Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türk Tarımı, ''uluslararası'' sermayeye mi teslim ediliyor?

10.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tarımda Milli Birlik Projesi'nin üst yapısını, ''yüzde 50'si yerli ve yabancı özel sermayeye ait'' Semerat Holding yönetecek. Bu tabloya, sektörün tüm paydaşlarından tepki yağınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin kamuoyuna açıklanacağı toplantıyı 25 Mayıs'a erteledi.

ENGİN TATLIBAL

Türkiye'de tarım ve gıda sektörlerinin yapısını kritik ölçüde değiştirecek olan "Tarımda Milli Birlik" projesinin ayrıntılarının 25 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenecek olan bir toplantıyla açıklanması bekleniyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıyı 25 Mayıs tarihine erteledi. Projeyi hazırlayan ekip, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği savunuyor. Ancak söz konusu ertelemenin asıl sebebinin, sağcısından solcusuna, buğday üreticisinden kuru meyve üreticisine, su ürünleri sektöründen gübre ihracatçısına kadar Türkiye tarım toplumunun topyekün gösterdiği tepki olduğu konuşuluyor. Dünya Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre proje hazırlanırken hiçbir sektör paydaşının görüşü alınmadı, hatta Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun dahi proje çalışmasından haberi yoktu.

 

Külliyen holdingleşme

Cumhurbaşkanının açıklanmasını ertelediği projeye göre Türkiye tarımında "Yalın Sistem" uygulamasına geçilecek. Yalın Sistem ile Türkiye'nin tarımsal yapısı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı, tarımda faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT'ler) ve Tarım Kredi Kooperatifleri'nin organizasyon yapısı tümüyle değiştirilecek. "Milli Birlik Kooperatifi" ve özel sektörün yüzde 50 ortak olacağı "Semerat Holding" kurulacak. Bu iki yapı, yeni sistemin merkezini oluşturacak. Yalın Sistem ile tarımda 2023 yılına kadar 100 milyar dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda kısa, orta ve uzun vade hedefleri oluşturuldu. Bakanlık tarafından hazırlanan sunum, kısa bir süre önce tarım sektörünün ve üreticilerin öncü temsilci birliklerine iletildi ve birliklerin, yeni sistem ile ilgili görüşleri istendi.

 

Yapı nasıl işleyecek?

Tarımda Milli Birlik Projesi ile, açıklandığı şekliyle, kooperatif yapısının merkezde olacağı bir alt yapı kurulması planlanıyor. Bu sistemin merkezinde olan Milli Birlik Kooperatifi girdi, üretim ve aracı bölümüne ilişkin görevleri; Semerat Holding ise sanayi ve perakende kısmını üstlenecek. Yıldırım'ın açıkladığı sunumda Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu, "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir" şeklinde ifade ediliyor. Sistemin "Global Oyuncusu" Semerat Holding ise, "Girdi temini, lojistik, pazarlama ve perakende aşamalarında üreticiden tüketiciye değer zincirini makro ölçekte planlayarak organize edecek ve bu gücünü uluslararası alana taşıyacaktır" şeklinde açıklanıyor.

 

Eleştiriler...

Projenin ayrıntılarını Dünya Gazetesi Yazarı Ali Ekber Yıldırım'ın  köşesine taşımasıyla sektörden büyük bir tepki dalgası yükseldi. Hem çiftçi, hem mühendis, hem işveren, hem tüketici örgütleri, siyasi bir ayrım gözetmeksizin projeye karşı olduklarını dile getirdiler. Ziraat Müheldisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş, Tarım Orkam-Sen, Çiftçi-Sen, Türkiye Ziraatçılar Derneği ve Tüketici Hakları Derneği tarafından yayınlanan ortak bildiride Tarımda Milli Birlik Projesine getirilen eleştiriler şu şekilde özetlendi:

- Proje, tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzak;

- Anayasal ve yasal birçok yeni soruna neden olacak;

- Tarım örgütlenmesini kamusal olmaktan çıkarıp, tümüyle yerli ve yabancı sermayenin destekçiliğine indirgeyecek;

- Tarımsal üretimimizde gıda güvencesini ve güvenliğini sağlayamayacak,

- Yalnızca kârlılık amacını öne çıkaracak;

- Ülkemizde tarımsal üretiminin temeli olan küçük üreticilerin tasfiyesine neden olacak;

- İthalatçı politikalar kurumsallaştırarak tarımsal ürün ve gıdada dışa bağımlılığı pekiştirecek.

 

Öneriler...

Bildiride aynı STK'lar, Tarım ve Orman Bakanlığı'na şu önerileri getirdi: "Tarımsal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak, üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek, ithalata dayalı politikalardan vazgeçerek ülkemizin gıdada kendine yeterliliğini sağlayacak, tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik planlamayı ilke edinecek, ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını sağlayabilecek bir kamusal tarımsal örgütlenme, konuyla ilgili tüm tarafların iş birliğiyle ülke gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanarak yaşama geçirilmelidir."

 

 

EKMEKLİK BUĞDAY FİYATI TON BAŞINA 1350 LİRA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu'ndaki konuşmasında hububat alım fiyatlarını açıkladı. Buna göre ekmeklik buğdayda yüzde 29, kaliteli buğdayda yüzde 4, arpada ise yüzde 33 fiyat artışına gidildi. Erdoğan, "TMO tarafından geçen yıl ton başına 1050 liradan alınan sert ekmeklik buğdayın fiyatı bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday yüzde 4 primle ton başına 1400 liranın üzerinden alınacak. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir" açıklamasını yaptı.

 

 

"TARIM İÇİN DOĞRU SİSTEM, KOOPERATİFLEŞME"

Mustafa Günenç (Emekli Banka Genel Müdürü)- Uzun yıllar tarım sektörüne kredi vermiş bir bankanın genel müdürlüğünü yapmış olmamdan ve buradaki deneyimlerimden hareketle şunu söyleyebilirim ki çiftçinin girdilerinin ve maliyetlerinin açık bir şekilde izlenmesi gerekir. Çiftçinin karşısında gübre, ilaç, zirai ekipman ve sanayi şirketleri var. Çiftçi bunlar karşısında zayıf kalıyor; ancak en büyük rakibi ise, her kalemde getirdiği vergilerle devlet oluyor. Çünkü bu vergi politikasıyla çiftçinin kendini kurtarması mümkün olmaz. Çünkü sözünü ettiğimiz vergiler, vasıtalı vergilerdir. Vasıtasız vergi olsa bu kadar maliyet girdisi olmaz. Bunun bir versiyonu da maliyet girdilerine sübvansiyon uygulanmasıdır. Üretimde büyük çiftçi de lazım, çok sayıda hayvan besleyen çiftçi de lazım, ancak en önemlisi küçük çiftçi de lazım. Ekonomiyi bir taş duvara benzetirsek, büyük ve sağlam taşların duvarı tutabilmesi için küçük taşlarla aralara destek yapılması gerekir. Şimdi Türkiye’de tarımın paydaşlarıyla beraber büyük bir holdinge bağlanacağını okuyoruz. Bu, benim anlayışıma göre saçma bir projedir.Türkiye’de büyük çiftçinin de, küçük çiftçinin de içinde olacağı ve küçüğü büyüğüne ezdirmeyecek bir sisteme ihtiyaç vardır. Bu da kooperatifleşme ile sağlanır. Bence çözüm yolu buradan geçmektedir. TC Ziraat Bankası tarımı her şekilde desteklemekle görevli bir kurumdur. Başka iş kollarını bırakıp bizatihi sadece tarımı kredilendirmelidir. Bu kurum yeterli destek veremediği için diğer bankalar çiftçi piyasasına girmiş ve çiftçiyi yüksek kredi maliyetleri ve çöküşle karşı karşıya getirmiştir.

-Çiftçi vasıtalı vergilerden kurtarılmalıdır.

-Ziraat Bankası işlevini tam olarak yerine getirmelidir.

- Marifet devlet tarafından alım fiyatını açıklamak değil baştan itibaren piyasaya girip devlet tarafından alımın yapılması gerekir. Zira fiyatı açıklayıp alım yapılmadığı takdirde küçük çiftçi, borçlu çiftçi özel sektör alıcılarının insafına bırakılmış olur ve ilan edilmiş alım fiyatı havada kalır.  

 

 

"BU PROJE, TÜRKİYE'NİN TARIMDAKİ SORUNLARINI ÇÖZMEZ"

Özden Güngör (Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı)- Bu projeye göre, Türkiye'nin tarımsal yapısı, Tarım ve Orman Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı, tarımda faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşekkülleri ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin organizasyon yapısı tümüyle değiştirilecektir. Projeye göre,tarımsal değer zincirindeki görevler Milli Birlik Kooperatifi ile Semerat Holding arasında paylaştırılacak. Girdi, üretim ve aracı bölümüne ilişkin görevleri Milli Birlik Kooperatifi, sanayi ve perakende kısmını ise Semerat Holding üstlenecek. Bu projeye göre tarımda 2023 yılına kadar 100 milyar dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedefleniyormuş. Projede şirketleşme ile tarımda kırsalda kalkınmayı göz ardı eden, tabana dayalı üretici yapısını göz önüne almayan, üretim için yatırım desteklerini kapsamayan tam bir Dünya Bankası projesidir. Tarımı bu uluslararası şirketlerin egemenliğine teslim etmek, Türkiye'nin tarım sorunlarını düzeltmez, çözmez. Bu özelleştirme, sermayenin tekelleşmesi projesi gerçekleştirilirse vay üreticinin ve tüketicinin haline. Bugünleri de ararız gibime geliyor."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

ABD - Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik endişelerin devam etmesi ve ABD ile İran arasında artan gerilim dünyayı da geriyor. Çin ile karşılıklı vergi artışı ge...

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiğ...

GÖZLEM, ''hayat pahalılığının önlenememesinin sebeplerini ve ne yapılması gerektiğimi'' uzmanlara sordu, işte ''karamsar'' cevapları...

İstanbul halkı, YSK’nın aldığı ve ''haklı sebepten yoksun olduğu'' hukukçuların çoğunluğunca kabul edilen bir karar ile 23 Haziran’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı se...

YSK, ''İptal'' kararı ile yalnızca bir seçimi iptal etmiş olmadı, ülkenin ve demokratik rejimin geleceğini belirleyen ve o gelecekte şimdiye kadar demokrasi adına hep ...

Yazarlar
Website Security Test