Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sosyal Güvenlik’te kara delik büyüyor

23.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Devlet Bütçesi 961 milyar, SGK’na bu yıl 138.6 milyar aktarıldı, gelecek yıl 185.16 milyar aktarılacak. Konuyu uzmanlara sorduk, işte görüşleri…

2018 bütçesinde 34 milyar lira açık vermesi öngörülen SGK açığı, 4 kat daha fazla oldu. “Kara delik” olma yolunda ilerleyen kuruma Hazine’den bu yıl için 135.6 milyar lira aktarıldı. 2019 için 185 milyar 160 milyon lira aktarılması öngörülüyor. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) açıkları her geçen gün artıyor. “Kara delik” olma yolunda ilerleyen kurumun finansman açığı, Hazine’den aktarılan kaynakla kapatılmaya çalışıyor. Hükümet, son olarak son bir yılda borcunu ödemeyene yeni taksit imkanı tanıdı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, geçtiğimiz günlerde TBMM Plan Bütçe Komisyonu’na 2019 bütçesini sunuş konuşmasında dikkatleri yeniden SGK açıklarına çevirdi. Bakanın verdiği bilgiye göre, 2019 yılında SGK'ya aktarılacak kaynağın 185.160 milyar lira olması bekleniyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2017, 2018 ve 2019 bütçe sunumlarına göre SGK 2015’te 11.4 milyar lira, 2016’da 20.6 milyar lira açık verdi. 2017’de SGK’nin açığı 24.1 milyar liraya yükseldi. 2018 bütçesinde SGK’nin 34 milyar lira açık vermesi öngörülüyordu. Bakanlığın 2019 bütçe sunum kitapçığında ise bu yılın sonunda açığın 24.7 milyar liraya düşeceğine dikkat çekildi. Ancak bütçeden SGK’ye yapılan transferler artıyor. 2015’te SGK’ye bütçeden 79 milyar lira, 2016’da 108 milyar lira, 2017’de 128.1 milyar lira aktarıldı. 2018 bütçesinde ise 135.6 milyar lira aktarılması öngörülmüştü. Bakanlık sunumuna göre, bu yılın sonunda bu rakam 149.2 milyar liraya çıkacak. 2019 bütçesinde ise SGK’nin 47.6 milyar lira açık vermesi, bütçeden ise kuruma 185 milyar 160 milyon lira aktarılması öngörülüyor.

CHP’li Bülent Kuşoğlu, SGK’ye gelecek yıl 185 milyar lira para aktarılacağını belirterek, giderler için “Anormal artıyor, bunları da açık olarak göstermiyorlar” dedi.  Kuşoğlu, SGK’nin 2019 bütçesinin 462 milyar liraya çıkacağına da dikkat çekerek, şunları söyledi: “Devlet bütçesi 961 milyar. Yani devlet bütçesinden daha fazla artıyor ve devlet bütçesinden SGK’nın aldığı yardım her sene katlanarak artıyor, büyümesinin çok üzerinde. Türkiye çok sıkıntılı bir sürece gidiyor. Önümüzdeki yıllarda emekli maaşlarını ödeyemeyiz böyle devam ederse.”

 

 

BU YIL İKİNCİ YAPILANDIRMA

Hükümet, milyonlarca lirayı bulan SGK prim alacaklarında yeni bir düzenlemeye gitti. Hafta içinde yapılan düzenleme, bu yıl yapılan ikinci yapılandırma. 18 Mayıs 2018 tarihinde 7143 sayılı “Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile başta Vergi ve SGK borçları olmak üzere kamu borçları yapılandırılmıştı. 31 Temmuz 2018 tarihi olan son başvuru süresi 27 Ağustos 2018 tarihine kadar uzatılmıştı. Bu sürenin üzerinden 3 ay geçmeden yeni bir düzenlemeye gidildi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, işverenlerin 12 ayı geçmeyen SGK borçlarını uygun koşullarda taksitlendirerek yapılandırılacağını açıkladı.

Selçuk yaptığı yazılı açıklamada, SGK tarafından uyumlu işveren düzenlemesinin hayata geçirildiğini belirterek, "Uyumlu işverenlerimiz aylık taksitler halinde prim borçlarını ödeyebilecek, 60 aya kadar taksitlendirme yapılabilecek" dedi ve ekledi: "500 bin liraya kadar olan borçlarda teminat aranmayacak."

6 maddede yapılandırma

1-Prim borçlarına uygulanmış olan gecikme cezası ve gecikme zammı yerine Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) oranları basit usulde uygulanacak.

2-Prim borçlarının taksitler halinde ödenmesinde yıllık yüzde 22 olan tecil faizi çok zor durum derecesine bağlı olarak yüzde 1,1 ila yüzde 16,5 arasında değişen oranlarda uygulanabilecek.

3- 500 bin TL'ye kadar olan borçlarda teminat aranmayacak. 500 bin TL'yi aşan kısım için ise yüzde 25'i oranında teminat alınarak 60 aya kadar tecil ve taksitlendirme yapılabilecek.

4-Hacizli malın, Kanuna göre belirlenen değerinin yarısından az olmamak üzere satış bedelinin yarısının Kuruma ödenmesi kaydıyla bu malın borçlu tarafından satışına Kurumca izin verilebilecek.

5-Borç miktarı 2 milyon TL ve altında ise satışına izin verilecek malın değeri konusunda Kanunda sınır konulmadı.

6-Borç miktarı 2 milyon liranın üzerinde ise satışına izin verilecek malın Kanuna göre belirlenen değeri 2 bin TL'yi aşmamalıdır.

 

 

“HAKKANİYETLİ BİR SINIRLAMA GETİRİLDİ”

Şekib Avdagiç (İstanbul Ticaret Odası Başkanı) –Kredi yapılandırmasının ardından gelen SGK taksitlendirmesi son derece olumlu. Geçici bir prim indirimi ve vergi borcu yapılandırması da süreci tamamlar. Reel sektör üretimini aksatmayıp, kredilerini ödemeye çalışırken SGK primi taksitlendirmesi, hem üretenler hem de hem finans kesimi için önemli bir adım olmuştur. Söz konusu düzenleme ile geriye dönük 3 yılda primini düzenli ödemiş, ancak son 12 ayda sorun yaşayan iyi niyetli işverenin koruma altına alınması ile hakkaniyetli bir sınırlama getirilmiş oldu. Ayrıca 500 bin TL'ye kadar olan borçlarda teminat aranmayacak olması, KOBİ’lere verilen önemi gösteriyor. Hem 60 aylık vade imkanı hem de uygun faiz oranı işveren için önemli bir destek. Piyasadaki nakit döngüsüne, sonrasında da istihdama ve büyümeye katkı yapacak böylesi adımlara ihtiyacımız var.”

 

 

“AFLAR HEP AYNI KİŞİLER İÇİN ÇIKARILIYOR”

Mustafa Günenç (Emekli Banka Genel Müdürü) –Konuya iki açıdan yaklaşmak lazım. Birincisi ve en önemlisi SGK’ya gelen kaynaklardır. Yarım asırdır, politikacılar ve kaderini onlara bağlamış memurlar, gelir tarafını ihmal hatta gelir toplama işini suiistimal etmişlerdir. Bu nedenledir ki ne denirse densin Bağ-Kur ve SSK prim alacaklarını tahsil etmedikleri için Emekli Sandığı’nın kamuflajı altına alınmışlardır.

Sosyal Güvenlik açığı en büyük yarayı Bağ-Kur’lulardan almaktadır. Çünkü o primler gereği gibi tahsil edilmemektedir. SSK tarafına bakınca da başta belediyeler olmak üzere KİT’ler, BİT’ler sigorta primlerini ödememekte, özel sektörün de ödememelerine de bir nevi örnek olmaktadır. Unutulan bir şey var. Emeklilik ve sağlık primlerini düzenli ödeyenlerin alacakları sağlık hizmetleri ve emekli maaşları bu ihmal ve suiistimallerden dolayı yeterli olmamaktadır. Zira bu kurumlar kurulurken, gelir gider hesapları dikkatlice yapılmıştı. Ancak popülist ve sadece kendisinin veya partisinin kazanmasını düşünen çirkin politikacılar yüzünden ödememeler yetmiyormuş gibi bir de hangi hakka istinaden bilinmez aflar çıkarılmaktadır. Kimin hakkını kimden alıp kime veriyorsunuz. Bu hakkı nereden buluyorsunuz. Sonra Meclise gelip “Tecahül-ü arifane” söz ve tavırla bütçenin neredeyse 5’te biri yine vergisini ve primini zamanında ödeyen ahlaklı vatandaşların sırtından karşılanması teklif edilebilmektedir.

Kurumun gider yanına baktığımızda da hiç pirim ödememişlerin sağlık hizmetlerinin bedellerinin bu kurumdan ödendiğini, ayrı bir fasıl açılıp ta vatandaşa bunun tutarının açıklanmadığını, sürekli pirim faiz affı çıkarıldığını ama bunu karşılayabilmek için devletin faizle borçlandığını veya vergisini ödeyen namuslu vatandaşlara yüklendiğini görüyoruz.

Devletin sosyal sorumluluğu gereği yapacağı harcamaların ve ülkemize gelen göçmenlerin masraflarının açık bir şekilde, kamuya açık bir şekilde bütçede göstermeleri gerekir.

Peki devlet hiç ödeyememe durumunda olana yardım etmeyecek midir? Tabiatıyla edecektir. Ancak her kişiye eğer bir hükmü şahsiyet ortağı ise ona da bir defalık yapabilecektir. Dönüp baktığınızda bütün bu afların hep aynı düşüncedeki insanlar hatta aynı insanlar için çıkarıldığını görürsünüz.

 

 

VERGİ VE PRİM BORÇLARI İÇİN YENİ BİR AF DÜZENLEMESİNİN KOKUSU GELİYOR

Burak Oğuz (Mali Müşavir)-Sosyal güvenlik açığı Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunlarının başında geliyor. 2017'de 51.7 milyar TL devlet katkısına rağmen SGK bütçesi 24.1 milyar TL açık vermişti. Sayıştay raporlarına göre 31.12.2017 tarih itibari ile takibe düşen kurum alacak tutarı ise yaklaşık 30 milyar TL. 

Türkiye ekonomik olarak sıkıntılı günler yaşıyor. Her ekonomik krizde olduğu gibi vatandaşlar ilk olarak devlete olan borçlarından tasarruf etme yoluna gidiyorlar ve başta SGK primleri olmak üzere, vergi gibi devlete olan borçlarını ödemiyorlar ya da ödeyemiyorlar.

Vadesi geldiği halde ödenmeyen amme alacakları için uygulanacak tecil faiz oranı aylık %2. Oysa bankadan kredi kullanmak istediğinizde aylık faiz oranları %2,80’lerden başlayıp %3,5’lara kadar çıkıyor. Ayrıca istenen teminatlar ve kefaletler de cabası. Matematiksel olarak durum ortada. Doğal olarak da vatandaşlar ve şirketler daha ucuz finansman yöntemi olan kamuya ait borçlarını ödememe yolunu seçiyorlar.

Bugüne kadar af ve benzeri şekilde yapılan kanuni düzenlemelerin sayısı 40’a yaklaştı. Son zamanlarda ardı ardına çıkarılan kamu alacaklarının yapılandırılması kanunlarını da göz önünde bulunduracak olursak, neredeyse her 2 yılda bir bu tür düzenlemeler karşımıza geliyor.

Önümüzde 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler var. Demek oluyor ki her seçim öncesi olduğu gibi yine yeni bir “af” düzenlemesi bizleri bekliyor. Her ne kadar en yetkili ağızlardan “gündemimizde af yok”, “bu son düzenlemeydi, bir daha af olmayacak” gibi klişeleşmiş söylemler duysak da seçimlerin arifesinde mutlaka af düzenlemesi yapılır. Kaldı ki içinden geçmekte olduğumuz zorlu ekonomik şartlarda devlet, başta vergi ve sigorta prim borçları olmak üzere, alacaklarının tahsilinde zorluk yaşıyor.

“Bir daha af olmayacak” söylemleri arasında 15.11.2018 tarih ve  2018/39 sayılı SGK genelgesi ile SGK’ya olan yükümlülük ve borçlarını zamanında yerine getirmekle birlikte son  bir yıldır ödeme zorluğuna düşen mükellefler için yeni bir yapılandırma yürürlüğe girdi.

Yapılan düzenleme ile SGK’ya olan yükümlülüklerini süresinde yerine getirmiş ancak 1/1/2018 tarihinden başlamak üzere son bir yıl içinde borçlarını ödeyememiş olan uyumlu prim borçluları borçlarını, gecikme zammı ve gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE oranlarıyla endeksleyerek 60 aya kadar varan taksitlerde ödeyebilecekler.

Bu düzenlemeden yararlanmak için kaç mükellef müracaat eder bilinmez. Ancak, şunu söyleyebilirim ki, bir mükellef zaten bir yıldır devlete olan borçlarını ödemiyorsa, bundan sonra da -bu ekonomik şartlarda, bu faiz oranları ile- ödemez, ödeyemez. Kaldı ki bu düzenleme “uyumlu mükellefler” için getirilmiş bir ayrıcalık. Peki, borçlarını ödeyemeyen diğerleri ne olacak? Seçimler yaklaşırken, bekleyelim görelim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

''Tasarruf'' temasıyla hazırlanan 2019 yılı bütçesinde Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yüzde 34 ve Cumhurbaşkanlığı bütçesinin de yüzde 233 oranında artırılması t...

Trump yönetimi, “istikrar” bahanesiyle Fırat'ın doğusunda 40 bin kişilik “PKK/ PYD / YPK yerel güvenlik gücü organize etme kararına 8000 militanın eğitimi ile başladı ...

Büyükşehirler paylaşıldı, bazı il ve ilçelerde de “destekleme” olabilecek. Uzlaşmaları analiz eden Mehmet Şakir Örs “Kimin kazançlı çıkacağını tahmin zor” dedi.

Ali Koç, büyük ümitler ve vaatlerle gelmişti; 6 ay geçmeden “Futbol takımı düşme hattının içine düştü”; 3 Büyükler tarihinde böyle bir tablo hiç olmadı; nedenini gazet...

Uzmanlar, enflasyonda yaşanan ve halkın “şüphe ile” karşıladığı düşüşün vergi oranlarında ve akaryakıtta yapılan indirimlerle gerçekleştiğini, bunun ise orta vadede da...

19 otelden ikisinin rezervasyonlarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu ETS Tur tarafından yapıldığı” haberleri kamuoyunda tepki yarattı. tepki çe...

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Türk bankalarının genel durumunu değerlendirdi.

Yazarlar
Website Security Test