Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cevabı aranan soru; ''ABD, Türkiye'yi gözden çıkarıyor mu, çıkarabilir mi?''

14.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

S - 400 ültimatomu, yaptırım tehdidi ve Doğu Akdeniz'de engelleme...

Ankara ile Washington arasında uzun süredir devam eden “S-400” gerilimi, füze savunma sisteminin teslim tarihi yaklaştıkça daha da artıyor. Karşılıklı verilen mesajlar “sertliğin” de ötesine geçti, tehdit ve yaptırım aşamasına ulaştı. Rusya Türkiye'ye S-400 hava savunma sistemini önceden planlandığı gibi Temmuz ayında teslim edeceğini yineledi. Türkiye ise S-400'ler konusunda ABD Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen tasarıya tepki gösterdi.

ABD ile bir başka gerilim Doğu Akdeniz’de “Doğu Akdeniz Enerji Denklemi” nedeniyle yaşanıyor. Son dönemde Akdeniz'e komşu ülkelerle uluslararası aktörlerin bölgede yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz enerji denkleminde yeni dengelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ve Yunanistan ile uluslararası aktörlerin son yıllarda Doğu Akdeniz'de yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri bölgede suların yeniden ısınmasına yol açıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, Doğu Akdeniz'de yeniden gündeme gelen enerji tartışmalarının ülkesi için stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, Türkiye'nin bölgedeki sondaj faaliyetlerini durdurmasını istedi. Türkiye, sondaj faaliyetlerine devam edeceği mesajını verdi.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuri Uşakov, S-400’lerin teslimatının Temmuz ayı sonunda yapılacağını belirterek, "Anlaşmalar zamanında ve belirlenen çerçevede uygulanıyor. Karşılıklı sorun yok" ifadesini kullandı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov da "Tüm yükümlülüklerimiz zamanında ve tam kapsamlı bir şekilde yerine getirilecek. Mevcut anlaşma ve diğer belgelerden herhangi bir sapma yok" dedi.

Türkiye’nin Rusya'dan sipariş ettiği hava savunma sistemi S-400'ler, iki müttefik ülke arasına “Kara Kedi” gibi girdi. Ancak ABD'nin, NATO sistemleriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle karşı çıktığı S-400'lerin satışı, Ankara ile Washington arasında uzun süredir gerginliğe neden oluyor. Washington, Ankara'nın Rusya'dan S-400 alması hâlinde Türkiye'nin F-35 programından çıkarılacağı, dolayısıyla bu savaş uçaklarını teslim alamayacağı konusunda uyarıda bulunuyor. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan tarafından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a geçen hafta gönderilen mektupta Türkiye'ye S-400'lerden vazgeçmesi için 31 Temmuz'a kadar süre tanındı.

ABD Kongresi'nin alt kanadı ABD Temsilciler Meclisi ise geçen hafta, Türkiye'nin Rusya'dan S-400'leri teslim alması durumunda Ankara'ya yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı onayladı. Kongre'ye geçen ay sunulan "ABD-Türkiye ittifakına dair endişenin ifade edilmesi" başlıklı tasarıda, Ankara'nın S-400'lere sahip olmasının NATO'ya zarar vereceği uyarısında bulunuluyor.

31 Temmuz’a kadar süre

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Türk F-35 savaş uçaklarının 'artık Arizona'daki Amerikan Luke Hava Üssü'nde uçmadığını açıklamasının ardından ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi de, S-400’lerin gelmesi durumunda Türkiye’nin F-35 programından çıkartılmasını ve CAATSA yaptırımlarının devreye girmesini öngören karar tasarısını oybirliğiyle kabul etti. Karar, ABD yönetimine tavsiye niteliğinde sayılıyor. ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın, Türk pilotlarının eğitimlerinin durdurulması dahil Türkiye'nin F-35 programına katılımına ilişkin 31 Temmuz itibariyle atılacak bir dizi adımı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a mektupla iletmişti.

Mektupta, S-400’lerden vazgeçmemesi halinde Türkiye'nin F-35 programına katılımının 31 Temmuz tarihi itibariyle sona erdirileceği belirtilmiş, bunun yanı sıra F-35 eğitimi görmekte olan dördü pilot 42 kişilik askeri personelin de aynı tarihe kadar ABD'den ayrılmak zorunda olacağı ve söz konusu Türk askerlerinin Arizona ve Florida'da eğitim görmekte oldukları hava üslerine girişlerinin de yasaklanacağı iletilmişti.

Pilot eğitimi askıya alındı

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Türkiye'den gelen pilotlara yönelik F-35 uçuş eğitimlerinin sonlandırıldığını açıkladı. Pentagon sözcüsü Mike Andrews, "Bakanlığımız Luke Hava Üssü'ndeki Türk pilotların artık uçmadığının farkında. Türkiye'nin politikasında değişiklik olmadığı sürece, F-35 programına katılımının kademeli olarak sonlandırılması için Türk müttefiklerimizle yakın çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

Reuters haber ajansına konuşan bir başka ABD'li yetkili ise Luke Hava Üssü'nde bir komutanın geçen hafta Türk pilotların ve bakım ekibinin eğitimini güvenlik nedeniyle durdurma kararı aldığını aktardı. Aynı yetkili Florida'daki Eglin Hava Üssü'nde Türk bakım personeline bazı eğitimlerin verilmeye devam edildiğini söyledi.

Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması durumunda bunun iki ülke ilişkilerinde yakın tarihin en büyük çatlağını oluşturabileceği belirtiliyor.

Erdoğan: Türkiye S-400'ü almıştır, bu işi bitirdik

Türkiye Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize teslimi yapılacaktır." dedi. Erdoğan, Türkiye'nin F-35 projesinden çıkarılması durumunda "hesabının tüm platformlarda sorulacağını" söyledi.

 Erdoğan, partisinin genel merkezinde yapılan grup toplantısındaki konuşmasında Ankara-Washington-Moskova üçgeninde krize neden olan S-400 hava savunma sistemi ve ABD'nin F-35 tehdidi konusunda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemini tercih etmesinde, "uygun fiyatların" yanı sıra Rusya'dan ortak üretime geçebilme imkânlarının da sözünün alınmış olmasının etkili olduğunu söyledi. Türkiye'nin, F-35 uçaklarının "sadece müşterisi değil aynı zamanda üretim ortağı" olduğunu belirten Erdoğan, "F-35 projesinden hiçbir akılcı ve haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız" dedi.

"4 gemiye sahip olduk"

Erdoğan, şöyle konuştu: "Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceğiz. Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir. Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 gemiye sahip olduk. Çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde, oralardaki güvenliği sağlamak suretiyle yürütüyoruz. Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamışlar. Biz gerektiğinde 'kan kusup kızılcık şerbeti içtik' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin kendisiyiz. Bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler geçmişte de bu tür yollara başvurdular ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi de gayet açık olan bu mesajların, muhataplarımız tarafından doğru bir şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum."

Akar: Cevabı hazırlıyoruz

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın mektubuna ilişkin "üslubun müttefiklik ruhuna uygun olmadığını" belirterek, "gerekli cevabı hazırlıyoruz" dedi. Akar, "Mektupta, mevcut sorunlara stratejik ortaklık çerçevesinde ve kapsamlı güvenlik işbirliğini muhafaza edecek şekilde bir çözüm bulunması yönünde beklenti dile getirilmekte ve görüşmelere devam edilmesinin" öneminin ifade edildiğini belirtti. Akar ancak mektubun "Üslubunun müttefiklik ruhuna uygun olmadığını" gördüklerine dikkat çekerek, gerekli çalışmaların yapıldığını ve "Gerekli cevabı hazırlıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu cevabı kendilerine vereceğiz" şeklinde konuştu.

Akdeniz’de geri adım yok

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih sondaj gemisinin Doğu Akdeniz’de yaptığı sondaj arama faaliyetlerine devam edeceğini bildirdi. Dönmez yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin uluslararası egemenliğini yok sayacak girişimlerin önlenmesi için ilgili bakanlıklarla beraber hukuki ve siyasi tedbirleri aldıklarını ve almaya devam edeceklerini vurguladı. Dönmez, “Kıbrıs Türklerinin haklarının gasbedilmesine müsaade etmeyeceğiz. Ruhsat sahalarımız üzerindeki meşru haklarımızdan taviz vermeden bölgedeki kapsamlı ve uzun soluklu arama ve sondaj faaliyetlerimiz planlandığı çerçevede devam edecektir. Yavuz sondaj gemisi de hazırlık çalışmaları tamamlanınca bölgedeki operasyonlarına başlayacaktır."

 

 

CEVABI VERİLMESİ GEREKEN 7 SORU!

Ekmel Totrakan (Em. Koramiral) - Doğu Akdeniz ve Körfez yükünü almağa devam ediyor. Bu yığınak büyük masraflara neden oluyor. ABD'nin "Şaka yaptık" deyip döneceği bir durum yok herhalde. O zaman:

1- Türkiye, bir Amiral arkadaşımın tam isabetle söylediği gibi ABD Savunma Bakanı'nın "Müstemleke Valisine" bile yazılamayacak mektubuna ne karşılık verebildi?

2- Görünüşe göre şimdilik S-400 almaktan cayılamayacağı noktasından hareket edersek, Ağustos'tan itibaren ABD'nin uygulayacağı yaptırımları Ülkemiz nasıl göğüsleyecek ve NATO da buna ne diyecek?

3- Bu yığınak, İran'ı nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durdurma niyetinden vazgeçirebilecek mi? Geçirmediği takdirde ABD, İsrail'in 4 gözle beklediği ve bölgeyi ateşe verecek olan bir sıcak çatışmayı göze alabilir mi?

4- Aldığı takdirde bizim tavrımız ne olabilir?

5- Rusya'nın tavrı ne olabilir?

6- NATO'nun ve malum devletlerin güdümündeki Güvenlik Konseyi ve BM Kararları ne olabilir?

7- Bu sorular arasına, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kavgasını da etraflıca sokacaktım ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin, başımızdakiler de dahil vatandaşlarımızın çoğunluğunun gündemini her şeyden çok işgal etmesi nedeni ile son olarak bu sorunu da sadece bir madde olarak ilave edeyim dedim. Ne dersiniz?

 

Özür ve düzeltme...

"Amerika'nın Dünya Başatlığı" başlıklı yazım, Gazetemizin 1 Haziran tarihli sayısında çıktı. Teşekkürler. Ancak yazımın alttan 5'inci satırında yazdığım "Göz olanı, akıl olanı görür," deyimi, aslında "Göz olanı, akıl olacağı görür" olacaktı. Her ne kadar devamında "... sadece göz ile bakarsanız olayı seyredersiniz ama ayni olaya bakan gözünüze, aklı da koyarsanız olacağı görürsünüz" diye yazmakla kısmen düzeltmiş olsam da, bu hata için okuyucularımızdan özür dilerim. E.T.

 

 

“TÜRKİYE’NİN KARARLI GİRİŞİMİ RUMLARI TELAŞLANDIRDI”

Şakir Fakılı (Emekli Büyükelçi)– Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı / enerji denkleminde birbiri ardına gelen hamlelerin son haftalarda hızlandığını; Türkiye’nin üstün askeri gücüyle ve diplomatik kararlılığını gösteren girişimlerle bölgeye girmeye başlamasının Kıbrıslı Rumların telaşlanmasına neden olduğunu görüyoruz. Rumların arama gemimiz personeli hakkında AB içinde tutuklama kararı çıkarmasına, Dışişleri Bakanlığımız, mukabil hukuki önlemlerin alınacağını belirterek sert tepki gösterdi.

Kamuoyumuz, bu hukuki adımların neler olacağının biran önce açıklanmasını doğal olarak beklemektedir. Caydırıcı gücümüzün ve elimizdeki kozların manevra alanımızı rahatlatacak ve genişletecek nitelikte olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda, Rumları destekleyen beyanlarda bulunan bölge dışı güçlere karşı, bölge içi diplomasiye ağırlık vermemiz ve özellikle sahada elimizi kuvvetlendiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığını akılcı biçimde kullanmamız önemlidir. Bu çerçevede, dünyaya, artık Kıbrıs’ta bir Rum aldatmacasına dönüşen federasyon tezinin terk edildiğinin ve iki devletli bir anlaşma istediğimizin ilan edilmesinin önemli bir siyasi hamle olacağı değerlendirilmektedir.

 

“MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK ZAMANIDIR”

Soner Aydın (Emekli Albay)– Doğu Akdeniz’de zengin hidrokarbon rezervlerinin bulunduğu söylenen münhasır ekonomik bölge anlaşmazlığı ile ilgili son gelişmeler endişe verici boyutlara ulaştı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY); Fatih sondaj gemimizin çalışanları ve TPAO ile iş birliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkarması, Rum tarafının (arkasındaki uluslararası destekle) gerginliği tırmandırmaya çalıştığını göstermektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer’in; bölgede stratejik çıkarlarının olduğunu, ABD’nin ulusal güvenliğini ilgilendirdiğini ifade eden açıklamaları ve ardından; bölgede 10 savaş gemisi, 130 savaş uçağı, 9 bin askeri bulunduğunu belirtmesi çok açık ve küstahça bir askeri tehdit niteliğindedir. Bunlarla birlikte Fransa’nın Kıbrıs’ta üs kurma çalışmaları, AB, Yunanistan, İsrail ve Mısır’ın GKRY’ni desteklemeleri ve Türkiye’ye tepkileri sorunun boyutunu ortaya koymaktadır. Ben bunun bizim açımızdan son yüz yılın en ciddi tehdidi olduğu endişesindeyim.

ABD’nin BOP olarak da bilinen Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi adım adım hayata geçirilmektedir. Bizim de maalesef dönemin başbakanı seviyesinde verdiğimiz destekle; ABD ve müttefikleri önce Kuzey Afrika yönetimlerine, sonra Suriye’ye müdahale ederek Cebelitarık’tan Doğu Akdeniz’e kadar bütün Akdeniz’i kontrolü altına almıştır. Akdeniz’e kıyısı olan Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerine ve bunların ABD ile ilişkilerine baktığımızda durum açık bir şekilde görülmektedir. Doğu Akdeniz krizi ile birlikte; S-400 ve F-35 krizi, ekonomik tablomuz, ABD’nin Suriye’deki tavrıyla artık açık açık desteklediği anlaşılan PKK’nın son zamanlarda artan eylemlerine bakıldığında korkarım bu sefer hedefe ülkemiz konulmuştur. Yunanistan’ın Ege’de karasularımız içindekiler de dahil olmak üzere aidiyeti belli olmayan 18 adet ada, adacık ve kayalığı işgal ederek bazılarını Lozan Anlaşması hilafına silahlandırması da Akdeniz’in askeri açıdan kontrolüne katkı sağlayacak, Marmara ve Ege kıyılarımızdaki donanmamızın önemli bir bölümünü hapsedecek bir uygulamadır. MSB Genel Sekreterliği yapmış değerli devre arkadaşım Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın Ege’de yaklaşan tehdidi anlatmak için yıllardır gösterdiği çabanın ötesindeki haykırışlarına rağmen konuya gereken önemin verilmemesini anlamak mümkün değildir.

Bizim son 15 yıldaki durumumuza bakarsak; ABD’nin güdümündeki FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerinin en seçkin personeline karşı yürüttüğü, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız başta olmak üzere bütün askeri kadrolarımızı hedef alan ve ancak 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra farkına varıldığı söylenen Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Askeri Casusluk v.b. kumpaslar TSK’ya büyük zarar vermiştir. Oluşan boşluktan yararlanan FETÖ, TSK içindeki hücrelerini harekete geçirerek adeta TSK’yı ele geçirmiştir. Askeri vesayetle mücadele gerekçesiyle FETÖ’nün TSK’nın en hassas noktalarına ve Komuta kademesine sızdığı görülememiştir. Ardından etkili bir düzenleme yapılması yerine FETÖ bahane edilerek askeri liselerin tamamen kapatılması ve Harp Okulları sisteminin temelinden değiştirilmesi TSK’nın eğitim sisteminde onarılması yıllar alacak zafiyete neden olmuştur. Son olarak askeralma kanununda yapılması planlanan değişiklikler durumu daha da zora sokmuştur. Pek çoğumuz üzerinde durulmadığı için farkında değiliz ama Bülent Arınç’a suikast bahanesiyle ortaya konan, kozmik oda operasyonu olarak adlandırılan kumpasın ardından ülkemizin seferberlik sistemi de onarılmaz bir yara almıştır. Bunların sonucunda, konuyla ilgili bütün değerlendirmelerimde ifade ettiğim gibi; Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi projesi içinde hedefe konulan ülkemiz, her türlü telkin ve müdahaleye açık hale getirilmiştir. Bir ülkenin; yaklaşan böyle bir tehdidi görememesi, gereken tedbirleri zamanında alamaması, art arda ortaya koyduğu uygulamalarla silahlı kuvvetlerini kendi eliyle pasifleştirmesi anlaşılabilir bir şey değildir. Bu durumda Doğu Akdeniz’deki gerginliği askeri tedbirlerle lehimize çevirmemiz oldukça zor görünmektedir. Buna rağmen Ulu Önder Atatürk’ün verdiği mücadeleyi düşündüğümüzde durumun çok da vahim olmadığı görülmektedir. Tek sıkıntımız; milletimizin art arda yaşanan seçim süreçlerinde siyasi çıkarlar uğruna alabildiğince kutuplaştırılmasıdır. Zaman milli birlik ve beraberliği vakit geçirmeden yeniden tesis etme zamanıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Son dönemde yurt dışında yatırım yapan Türk iş insanlarının en çok tercih adreslerden biri de Amerika Birleşik Devletleri. Sunduğu yatırım olanakları ile EB-5 yatırımc...

Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu’nda konuşan Dışişleri Eski Bakan Yardımcısı Büyükelçi Naci Koru, bazı dış politika konularındaki görüşlerini paylaştı. Koru, göçmen akının...

Beş aylık bütçe açığı 66,5 milyar liraya ulaştı, işsizlik yüzde 14.1 arttı. Gençlerin yüzde 25,2'si işsiz. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı...

Nisan ayından itibaren açıklanan enflasyon rakamları, pek çok uzmana göre "örneği görülmemiş, standart dışı sapmalar" gösteriyor. Gıdada ve imalat sanayi kalemlerinde ...

İşte, Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatını da etkileyecek olan Pazar günkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ile ilgili bu iki soruya uzmanları...

İç talebi canlandırmaya dönük adımlar hızlanıyor. KOBİ'lere 25 milyar TL'lik yeni destek paketinin duyurulmasının ardından BDDK, bazı sektörlerde kredi kartında taksit...

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin kararının ardından İstanbul'daki 10 milyon 560 bin 963 seçmen 23 ...

Yazarlar
Website Security Test