Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cumhur'da ''yeni parti'' tartışılıyor, Millet'te gündem DSP'ye geçenler

22.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, bu tabloyu uzmanlara ordu, işte cevapları...

ENGİN TATLIBAL

Türkiye'de ilk kez 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanılan ittifak modeli, yüzlerce ilçe ve ilde başkan adaylarının ve de belediye ya da il genel meclisi üye adaylarının ortak belirlenmesinin söz konusu olduğu yerel yönetim seçimlerinde teklemiş görünüyor. "İttifaklar çatlıyor" dedirtecek bir durum elbette yok, ancak büyük şehirler de dahil olmak üzere çok sayıda önemli il ve ilçede hem Cumhur hem Millet İttifakı, özellikle tabanda önemli ölçüde görüş ayrılığına düştü.

İttifakların küçük ortakları olan ve biri diğerinden kopan MHP ve İYİ Parti için durum daha sakin görünüyor. Zira ittifak olmasa kazanma şansları bulunmayan pek çok merkezde şanslı duruma geçtiler. Söz konusu merkezleri ittifak ortaklarına bırakmalarından ötürü AK Parti ve CHP'deki kazanlardan daha fazla kaynama sesi geldiği bir gerçek.

Bu arada "aday gösterilmeyince MHP'den istifa edip İYİ Parti'ye geçen ve aday olan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ın durumu da seçimlerin nerelere kadar "kirletildiğini gösteren" bir örnek. İyi Parti il yönetimi, seçime favori olarak giren Kocamaz'ın dosyasını 19 Şubat günü saat 17'ye kadar il seçim kuruluna veremediği (belki de vermediği) için, aday olamaması sağlandı. Genel Merkez "ihanet ve satılmışlık" açıklamaları yaptı. Ve sonunda formül bulundu; "Kocamaz DP'den belediye başka adayı oldu.

CHP'de ise kaynayan kazanlardan taşanlardan bazıları, geçen yerel seçimde olduğu gibi DSP'ye geçerek bu partiden aday olma yolunu seçiyor. Bu da CHP'ye oy veren veya vermek zorunda hisseden kesimlerde hem söz konusu adaylara, hem de DSP'nin kendisine yönelik bir tepki ortaya çıkarıyor. Aday yapılmayınca başka partiye geçen siyasetçi bir yana, Ecevit'in 12 Eylül sonrasında cezaevine gire çıka kurduğu ve büyük emeklerle iktidara kadar taşıdığı partinin kendisini "CHP'ye küsenleri aday yapma ocağı" haline getirmesi, sosyal demokrat cenahtan çok sayıda insanı üzüyor. Üstelik geçen seçimde sadece İzmir'de DSP'den aday olan küskünler nedeniyle CHP, Aliağa ve Menderes gibi ilçeleri kaybetmişti.

Öte yandan AK Parti ise "yeni parti" tartışmaları ile yatıp kalkıyor. Haberimiz için görüşüne başvurmak istediğimiz gazeteci Avni Özgürel, bu tartışmaları kurgu olarak nitelerken hükümet yanlısı Star Gazetesi'nin eski Cemaatçi yazarı ise Hüseyin Gülerce ise, tersine yeni partide yer alacak isimleri zikrediyor. Üstelik Yeniçağ yazarı Ahmet Takan'a göre AK Parti içinde mevcut küskünlerin yanı sıra ikinci bir muhalif grup daha var ki bunlara tecrübelerinden ve yaş ortalamalarından ötürü "AK Babalar" deniyor.

Mevcut parti yönetimi ve küskün olmayan AK Partililer, yeni hareketi "ihanetle" suçluyor. Ancak 16 sene önce Fazilet Partisi'nin kapatılmasının ardından aynı kadro, başlarında Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere "yeni bir parti" kurmuştu. O  halde o da ihanet miydi?

 

"SİYASETTE SİSTEM EROZYONU"

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci-Yazar) -Siyasal sistemimiz ve partiler yelpazesi, uzunca bir süredir hazan yaprakları gibi sallanıp duruyor. Elbette dünyada yaşanan siyasal gelişmelerin ve özellikle de bilişim ile iletişim alanlarında yaşanan olağanüstü değişimlerin bunda payı olsa da, kendi ülkemizde yaşanan siyasal gelişmelerin de bu olumsuzluklarda büyük payı var.

Son olarak iktidarın dayatmasıyla getirilen başkanlık sistemi de, bütün bunlara adeta tüy dikti! Siyasal sistemin kırıntıları kalmış tüm demokratik geleneklerini ve kurallarını da yok etti. Sözde koalisyonlar olmasın diye yapılanlar, tam aksine koalisyonları kalıcı hale getirdi ve seçim öncesinde partileri ittifaklara zorladı. Bu durum sonuçta partileri birbirine benzetmeye başladı. Böylece, zaten sıkıntılı olan ve sallanan siyaset sistemimizin son çivisi de sökülmüş oldu.

İşte 31 Mart yerel seçimlerine, böylesi karmaşık ve kaotik bir görüntü içinde gidiliyor. Siyasetin kendine has değerleri, ilkeleri örseleniyor. Ortalık ve siyaset toz duman!.. Partilerin içi adeta kaynayan kazan!.. Tabii bu durumdan en çok etkilenenler de, başta geçmişte sol ve sosyal demokrat geleneklere sahip Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere, muhalefet partileri ile muhalif seçmen oluyor. Siyaset oyununu hiç de içinize sinmeyen ve size dayatılan kurallarla oynamak zorunda kalırsanız, ortaya böyle aşure gibi garip bir görüntü çıkıyor.

Bu karmaşa içinde, maalesef siyasetin etik değerleri de ayaklar altına alınıyor. Sistemin yanlışlıklarından faydalananlar, bin bir türlü ayak oyunuyla öne çıkmaya çalışıyorlar. Kişisel, grupsal hırslar ve çıkarlar su yüzüne çıkıyor. Bu yolda her türlü yöntem mübah sayılıyor!..

Siyasal iktidar, muhalefeti ayrıştırmak ve karşısındaki muhalif gücü dağıtmak için türlü yönteme ve 'algı oyunu'na başvuruyor. Hiçbir ağırlığı kalmamış tabela partileri bile suni solunum yaptırılarak seçime sokuluyor ve muhalefetin oylarının dağılması amaçlanıyor. Yerel yöneticiliği, yalnızca halka hizmet için bir görev alanı olarak değil, kendileri için bir 'post alanı' olarak görenler ise pusulayı hepten şaşırıyorlar.

Böylesi toz duman içinde, 31 Mart seçiminde muhalif seçmenin yapması gereken yalın ve sade görev; mutlaka sandığa gidip tercihini en anlamlı ve en doğru biçimde kullanıp, oyunu ve gücünü sandıkta birleştirmektir. Yaşanan bunca erozyona ve yanlışa müdahale edebilmenin yolu buradan geçmektedir.

İçinde bulunulan koşullarda, muhalefet yapmak adına iktidar yerine muhalefeti eleştirmek kolaycılığına kapılmadan, aday beğenmeme mızmızlığına yönelmeden, parti içi eksiklikleri, yetersizlikleri ve tartışmaları temel meselenin önüne çıkarmadan; bizce yapılması gereken budur. Seçmen 31 Mart'ta, seçim pusulasına mühür basacak elini önce vicdanına koymalı ve sonra da yüreğinin sesini dinlemelidir.

 

"AK PARTİ'DE 'AK BABALAR' ÇALIŞIYOR"

Ahmet Takan (Gazeteci-Yazar) -Çokça yazılıp çizilir oldu bu ara AKP içindeki yeni parti kurma çalışmaları... Bana sorarsanız, 'Batı Cephesinde değişen bir durum yok'. Abdullah Gül, perde gerisinden gaz alıp, gaz verme seanslarına devam ediyor. Abdullah Gül'den medet uman ona yakın gibi görünen bazı eski bakan ve milletvekilleri Ankara'daki çok özel ofislerde sürekli durum değerlendirmesi yapıyor. İçlerinde en somut en ciddi en çalışan isim, azledilen Başbakan Ahmet Davutoğlu. Ancak onun da Abdullah Gül ile ilişkilerinin küslük derecesinde soğuk olduğu bilindiği için kendisine pek şans tanınmıyor. "Ali Babacan da Abdullah abisi izin vermeyeceği için Davutoğlu'nun yanına gidemez" deniyor. Yeni parti umudu içinde bekleşen o özel ofislerde sürekli listeler  yapılıyor; "bizimle beraber" olanlar, "bizi satanlar", "bizimle beraber olabilecekler" şeklinde. Siyasetçi yakın bir dostum anlattı; AKP içinde hareketlenen yeni klik kendisine ad da bulmuş, "büyük harflerle yaz ki yanlış anlaşılmasın" dedi. Aynen dediği gibi yapıyorum. AKP'de yeni parti için hareketlenenlere "AK BABALAR" deniyormuş. Bunlar, "parti büyükleri" oldukları için bu isim yakıştırılmış. Başka manalara da çekilmemeliymiş!.. "AK BABALAR" gelinen süreçte Ahmet Davutoğlu ile de Abdullah Gül ile de yeni parti işinin olmayacağı düşüncesindeler. Ali Babacan'a bir formül çalışıyorlar. Ondaki "çekimserlik" ve "aşırı Abdullah Gül bağımlılığı"nın nasıl aşılacağı konusunda kafa patlatıyorlar. AKP içinde dalgalanmalar oldukça enteresan bir seyir aldı. Dur bakalım daha neler göreceğiz!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

ABD - Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik endişelerin devam etmesi ve ABD ile İran arasında artan gerilim dünyayı da geriyor. Çin ile karşılıklı vergi artışı ge...

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiğ...

GÖZLEM, ''hayat pahalılığının önlenememesinin sebeplerini ve ne yapılması gerektiğimi'' uzmanlara sordu, işte ''karamsar'' cevapları...

Tarımda Milli Birlik Projesi'nin üst yapısını, ''yüzde 50'si yerli ve yabancı özel sermayeye ait'' Semerat Holding yönetecek. Bu tabloya, sektörün tüm paydaşlarından t...

İstanbul halkı, YSK’nın aldığı ve ''haklı sebepten yoksun olduğu'' hukukçuların çoğunluğunca kabul edilen bir karar ile 23 Haziran’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı se...

Yazarlar
Website Security Test