Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Kilosu sınırlı'' satış ve kuyruk günlerine geri mi dönüyoruz?

15.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Vatandaş, adeta 2. Dünya Savaşı sürecindeki ''ekmek, şeker gibi ürünler için karne günleri'' ile 1970'li yıllarındaki ''akaryakıt, tüp, margarin, bitki yağları gibi ürünler için kuyruk günlerini'' 2019 Türkiye'sinde "domates, biber, patlıcan, soğan ve patates için'' yaşamaya başladı. GÖZLEM, bir zamanlar ''Tarım ürünlerinde dünyada kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri olan'' Türkiye'de ortaya çıkan tabloyu, uzmanlara yorumlattı. İşte görüşleri..

Türkiye, 31 Mart'ta yerel seçimlere giderken 82 milyonluk bir ülkede sayısı "devede kulak kalan tanzim satış noktalarını ve o noktaların önündeki kuyrukları" tartışıyor. Mutfakta yaşanan yangın özellikle dar gelirli vatandaşları etkiliyor. Enflasyon yüzde 20'nin üzerinde seyrederken insanlar pahalılıktan şikâyetçi. İktidar, pahalılığı "fırsatçılığa" bağlıyor. Yakın zamana kadar et fiyatlarının pahalı olmasından yakınan vatandaşların bir numaralı gündemi, soğan, patates, patlıcan ve sivri biber oldu. Bu ürünlerdeki yüksek fiyatlar, miting meydanlarının, basın açıklamalarının gündeminin başına yerleşti. Fiyatlardaki artışa ilişkin eleştirilere karşı, iktidar tarafından "mermi fiyatı" örnek veriliyor.

Hükümetin geçtiğimiz günlerde gıda fiyatlarının azaltılması için devreye gireceğini belirttiği tanzim satış noktaları İstanbul ve Ankara'da açıldı. Çadırlarda ve seyyar arabalarda başlayan satış noktalarında fiyatlar marketlere göre yarı yarıya düşünce önünde uzun kuyruklar oluştu. Ortaya çıkan manzara 1970'li yılların Türkiye'sini hatırlattı. 70'li yıllarda gaz, tüp, yağ, şeker, benzin gibi ithal ürünler, "2. Dünya Savaşı yıllarında ekmeğin, şekerin, bazı gıda ürünlerinin karneye bağlaması" ekonomimizin ve insan hafızasının unutulmazları arasına girmişken, 2019 Türkiye'sinde domates, biber, patlıcan adı konulmamış bir karne sistemi ile satılıyor. İnsanlar saatlerce sıra bekleyerek 1 kilo patlıcan, 1 kilo biber, 2 kilo salatalık, 3 kilo domates, 5 kilo soğan, patates almak için yarışıyor. Kimileri gelip sırayı görünce geri dönüyor. Kuyrukta bekleyenlerden daha büyük bir kalabalıksa olanı biteni izliyor. Kuyruklarda çoğunluk emeklilerden, ev kadınlarından ve işsizlerden oluşuyor.

Tanzim satış noktalarında domates, salatalık, ıspanak, patates, soğan, patlıcan ve biber gibi Türkiye'nin her bölgesinde üretilebilen ürünler satılıyor. Türkiye tarım ürünleri üretiminde dünyada kendi kendisine yetebilen 7 ülkeden biri olarak biliniyor. Vatandaşın daha "ucuzu" için bugün kuyruğa girerek aldığı tarım ürünlerinin tamamını Türkiye kendi topraklarında üretebiliyor.

Ama çiftçiye yeterli destek verilmeyince, ithalat başladı ve bugünlere gelindi; Türkiye tarihinde "meyve sebze ürünleri için kuyruk" ilk kez yaşanıyor.

Tanzim satışı noktaları Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatıldı. Erdoğan, vatandaşın ilgisi üzerine temizlik başta olmak üzere diğer ürünleri de bu merkezlerde satacaklarını açıkladı. Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, tanzim satışta 2,5 aylık planlamalarının olduğunu söyledi.

Uzmanlara göre tarım ürünlerindeki fiyat artışı arz yetersizliğinden kaynaklanıyor. Dış ticaret verilerine göre Türkiye, kırmızı eti Brezilya, Arjantin'den, buğdayı Rusya ve Ukrayna'dan, mısırı Rusya'dan, arpayı Fransa'dan, mercimeği Kanada'dan, çayı Sri Lanka'dan, pirinci ABD'den, kuru fasulyeyi Meksika'dan, nohudu Hindistan'dan üzümü İran ve Şili'den ithal ediyor. Son dönemde soğan da ithal edildi. Türkiye tarım ürünlerinde üretimi teşvik etmek yerine ithalatı tercih etmesi mutfağı yangın yerine çevirdi.

 

Pazarcılar tepkili

Pazarcılar, tanzim çadırlarında yapılan satışlara tepkili. İsim vermeyen bir pazarcı, "Patatesin kilosunu beş liraya satıyorum. Bana dört liraya mal oluyor. Yanımda çalışan iki kişi var, bunların masrafı, benim tezgahımın masrafı var. Bir fahiş fiyat yok. Benim faturama herkes gelip bakabilir. Madem öyle biz satalım. Tanzim çadırı kurmasın. Biz de ucuz satmak istiyoruz, getirsin bana ben satayım. Bunun sonu yok, çünkü kendileri de ucuza mal etmiyor, bu sadece seçim öncesi politika başka bir şey yok. Bu durum esnafı mağdur ediyor."

Domates satan bir esnafsa "Domatesi dört yedi yüze mal ediyorum. İki liraya satmam mümkün değil. Böyle devam ederse biz tezgahı kapatırız, iş yapamayız. Meydan orada biz buradayız. Şu tezgahı açıp toplamanın 1000 TL masrafı var."

Ekonominin yeni tartışma başlığı tanzim satış noktaları sadece Ankara ve İstanbul'da AKP'li belediyelerce kuruldu.  Tanzim satışlar internete de taşındı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, "PTT'nin online platformu üzerinden de sebze meyve alınabileceğini" söyledi.

Turhan, "sebze ve meyvede tanzim satış uygulamasını, Türkiye'nin Milli Pazaryeri Platformu"nda başlattıklarını açıkladı ve "tarım ürünlerinin vatandaşlara ulaşması sürecinde yaşanan aracı hizmet ücretlerini ortadan kaldırmayı hedeflediklerini" söyledi.

Site üzerinden alışveriş yapmayı denediğimizde; bir ürün için sepete en fazla 3 kilo eklenebiliyor. Bir kilo ürünün kargo bedeli ise 3,70 TL; 3 kilo ürünün kargo bedeli 11.10 TL.

 

Enflasyonu düşürebilecek mi?

BBC Türkçe'nin haberine göre, ekonomistler tanzim satış yerlerinin enflasyonu düşürmek için etkili olacağı konusuna temkinli yaklaşıyor.

Ekonomist Ali Rıza Güngen, zincir mağazaların da bu uygulamayla fiyatlarını düşürdüğünü belirterek, "Fiyatların kısa bir süre (seçimlere kadar?) kontrol altına alınmasını bekleyebiliriz. Ama deneyin sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Bir ay sonra kontrol edelim" dedi.

Ekonomist Mustafa Sönmez, "TÜİK'in enflasyonu hesaplarken fiyatları belli bir yöntemle belirlenmiş yerlerden ayda iki kez topladığını" hatırlatarak "tanzim satış yerlerindeki fiyatların enflasyon verisine yansımayacağı" yorumunda bulundu.

Ekonomist Ümit Akçay ise Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Tanzim-satış meselesi, iktidarın seçim kampanyası ile ilgili. TÜİK, enflasyon verisi için buralardan fiyat alacak mı, izlemek lazım. Bir de krizin iktidarlara neler yaptırabileceği ile ilgili ilginç bir örnek" dedi. 

 

"DOMATES, BİBER, PATLICAN" DEYİP GEÇMEYİN

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) -Türkiye'de Medyanın bu günlerde konusu  " domates, biber, patlıcan" . Ancak bu konu,  bunları sayıp geçmekle geçiştirilemeyecek bir olgu. Zira arka planında derin ekonomi politikası eksiklikleri ve uygulamaları yatıyor.  Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yeni hükümetin kurulması sürecinde yaşanan ekonomi politikaları ile tetiklenen döviz kurundaki sıçrama, zaten enflasyonda genel bir sıçrama yaratarak besin maddeleri fiyatlarındaki artışı tetikledi. Bu süreçte dövize karşı faiz silahının kullanılmayışı ve Merkez Bankası'nın bu yönde adım atamayışı, dış dünyadaki para kredi kurumlarının olumsuz tavırlarına yol açtı. Mevsimin kışa dönmesi ve buna eklenen sera bölgelerindeki sel baskınları piyasa dengelerini bir kez daha sarstı.  Ancak daha önce soğan ve patateste yaşanan fiyat artışları da dikkate alındığında Türk tarım sektöründe yaşanan imdat sinyallerinin algılanmasına yetmedi. Türk tarımında üretim ve üretim girdilerine yönelik teşvikler yerine gelir transferi şeklinde yapılan teşvikler,  Türk tarım sektörünü mercimekten soğana veya samana kadar her şeyi ithal eder duruma düşürdü. Türk tarım sektörü yeni bir anlayışla yeniden üretimi ön plana çıkaracak, yapısal tarım politikalarına ihtiyaç duyuyor.

Diğer yandan domates, biber ve patlıcan vb. sebzelerde getirilen tanzim satış uygulaması, şu andaki uygulama şekli ile piyasa sistemi mantığından çok, merkezi komuta sistemi mantığı ile getirilen bir düzenleme algısı yaratıyor. Piyasa sisteminde bu tür uygulamalar çok istisnai durum ve kısıtlı alanlarda örneğin bir afet bölgesinde geçici olarak uygulanabilir. Oysa bu günkü uygulama bu şekli ile iktidarın zaman zaman iç politika malzemesi olarak kıllandığı 1940'lı yılların Harp dönemine ilişkin uygulamasını çağrıştırmaktan da geri durmuyor. 16 Milyonluk bir kentte yüzlercesini kursanız bile kuyrukları önleyemezsiniz.  Ayrıca 1980 öncesinde de yağ ve petrol ürünlerinde uygulanan müdahaleleri de yeniden hatırlatılıyor.  Eskinin Tansaları, Özal döneminde anonim şirketlere dönüştürülüp piyasa aktörü olarak düzenlenerek ekonomiye kalıcı olarak kazandırılmıştı.

Sonuç olarak halkın temel gıdası olan ürünlerin sağlıklı ve sürdürülebilir bir sistem içinde kendilerine ulaştırılabilmesi, emir komuta düzenlemelerine dayalı geçici düzenlemelerle değil; hem tarım sektöründe köklü ve kapsamlı bir yeniden yapılandırma politikası; hem de piyasa sisteminin etkin işlediği, piyasa sisteminin işleyiş mantık ve ilkelerinin titizlikle korunduğu uygulamalar içinde gerçekleşebileceği unutulmamalıdır.  Ayrıca bunlarla uyumlu bir para ve maliye politikası; yani istikrar, konjonktür ve büyüme politikası da eşlik etmelidir. Aksi durumda yanlış müdahale ve uygulamalar ekonomide yarardan çok zarara yol açabilir. Konu domates biber ve patlıcan konusu olmanın çok ötesindedir. Konu etkin işleyen bir Ekonomik Süreç ve Ekonomik Sistem politikaları ile ilgilidir. Bu konuda benim "Sosyal Piyasa Ekonomisi-1987" kitabıma bakılabilir.

 

 

"YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI KUYRUKLARA DAVETİYE ÇIKARDI"

Ramazan Abay (Prof. Dr.) -Ağustos 2018'e kadar baskı altında tutulan döviz kurları nihayet Ağustos 2018'de patladı ve dolar kuru 7 TL'yi ve Euro kuru ise 8 TL'yi geçer duruma geldi. Yanlış tarım politikaları sonucu yaşanan bu olumsuz koşullar reel sektörü etkilediği kadar tarım sektörünü de büyük ölçüde etkiledi. Diğer taraftan tarım sektörünü etkileyen bir diğer unsur da yaşanan olağanüstü hava koşulları uzun yıllardan beri sebze meyve üretim merkezleri hiçbir zaman bu kadar yağış almamıştı. Ürününü toplayıp pazara arz edemeyen üreticiyi ve bu işin ticaretini yapan kesimleri "fiyatları körüklüyorlar" diye anons etmenin çok doğru bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum. Keşke siyasi irade 79 vilayette ikamet eden vatandaşları bir kenara bırakarak seçim kazanma duygusu ile hareket edip Tarım Kredi kooperatifleri ve belediyeler aracılığıyla buluşturmak yerine bu fiyat yükselişlerinin aşırı yağışlar nedeniyle hasadın yapılamadığını, yükselişin tamamen geçici olduğunu vurgulayan bir politika izleyebilseydi. Kuşkusuz bu davranış, seçim arifesinde çok daha etkili olabilirdi kanısındayız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin baştan başa çalkalandığı Gezi Parkı olayları sırasında ve sonrasında, göstericilerle ilgili "şok" iddialar ortaya atmış...

Avrupa Parlamentosu (AP), ''Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki katılım müzakerelerinin askıya alınması'' önerisinde bulunan kararı Strasbourg'daki genel kurul ...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Uzmanlar, ''yapısal tedbirler alınmadıkça, hayat pahalılığının halkın büyük çoğunluğunu yakmaya devam edeceğini'' belirtiyorlar.

Yazarlar
Website Security Test