Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ve… Tüketici Güven Endeksi dip yaptı

31.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, ''2018 yılı ağustos ayından bu yana Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nin 1.5 ayda bir açıkladığı paketlerin ekonomik krizi neden bitiremediğini'' uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Türkiye, 24 Haziran 2018 yılında yapılan seçimlerin ardından “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla yeni bir sistem uygulamaya konuldu. Başkanlık sistemine geçilmesiyle Temmuz ayında oluşturulan kabinede ekonominin patronluğuna Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Berat Albayrak getirildi. 2018 yılı ağustos ayından bu yana ekonomide yaşanan olumsuz hava nedeniyle hükümet günbegün yeni bir ekonomik paketi açıklıyor. Adeta ekonomide paketler havada uçuşuyor. Berat Albayrak, bu 10 aylık bakanlık süresine yedi adet “Ekonomi Paketi” sığdırdı. YEM, YEP, DENGE, DEĞER, İVME gibi kısaltılmış adlarla kamuoyuna paketler açıkladı. Bu paketlerin kimi esnafı, kimisi de birebir vatandaşın veya patronun cebini ilgilendirdi. Ancak ekonomik krize çare olamadı.

Bakan Berat Albayrak, ilk paket olan “Yeni Ekonomi Yaklaşımı” programını 10 Ağustos 2018’de açıklamıştı. Albayrak, yaptığı çalkamada, belirlenen adımların atılmasıyla birlikte güçlü temellerle yola çıkılacağını ve bu süreçle birlikte 2018, 2019 yılında Türkiye birinci fazı bitirip istikrarlı büyüme dediğimiz ikinci faza geçeceğini söylemişti. Albayrak yeni ekonomik yaklaşımının genel mimarisini 3+1 seklinde yorumlamış ve bunları söyle sıralamıştı: “1 Ekonomik dengelenme. Enflasyonla mücadele… Mali disiplin sıkı bir Ankara Maliye Bakanlığı göreceğiz. 2 İstikrarlı büyüme… Enflasyonla mücadele büyüme politikaları ile büyüme el ele gidecek. 3 Adaletli paylaşım İstikrarlı sağlanan sağlam temellerin üzerine oturttuğumuz bu büyümeyi bu manada milletimiz açısından çok daha önemli bir faza taşıyacağız. +1 Türkiye’nin dünyadaki en gelişmiş ülkelerin göstergelerine ulaşılması sağlanacak.”

 

40 gün sonra ikinci paket

Yeni Ekonomi Programı (YEP) adı verilen ikinci paket 20 Eylül 2018’de açıklandı. Bu programın başlığı “Dengelenme, disiplin, dönüşüm” olarak tanımlandı. Bu programın içeriğinde, “İşsizlik beklentisi hedefleri ise 2018’de yüzde 11.3, 2019 için yüzde 12.1, 2020 için yüzde 11.9 ve 2021 için yüzde 11.8” olarak açıklanmıştı. Bugün işsizlik yüzde 14.7, düşmüyor daha da artıyor.

Bu pakette enflasyonla ekin mücadeleye de yer verilmişti. “Ürün izleme mekanizması gibi birçok aksiyonla enflasyon hedefi 2019'da yüzde 15.9, 2020'de yüzde 9.8, 2021’de yüzde 6 olacak” ifadelerini kullanmıştı. Enflasyon şu anda yüzde 19.50.

 

“Enflasyonla Topyekun Mücadele Paketi”

9 Ekim 2018’de yine Bakan Berat Albayrak tarafından açıklandı. Paket kapsamında üç ay üst üste elektrik ve doğalgaza zam geldikten sonra bakan yılsonuna kadar elektrik ve doğalgaza zam yapılmayacağını bildirmişti. TOBB ve TÜSİAD üyesi şirketler üç ay süre ile ürünlerine asgari yüzde 10 indirim yapacaklardı. Birçok şirket, başlatılan kampanyaya destek vermişti.

Bu 10 aylık süreçte açıklanan bir başka paket ise reel sektörü canlandırmak için ÖTV ve KDV indirimleri olmuştu. KOBİ'lerin alacaklarını tazmin edememeleri durumunda zararlarını karşılamak için Devlet Destekli Alacak Sigortası devreye alınmıştı.

10 Ocak 2019’da tüm sektörlerden yıllık cirosu 25 milyon TL'nin altında olan KOBİ'ler için Kobi Değer Kredisi verildi. 10 Şubat 2019’da seracılık altyapısının güçlenmesine ve verimliliğin artırılmasına önemli katkı sağlayacak olan, Hazine destekli Ziraat Bankası kredi paketi, Seracılık Kredi Paketi (SKP) açıklandı.

1 Mart 2019’da KOBİ Değer Kredisi 2 açıklandı. Hazine garantili, toplamda 25 milyar TL'lik yeni paket açıklandı. Buna göre; Ciro ve faaliyet alanına göre 1.5 milyon TL’ye kadar kredi verilecekti. 10 Nisan 2019’da ise “Yapısal Dönüşüm Adımları Paketi” açıklandı. Bu paket kapsamında Albayrak şu bilgileri paylaşmıştı: Reformun başında finansal sektör geliyor. İlki de bankacılık sektörü olacak. Kamu bankalarına 28 milyar DİBS verilecek. Kamu bankalarının bilançoları çok daha dirençli hale getirilecek. Özel bankaların ihtiyaç halinde hazır tuttukları yeniden sermayelendirme planları çerçevesinde sermayesi artırılacak. Sektörün daha dirençli hale getirilmesini önemsiyoruz.

Son olarak 23 Mayıs Perşembe günü İleri, Verimli, Milli Endüstri (İVME) Finansman Paketi ve 27 Mayıs’ta "KGF Destek Kredisi Projesi" açıklandı. Kredi Garanti Fonu öz kaynaklarından sağlanan destekle oluşturulan kredi, KOBİ'lere 500 bin liraya kadar kaynak sağlıyor.

İVME Finansman Paketi’nin parasal yükü ise 30 milyar TL olarak açıklandı. Kaynak, üç kamu bankasının (Ziraat, Halkbank, Vakıfbank) üzerine yıkıldı. İVME Finansman Paketi yüksek ithalat yapan ve ihracat potansiyeli olan sektörlere ucuz kredi sağlayarak yerli üretimi teşvik amacını taşıyor. Ekonomist Prof. Dr. Atilla Yeşilada, İVME için, “Fikir güzel, fakat pratikte sonuç vermez” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

“KISA SÜRELİ HARCAMA ARTIRICI ÖNLEMLER İÇERİYOR”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.)– 2018 yılı Ağustos ayından bu yana ekonomide yedi adet paket açıklanmıştır. Ekonomide dengeleme, istikrarlı büyüme, enflasyonla topyekün mücadele, mali disiplin, yapısal dönüşüm ve finansman paketi gibi çeşitli adlar altında sunulan bu paketler, maalesef ekonomik krize çare olamadığı görülmektedir. Çünkü ekonomide temel makro sorunlar ele alınacağına, kısa süreli harcama artırıcı önlemler gündeme getirilmiştir. Oysa sorun gereksiz harcamaları kısıp, enflasyonu düşürüp, güven ortamı yaratmaktan geçmektedir.

Serbest piyasa oluşumunu askıya alan bir yaklaşımla iç ve dış piyasada kimse yatırıma gitmemektedir. Kaldı ki böyle bir ortamda harcama artırıcı yöntemlerle ekonomik büyümeyi arzulandığı kadar artırma olanağı da yoktur. Çünkü geri dönmeyen krediler sorunlu hale gelmiştir.

Ekonomide dengesizliklere karşı düzeltici önlem almada geciktikçe düzeltmenin maliyeti de giderek artmaktadır. Dış piyasadaki ülke risk pirimi CDS’ler hızla yükselmektedir. Bizim gibi ülkelerde bu oran 150 – 200 baz puan normalken, bizde 450 – 500 puanlar arasında yüksek seviyelerde dalgalanması yurt dışı kaynak maliyetini artırmakta ve firmaların mali yapılarını bozmaktadır. Mevcut üretim yapısı içinde cari fazla vermek dışa bağımlı bir ekonomide krizin bir göstergesidir. Ekonomik durgunluk içinde enflasyon, devalüasyon sarmalı geçişkinliği sürdükçe bankaların ve firmaların sorunları daha da artacaktır. Temel dengesizliklerin derinleştiği bir ortamda Merkez Bankası’nın her derde deva olacağını beklemek hayaldir.

Uzun vade yerine kısa vadeye dayanan yedi paketle de yatırımcı geleceği öngörememektedir. Çünkü kur artışları 4.55 TL’den 6.10 TL’ye yani 1.50 TL artışla özel sektörün 200 milyar dolarlık borcunda 300 milyar TL veya 50 milyar dolar ilave bir yük yaratmıştır. Faizler artmış, işsizlik artmıştır. Artan enflasyon güçlü talepten değil, kurdaki geçişkenlikten kaynaklanmaktadır. Dışa bağımlı bir ekonominin özelliği budur. İhracata dayalı bir modelle de avantajlı bulunduğumuz seçilmiş sektörler ve mallarda iç piyasa üretimini artırıcı planlı bir teşvik modeli yaratılamamıştır. Nitekim ihraç edilen 200 farklı malın ancak 47’sinde avantajlı olduğumuz vurgulanmaktadır.

Tabloda da görüleceği gibi son bir yıllık mayıs ayları endekslerin toplumun morali ve beklentileri hakkında açıklanan paketlerin ekonomik etkilerinin nereden nereye geldiğini açıkça göstermektedir.

 

Nisan 2018

Mayıs 2019

Ekonomik Güven Endeksi

84,7

77,5

Tüketici Güven Endeksi

63,5

55.3

Reel Kesim Güven Endeksi

100,0

94,7

Hizmetler Sektörü G. Endeksi

83,1

79,4

Perakende Ticaret G. Endeksi

90,5

89,9

İnşaat Sektörü G. Endeksi

53,9

49,8

Görüldüğü gibi bütün endekslerde son bir yıl içinde düşüş yaşanırken, tüketici güven endeksi dip yaptı.

 

“YENİ PAKET YENİ UMUT”

Ramazan Abay (Prof. Dr.)– 24 Haziran 2018’de yapılan seçimler sonrası “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin uygulamaya konulmasından sonra oluşturulan kabinede Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Sayın Berat Albayrak, ilki “Yeni Ekonomi Yaklaşımı” olarak adlandırılan bir paketten sonra 7 yeni paket açıkladı. Açıklanan bu paketlerin hepsinde temel amaç işsizliği ve enflasyonu düşürmek olsa da, pakette 2019 için yüzde 12.1 olarak öngörülen işsizlik, bugün yüzde 14.7’ye yükselmiş. Aynı şekilde 2019 için yüzde 15.9 olarak ön görülen enflasyon şu an yüzde 19.50’ye ulaşmıştır. Gereksiz harcamalardan ve sabit sermaye yatırım kararlarından vazgeçmediğimiz sürece enflasyon düşmez. Sürekli seçim ekonomisi koşulları yaşanan bugünkü koşullarda beklentilerin olumluya dönüşmesi ancak 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimleri sonrası olabilir. Bugünkü koşullarda reel sektör yatırım kararlarını ötelemekte, hukuk sisteminde güven ortamının sağlanması yolunda beklenen çalışmaların uygulamaya konulmasıyla birlikte portföy yatırımcıları ve sabit sermaye yatırımcıları özendirilmiş olacaktır. İşte o zaman üretimin artması ile birlikte, işsizlikte ve enflasyonda önemli düşüşler sağlanabilir. Güven ortamı olmadan, yatırım yapılmaz ve sonuçta enflasyon ve işsizlik düşmez. Kısa süreli taksitli reform programlarının geleceğe yeterli güveni sağlayamayacağını unutmamak gerekir.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tarafından açıklanan son paket “İleri, Verimli, Milli Endüstri (İVME) Finansman paketi’’ oldu. Bu paket, cari açığı azaltacak, ithalat bağımlılığı yüksek, istihdamı artıracak ve ihracat potansiyeli yüksek katma değer yaratabilecek sektörlere 3 kamu bankasının katılımı ile yılsonuna kadar 30 milyar liralık bir finansman sağlaması ile yerli üretimin teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. İyi niyetle hazırlanmış olan bu İVME paketinin finansmana erişim sorunu olan zor durumdaki şirketler için can suyu sağlamakta etkili olabilir. Ancak ucu açık enflasyon ve DİBS faizleri üzerine vadeye göre 2-3 puan eklenerek bulunacak maliyet üzerinden kredi kullanan işletmelerin bu krediyi geri ödeme gücü olabilecek mi? Bu soruya yaşanan ekonomik koşullar nedeniyle olumlu cevap vermek mümkün değildir.

Hazinenin uzun vadeli borçlanmaktan uzak durduğu bir ortamda, kamu bankaları piyasa koşullarına göre düşük faizli uzun vadeli kredileri nasıl finanse edecekler? Özel sektör bankalarının da bu finansal desteğin içine çekilmesi gerekir. Yalnızca kamu bankalarının sağlayacağı kredilerle ekonomideki olumsuz gidişin önüne geçilmesi çok kolay değildir. Bugünkü ortamda resesyondan çıkış için dış kaynak kullanımı gerekmektedir. Bunun için de en önemli yol, geçmişte olduğu gibi IMF’dir.

İstikrarın sağlanabilmesi için asıl önemli olan 23 Haziran seçimleri sonrasında ülkenin normalleşmesini, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının güçlendirilmesini sağlamak ve ekonomiyi yeniden siyasetin önüne koymak esas olmalıdır.

 

 

“PAKETLERİN SAYISI DEĞİL, İÇERİĞİ VE UYGULAMA BAŞARISI ÖNEMLİDİR”

Şevket Özügergin (Ekonomist)– Sürekli şekilde açıklanan ekonomik paketlerin beklenen başarıya ulaşamamasının çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan bazılarını özetleyelim.

Piyasalarda, ekonomik paketleri hazırlayanların sadece ekonomik gerekçelerle değil, siyasi çıkarları göz önünde tuttukları yolunda bir algı vardır. Siyasetin, ekonominin önüne çıktığı politikaların başarıya ulaşması çok zordur. Hal böyle olunca, paketlerde öngörülen hedefler, sık sık revize edilmek durumunda kalınmakta bir başka ifade ile hedefler,  gerçekleşmelere uydurulmaktadır. Bu durum, Merkez Bankası’nın hedeflerinde ve Orta Vadeli Programlarda sıkça görülmüştür. Sonuç güvensiz bir ortamdır

Gerek üretim ve gerekse hizmet sektöründe yatırım yapacak yatırımcıların aradığı ilk şey, siyasi ve ekonomik istikrardır. Gerginliklerden uzak bir toplumdur. Sürdürülebilir bir büyüme hızıdır. Böyle bir ortamın varlığı iddia edilemez. Enflasyonun, kurların, faiz hadlerinin, büyüme hızlarının sürekli değiştiği bir ortamda, yatırımcını maliyet ve fiyat politikalarını gerçekçi bir biçimde tespiti düşünülemez.

Ekonominin ihtiyacı alınan önlemlerin ve açıklanan paketlerin uzun vadeli olmaları gerekir. Oysa paketler genellikle kısa vadeli bazı sorunların çözümüne yöneliktir

Zamanımızda dış ekonomik ilişkilerle, dış politika birlikte yürümektedir. Dış politikasında başarılı olmayan ya da ilişkilerini karşılıklı çıkarlara bağlı olarak yürütemeyen ülkeler ekonomik açıdan sıkıntı çekmektedir.  Paketlerde bu durum dikkate alınmamaktadır.

Hızlı ve tarafsız çalışan bir yargı sistemi yerli ve yabancı yatırımcıların olmazsa olmazıdır. Buna diğer evrensel değerlerin de eklenmesi zorunludur. Bu değerlerin olmadığı ortamda özellikle doğrudan yabancı yatırımcıların gelmesi beklenemez. Dolayısıyla paketlerin dış ayağı hep eksik kalmaktadır.

Paketler hazırlanırken, ilgili kurumların görüşleri, gerektiği ölçüde alınmamaktadır. Yapıcı nitelikte bile olsa, eleştiriler zaman zaman tepki ile karşılanmaktadır

Piyasada, döviz açıklarının finansmanı için alınan borçların, reel sektör yerine, başka alanlara harcandığı yolunda bir kabul vardır. Bu durum yatırımcıyı beklemeye yöneltmektedir. Böyle olunca da, paketlerin öngördüğü ekonomik faaliyetler yapılamamaktadır. Kısaca, önemli olan paketlerin sayısı değil, içerik zenginliği ve uygulama başarısıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test