Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tablo ortada; ''acil tedbir isteyen'' kriz derinleşiyor

21.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uzmanlar, ''seçimler sebebiyle köklü tedbirlerin alınamayacağının'' altını çiziyor ve ''Pansuman değil, köklü tedbirler şart'' diyorlar. İşte görüşler…

Yükselen döviz kuru etkisiyle artan enflasyon, yılın ikinci yarısında hızla türbülansa giren ekonomiyi dibe doğru çekti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son veriler “krizin üstünün örtülemediğini” gösteriyor.

Ekonomi uzmanları, durumun “resesyon mu, depresyon mu, stagflasyon mu, slumflasyon mu olduğunu” tartışırken, ortaya çıkan tablo, endişe verici ve “acil, köklü tedbirler” gerekiyor; “seçim var” diye “pansuman kararlar ve uygulamalar” değil.

Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğini yüzde 1,6’lık büyüme ile kapattı. Ekonomi 2018'in ilk çeyreğinde yüzde 7,4 ikinci çeyreğinde ise yüzde 5,2 büyümüştü. Açıklanan son verilere göre, işsizlik yüzde 11,4 ile 2017 Şubatı'ndan bu yana en yüksek seviyede. Sanayi üretimi yüzde 5.7 geriledi. Karşılıksız işlemi yapılan çekin tutarı 25 milyar liraya dayandı. ÖTV’nin sıfırlanmasına rağmen beyaz eşyada satışlar kasım ayında yüzde 18 düştü. Bütçe açığı yılın 11 aynıda yüzde 105’i buldu. Ekonomik göstergelerin açıklanmasıyla, dördüncü çeyrekte ekonominin resesyona girebileceği endişelerini artırdı.

24 Haziran seçimleri öncesinde verilen hibe ve desteklerle yapılan kontrolsüz harcama, yılın ikinci yarısı için ekonomide deprem etkisi yaptı. Türk Lirası’nın (TL) döviz karşısında değer kaybı, üretimdeki gerileme, firmaları zor durumda bıraktı. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın verdiği bilgiye göre, "Anonim şirketlerde 294, limited şirketlerde 552, toplam 846 şirket konkordato ilan etti. Pekcan, bu şirketlerin 282'sinin İstanbul, 115'inin Ankara, 65'inin İzmir, 46'sının Kocaeli, 28'inin Mersin, 25'inin Bursa, 13'ünün Hatay, 14'ünün Kayseri, 260 şirketin de diğer illerde olduğunu açıkladı.

 

Sanayi üretimi ekimde düştü

TL’nin döviz karşısında değer kaybı, maliyetleri artırması, iç talepteki gerileme sanayide üretimi düşürdü. TÜİK’in açıkladığı ekim ayı Sanayi Üretim Endeksi verileri, üretimin düştüğünü teyit ediyor. Verilere göre, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,7, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi de bir önceki aya göre yüzde 1.9 azaldı. Piyasanın nabzı anlamına gelen perakende satışlar, ağustos ayından bu yana sürekli düşüyor. Perakende satışlar, geçen yılın aynı ayına göre ağustos’ta yüzde 2,5, eylül’de yüzde 1,2, ekimde ise yüzde 6,8 oranında düştü.

 

Devletin kasasında açık yüzde 105!..

Ekonomide yaşananlar bütçe açığını 11 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 105 artırdı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayımladığı bütçe istatistiklerine göre, Devletin kasası 11 ayda 54.5 milyar lira açık verdi. Bütçe kasım ayında 7,6 milyar lira fazla, ocak - kasım döneminde ise 54,5 milyar lira açık oluştu. 2017 yılının aynı döneminde 26,5 milyar lira olan bütçe açığı, bu yılın ocak- kasım döneminde yüzde 105 oranında arttı. 2017’inin kasım ayı bütçe fazlası, bu yılın aynı dönemine göre fazlaydı, 8,5 milyar lira olarak gerçekleşmişti. Kasımda bütçe gelirleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25.6 artarak 81.9 milyar lira, bütçe giderleri ise yüzde 31.1 yükselerek 74.3 milyar lira olarak gerçekleşti. Bütçe gelirleri ocak- kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20.2 artışla 690.8 milyar lira, bütçe giderleri yüzde 24 yükselişle 745.4 milyar lira oldu. Bütçenin önemli bir bölümü yine faize gitti. Faiz giderleri için 11 ayda 71.8 milyar lira harcandı.

 

İşsizlik yüzde 11,4’e çıktı

Artan konkordatolar ve üretimin düşmesinin etkisi işsizlikte de görülüyor. İşsizlik oranlarını TÜİK açıkladı. Verilere göre İşsizlik oranı eylülde geçen yılın aynı ayına göre 0,8 puan artarak yüzde 11,4 oldu. 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılı Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 330 bin kişi artarak 3 milyon 749 bin kişi oldu. Böylece işsizlik oranı Mart 2017'den (yüzde 11,7) bu yana en yüksek seviyeye çıkmış oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 0,7 puanlık artış ile yüzde 13,5 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,6 puanlık artış ile yüzde 21,6 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 0,9 puanlık artış ile yüzde 11,7 olarak gerçekleşti.

İstihdam edilenlerin sayısı 2018 yılı Eylül döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 266 bin kişi artarak 29 milyon 63 bin kişi, istihdam oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 47,8 oldu.

 

Beyaz eşyada satışlar yüzde 18 geriledi

Beyaz eşya sektöründe iç satışlarda yaşanan sert düşüşü 31 Ekim’de sıfırlanan ÖTV’de kurtaramadı. Türkiye Beyaz Eşya sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) verilerine göre; buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinesi ve fırından oluşan dört ana ürün grubunda iç satışlar kasım ayında satışlar yüzde 18 düşüşle 427 bin 742 adet olarak gerçekleşti. Ocak-kasım döneminde ise yüzde 17 düşüşle 5.8 milyon adet oldu. Beyaz eşya ihracatı ise kasım ayında yüzde 9 artışla 1.84 milyon adet, ocak-kasımda ise yüzde 6 artışla 17.68 milyon adet oldu. Sektör üretimi kasımda yüzde 4 artışla 2.24 milyon, ocak-kasımda ise yüzde 1 düşüşle 23.46 milyon adet olarak gerçekleşti.

 

Karşılıksız çek tutarında büyük artış

Ocak-kasım döneminde karşılıksız işlemi yapılan çeklerin tutarı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 60 artışla 25 milyar TL oldu. Kasım 2018 çek bilgilerini Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi yayımlandı. Buna göre bankalara ocak-kasım döneminde ibraz edilen 528 bin keşideciye ait 19 milyon adet çekin toplam tutarı 853 milyar TL olurken, bir önceki yılın aynı dönemine göre çek tutarı yüzde 18, çek adeti yüzde 2 arttı. Aynı dönemde keşideci sayısı (tekilleştirilmiş) ise yüzde 2 geriledi. Ocak-kasım döneminde, bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan, 48 bin keşideciye ait 505 bin adet çekin toplam tutarı 25 milyar TL oldu. Karşılıksız işlemi yapılan 29 bin keşideciye ait toplam 4,3 milyar TL tutarındaki 101 bin adet çekin daha sonra ödendiği görüldü.

Geçen yılın aynı dönemine göre, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin tutarı yüzde 60, çek adeti yüzde 22 ve tekil keşideci sayısı ise yüzde 3 artı. Karşılıksız işlemi yapılan çek adedinin ibraz edilen çeklere oranı yükseldi. Kasım ayında, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen çeklere oranı tutar olarak geçen yılın aynı dönemine göre 2,6 puan artarak yüzde 4,8, adet olarak ise 2,6 puan artarak yüzde 4,6'ya çıktı.

Karşılıksız işlemi yapılan çek tutarının, adetinin ve keşideci sayısının en yüksek olduğu 5 il İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya olarak sıralandı. Tutar olarak karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en yüksek olduğu 5 il ise sırasıyla yüzde 7,6 ile Osmaniye, yüzde 7,2 ile Mardin, yüzde 6,5 ile Muş, yüzde 6,3 ile Bingöl ve yüzde 6,1 ile Artvin oldu.

 

“TÜİK verileri tartışmalı”

MHP’nin ekonomi kurmayı Samsun Milletvekili Erhan Usta, TÜİK’in büyüme verilerinin tartışmalı olduğunu, ekonomideki gerçek durumu yansıtmadığını ve Türkiye ekonomisinde slumpflasyonun (enflasyon içinde küçülme) başladığını söyledi.  Usta, TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın durgunluk yaşanmadığı yönündeki beyanının gerçeği yansıtmadığını ve işin aslının başka olduğunu söyledi. TÜİK’in yüzde 1,6 büyüme açıkladığı bültende, takvim ve mevsim arındırılmış verilere göre ekonominin çeyrekten çeyreğe yüzde 1,1 küçüldüğünü ilan ettiğine dikkat çeken Usta, aynı rakamlar ABD ve Hollanda istatistik kurumları tarafından açıklanması halinde ortaya çıkacak durumun karşılaştırmalı örneklerle teknik analizini yaptı.

 

 

STAGFLASYON… SLUMFLASYON…

Ekonomilerde büyüme ve enflasyon ilişkilerine göre 4 türlü tablo vardır:

1 –Ekonomi sıfır enflasyonla büyüyorsa; “enflasyonsuz büyüme.”

2 –Ekonomide hem reel büyüme hem de enflasyon varsa; “enflasyonlu büyüme.”

3 –Ekonomide reel büyüme sıfır ya da sıfıra yakın iken enflasyon varsa; “stagflasyon.”

4 –Ekonomide reel büyüme eksiye düşerken, enflasyon da ortaya çıkıyorsa ; “slumpflasyon.”

 

 

RESESYON… DEPRESYON…

 

Resesyon, “ekonomik faaliyetlerde ‘ılımlı’ olarak daralma, üretimde azalma ve en az altı ay süreyle küçülme yaşanması yüzünden reel gayri safi yurt içi hasılanın (GSYIH) düşmesi, ekonomik büyümenin nüfus artış hızının altına inmesi, fert başına düşen milli gelirin durağan ve gerileyen hâle dönüşmesi, işsizliğin artması” durumudur.

Ekonomideki daralma “ılımlı” değil “şiddetli” olursa buna “depresyon” denilir.

Uzun bir resesyon “ekonomik çöküş” anlamına gelir.

 

 

“STAGFLASYON DÖNEMİ”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr) –Türkiye’nin 3. çeyrek büyümesi, son 7 çeyrek büyümenin oldukça altında gerçekleşti. Hatta 2018 yılının ilk çeyreğindeki duraklamadan sonra (tabloda) ekonominin sürekli bir gerileme dönemine girdiği görülmektedir.

2018’in son çeyreğindeki büyüme de negatif veya sıfır dolaylarında beklendiğine göre, artık ekonomide sürekli küçülmeden (resesyon) stagflasyona doğru bir dönemin içinde olduğu beklenmektedir.

 

3. çeyrek büyüme mukayesesi / % Büyüme /  %

 

  20172018   2017 2018
      
Tarım3.6  1.01. Çeyrek5.37.2
Sanayi15.40.32. Çeyrek5.35.3
İnşaat  18.8  -5.3   3. Çeyrek 11.51.6
Hizmetler11.53.74. Çeyrek  7.3-


Sanayi üretimi geçen yıla göre yüzde 5.7, ara ve yatırım malları yüzde 9.5, sermaye malı üretiminde yüzde 6.7 oranında daralmıştır. Ekonomide Güven endeksi yüzde 79’dan, 74’lere, kapasite kullanım oranları da yüzde 74’lere düşmüştür. Makro ekonominin öncü göstergeler niteliğindeki bu olumsuz tablo ekonomide sert bir düşüşün olduğunu göstermektedir. Yani ekonomide durgunluğun da ötesinde bir küçülme görülmektedir.
Tablo son çeyrekteki yüzde 1.6’lık büyüme oranından nüfus artış hızını düşürürsek sıfıra yakın (0,35’lik) bir büyüme oranı görülmektedir. Yani toplumda bir gelir artışı, refah seviyesinin yükselmesi olmamış, tersine enflasyon kadar fakirleşmiştir. 

Ekonomide enflasyon hali yaşanırken, ekonomi büyüyorsa enflasyon içinde durgunluk, yani stagflasyon gündemde demektir. Ekonomide stagflasyon ya arz şoku ya da zayıf ekonomi politikalarından kaynaklanmaktadır. Arz şokunda üretim azalmakta ve yüksek enflasyon nedeniyle üretim maliyetleri yükselmektedir. Çünkü, stagflasyona neden olan sebepler, döviz kurunun yükselmesi, ithal mallarındaki fiyat artışları, enerji fiyatları ve işgücünün yapısında görülen değişmelerdir.

Türkiye ithalata dayalı bir büyüme modeli uygulandığından üretim yapabilmek için birincisi ara ve yatırım mallarına, ikincisi de enerji ve doğalgaza bağımlıdır. Bu girdilerdeki fiyat artışları zincirleme olarak bütün fiyatları artırmaktadır. Sürekli fiyat artışı da enflasyondur. Yüksek enflasyon dar gelirlilerden zengine kaynak aktaran ve toplumun çoğunu fakirleştiren bir olgudur.

Nitekim bir önceki çeyreğe göre çalışan işçilerin büyümeden aldığı pay yüzde 36’dan yüzde 31’e düşerken, işverenin payı yüzde 46,8’den yüzde 51,8’e yükseldiği görülmektedir. Keza nüfusun yüzde 1’inin milli gelirden aldığı pay 2000’lerin başında yüzde 38 iken, 2018’de yüzde 55’lere çıkarak gelir dağılımında aşırı bozulma yaratmıştır. Stagflasyonla mücadelede temel amaç toplam arzın artırılmasıdır. Bu amaçla bir tarafta enflasyonla mücadele edilirken, bir yanda ekonomiyi canlandırıcı politikaların izlenmesi gerekir. Ancak bu iki amaç için uygulanacak politikalar bir biriyle çelişkilidir.

Ekonomimiz için en uygun ve önemli politika kamunun döviz fiyatlarını dengeleme amacıyla uygun para ve maliye politikaları ile enflasyonu düşürücü politikalar, üretimi artırıcı teşviklerle tarım ve turizme ağırlık verilerek işsizliği azaltıcı önlemler stagflasyon olgusunu baskı altına alabilir. Tarım bir istihdam kaynağı olduğu unutulmamalıdır.

İthalata dayalı daralan bir ekonomide ekonominin pozitif yönü dış ticaret ve cari açıkta azalmada görülür. Temenni, ithalata ve borçlanmaya dayalı bir büyüme modeli yerine, cari açığı azaltıcı, kalıcı politikalara öncelik verilmesidir. Sadece inşaat bazlı politikalar yerine sanayi sektörü yanında işsizliğe büyük katkı sağlayacak tarım ve turizm projelerine ağırlık veren bir büyüme modeli neden olmasın.

 

 

 

“EKONOMİK KONJONKTÜR DİP YAPACAK”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) -Son on yıllık göstergelere bakarsak, makro dengelerin bir, aşırı kırılgan olduğunu; iki, iniş eğiliminde olduğunu görebiliriz. Zikzaklı bir büyüme oranı yaşamışız. Bu sene dört çeyrekte ve önümüzdeki sene eksi büyüme yaşayacağız. Bu sene olduğu gibi büyümenin düştüğü yıllarda cari açığın GSYH'ya oranını gösteren, cari açık oranı da düşmüş. Büyümenin yüksek olduğu yıllar cari açık oranı da yüksek olmuş. 2009 yılında büyüme eksi 4.7 olmuş; GSYH daralmış, aynı paralelde işsizlik oranı da yüzde 14'e yükselmiştir. Sonrasında büyüme oranları düşerken, işsizlik oranları artmıştır. İşsizlikte artış sert olmamış. Ama işsizlik oranları artmış. Sert olmamasının nedeni, üretimde yüksek oranda ithal ara malı ve ham madde kullanıyor olmamızdır. Bu durumda adeta ithalat yaptığımız ülkelerde istihdam yaratmışız.

Geçen seneyi, 24.1 milyar dolarlık portföy yatırımları girişi kurtardı. Bu sene ilk on ayda 3.2 milyar dolar çıkış oldu. Buna karşılık da 18.4 milyar dolar da ödemeler bilançosu net hata ve noksan kaleminden, yani nereden geldiği belli olmayan döviz girişi oldu. Bundan sonra deniz bitmiş görünüyor. Makro dengeler, ekonomik konjonktürün iniş yönünde olduğunu ve dip yapacağını gösteriyor. Hükümet bir dengeleme diye tutturmuş... Dengeleme için ya istikrar dip yapacak, sonrasında ekonomik ajanlar, üretici ve tüketici olarak ekonominin iç dinamikleri harekete geçecek veya IMF gibi acil önlemler alınacak. Bozulan dengeler ve ortaya çıkan türbülans kendiliğinden veya algı yaratarak düzelmez. Hükümetin acil önlem dediği yatırımların bütçedeki payını yüzde 6.1'e düşürmek oldu. Arta kalan kaynakları seçim için kullanırsa ne olacak? Siyasi iktidar bugüne kadar seçim popülizmi yaptıysa, bundan sonra da yapacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM Yazar ve Yayın Kurulu üyelerine "a - Propaganda sürecinde Cumhur ittifakı mı başarılı, Millet İttifakı mı? / b) Propaganda sürecince "hangi lider" daha başarılı...

Yerel Seçimlerin propaganda sürecinde, ''siyasetin girmemesi gereken'' camilere ve okullara, ''AKP / MHP bayrakları'' asıldı, ''propaganda konuşmaları'' yapıldı. Milli...

Türkiye’nin düzenlediği en büyük fuarlardan olan ve kendi alanında dünyanın ikinci büyük sektörel buluşması olarak kabul edilen Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve ...

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Fatih Dalkılıç, ''küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunlarının başında finansmanın geldiğ...

Seçime iki hafta kala Millet İttifakı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş için ''mükerrer tahsilat'' yaptığı iddiasıyla iddianame hazırlanması, gündem...

Türkiye ekonomisi 2018'in dördüncü çeyreğinde yüzde 3 küçülürken yılın tamamında yüzde 2,6 büyüme kaydetti.

Yazarlar
Website Security Test