Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomi resesyona mı, stagflasyona mı, yoksa stumpflasyona mı girdi?

15.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Ekonomi geçen yıl ilk çeyrekte yüzde 7.4, ikinci çeyrekte 5.2, üçüncü çeyrekte yüzde 1.6 büyümüştü. Orta Vadeli Program'da 2018 büyüme hedefi yüzde 5,5 olarak belirlenmişti. Yılın son çeyreğinde gelen yüzde 3'lük küçülmeyi uzmanlar resesyon olarak yorumluyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez ise "Türkiye resesyon veya stagflasyona değil, doğrudan slumpflasyona girmiş bulunuyor. Yani yüksek enflasyon ve ekonomik küçülme." uyarısında bulunuyor. (GÖZLEM; aylar önce bu konuyu manşet yapmış ve "stumpflasyon tehdidini gündeme getirerek" yetkilileri uyarmıştı.)

Geçen yıla ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) sonuçlarını TÜİK, açıkladı. Buna göre, üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018'de bir önceki yıla göre yüzde 19,1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon lira olarak gerçekleşti. GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, tarım ve sanayinin katma değeri sırasıyla yüzde 1,3 ve 1,1 artarken, inşaat sektörünün yüzde 1,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri de yüzde 5,6 artış kaydetti. Kişi başına GSYH değeri, 2018'de 9 bin 632 dolar olarak hesaplandı. Bu değer, 2017'de 10 bin 597 dolar olarak belirlenmişti.

Büyümedeki zayıflamanın en önemli nedenlerinden birisi, geçen yılın son çeyreğinde iç talepte yaşanan sert daralma oldu. Hanehalkının tüketimi 2018'in son çeyreğinde yüzde 8,9 daralırken, iç talep 2018'in genelinde ise sadece yüzde 1,1 büyüyebildi. Yatırımlardaki daralma ise dördüncü çeyrekte yüzde 12,9 olarak gerçekleşti. Büyümeyi destekleyen kalemler ise kamunun harcamaları ve dış ticaret dengesi oldu. Kamu harcamaları dördüncü çeyrekte yüzde 0,5 arttı, 2018 genelinde ise yüzde 3 büyüdü. Dördüncü çeyrekte ithalat yüzde 24 daralırken, ihracatta yüzde 10 büyüme kaydedildi ve böylece dış ticaret dengesi büyümeye olumlu katkı yapmış oldu. Sektörler bazında bakıldığında ise dördüncü çeyrekte en sert daralma yüzde 16,2 ile finans ve sigortacılık alanında gerçekleştiği görülüyor. İnşaat sektörü ise yüzde 8,7 küçülme kaydetti. İnşaat 3. çeyrekteki yüzde 5'lik daralmanın ardından sektör iki çeyrek üst üste daralmış oldu. Sanayide de dördüncü çeyrekte yüzde 6,4'lük bir küçülme yaşandı. Ekonomik büyüme 2018 yılı ikinci çeyreğinden bu yana ivme kaybı yaşıyor ve 2019 yılında da bu trendin devam etmesi bekleniyor.

Büyüme rakamlarına değerlendiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Büyüme bize yakışır. Yılın dördüncü çeyreğinde ne yazık ki bir eksi büyüme oldu ama ortalama 2.6. Aynı dönemde bir ara 80 milyar dolar sınırına kadar gerileyen Merkez Bankası rezervimizi de yeniden 100 milyar doların üzerine çıkardık" dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, büyüme verisini, Twitter'dan yorumladı ve "Büyümedeki yavaşlama geçici ve en kötü geride kaldı" dedi. Albayrak ayrıca ekonomik görünümün yeniden toparlanma eğilimine girdiğini de belirterek, "Tarihin en ciddi spekülatif saldırısının yanında küresel alanda büyümenin yavaşlama eğilimine girdiği döneme rağmen 2001 ve 2008 yıllarındakine benzer bir durum gerçekleşmemiş, süreç çok kısa sürede başarılı bir şekilde atlatılmıştır" dedi.

 

Resesyon mu, slumpflasyon mu?

Bir süredir ekonomistlerin gelmekte olduğu ya da bizzat yaşandığı uyarıları yaptığı resesyon, artık Türkiye ekonomisinin resmen içinde bulunduğu durum haline geldi. Çeyrek bazında üst üste iki çeyrek daralan Türkiye ekonomisi 2009'dan bu yana ilk kez 'teknik resesyon' sürecine girmiş oldu. Durgunluk anlamına gelen resesyon terimi ekonomik faaliyetteki daralmanın bir çeyrekten uzun sürmesi halinde kullanılıyor. Ekonomi üst üste iki çeyrek daralarak resesyona girdi.

Mahfi Eğilmez, "Kendime Yazılar" kişisel bloğunda büyüme verilerini değerlendirdi. Eğilmez, "2018 yılının son çeyreğinde ekonominin yüzde 3 küçüldüğü anlaşıldı. Bu sonuç sürpriz miydi? Bence kesinlikle değildi. Hatta sanayideki ve talepteki büyük çöküşe göre iyi bir oran olduğunu söylemek bile mümkün. Türkiye, 2018 yılının son çeyreğindeki ortalama yüzde 22,4 enflasyon ve yüzde 3 küçülmeyle birlikte slumpflasyona girmiş bulunuyor. Slumpflasyon (enflasyon içinde küçülme) bir ülkede yüksek enflasyon olgusuyla birlikte ekonomik küçülme de yaşanması halini anlatan bir kriz durumudur. Ekonomik krizlerin en zoru budur. Çünkü burada bir yandan enflasyonu düşürmeye uğraşırken bir yandan da ekonominin küçülmesini önce durdurmaya sonra da büyümeye döndürmeye yönelik bir ekonomi politikası uygulamak gerekmektedir. Makroekonomik hedeflerin ve politika araçlarının birbiriyle çelişkisi en fazla burada ortaya çıkar. Bir yandan enflasyonu düşürmek, bir yandan büyümeye geçmek, bir yandan bunlara eşlik etmesi büyük olasılık içinde olan işsizlik artışını engelleyip istihdamı artırabilmek birbiriyle çelişen hedeflerdir." dedi.

İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu büyüme rakamları ile ilgili olarak, "Geçen yılın ikinci yarısında finansal piyasalarda görülen sert dalgalanmanın, enflasyondaki keskin yükselişin ve parasal sıkılaşmanın finansal koşullar üzerinde yarattığı olumsuz etkinin yansımasını tüketim ve yatırımda görüyoruz. Ayrıca mevsimsellikten arındırılmış veri son iki çeyrektir daralarak Türkiye'nin teknik resesyona girdiğine işaret ediyor" dedi.

Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvci Tokalı, geçen yılın yaz döneminde yaşanan finansal dalgalanma ve öncesinde başlayan parasal sıkılaşma adımlarının gecikmeli etkilerinin, üçüncü çeyrekten itibaren büyüme verilerine yansıdığını ve son çeyrekte daralma rakamı ile belirginleştiğini söyledi. Tokalı, büyümenin 2019'un ilk yarısında da sınırlı kalmasını beklediklerini ve yılı yüzde 2 büyüme ile tamamlanabileceği uyarısında bulundu.

Turkey Macro View Consulting Yönetici Direktörü İnanç Sözer, büyümenin 2. çeyrekte pozitife dönebileceğini dile getirdi. Sözer, 2019'un geneli itibarıyla ekonomik büyümenin pozitif tarafta kalacağını, ancak bunun maliye ve para politikası ile desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

 

 

SEKTÖRLER (2018)

Sektör 1.Ç 2.Ç 3.Ç 4.Ç Yıllık

Tarım 7.3 -1.1 1.8 -0.5 1.3

Sanayi 7.9 4.0 0.1 -6.4 1.1

İnşaat 8.0 1.5 -5.6 -8.7 -1.9

Hizmet 10.5 8.9 4.8 -0.3 5.6

Finans 2.7 11.7 8.4 16.2 1.7

 

KİŞİ BAŞINA GELİR (10 YIL)

Yıl Gelir (Dolar)

2009 8.890

2010 10.560

2011 11.205

2012 11.588

2013 12.480

2014 12.112

2015 11.019

2016 10.883

2017 10.597

2018 9.632

 

 

"KONKORDATO İLAN EDEN İŞLETMELER EKONOMİYE KAZANDIRILMALIDIR"

Ramazan Abay (Prof. Dr.) -Bugüne kadar yaklaşık 2000 işletme konkordato ilan etmiştir. Bu konkordato sayısı her gün artmaya devam ediyor. Maliye bakanı Sayın Berat Albayrak 5.4 milyar TL kredi yapılandırması ile 318 firmanın konkordatodan çıkarıldığı ve ekonomiye kazandırıldığı bilgisini verdi. Bankalarımızın bu yönde attıkları adımları takdirle karşılıyoruz.

Konkordato ve iflaslar nedeniyle unutmamak gerekir ki 2019 yılı devletimizin vergi gelirleri öngörüldüğü gibi olmayacak ve bugün yüzde 13,5'e ulaşmış olan işsizlik korkarım daha da yükselecektir. Ayrıca beklendiği kadar üretim yapılamayacağı için öngörülen ihracat değerlerine ulaşılamayabilecektir. Oysa ülkemiz ihracata dayalı bir sanayi üretimini benimsemeli ve bu sektöre devam etmelidir. Yeterli üretimin olmayışı yüksek enflasyonla ülkeyi karşı karşıya bırakır.

O nedenle bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için finansal dar boğazlar nedeni ile konkordato ilan etmek zorunda kalan, finansmana erişemeyen işletmelerden destek verildiğinde kazanılabilecek olanlar ivedilikle kazanılmalıdır. Düşen sanayi üretimi ancak bu tür işletmelerin desteklenmesi ile artar ve işsizliğin düşmesine katkıda bulunur.

2017 yılının tamamında % 7,4 olan milli gelir büyümesi 2018 yılının ilk çeyreğinde milli gelir büyümesinde önemli bir düşüş olmazken yılın ikinci yarısında yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle yıl bazında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 2,6 'ya kadar düşmüştür. Ancak 2018'in son çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 3 daraldı. Ekonomideki daralmanın 2019 yılı içinde de derinleşerek devam etmesi bekleniyor.

Yeni ekonomi programında 2019 yılı büyüme hızının yüzde 2,3 olacağı öngörülmektedir. 2018 yılının son çeyreğindeki yüzde 3 daralma ve 2019 'un ilk çeyreğinde beklenen olası daralma dikkate alınırsa ve Uluslararası yabancı kuruluşların 2019 yılı Türkiye büyüme değerlerinin yüzde -1 ve -2 arasında olduğu düşünülürse yüzde 2,3 yakalamak çok kolay olmasa gerek.

  

"969 DOLARIMA NE OLDU?"

Büyüme oranlarını yorumlayan DW Ekonomi Uzmanı Uğur Gürses, "969 dolarıma ne oldu" diye sordu ve şu analizi yaptı:

Türkiye ekonomisi 2018 yılını son çeyrekteki yüzde 3'lük küçülme ile bitirirken, 2019'un ilk üç ayındaki ekonomik veriler küçülmenin devam ettiğini gösteriyor. En son bu denli bir daralma bir dış şokla, 2009'da küresel krizde görülmüştü. İlk defa kendi dinamikleri ile girdiği kriz bu veri ile tescil edildi. Doğrusu hem 2017 referandumunda hem de 2018 seçimlerinde "başkanlıkla ekonomi uçacak" sloganlarıyla Temmuz 2018'de yürürlüğe giren "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" ya da Ankara'dan ifade edildiği haliyle "başkanlık sistemi" ilk meyvesini de vermiş oldu: Yüksek enflasyon ve ekonomik çakılma. Çok açık ki; bu bir "pilotaj hatası." Kırılganlıkları bizzat uçağa verdiği hasarla yaratan pilotun, bu havada uçağı böyle kullanmaması gerekirdi. Sonuç "sert iniş" oldu.

Başkanlık sistemi ile ekonominin dümenine yani "uçuş kabinine" geçen Bakan Albayrak ise çakılmayı "zaten inecektik, bu beklenen bir durumdu" kıvamında açıklıyor; veriler yayımlandıktan sonra yaptığı açıklamada. 2018'in son üç ayında hane halkı tüketimi yüzde 8.9 küçülürken, bu denli büyük daralmanın küresel krizin en dip noktası olan 2009'un ilk çeyreğinden sonraki en büyük daralma olduğu görülüyor. Yatırımlarda da yüzde 12.9'lik belirgin bir daralma kendini göstermiş. Hane halkı tüketimi ile yatırımlar sırasıyla yüzde 56 ve yüzde 29 ile toplamda ekonominin yüzde 85'inini oluşturuyor.

Ekonomide üretimin toplam yüzde 26'sını oluşturan imalat sanayi ve inşaat sektöründe son çeyrekteki daralma görece daha sert; sırasıyla yüzde 7.4 ve yüzde 8.7'lik küçülme olmuş. Ekonominin yüzde 11'ini oluşturan kamu hizmetlerinin yüzde 5.7 büyümesi ve ihracatın net katkısı ile ekonomide toplam daralma görece daha az şiddette olmuş.

2018'in tamamında ise ekonominin yüzde 2.6 büyüdüğü, toplam milli gelirin de 784 milyar dolar olarak gerçekleştiği TÜİK tarafından açıklandı. 2010'daki 772 milyar dolarlık milli gelirden sonraki en düşük seviye.

9 yıllık patinaj

Kişi başı milli gelir ise 10 bin doların altına düşerek 2009 krizinden sonraki son 9 yılın en düşük milli gelir seviyesi; 9 bin 633 dolar. Ülkeyi 17 yıldır yöneten Ak Parti hükümeti, 2002-2008 arası dönemde kriz sonrası reformlar, IMF programı ve AB üyelik kapısının açılmasıyla ülkeye akan yabancı sermayenin katkısı ile sağlanan yüksek ekonomik büyüme ve düşük seyreden kur sayesinde dolar olarak ifade edilen milli geliri hızla büyütmüştü. Bunu seçim meydanlarında "ekonomiyi 3'e katladık" diye de sunmuştu. 2013 sonrası hem küresel koşulların zayıflaması hem de içerideki kutuplaştırıcı politik yapıdaki kriz ile Türkiye'nin ekonomik sorunları derinleşmişti. Ülkeye gelen sermaye akımları zayıflarken, kur baskısı artmış, ekonomik büyüme de ivme kaybetmişti.

2018 hem ekonomik yavaşlama ve krizin başlangıcı, hem de o çok sevilen "dolar bazında milli gelir büyümesi" hikayesinin sonu oldu. Çünkü içindekinden çok ambalajı satmayı seven siyasetçilerin artık saklayabileceği bir ambalaj kalmadı.

Sular çekilince

Hani o ünlü yatırımcı Warren Buffet'ın sözünü anımsatalım: "Sular çekildiğinde kimin mayosuz yüzdüğü anlaşılır." Kişi başı milli gelirin yıllar içindeki seyri, aslında bize Türkiye'nin ekonomik ve siyasi savrulmasının da fotoğrafını veriyor: Türkiye halkının kişi başı geliri "yüksek gelirli ülke grubu" için Dünya Bankası'nın belirlediği 12 bin 56 dolarlık sınırdan giderek uzaklaşıyor. 2013'te ramak kalan sınırdan şimdi yüzde 20 daha düşük bir seviyeye gerilemiş oldu. 2018'de bir önceki yıla göre her bir bireyin 969 doları buhar oldu. Soralım o zaman kim buna sebep oldu? 2013'e göre ise çok daha derin bir kırılma var; her 10 doları olanın şimdi 2.3 doları eksildi demek bu.

Ya da sorulması gereken soru şu: Var olan ekonomik zayıflıklara önlem almayan, "Yurtta kutuplaşma, cihanda kutuplaşma" politikasıyla, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığından uzaklaşan keyfi bir yönetimle, göz göre gelen krizi seyreden siyasetçilerin "dış güçlerin saldırısından" bahsederek bahane sunmalarına kim inanır?

Türkiye 784 milyar dolarlık bir cari milli gelirle, G20 içinde 2017'de bulunduğu 17. sıradan 2018'de Hollanda'nın da ardına düşerek 18'inci sıraya gerilemesi güçlü olasılık. Türkiye ekonomik krizin içinde yerel seçime doğru ilerlerken, ekonomi yönetiminin attığı adımlar ise sadece semptomları ortadan kaldırmaya dönük "kozmetik" adımlar olarak kaldı. Seçim sonrasında bu sorunlara bir makro çerçevesi olan yapısal adımların gelmesi ise zor görünüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM Yazar ve Yayın Kurulu üyelerine "a - Propaganda sürecinde Cumhur ittifakı mı başarılı, Millet İttifakı mı? / b) Propaganda sürecince "hangi lider" daha başarılı...

Yerel Seçimlerin propaganda sürecinde, ''siyasetin girmemesi gereken'' camilere ve okullara, ''AKP / MHP bayrakları'' asıldı, ''propaganda konuşmaları'' yapıldı. Milli...

Türkiye’nin düzenlediği en büyük fuarlardan olan ve kendi alanında dünyanın ikinci büyük sektörel buluşması olarak kabul edilen Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve ...

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Fatih Dalkılıç, ''küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunlarının başında finansmanın geldiğ...

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin baştan başa çalkalandığı Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında, göstericilerle ilgili "şok" iddialar ortaya atmış...

Yazarlar
Website Security Test