Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tanzimler, ''mini düşüş'' getirdi; yüksek enflasyon devam edecek

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, ''yapısal tedbirler alınmadıkça, hayat pahalılığının halkın büyük çoğunluğunu yakmaya devam edeceğini'' belirtiyorlar.

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Şubat ayında yüzde 0,16 oranında gerçekleşerek beklentilerin altında arttı. Yıllık tüketici enflasyonu ise uzun bir süre sonrasında yüzde 19,67 gerçekleşerek yüzde 20 seviyesinin altına düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre üretici enflasyonu da Şubat'ta geriledi ve altı ay sonra ilk kez yüzde 30 seviyesinin altına inerek yüzde 29,59 oldu. Üretici Fiyat Endeksi'nde (ÜFE) aylık bazdaki artış yüzde 0,09 ile sınırlı kaldı. Özellikle enerji fiyatlarında aylık bazda yaşanan yüzde 7,43'lük gerileme, ÜFE'deki artışın sınırlı kalmasında önemli rol oynadı.

Şubat enflasyon verisine harcama grupları bazında bakıldığında yıllık bazda en hızlı artış yüzde 29,25 ile gıdada gerçekleşti. Gıdada aylık bazdaki artış ise yüzde 0,90 ile sınırlı kaldı. Ev eşyası ile eğlence ve kültür fiyatları da yıllık bazda yüzde 20'inin üzerinde artış gösterdi.

Türkiye'de yıllık enflasyon Aralık 2018'de yüzde 20,3 ile son 16 yılda ilk kez yılı yüzde 20 seviyesinin üzerinde tamamlamıştı. Enflasyon 5 ay sonra ilk kez şubatta yüzde 20'nin altına inse de kriz ile geçen 2018'in ardından 2019'dada "yüksek" enflasyon devam ediyor. Ocak ayının ardından şubat ayı verileri de enflasyondaki sıkıntının tanzim satışları ile düzeleceğine işaret etmiyor. 2004 yılından bu yana görülen en yüksek şubat ayı enflasyonu gerçekleşti.

TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarını değerlendiren Tüketici Hakları Derneği Başkanı (THD) Turhan Çakar, sebze fiyatlarındaki artışın maaş artışlarının 5 kat üzerine çıktığını söyledi. Çakar, son bir yılda tarihi zam rekorunu kırarak Şubat 2018 ile Şubat 2019 aylarını kapsayan bir yıllık dönemde sebzedeki enflasyonun yüzde 95.25'e ulaştığını, böylece yoksul halk için adeta ulaşılamaz hale geldiğini öne sürdü. Başkan Çakar, sebze fiyatlarındaki olağanüstü artışın tarım ve gıda politikalarının iflasını ortaya koyduğunu belirtirken, "Bu yanlış politikalardan dolayı kaybedenler küçük çiftçiler ile tüketicilerdir. Kazananlar ise, tarımda ve gıdada üretim, dağıtım, tüketim, ithalat ve ihracat politikalarını belirleyen, yönlendiren ve pazara egemen olan emperyalist tarım şirketleri ve onların yerli ortakları ile aracılardır" dedi.

Çakar, nüfusun yaklaşık yüzde 20'sinin açlık sınırının altında, yüzde 60'dan fazlasının yoksulluk sınırının altında olmak üzere, toplamda nüfusun yüzde 80'den fazlasının açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığını ifade ederken, açlık sınırının altında yaşayanların et ve süt ürünlerinden sonra artık yeterli sebze ve meyve dahi tüketemez hâle düştüğünü söyledi.

 

 

"ENFLASYON DÜŞMÜŞ MÜ OLDU?"

 Muzaffer Demirci (Prof. Dr.) -Enflasyon ekonomideki istikrarsızlığın göstergesidir. TÜİK verilerine göre vatandaşın yıllık fiyat artışları şu şekildedir.

Gıda enflasyonu yüzde 29.25

Ev eşyası enflasyonu yüzde 27.59

Hizmetlerde enflasyon yüzde 28.08

Enflasyon, ocak ayında yüzde 20.3 iken şubatta yüzde 19.67 olmuş. Yani enflasyonun artış hızı çok az düşmüştür. Peki, ülkede fiyatlar düştü mü? Hayır, çünkü geçen yıl aldığımız bir ürünü daha pahalıya alıyoruz. İç talebin ve reel sektör üretiminin daralması sonucu oluşan cari işlemler fazlası, reel ekonomide yaşanan finansal krizi ve ekonomideki kırılganlıkları hafifletmiştir. Ama enflasyonda ikna edici bir düşüş olmamıştır. Belirlenen amaçlara ulaşmak için ne gibi araçların kullanılacağı planlanmamıştır.

Alternatif geçici yöntemler olan Tanzim satışları ile zararına satışlarla fiyatlarda kısmi düşüş gösterilse de sebze ve meyve enflasyonu tarihi bir rekor kırarak yıllık yüzde 95 artmıştır. Geçen yıl kilosu 1,5 lira olan kuru soğan bu yıl yüzde 200'ün üzerinde bir fiyat artışı ile 4,5 TL'ye, 2 lira olan pırasanın fiyatı 7 TL'ye, 2,5 lira olan ıspanağın fiyatı da yine yüzde 200'ün üzerinde artarak 7 TL'ye yükselmiştir.

TÜFE'de ciddi düşüş olmadığı gibi maliyet artışlarını gösteren ÜFE'nin fiyatlara yansımasın da önümüzdeki aylarda görüleceği beklenmektedir. Enflasyon yüzde 20'lerde olmasına rağmen hayat pahalılığı çok daha yüksek hissediliyor. O nedenle gerçek enflasyonun dar gelirliler açısından yüzde 40'larda olduğu dile getiriliyor.

İki ay önce üretici fiyatları yıllık yüzde 45 iken, TÜFE yüzde 25 idi. Şimdi ise TÜFE yüzde 20, ÜFE yüzde 30 olursa enflasyonun da yüzde 30 olması gerekmez mi? Aradaki yüzde 10'luk fark fiyatlara yansımadığına göre TÜİK'in rakamları da endişe uyandırabilmektedir.

Bazı sorunlar ertelense de sorunlar durduğu yerde duruyor. Yönetim fiyat kontrolleri ve tanzim satışları yoluyla fiyatları baskı altında tutmaya çalışsa da vatandaşın zorunlu ihtiyaçlarındaki fiyat artışları çok yüksektir.

Enflasyon adaletsiz bir dağılımının ana sebebi olduğu için dar gelirlinin satın alma gücünü zayıflatmaktadır. Onun için dünya teknoloji ve ticaret savaşlarını konuşurken, jeopolitik yapısı ve içerde geniş pazar olanakları bulunan ülkemizde fırsatlardan nasıl faydalanılacağını tartışmak yerine domates, biber ve patlıcanla uğraşmak, yanlış vizyon ve kaynakların doğru kullanılmadığını göstermektedir.

 

 

"ENFLASYON ANCAK YÜZDE 15'E KADAR DÜŞEBİLİR"

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) -Şubat ayında ÜFE'nin düşük çıkması, önümüzdeki aylar perakende fiyat artışları üstündeki baskıyı kaldırmış oldu. Yüzde 20'ler düzeyindeki bu enflasyon, eğer iç ve dış siyasi bir sorun yaşamazsak ve yüksek bir kur artışı olmazsa, bu sene yüzde 15'e kadar düşebilir. TÜFE oranı 2018 yılında Ağustos'ta yüzde 2.30, Eylül'de yüzde 6.30 ve Ekim'de yüzde 2.67 olmuştu. Bu sene aynı aylarda gerçekleşen TÜFE oranları daha düşük olursa, 2019 enflasyonu yüzde 15 olur. Ne var ki, 2019 yılında dünyada ortalama enflasyon beklentisi yüzde 2-3'tür. Biz "yüzde 20 enflasyonu yüzde 15'e indireceğiz" diye kendimizi başarılı göremeyiz. Türkiye'de talep düşük olmasına rağmen yüksek enflasyon, ekonomi yönetiminin yanlışlarından kaynaklanıyor. Birinci yanlış, piyasanın aşırı kırılgan ve sermaye hareketlerinin kontrolsüz olmasıdır. Toplam talebin düşük olduğunu piyasadaki durgunluk zaten gösteriyor. 2018 kur artışı ilave olarak maliyet enflasyonu getirdi. Ekonomi yönetimi kur artışını dış proje, dış saldırı olarak yorumladı. İşte sorun da burada başlıyor. Eğer ekonomik yapıya ve piyasa gelişmişlik seviyesine uymayan bir ''dalgalı kur politikası'' uyguluyorsanız, savunmasız kalırsınız. Hem cari açık hem de dış tehdit riski yüksek olur. Eğer saldırıya açıksanız, herkes bunu kullanır. İkinci yanlış, devletin kurumsal yapısının bozulması, piyasa devlet optimal dengesinin kaybolmasıdır. Bunun içindir ki gıda enflasyonu çok yüksek çıkıyor. Bugün hem devlet dışlanmış, hem de devlet tekelleri, Et- Balık Kurumu gibi piyasayı tanzim eden kamu kurumları özel sektöre devredilerek özel tekeller yaratılmıştır. Bu tekeller piyasa başarısızlıklarının artmasına yol açmışlardır. Piyasada oligopol yapılar varsa, stokçuluk varsa, bunu tanzim satışları veya sıkıştıkça et ithal ederek çözmeyiz. Piyasada rekabeti sağlayacak devlet müdahalesi gerekir. Siyasi kayırmacılık da fiyatlar genel düzeyinin artmasına yol açabilir. Bunların başında kamu ihaleleri, kamu kurumlarına mal ve hizmet satışı geliyor. Bu durum, ''kamu eliyle enflasyon yaratılması'' demektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin baştan başa çalkalandığı Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında, göstericilerle ilgili "şok" iddialar ortaya atmış...

Avrupa Parlamentosu (AP), ''Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki katılım müzakerelerinin askıya alınması'' önerisinde bulunan kararı Strasbourg'daki genel kurul ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alımı konusunda ''İşi bitirdik, geri dönüş yok'' derken, ''GTS adımını atmaya hazırlanan'' ABD ise karardan...

Yazarlar
Website Security Test