Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Listeler ortaya çıktı; Millet'te de Cumhur'da da, ''cicim ayları'' bitti

1.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

AKP'de bile ilk defa itiraz sesleri yükseldi ve istifalar oldu. CHP'yi sarsacak gelişmeler var. MHP'den ve İyi Parti'den de, yüksek sesli itiraz sesleri ve istifa haberleri geliyor!.. Gözlem, Türk siyasetinin yerel seçime gidilirken "ittifaklarda yaşanan sancıları" siyasetin iki duayen ismine sordu...

ENGİN TATLIBAL

Her seçim, bir vazgeçiştir derler. Her alanda geçerliliği olan bu özdeyişin hayattaki tezahürü, söz konusu siyaset olunca daha net bir biçimde görülüyor. Çünkü siyasetteki vazgeçişler partileri, ülkelerin yönetimlerini ve nihayetinde toplumun genelini etkiliyor.

31 Mart yerel seçimleri için aday belirleme sürecinde "vazgeçişlerin" en yoğun biçimde yaşandığı parti CHP oldu. İzmir tarihinde en uzun süre belediye başkanlığı yapan isim olan ve "Ekim ayında aday olmayacağını" açıklayan Aziz Kocaoğlu, aday tespiti toplantısının sabahı "yeniden aday olacağını" açıkladı ve Merkez Yürütme Kurulu ile Parti Meclisi toplantıları bir hafta ertelendi. Bu bir hafta gerilimli geçti.

İlçe belediye başkan adaylarının belirlenmesi sırasında ise CHP Parti Meclisi'nde gerilim giderek tırmandı. İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, listeye tepki göstererek PM üyeliğinden istifa etti. Aynı toplantıda İstanbul adaylarının belirlenmesi sırasında da İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu istifa etti; ancak birkaç saat sonra "İstanbul Büyük şehir belediye Başkan Adayı İmamoğlu'nun telefonu ile"  kararından vazgeçti. Bu istifaya Kılıçdaroğlu'nun çok sinirlendiği, kulislere malzeme oldu.

Öyle ya da böyle, mevcut siyasi partiler kanunu ve partilerin yerleşik uygulamalarına dayanarak belirlenen adaylarla seçime gidilecek. Ancak CHP'nin yaptığı seçimlerin ve vazgeçişlerin sandığa nasıl yansıyacağını tahmin etmek güç.

 

İYİ Parti kanadı

Millet İttifakı'nın diğer kanadı olan İYİ Parti'de de CHP'nin seçimleri ve vazgeçişleri yakından izlendi. Bilhassa İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer ismi, ülkücü tabana sahip partide rahatsızlık yarattı. Zira Tunç Soyer, 12 Eylül sonrasında ülkücülere karşı açılan davaların savcısıydı. Soyer, o dönem hem partinin lideri Alparslan Türkeş ve hem de üst düzey yöneticiler ve partililer hakkında "idam" dahil  ağır cezalar talep etmişti.

İYİ Parti yönetimi, "Babanın suçlarından oğulllar sorumlu tutulamaz" diyerek Tunç Soyer'in adaylığıyla bir meseleleri olmadığını ifade ediyor ama "babanın suçları" ifadesini kullanarak, ortada bir suç olduğunu da vurgulamış oluyorlar. CHP kanadı ise Nurettin Soyer'in Fethullah Gülen'e hüküm giydiren ilk savcı olmasına vurgu yapıyor. Bütün bu yaşananlara istinaden Millet İttifakı'nın İYİ Parti kanadında en azından "ülkücüler çatlağı" medyada geliyor, Manisa Milletvekili Tamer Akkal istifa ediyordu.

 

HDP ile "yan cebime koy" siyaseti mi?

Öte yandan Halkların Demokratik Partisi (HDP), İzmir ve İstanbul'un da aralarında bulunduğu yedi büyükşehirde aday çıkartmama kararı aldı. "İsimler Kandil'de belirleniyor" iddialarına karşı tüm adaylarını önseçim ile belirleyen partinin kritik merkezlerde aday göstermemesi, "Ortada adı konulmamış bir ittifak mı var" sorusunu akıllara getirdi.

BBC'nin haberine göre Güneydoğu'da kendi adaylarını çıkaran HDP'de de içten içe bir huzursuzluk var. Partinin Kürt olmayıp geleneksel sol hareketten gelen kanadı, Kandil ve İmralı'ya mesafeli durmaya devam ediyor. Bu kanadın seçimlerin ardından yeni bir sosyalist parti kuracağı, hatta bu yeni partiye CHP'den geçecek milletvekillerinin de olduğu konuşuluyor.

 

Abdullah Gül beklemede

AK Parti'de ise sular her zamanki gibi durgun görünüyor. Ancak apartmanın karşı kaldırımında bekleyip duran ve gözünü pencereden ayırmayan bir adam, evde bir parça huzursuzluk yaratmıyor değil. Abdullah Gül'den söz ediyoruz. İlk kez Milliyet'ten Talat Atilla'nın gündeme getirdiği "Gül önderliğinde yeni parti kurulacak" iddiası, bugünlerde yeniden gündemde. BBC'ye göre bu hareketin içinde eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan gibi AK Parti iktidarlarında önemli görevler üslenmiş isimler de yer alacak. "Gül olmazsa, bu ikiliden biri yeni partinin genel başkanı olacak" sözleri kulislerde dolaşıyor. Bu hesaplar, daha çok yerel seçimlerde AK Parti'nin oy kaybedeceği öngörüsü üzerinden yapılıyor. Bir iddiaya göre de yeni bir parti kurulması yerine Gül'ün, geçmişte siyaset yaptığı milli görüş geleneğinin mevcut temsilcisi Saadet Partisi'nin başına geçebileceği de iddia ediliyor.

 

 

"AKP'DE 'SEN ESKİDİN, YERİNE YENİLERİ GELMELİ' KAVGASI VAR"

Ali Naili Erdem (Eski Başbakan Yardımcısı) -Siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi parti, bir fikirler ve kaideler manzumesidir. O partinin içinde yer alanlar, bu kaidelerin ve görüşlerin sahipleri olabilirler. Ancak parti yönetimi bir karar alıyorsa, o partinin istikrarı için yapacakları tek şey, alınan kararlara uymaktır. Şu anda demokrasinin zafiyet içinde olmasından yararlananlar, fikri özgürlüğü ön plana alarak yönetici kadroların yaptığı seçimleri beğenmiyorlar. Bunun neticesinde de parti içinde sükuneti değil, dalgalanmayı meydana getiriyorlar.

Böyle bir tabloda siz, oy kullanacak bir insan olarak içinde istikrar olan bir partiyi mi, dalgalanmalar içinde olan bir partiye mi tercih edersiniz? Söylemek istediğim, vatandaş ktendi içinde durulmamış, kavgasını bitirmemiş, kargaşa içindeki bir parti varken, diğer alternatiflere yönelir ve oyunu o şekilde kullanır. Bu itibarla Cumhuriyet ile özdeşleşen Halk Partisi içindeki arkadaşlarımızın "Onu beğenmedim, aday şu olmalıdır" şeklindeki anlayışları, 31 Mart'ta yapılacak seçimleri kendi lehlerine değil, aleyhlerine sonuçlandırır.

Bu noktada olması gereken şey, muhalefetin iktidar karşısında başarılı olmasıdır. Bu başarıda kişiler ve isimleri aramayın; fikre sadakatle inananı arayın. Eğer o, vatanın bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü ilkesinde sabitse; eğer o, daha huzurlu bir dünyada Cumhuriyet'in var olmasında kararlıysa; eğer o, parlamenter nizamın yeniden tesis edilmesi inancı içindeyse; "Benim istediğimi aday göstermediler" şeklindeki bir anlayıştan yola çıkarak, partinin içinde huzursuzluk yaratma hakkına sahip değildir. Bugün iktidarın uygulamalarından bunalan bütün millet, çare kapısı olarak Halk Partisi'ni görmektedir. Bu insanlar, anlattığım gibi bir tablo içinde, sükunetin müteyyit olduğu bir ortamda yekvücut olmanın, yumruğunu yere vurmanın anlayışı içinde olmadığını görünce "Adam sen de, bunlar kendi aralarında bile anlaşamıyorlar, yarın iktidar olduklarında hiç anlaşamazlar" deyip, AKP'ye dönüp reyini ona verir. Bu yanlıştır, yan-lış-tır!

Diğer partilerin durumlarına gelince... HDP'nin vatanın bütünlüğü ile bir ilgisi yok. "Türkiye" demiyor, "Cumhuriyetimiz" demiyor, "Atatürk İlke ve İnkılapları" demiyor. Yaptığı tek şey, kendisine inanan bir etnik grubun iktidar olmasının kavgasıdır. Nerede bir Türk varlığı varsa rahatsız olmaktadır. Dolayısıyla bu partinin yerel seçimlerde başarılı olması, Cumhuriyet'in başarılı olması ile ilgili değildir; Cumhuriyet'in çağdaş yönlere yürümesi ile ilgili değildir. Tek ilgisi, kendi etnik kökenine mensup insanların iktidar olmasıdır. Bu da yanlıştır!

MHP'ye ve Sayın Devlet Bahçeli'nin şahsında yürüyenler, bana göre, kendi müstakil iradeleriyle hareket etmiyorlar. Sayın Bahçeli, beni şaşırtacak ölçüde "koltuk değneği" mevkiine geçmiştir. Bu mevkideki kişilerin koyduğu adaylar da kim olursa olsunlar, sıfatları ne olursa olsun, Cumhuriyet'in faziletini benimsemiş insanlar olamazlar. Neden? Sen birisine teslim olmuş durumdasın; bu teslimiyet halinin demokraside yeri yoktur.

AKP'nin içindeki duruma gelince; benim gözlemime göre AKP'nin içinde bir fikrin veya bir idealin kavgası yoktur. Ya nedir? Kendisine göre vakitleri tamam olanlarla yerlerine geçmesi düşünülenlerin arasındaki bir kavga vardır. "Sen eskidin, senin yerine yenileri gelmeli" diyor ve burada da yine devlet, yine Cumhuriyet, yine rejim yoktur.

 

 

"TÜRKİYE ARTIK İKİ PARTİLİ BİR SÜRECE GİRMİŞTİR"

Metin Öney (Türk Parlamenterler Birliği İzmir Şubesi Başkanı) -Öncelikle şunun altını çizmek gerek; bu bir yerel seçim olmakla birlikte aslında genel seçimdir. Çünkü; 30 büyük şehirde bütün seçmenler oy kullanacaktır. 51 ilde de il genel meclis seçimleri sebebiyle yine bütün seçmenler oy kullanacaktır. Bu sebeple iştirak itibariyle tüm seçmenlerin katılacağı bir genel seçim olacaktır.

İkinci husus; artık Türkiye iki partili bir sürece girmiş bulunmaktadır. Bir tarafta: Cumhur İttifakı (Cumhur İttifakı Partisi - CİP), diğer tarafta Millet İttifakı (Millet İttifakı Partisi - MİP).

Zaman içinde önceden planlandığı gibi "tek partili" bir rejime dönüşür mü, bekleyip göreceğiz.

İzmir'de Cumhur İttifakı için bir sorun gözükmüyor. Ancak aynı şeyi Millet İttifakı için söylemek mümkün gözükmüyor. Çünkü; öncelikle adayların açıklanması fevkalede gecikmiştir ve hala bütünüyle açıklanmış değildir. Oysa karşı taraf adaylarını açıklamış ve sahaya sürmüştür.

Bilhasa CHP nin bu ağır aksak tutumu, seçmende de partililerde de tereddütlere yol açmıştır. Hala durumun berraklaşmaması son derece zafiyet yaratmıştır. Açıklanan adaylarla ilgili ciddi tartışmalar ve tepkiler söz konusudur. Bir çok yerde teşkilatlar ya istifa ederek ya da kırgınlıklar ortaya koyarak tepkilerini göstermektedirler.

Bilhassa bir ittifak söz konusu olduğu halde Tunç Soyer'in adaylığı, İYİ parti açısından ciddi tartışma yaratmıştır. Babasının eski Sıkıyönetim Savcısı olması en büyük handikaptır. "Yaraları kaşımamak" veya "suç babadan oğla geçmez" sloganları ile meseleyi geçiştirmek mümkün değildir. O günlerde kim ne yaşamışsa kendisi yaşamıştır ve bunları öyle  değerlendirmek mümkün değildir. Parti üst yönetiminin bu konuda yaptığı açıklamaların tabanı tatmin ettiği düşüncesinde değiliz. Bu büyük bir ihtimalle sandığa gitmemek veya bağımsız adaya oy vermek süretiyle tecelli edebilir.

Bu sebeple İzmir'de "ittifakın" iyi çalışabileceği  hususunda ciddi kaygılar vardır. Esasen açık ara kazanılabilecek bir seçimi CHP adeta tehlikeye sokmuştur; hem gecikerek ve hem de aday ile ilgili tepkileri dikkate almayarak. İlçeler içinde benzer şeyleri söylemek mümkündür.

AKP tabanını hedefleyen ve Abdullah Gül veya Ahmet Davutoğlu liderliğinde hayata geçirilecek herhangi bir siyasi oluşumun söz konusu olacağını ya da gerçekleşse bile şansının olacağını düşünmüyorum. Çünkü partinin mevcut yapısı içinde böyle bir taban yoktur. "AKP kaynıyor" şeklindeki söyleme katılmadığımı ifade etmek isterim, AKP içinde Recep Tayyip Erdoğan mutlak hakimdir.

İYİ Parti'nin bekleneni verememesinden ötürü merkez sağda bir boşluk olduğu belki düşünülebilir. Çünkü İYİ Parti, büyük bir fırsatı  kaçırmıştır. Kuruluşunda ve organizasyonunda doğru adımlar atılamadığı için bir önceki seçimde bilinen tablo ortaya çıkmıştır. İttifak olmasa belki daha olumsuz bir tablo bile söz konusu olabilirdi.

HDP'nin çeşitli büyükşehirlerde aday göstermemesi de kimilerince gizli bir ittifak olarak değerlendirilmektedir. Bu yargı, İzmir özelinde ittifak değil ama "destek" şeklinde yorumlanabilir. Ancak HDP, diğer yerlerde AKP'yi destekler. Çünkü iktidardaki AKP ve onun genel başkanı muhataplarıdır. Geçmişte Çözüm Süreci, Oslo Görüşmeleri ve Dolmabahçe Mutabakatı, iktidar ile yapılmıştır. Muhalefetten HDP'ye bir yarar gelmez. Örneğin cezaevindekiler çıkacaksa bunu Millet İttifakı'ndaki partiler mi yapacaktır? Dolayısıyla İzmir istisna olmak üzere HDP'nin destekleyecekse AKP'yi destekleyeceğini düşünüyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun başkan seçilmesinin ardından istifa eden AKP döneminin İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı'nın ekibi belediye 60 milyarlık İBB bütçesinin 40 mi...

25 Temmuz 2019 tarihli Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu (PPK) Toplantısı'nda alınacak faiz kararı ne olacak?

Avrupa Birliği'nin (AB) yaptırım kararına Türkiye Akdeniz'e dördüncü bir gemi gönderme kararıyla karşılık verdi. Kıbrıslı Rumlar ise Kıbrıslı Türklerin ortak komite ön...

GÖZLEM, ''KUZEY AFRİKA'DA DA MI BİR 'SURİYE SENARYOSU' VAR?'' sorusuna cevap arıyor.

Duygu Özerson Elakdar, Urla’da Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan kiraladığı 2 bin 400 dönümlük alanda zeytin ormanı oluşturdu. Bölgeye 60 bin zeytin ağacı diken iş kadını ...

Abdullah Gül / Ali Babacan girişimi mi, Ahmet Davutoğlu çıkışı mı, Çoban Ateşi Hareketi mi şanslı? GÖZLEM uzmanlara sordu. İşte cevaplar…

Yazarlar
Website Security Test