Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD - Rusya kapıştı; nükleer silahlanma yarışı yeniden başlıyor

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD'nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan (INF) çekilmesinin ardından Rusya da anlaşmayı resmen askıya aldı. Artık iki taraf da istediği kadar atom bombası üretebilir. Nükleer güce sahip olan ve olmayan diğer ülkeler de...

ENGİN TATLIBAL

ABD Başkanı Donald Trump, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği ile imzalanan ve nükleer savaş tehdidini azaltmaya dönük atılmış en önemli adımlardan biri olarak gösterilen Orta Menzilli Nükleer Silahlar Anlaşması'ndan (INF) çekileceğini açıkladığında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, gelişmeyi "Çok tehlikeli bir adım" olarak nitelendirmişti. NATO'nun da desteğini alan Trump geri adım atmadı ve geçtiğimiz hafta nihayet Putin de anlaşmanın askıya alındığına ilişkin dökümanı imzaladı.

Bu karışık paragrafın özeti şu: Artık ABD ve Rusya arasında nükleer silahları sınırlandıran bir anlaşma yok. İki taraf da istediği kadar atom bombası üretebilir. Tabii, nükleer güce sahip olan ve olmayan diğer ülkeler de...

Taraflı tarafsız pek çok otorite, bu yeni durumu "çılgınca" olarak niteliyor. Bir yandan İran'ın nükleer silah sahibi olması önlenmeye çalışılırken ve diğer yandan Kuzey Kore'nin hesapsız bir harekete girişmemesi için çaba harcanırken, dünyanın iki süper gücünün böylesi bir karar alması, ciddi ve tehlikeli bir çelişki olarak nitelendiriliyor.

INF'nin imzalanmasının ardından geçen ilk dört yıl içerisinde, ABD ve SSCB, toplam 2 bin 700 füze imha etmişti. Ayrıca, hem ABD hem de önce Sovyetler Birliği, ardından da Rusya, nükleer silah tesislerini uluslararası denetime açmıştı. INF'nin ardından taraflar, yüksek tahribat gücüne sahip stratejik nükleer silahların azaltılması konusundaki görüşmelere hız vermişti.

Ancak, iki ülke arasındaki zorlu görüşmelerde yaşanan gecikmeler sonucunda Stratejik Nükleer Silahların İndirimi Anlaşması'nın (START) imzalanabilmesi ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından 1991'de gerçekleşti. START kapsamında iki ülke de elinde bulunan uzun menzilli nükleer silahları yüzde 30 oranında azalttı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2007 yılında yaptığı açıklamada INF anlaşmasının artık çıkarlarına hizmet etmediğini söylemişti. O tarihten bu yana da ABD'li yetkililer dönem dönem Rusya'nın anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürüyor. 2014 yılında Başkan Obama, karadan ateşlenen bir füze test ettiğini öne sürmüş ancak özellikle Avrupalı müttefiklerinin baskısıyla anlaşmadan çekilme yönünde bir adım atmamıştı. ABD, NATO tarafından SSC-8 olarak adlandırılan Rusya'nın yeni orta menzilli Novator 9M729 füzesinin anlaşmayı ihlal ettiğini savunuyor. Rusya yeni geliştirdiği bu füzeler hakkında fazla bir bilgi paylaşmıyor ancak anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını da reddediyor.

 

“KONU, NATO-RUSYA KONSEYİ'NDE ÇOK TARAFLI OLARAK KONUŞULABİLİR”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi)- Geçtiğimiz 20-30 yıl içinde gerek orta menzilli silahlar, gerek stratejik silahlar, gerekse konvansiyonel silahlar konularında çok önemli gelişmeler sağlanmış ve antlaşmalar yapılmıştır. Bu konularda atacağınız her geri adım barış çabalarını da geriye götürür. Orta menzilli nükleer silahlar konusunda anlaşmaya varılması kolay olmamıştı. Bunları askıya almak ve belki de tamamen vazgeçmek, ayrıca İran'ın nükleer silah üretmesini engellemek için yapılan antlaşmadan çekilmek, sağlanan olumlu gelişmelerden vazgeçmek anlamına gelir, barışa ve istikrara hizmet etmez, bunun tam tersi sonuçlar verir.

Bunun yanı sıra NATO ile Sovyetler Birliği arasında varılan ve güven arttırıcı tedbirlerin arttırılmasını sağlayan Avrupa'da Konvansiyonel Silahların Sınırlandırılması (AKKA) Antlaşmasının Rusya tarafından askıya alınması da olumsuz yönde bir gelişme olmuştur. Bu durum özellikle Kafkaslar bölgesinde konvansiyonel silahların sayısında indirim ve karşılıklı denetim olanaklarını sona erdirmiş ve Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da olumsuz yönde etkilemiştir. Geriye dönük adımlar diplomaside yılların emeğinin de ziyan edilmesi anlamına gelir.

Bunlar diplomasi masasına konuşulması gereken konulardır. Bu konuların zaman zaman görüldüğü gibi, twitter mesajlarıyla çözümlenmeye çalışılması bence doğru bir yaklaşım değildir. Aynı şeyi İran konusunda da söyleyebiliriz; doğrudan doğruya 'ben İran'la yapılan anlaşmadan çekiliyorum' demek yerine, ilgili ülkelerin diplomatlarının masaya oturmaları, o anlaşmayla ilgili ne sorunlar var, bunları nasıl çözeriz sorularına cevap aramaları daha uygun olur. Diplomasi bunun için vardır. Diplomasi yoluyla çözülebilecek meseleleri, karşılıklı suçlamalar, tek taraflı kararlarla çözmeye kalkarsanız bunca yılın emeğine zarar vermiş olursunuz. Her konu kendi boyutu içinde görüşülmeli ve çözüm yolları aranmalıdır. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra kurulan NATO-Rusya Konseyi bütün bu konuların görüşülmesi için uygun bir mekanizma olarak değerlendirilebilir.

 

“RUSYA VE ABD'NİN INF'DEN ÇEKİLMESİ, DİĞER ÜLKELERİ NASIL ETKİLEYECEK?”

Prof. Dr. Ergin Yıldızoğlu (Akademisyen-Yazar)- Önce ABD sonra da Rusya, Soğuk Savaş'ın son döneminden kalma 1987 tarihli Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'nı (INF) askıya aldıklarını açıkladı. ABD, 11 Eylül saldırılarının ardından şekillenen Yeni Ulusal Güvenlik stratejisi kapsamında, kendi manevra alanının hareket serbestisini genişletmek, iradesini tüm olası rakip güçlere dayatabilmek amacıyla Anti-Balistik Füze Anlaşması'ndan çekilmişti. Bush döneminde uygulanan, neo-con damgalı, tek taraflı, dayatmacı dış politika, Obama döneminde yerini tekrar çok taraflı, müttefikleriyle birlikte davranma politikasına bıraktı.

Bu da beklenen sonucu alamadı; üstelik diğer güçlerin yükselmesi devam etti. Şimdi, Trump döneminde, Washington Post'ta Brian D'Haeseleer'in işaret etiği gibi neo-con ekibin ulusal güvenlik danışmanı John Bolton ve Eliot Abrahams gibi isimlerle birlikte, dış politika alanında yeniden inisiyatifi ele geçirdiklerini görüyoruz.

Bu ekibin etkisiyle Trump önce İran'la yapılmış nükleer silahları engelleme anlaşmasından çıktı. Bunun ardından Şubat başında Trump'ın, ABD'nin Rusya ile Soğuk Savaş döneminde yapmış olduğu INF Anlaşması'ndan çekileceğini açıklamasıyla, 2010 yılında Obama ile Medvedev yönetimleri döneminde imzalanan ve 2021 yılında süresi dolacak olan Stratejik Nükleer Silahların İndirimi Anlaşması'nın (START) yenilenmesi tehlikeye girdi.

Eski Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in Project Syndicate sitesindeki bir yorumunda vurguladığı gibi, eğer START yenilenmezse, nükleer silahların yaygınlaşmasını önlemeyi amaçlayan "Non-Proliferation" (nükleer silahların yayılmasını önleme) anlaşmasının yaşaması olanaksız hale gelir.

Bu anlaşma çökerse, kendini ya komşu ülkeler ya tarihsel-bölgesel rakipleri ya da büyük güçler karşısında güvende hissetmeyen, Suudi Arabistan, İran gibi ülkelerin nükleer silahlar, füzeler geliştirmesinin ya da edinmesinin önündeki yasal engeller kalkmış olur.

Böyle bir güvensizlik ortamında, Alman Der Spiegel dergisinin bir araştırmasında işaret edildiği gibi, NATO'nun geleceğine ilişkin sorular artmaya başlar; Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerin nükleer silahlara bakış açısında önemli değişiklikler başlayabilir; Avrupa nükleer silahlar edinmeye başlayabilir.

Dahası uluslararası yasal sınırlamalar ortadan kalktığında, "büyük güçler" ellerindeki nükleer silahları, kendi ittifak zincirleri içindeki ülkelerle paylaşabilirler. Böyle bir ortamda da nükleer silahların yayılmasını engellemek için askeri-siyasi baskıdan başka yol kalmaz. (Yazarın BBC'de yayınlanan makalesinden alıntıdır.)

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM Yazar ve Yayın Kurulu üyelerine "a - Propaganda sürecinde Cumhur ittifakı mı başarılı, Millet İttifakı mı? / b) Propaganda sürecince "hangi lider" daha başarılı...

Yerel Seçimlerin propaganda sürecinde, ''siyasetin girmemesi gereken'' camilere ve okullara, ''AKP / MHP bayrakları'' asıldı, ''propaganda konuşmaları'' yapıldı. Milli...

Türkiye’nin düzenlediği en büyük fuarlardan olan ve kendi alanında dünyanın ikinci büyük sektörel buluşması olarak kabul edilen Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve ...

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Fatih Dalkılıç, ''küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunlarının başında finansmanın geldiğ...

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Yazarlar
Website Security Test