sonra 2017 programı kapsamında değiştirilen ders kitapları millilikten, Atatürkçülükten uzaktır. Üstelik çocuklara cariyelik, ukubat, muamelet, cihat, itaat etme öğretilmektedir. Bunun  yanı sıra pek çok dini siyasi telkinleri içeren bölümler, fotoğraflar da vardır. Ders kitaplarında bu öğeler dururken, yaratıcı bireyler yetiştirip, yenidünya düzenine uyum sağlamak pek mümkün görünmüyor.

Çocuklara öz gelecek yazmaktan söz edilerek, gereği yapılmıştır. Böylece, Matematik 12. sınıfta seçmeli oluyor, Tarih ve T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi azaltılıyor, Felsefe- Mantık dersleri yok seviyesine indiriliyor; Tarih sadece 4’er saat olarak 10. sınıfta bir dönem, 11. sınıfta iki dönem olarak yer alıyor. Din Kültürü ve Ahlak dersi ise Avrupa İnsan Haklarının zorunlu Din Kültürü ve Ahlak dersi kaldırılsın kararına rağmen, 12 Eylül kalıntısı olarak, 4. sınıftan 12. sınıfın sonuna kadar zorunlu ders oluyor. Üstelik her fırsatta 12 Eylül eleştirilip göstermelik davalar açılmasına rağmen.  T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi 9. 10. 11. sınıflarda olmamasına karşın, 12. sınıfta 2 saat olarak yer alıyor. 

Programda Türk Dili ve Edebiyatı 4 saat zorunlu olsa da, bu miktar azdır; çünkü günümüzün test çocukları kendi dilini konuşamaz yazamaz duruma gelmişlerdir. Bu da dilimizi yozlaştırmanın bir başka yoludur. Öte yandan, Tasavvuf Edebiyatı ve İslam Felsefesi 4’er saat olarak okutulurken Türk Halkının kendi edebiyatına ilişkin dersi yoktur. Bu da hedefin ne olduğunu açıkça göstermektedir.

Yine bu programda az sayılı sınıflara 4-5 öğretmenin birlikte derse girmesinden söz edilmektedir ki, bu neredeyse imkansız görünmektedir. Felsefe ile din kültürü ve ahlak dersi öğretmeninin birlikte aynı sınıfa girdiğini düşünün. Birbiri ile uyumlu olan öğretmenler bile birlikte ders yapma alışkanlığı ve eğitimi almadıkları sürece bu uygulanabilir değildir.

Bir diğer konu ise öğretmenlerin bu programa nasıl uyarlanabileceğidir. Eğitimin başarısı öğretmenin başarısı kadardır düşüncesinden hareketle, yeni bir Öğretmen Eğitimi Sistemi gereklidir. Sertifika programları bu program için yeterli olmayacaktır. Ayrıca derslerin azaltılması norm fazlası öğretmenlerin ortaya çıkmasına neden olacak, bu da öğretmenlerin motivasyonlarının bozulması, arkadaşlarının ise tedirgin olması sonucunu doğuracaktır.

Sonuç

Bütün bunlardan sonra; yeni sistem belli bir süreç içinde kademeli olarak uygulanabilir gibi görünmesine karşın, uygulanabilirliği çok sıkıntılıdır. Öğretmenlerin henüz yeni program için hazırlıklı olmaması, 3-5 öğretmenin birlikte derse girme konusundaki deneyimsizliği ve alışkanlığının olmayışı, derslerin azalması ile norm kadro fazlasının ortaya çıkma durumu belli başlı sorunları oluşturmaktadır.

Ayrıca programda zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Öğretimi dersi olmasına karşın, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin azlığı, İslam Felsefesi ile Tasavvuf Edebiyatı derslerinin yer alması ve Tarih dersinin yetersizliği, asıl hedefi göstermesi bakımından anlamlı görülmektedir. Ancak öğrencilerin seçmeli dersler, kariyer planlaması ve portfolyo çalışmaları ile istekleri ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesinin yanı sıra; ailelerle çocukların  sadece üniversite odaklı bakış açısından uzaklaştırılarak,  meslek kazandırılması için çeşitli çalışmalar yapılması olumlu çabalardır. Umulur ki yeni program öğrencilerimizi ve son tahlilde ülkemizi geleceğin yeni dünya düzenine hazırlar, beyin göçünü engellemeye yarar.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, projelerini GÖZLEM’e anlattı.

İstanbul adayları, kampanya mesailerinin önemli bir bölümünü İstanbul dışında geçirerek İstanbul’a döndüler. AKP taktik değiştirdi, Erdoğan geriye çekildi, Binali Yıld...

Mayıs ayı enflasyon artışında görülen azalma, ''mevsimlik'' bir durum mu, yoksa Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın söylediği gibi ''enflasyonun tek haneli rakam...

S - 400 ültimatomu, yaptırım tehdidi ve Doğu Akdeniz'de engelleme...

Düzenlenen toplantıda Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Balık ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kuru...

Gazetecilere saldırılar devam ediyor, saldırganlar ise serbest!

GÖZLEM, ''2018 yılı ağustos ayından bu yana Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin 1.5 ayda bir açıkladığı paketlerin ekonomik krizi neden bitiremediğini'' uzmanlara sordu. İş...

Yazarlar
Website Security Test