Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Vatandaş, gelirinin dörtte birini enflasyona kaptırdı

9.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşından itibaren devletin kestiği her türlü ceza, vergi ve harçlar da yüzde 23.73 oranında zamlanacak. Memur maaşına yapılacak zam ise enflasyon farkı hariç yüzde 4. Maaşı enflasyonun üzerinde artanlar ise Cumhurbaşkanı, eski cumhurbaşkanları, emekli başbakanlar ve milletvekili emeklileri. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sor

ENGİN TATLIBAL

 

Türkiye’de medyanın geneline bakıldığında en fazla konuşulması gerekirken belki de en az konuşulan konuların başında hayat pahalılığı ve onu yaratan enflasyon geliyor. Oysa Gözlem Gazetesi olarak haftalık gündem notumuza aldığımız şu ifadeler, ülkenin içinde bulunduğu durumu net biçimde ortaya koyuyor: “Kontrolden çıkan enflasyon nedeniyle, devletin ‘yeniden değerleme' adı altında yılın başında vatandaşa yükleyeceği zamlar son 16 yılın rekorunu kırarak yüzde 23.73 olacak. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı ekim ayı enflasyonuna göre, 2019'un Ocak ayından itibaren trafik cezaları başta olmak üzere devletin kestiği her türlü cezalar, vergiler ve harçlar yüzde 23.73 oranında zamlanacak. Ocak ayında memur ve memur emeklilerine enflasyon farkı hariç yüzde 4, diğer emeklilere gerçekleşecek 6 aylık enflasyon oranında zam yapılacak. Rekor zamlar sadece Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile eski cumhurbaşkanları, başbakan ve milletvekili emeklilerine yapılan yüzde 26'lık zammı yakalayamadı.”

Türkiye’de geçtiğimiz dönem yaşanan devalüasyonun da ağır etkisiyle fiyat artışı, son 12 aylık dönem itibariyle 25,24’e ulaştı. Bu, enflasyonda AK Parti iktidarının öncesindeki döneme dönüldüğü anlamına geliyor.

 

 

“ENFLASYONDA KRONİKLEŞME RİSKİ”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –Gerek TÜFE’de, gerekse de yurt içi ÜFE’de Nisan ayında başlayan güçlü yukarı tırmanış, Ağustos ve Eylül’de daha yüksek bir ivme kazanarak, Ekim ayında ulaştığı bu yüksek  düzeyde sadece biraz hız kesmiş gözüküyor. Zira TÜFE, Ağustos ayından Eylül ayına 6,62 baz puan artış ile yüzde 17.90’dan yüzde 24,52 oranına çıkmıştı. Ekim ayında ise artış hızı yüzde 2,67 olarak gerçekleşti. Önceki yılın aynı ayına göre göre yıllık artış ise yüzde 25,24 oldu. Başka bir deyimle  tüketici geçen yıldan bu yıla resmi rakamlara göre gelirinin dörtebirininden fazlasını enflasyon  canavarına kaptırmış gözüküyor. Üstelik TÜFE’nin ayrıntısına inildiğinde, ev eşyası grubunda yıllık artış yüzde 38’e dayanmış; ulaştırma yüzde 32; gıda ve alkolsüz içkide yüzde 31,5 ve konut yüzde 25,72 oranları ile asıl dar gelirli grubun yaşadığı pahalılık yıllık TÜFE’nin çok daha üstünde gerçekleşmiş bulunuyor. Dolayısıyla yoksul halk, gelirinin en az üçte birinden fazlasını enflasyon canavarına kaptırmış durumda.

Üretici fiyatlarında durum çok daha vahim bir seyir izliyor. Ekim ayında binde 91 artan ÜFE oranı bir önceki yılın Ekim ayına göre yüzde 45,01 oranında artmış bulunuyor. Bu artış, ara mallarında yüzde 48,59; enerjide yüzde 81,61 ve sermaye mallarında yüzde 43,21 ve imalat sanayisinde yüzde 42,62  oranlarında oldu. Bu oranların süreç içinde tüketici fiyatlarına yansımaya devam edeceği düşünüldüğünde enflasyonda kronikleşme riski ortaya çıkmaktadır. Bunun anlamı kısa sürede enflasyondan kurtulma şansımızın gözükmediğidir. Özellikle dar gelirlilerin zorunlu olarak tükettiği mallara ilişkin enflasyon oranlarının yüksekliği dikkate alındığında, yoksul halkın pahalılığı çok daha derinden hissetmesi ve bunun kısa sürede sonlanmayacağı gerçeği ortaya çıkıyor. Diğer yandan yükselen bu oranlar nedeniyle devreye girecek olan “yeniden değerlendirme” oranlarının yükselmesi ile artan vergi oranları, füze gibi arttırılan trafik cezaları gibi gelişmelerde tüketiciyi bunaltan kış aylarının gelmekte olduğunu gösteriyor. Enflasyonda yaşanan bu hızlı patlama, ekonomide dengeleri güçlü olarak bozarken, iş dünyasında belirsizlik yaratmış ve bu nedenle iş dünyası bekleyişe geçmiş bulunuyor. Getirilen vergi ve ÖTV indirimleri, ekonomiyi rayına sokmak için yeterli olmaktan uzaktır. Kısacası hem tüketici, hem üretici önünü görmekten uzak ve ciddi bir tedirginlik içinde bulunuyor. Esasen son dönemde piyasa sisteminin etkin olacağı bir karar ortam ve iklimi de erezyona uğramış gözüküyor. Zira piyasa ekonomisinin işleyiş ilkeleri yerine, duruma göre alınan karar ve yönlendirmeler ekonominin sistemsel işleyişini bozmuş durumda. Belirsizlik ve öngörü de bulunamayan ekonomik birimler beklemeye geçerken ekonomi durağanlığa itelenir. Ayrıca  parlamenter sistemin getirdiği sorumlu bakanlıklar yerine, başkanlık sisteminin getirdiği ofis  sistemine geçiş; “kurumsal hafızanın” görece kaybolmasına veya başka yerlerde kalmasına yol açarken, ekonomi yönetiminde iyi bir sınav verilememiş olduğu ve ekonomi yönetiminin zafiyet  gösterdiği gözleniyor.

 

“ENFLASYON, HASTALIĞIN ATEŞİDİR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) -Enflasyon ekonomik istikrarsızlığın, yani hastalığın ateşidir. Enflasyon piyasaları kırılgan yapıyor, yatırımları engelliyor, Tasarruf oranının düşmesine neden oluyor, TL'den kaçışı hızlandırıyor. Bir bakıma ekonomide bütün kötülüklerin anasıdır.

ÜFE, üretim maliyetlerinde artışı gösteriyor. ÜFE'nin daha yüksek olması maliyet artışının piyasa fiyat artışından daha yüksek olması demektir. Firmalar artan bu maliyetleri yansıtmak zorundadır. Aksi halde zarar eder ve yaşayamazlar. Bu demektir ki TÜFE artışı devam edecektir. Kaldı ki, bütün sektörlere girdi olan enerji sektöründe de ÜFE oranı yüzde 81.61 oldu. Yani maliyet artışı devam ediyor. Çekirdek enflasyon ve 12 aylık ortalama enflasyonun da geçen sene aynı aya ve bir ay öncesine göre yüksek çıkması enflasyonun artacağını gösteriyor

Bu şartlarda MB'nin yüzde 23.5 olan enflasyon tahmini de tutmaz. Eğer Kasım ve Aralık ayları enflasyon tahminlerini geçen senenin aynı aylarında gerçekleşen enflasyon ile karşılaştırırsak ve bir müdahale olmazsa, bu sene TÜFE'nin en az yüzde 26 olacağını tahmin edebiliriz.

Merkez Bankası'nın 2006 yılından beri uygulamakta olduğu enflasyon hedefi hiçbir yıl tutmadı. Yetmedi, tahminleri de tutmuyor. Bu nedenle MB güven kaybetti. Bu da kırılganlığı artıran ve dolayısıyla enflasyonu artıran bir nedendir.

Önümüzdeki yıl, 2019 yılında da enflasyon düşmez. Çünkü seçim var. Her seçimde siyasi iktidar bütçeden yatırımları kısıyor ve popülist harcamaları artırıyor. Kamu imkânlarını kullanıyor. Kamuda verimlilik düşüyor. Bu uygulamanın aksine söylense de, 16 yıllık AKP iktidarı bu kuralın değişmez olduğunu göstermiştir.

Yüksek enflasyonda fırsatçılık artıyor ve spekülatif piyasalar oluşuyor. Bazı üreticiler kur artışını fırsat bilerek fiyatlarını daha fazla artırıyor. Bazıları da, kur artışı nedeni ile kullandığı ithal ara malını yerine koyamayacağını düşünerek, satış fiyatını maliyetin çok üstünde tutuyor. Yani hem bugünkü hem de muhtemel kur artışı beklentilerini dikkate alıyor.

Yüksek enflasyon ve kurların 6 liradan 5.5 liraya gelmesi reel kur artışını bir miktar düşürdü. Ancak yine de TL değeri aşırı düşüktür. Kur düştü demek için doların 4 lira dolayına gelmesi ve bu denge kurun altına düşmesi gerekiyor.

Bugünkü enflasyonun ve istikrarsızlığın temelinde güven sorunu var. TÜİK'in açıkladığı ekonomik güven endeksine göre üreticinin de tüketicinin de güveni dip yaptı. Yabancı zaten güven duymuyor. Dahası dünyanın yüzde 3 yüzde 4'le aldığı dolar cinsi dış borcu biz, en az yüzde 10 faiz vererek alıyoruz.

Enflasyon ortamının oluşmasına ve güven bunalımına yol açan iki temel nedenin birisi siyasete tamamıyla popülizmin hâkim olması, ikincisi ise başkanlık sistemi ile, hukuk, eğitim gibi kurumların kan kaybetmesidir. (Yazarın 6 Kasım 2018 tarihinde Yeniçağ’da çıkan makalesinden alıntıdır.)

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

Dünya ABD'deki kritik ara seçimler tamamlandı. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’in elinden alırken, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki çoğunl...

USB ve PwC’nin raporuna göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 29’dan 36’ya çıkarken uzmanlar, gelir dağılımındaki dengesizlik ile işsizlik ve enflasyonun getirdiği...

Brezilya genel, Almanya yerel seçimleri “önemli bir gerçeği” ortaya koydu. Gözlem “Dünya ve lider değişimini” uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test