Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İDLİB çevresinde Esad güçleri ile PYD – YPG militanlarının saldırıları arttı; Türkiye ne yapacak?

3.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Suriye'de Esad rejimi ve destekçileri, İdlib'teki yerleşimlere yoğun saldırılarını sürdürüyor. Son bir haftada 20'ye yakın sivilin saldırıların hedefi olduğu belirtiliyor.

Esad rejimi ile İran destekli gruplardan oluşan rejim ordusu, "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi" sınırları içinde Hama'nın batı kırsalındaki El Huveyz, El Huveyce ve El Kirkat köyleri ile Madik kalesi beldesine yüzlerce top, havan ve roket gibi karadan karaya silahlarla saldırı düzenledi. "İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi" sınırları içerisindeki sivil yerleşimlere yoğun hava ve kara saldırıları sonucunda son bir haftada 2'si çocuk 1'i kadın 8 kişi hayatını kaybederken, 10'dan fazla kişi de yaralandı.

Rejim güçlerinin saldırılarının ötesinde, PYD - YPG güçlerinin de, Türkiye'nin desteklediği muhalif güçlere ağır silahlarla saldırılara başladığı öğrenildi. Bu güçlere karşılık verildi.

Emekli Albay  Soner Aydın, konuyu GÖZLEM'e yazdı.

 

"TÜRKİYE'NİN ETKİNLİĞİ ZAYIFLIYOR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- İdlib'deki çatışmalar Mart ayı başından bu yana artarak devam etmektedir. Mart ayı başında, rejim güçlerini hedef alan bombalı saldırıda çok sayıda Suriye askeri öldürülmüştür. Bu saldırıyı takip eden günlerde rejim güçleri ağır silahlarla ve hava harekatlarıyla İdlib'deki muhalifler üzerinde baskıyı artırmıştır. Bu baskılar bölgede sükuneti sağlayamamış, 24 Nisan'daki bir bombalı araç saldırısında binalar yıkılmış, çok sayıda sivil hayatını kaybetmiştir. Rejim güçlerinin son zamanlardaki askeri müdahalesinde hedef gözetmediği dikkat çekmektedir. Son bir haftada bir okulun, bir sağlık merkezinin, Türkiye'nin gözlem noktaları yakınlarına ve Türkiye sınırına yakın güvenli bölgelere sığınan sivillerin hedef alındığı, saldırılarda varil bombasının kullanıldığı haberleri gelmektedir.

17 Eylül 2018'de Soçi'de Rusya ve Türkiye arasında varılan mutabakata göre "İdlib gerginliği azaltma bölgesi" oluşturulması kararı alınmış ve buna göre muhalifler 10 Ekim 2018'de ağır silahlarını bu bölgeden çekmişlerdi. Bugün aynı bölgede çatışmaların yoğunlaştığı, Türkiye'nin gözlem noktalarına çok yakın bölgelerin vurulduğu, bu arada PKK ve yandaşlarının bölgedeki birliklerimize saldırdığı görülmektedir. Bu durum karşısında Rusya Soçi Mutabakatından kaynaklanan sorumluluklarına sahip çıkmamaktadır ve ABD Rusya'ya; ateşkes taahhüdüne uyulması, bölgedeki gerilimi artırmaması ve insani yardım erişimine izin verilmesi çağrısında bulunmuştur. Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye'nin başta İdlib olmak üzere Suriye'deki etkinliğinin giderek zayıfladığı dikkat çekmektedir.

İdlib'deki çatışmaları Suriye'nin bütünündeki durum ve müdahil ülkelerin son dönemde attıkları adımlarla birlikte değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim. Müdahil taraflardan her birisi, diğerlerinin kararını etkilemek için gayret göstermektedir. Esad yönetimi; en büyük desteği İran'dan almaktadır, buna karşılık İran'a geniş bir hareket alanı sunmuştur. ABD ve İsrail; bölgede İran etkisini ve Rusya'nın İran'la iş birliğini zayıflatmaya çalışmaktadır. Rusya; İran'ın Suriye'deki etkinliğinin giderek artmasından rahatsız görünmektedir. Türkiye; sınırımızdaki terör tehdidini bertaraf etmek için bizim kontrolümüzde bir güvenli bölge tesis etmeye çalışmaktadır. Kısaca, bütün taraflar; Yeniden şekillendirilen Suriye'de hedeflerine uygun etki alanı kurmak için çaba halindedir.

Taraflar arasındaki görüşmelerin hız kazandığı böyle zamanlarda rejim muhaliflerinin saldırılarının arttığı ve Suriye yönetimini askeri müdahaleye zorladıkları dikkat çekmektedir. Rejim muhalifleri adı verilen oluşumlar; her birisi bir müdahil ülkenin kontrolünde hareket eden, yerli ve yabancı pek çok unsurdan oluşan, terör örgütlerinden dönüşerek muhalif kimliğine bürünmüş, İslam inancını, mezhep yapılarını ve etnik hassasiyetleri istismar ederek menfaat sağlayan güdümlü örgütlerdir. Dünyanın sayılı devletlerini peşlerine takarak bölgeyi demokratikleştirmek(!) için hiçbir fedakarlıktan(!) kaçınmadıklarına inanmak mümkün değildir. Yerel halkla ilişkilerine ve bölge çapında yarattıkları etkiye bakıldığında çözüme katkı sağlayacak hiçbir gayretlerinin olmadığı görülmektedir. Aynı örgütlerin Afganistan'da, Pakistan'da, Irak'ta yaptıklarına bakıldığında; Suriye'nin geleceğini tahmin etmek zor değildir. Dünyanın en saygın(!) devletlerinin bu tip örgütlerle "iş" yapmaya devam etmeleri bütün Ortadoğu için son derece vahimdir. Suriye'nin, hatta ülkemiz dahil bütün bölgenin geleceğini en güçlü olan belirleyecektir. Şundan emin olmalıyız ki; kimin istediği olursa olsun, kazanan bölge halkı olmayacak, bu kirli savaşın bütün acılarını masum insanlar, kadınlar ve çocuklar yaşayacak ve bütün bölge yüzlerce yıl geriye gidecektir!...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test