Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şehitler gelmeye devam ediyor; neden?..

10.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Türkiye, son dönemde yine gelen şehit haberleriyle sarsılıyor. "İnlerine girdik, cephaneliklerini, gıda depolarını yok ettik, bitirdik" açıklamalarına rağmen, hâlâ Güneydoğu'dan "şehit haberleri" geliyor ve bunlara bir de  "Kuzey Suriye şehitleri" ekleniyor. 30 Nisan 2019 tarihinden bu yana biri yüzbaşı olmak üzere 10'dan fazla şehit verdik. Bu sürede biri binbaşı 6 asker de yaralandı. Tek avuntumuz; "Kanları yerde kalmadı, şu kadar teröristi etkisiz hâle getirdik" açıklamaları...

PKK belası çıktığından beri 36 yıldır, resmi kaynaklardan hep "benzer" açıklamalar... Her gün oralara bomba yağdırıyoruz, onca terörist, "hem de üst düzey yöneticileri dahil" yok edildi, ama terör bitmek bilmiyor. Neden? Emekli Büyükelçi Mehmet Dönmez ve Emekli Albay Soner Aydın "Eksik olan bir tedbir mi var? Ne yapılmalı? Dış destekler mi var?" sorularının cevabını yazdı.

 

"YANLIŞLAR SORUNU BÜYÜTTÜ"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Türkiye terörden çok zarar görmüş ve görmeye devam ediyor. Terör ile mücadelede başlangıçta yapılan yanlışlar, sorunun boyutlarının büyümesine ve çok uzun sürmesine yol açmıştır. Güneydoğu Anadolu'da teröristlere desteği kesmek amacıyla boşaltılan köylerden göç eden aileler büyük şehirlerde yoksul kalmışlar ve bu ailelerin işsiz çocukları terör örgütünün kucağına düşmüşlerdir.

Yaşanan gelişmeler ve uğranılan kayıplar terörle mücadele algısının değişmesi sonucu sorunun geniş boyutları anlaşılmış ve güvenlik dışındaki sivil alanların devreye sokulması çabasına girişilmiştir. Ancak o dönemde yapılanlar da bilimsel düzeyde tartışmaların ötesine geçememiştir.

Öte yandan uluslararası alanda terör örgütlerine yönelik tepkileri değerlendiren PKK, siyasallaşma ve halk hareketleri amacına yönelmiştir. Batı kamuoyunda açık bir destek bulan örgüt yerel politikacılar ve sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle yaygın bir propaganda zemini elde etmiştir. Türkiye'nin müttefiki olan Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika ve diğer batılı ülkelerin bu hususta Türkiye'ye gösterdikleri anlayışsızlık ibretle izlenmiştir. Bir yandan PKK yasaklı örgütler listesine konulurken, örgüt sempatizanlarının ülkemiz aleyhindeki her türlü gösteri ve faaliyetlerine izin verilmiştir.

Emperyalist güçler Ortadoğu ile ilgilerini tarih boyunca sürdürmüşlerdir. Bu durum Asya'ya uzanan ticaret yolları üzerindeki mücadele ile başlamış, petrolün bulunmasıyla yeni bir cazibe unsuru ile nitelik değiştirmiş ve 21. yüzyıl ile birlikte bölge dışı güçlerin bölgesel aktörlere meydanı bırakmama rekabetine varmıştır. Bu mücadeleler süresince kendi menfaatlerine hizmet edecek yerel unsurları bulmakta ve satın almakta hiç zorluk çekmemişlerdir. PKK da bu nitelikte bir taşerondan başka bir şey değildir.

Bulunduğu çetin coğrafyaya asırlarca hükmetmiş bir imparatorluğun mirasçısı olan Türkiye, onu bu coğrafyadan silmek isteyen güçlerin planlarını yüz yıl önce kazandığı zaferle bozmuştur. Bu başarının eseri olan Cumhuriyetimiz, dış politikada yanlışlardan uzak kalarak, terör sorununu demokrasi, güvenlik, refah ve kalkınma boyutlarıyla çözmek zorundadır. Yapılacak mücadele eğitim, istihdam, ekonomi gibi hayati alanlarda yürütülmek zorundadır.

 

 

"MÜCADELE HER ALANDA UYUM İÇİNDE YAPILMALI"

Soner Aydın (Emekli Albay)- Son zamanlarda olduğu gibi, şehit haberlerinin art arda geldiği dönemlerde, 1984 yılından bugüne kadar (açılım süreci hariç) aralıksız sürdürdüğümüz terörle mücadelemizde başarılı olup olmadığımız sorgulanmaktadır. Terörle mücadele deyince de akla sadece askeri tedbirler ve silahlı mücadele gelmektedir. Oysa askeri tedbirler sadece terör örgütünün silahlı kanadına karşı mücadeleyi kapsamaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terörle mücadelede 1999 yılına kadar çok büyük başarı elde etmiştir. Özellikle 1992-1999 yılları arasında yurt içindeki operasyonlarla tesis ettiği "alan hakimiyeti" ve Irak'ın Kuzeyinde gerçekleştirdiği üç büyük harekât ve çok sayıda nokta operasyonuyla terör örgütünün silahlı kanadını eylem yapamaz hale getirmiştir. Eylemsizlik bütün terör örgütleri için tükenmenin başlangıcıdır. TSK bunları yaparken devletimiz terörist başının Suriye'den kovulmasını sağlamış ve Kenya'da ele geçirerek ülkemize getirmiştir. 2009 yılındaki Oslo görüşmeleri, ardından uygulamaya konulan açılım süreci ve bu dönemdeki siyasi ve hukuki uygulamalar maalesef PKK terör örgütünün toparlanmasına, yeniden teşkilatlanmasına, sonrasında gerçekleştirdiği eylemlerle eylemsizlik sürecini atlatmayı başarmasına fırsat vermiştir.

Terörle mücadelenin başarısını sorgularken önce terör örgütünü tanımak gerekmektedir. PKK terör örgütü aldığı iç ve dış destekle; etnik hassasiyetleri istismar ederek yöre halkının bir bölümüne ayrılıkçı düşünceyi empozeetmeye ve tabanını genişletmeye çalışan, uluslararası yasa dışı faaliyetlerle (kaçakçılık, haraç, soygun v.b.) ekonomik kaynak sağlayan, uluslararası ilişkileriyle silah ve mühimmat elde edebilen, ülkemizde ve Ortadoğu'da siyasi varlığını kanıtlayarak kendisine yer edinmeye çalışan bir örgüttür. Asıl hedefi; destekçisi olan devletlerin Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Devletini zayıflatarak her türlü telkin ve müdahaleye açık hale getirmektir. Ayrıca hem bölgesel hem de küresel çapta yasa dışı pek çok organizasyonla iş birliği halindedir ve ülkemizin ekonomik ve siyasi sisteminde faaliyet gösteren kolları vardır. Terör örgütünü, aldığı iç ve dış desteği, irtibatlarını, silahlı eleman kaynağını, propaganda yöntemlerini, ekonomik kazanç yol ve yöntemlerini v.b. çok iyi analiz ederek bunların her birisiyle paralel ve eş zamanlı mücadele etmeden sadece askeri mücadeleyle sonuç almak oldukça zordur ve çok uzun zaman gerektirir. Terör örgütleri ise mücadeleyi uzun zamana yayarak yıpratma taktiği uygularlar, çıkarlarına ve hedeflerine bu şekilde ulaşmaya çalışırlar.

Terör örgütünün silahlı eylemleri propaganda maksatlıdır. Adına "silahlı propaganda" demektedirler. Silahlı propagandanın amacı; destekçilerine moral kazandırmak, iç ve dış desteğini pekiştirmek, tabanını genişletmek, eleman temin etmek, gündemde kalmak ve lider kadrosuna çıkar sağlamaktır. Bunun yanında silahlı eylemlerle ülkemizin askeri gücünü yıpratmayı, ekonomik kaynaklarını harcatmayı, halkımızda bıkkınlık ve bezginlik yaratmayı, devletimize güveni zayıflatmayı amaçlamaktadırlar. Terör örgütü silahlı eylemlerini geniş kitlelere ve destekçilerine duyurarak propaganda arayışı içindedir. Gerçek dışı, abartılı bilgi ve haberler devletimize ve silahlı kuvvetlerimize güveni sarsacak, terör örgütünün propagandasına katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, kısa vadeli siyasi çıkar amacıyla; askeri harekatlarda elde edilen başarının abartılması, "İnlerine gireceğiz" / "Son terörist yok edilinceye kadar..." v.b. ifadeler kullanılması, uzun vadede sonuç alınmasında gecikildiğinde terör örgütünün siyasi ve askeri gücünü olduğundan büyük gösterecek algıya neden olacaktır. Terörle mücadele ülkemizin bekasını ilgilendiren son derece ciddi bir konudur ve siyasi, hukuki, askeri... Her alanda uyum içinde profesyonelce yapılmalı, sulandırılmamalıdır. Devlet adamlarımız, siyasetçilerimiz, basınımız, sivil toplum kuruluşlarımız... Kısaca halkımızla kolayca iletişim kurma imkânı olan herkes, her kurum terör örgütünün propagandasına katkı sağlamamak için son derece dikkatli ve ölçülü olmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test