Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Fırat’ın Doğusu'' Operasyonu ABD varken gerçekleşebilir mi?

2.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gözlem, konuyu uzmanlara sordu; işte cevaplar…

GİZEM AY

 

Geçtiğimiz günlerde Suriye sınırından Türkiye’ye taciz ateşleri yapılması üzerine sınır hattında konuşlu Türk Topçu Birliği, angajman kuralları kapsamında meşru müdafaa hakkını kullanarak, Suriye’nin kuzeyinde Zor Mağar bölgesinde terör örgütü PYD/YPG/PKK’ya ait mevzileri Fırtına obüsleriyle vurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri, 40 kilometre menzile sahip Fırtına obüsleri ile Cerablus’un karşısındaki Zor Mağar tepesinde terör örgütünce inşa edilen siper ve mevzilerin tam isabetle imha edildiğini bildirdi. Güvenlik kaynakları, bu top atışlarıyla Türkiye’nin Fırat’ın doğusuyla ilgili kararlılığının lafta kalmayacağını da gösterdiğini vurguladı.

Türkiye-Suriye sınır hattındaki topçu birliklerinin tacize misliyle karşılık vermesi, terör örgütünün Menbiç’te giriştiği yeni bir yapılanmaya mesaj olarak da değerlendirildi.

Terör örgütü PYD/YPG/PKK, Menbiç’in “daha güçlü korunması” gerekçesiyle kent konseyi kararıyla önceki gün 250 militandan oluşan ‘Beşinci Öncü Grubu’ oluşturduğunu duyurmuştu.

 

 

Erdoğan: “Hazırlıklarımızı tamamladık”

Geçtiğimiz salı günü partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “DEAŞ’ın belli mahfiller tarafından yeniden eğitilen ve bölgeye yayılan elemanları vasıtasıyla adeta hortlatılmaya çalışıldığını biliyoruz. Ne bölge halkının ne de dünya kamuoyunun bu DEAŞ oyununu yutmayacağına inanıyoruz. Bir yandan rejimi kışkırtarak diğer yandan da DEAŞ’ı hortlatarak önce İdlib’i, sonra tüm Suriye’yi yeniden kana ve ateşe boğmak isteyenlere asla izin vermeyeceğiz. Sadece bununla kalmayacak, Fırat’ın Doğusundaki terör yapılanmasını da çökerteceğiz. Bu konuyla ilgili hazırlıklarımızı, planlarımızı, programlarımızı tamamladık. Hatta geçtiğimiz günlerde terör örgütüne yönelik fiili müdahalelerimizi de başlattık. Yakında daha kapsamlı ve etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine tepesine bineceğiz” dedi.

 

 

Pentagon: “Durumu yatıştırmak için temastayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin olarak VOA muhabirinin sorusunu yanıtlayan Pentagon sözcüsü Sean Robertson, odak noktasının IŞİD'in yenilgiye uğratılması üzerinde olması gerektiğini vurgulayarak, ‘'Sahadaki tüm silahlı aktörlere, ölümcül ve ortak tehdit olmayı sürdüren IŞİD'e odaklanmayı sürdürmeye çağırıyoruz'' dedi. Sözcü Robertson, “Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusuna yönelik taarruz planları hakkındaki açıklamalarının farkındayız. Türkiye ve Suriye Demokratik Güçleri'yle (SDG) durumu yatıştırmak amacıyla temas halindeyiz. Türkiye, bir NATO müttefiki ve IŞİD'i yenilgiye uğratmaya yönelik küresel koalisyonun kilit bir ortağı. Türkiye'nin sınır güvenliğine bağlılığımız tam. Tüm tarafları gerilimi tırmandırmadan kaçınmaya ve en önemli görev olan IŞİD'in yenilgiye uğratılmasına odaklanmaya teşvik ediyoruz” dedi.

Pentagon sözcüsü,” Türkiye ve ABD dışişleri bakanları arasında anlaşmaya varılan Menbiç yol haritasının uygulanmasına olan tam bağlılıklarının da devam ettiğini” de vurguladı.

Türk ve Amerikan askerlerinin bu kritik misyon için birlikte aktif eğitim faaliyeti yürüttüğüne değinen Robertson, devriyelerin Menbiç yol haritasının uygulanma sürecinde ileriye dönük önemli bir adımı oluşturacağından emin olduklarını kaydetti.

Robertson, IŞİD'e karşı savaşın daha bitmediğini ve bunun zor bir savaş olmayı sürdürdüğünü belirterek, ‘'Orta Fırat Nehri Vadisi'nde IŞİD'e karşı operasyonların ortasında bulunan SDG'yle yakın biçimde çalışıyoruz. SDG, IŞİD'e karşı kendini adamış bir ortak olmaya devam ediyor'' dedi.

Pentagon sözcüsü Sean Robertson, ‘'Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarını ciddiye alıyoruz. Bir NATO müttefiki ve IŞİD ve diğer terör örgütlerine karşı çabalarda bir ortak olarak Türkiye'yle birlikte çalışmaya bağlılık gösteriyoruz. ABD'nin terör listesindeki PKK'nın Türkiye'nin güvenliğine oluşturduğu tehditle mücadelede Türkiye'yle birlikte zaten yakın çalışıyoruz'' diye konuştu.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı: “Büyük kaygı duyuyoruz”

ABD’nin Suriye’de yaklaşık 2000 askeri bulunuyor. Bu askerlerin büyük bir kısmı da ülkenin kuzey doğusunda konuşlanmış durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Robert Palladino, Washington'da düzenlenen basın toplantısında "Suriye'nin kuzeybatısında ABD askeri personeli de o bölgedeyken gerçekleştirilen tek taraflı saldırılardan büyük kaygı duyuyoruz" dedi. Palladino, güvenlik konusunda ABD ile Türkiye arasında 'işbirliği ve koordinasyona dayalı' bir yaklaşımın daha doğru olacağını vurguladı. Ana gövdesini Kürt silahlı gücü YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte hareket eden ABD askerlerinin bölgede SDG'ye askeri danışmanlık yaptığı ifade ediliyor. ABD ayrıca SDG'nin IŞİD'e yönelik operasyonlarına da hava desteği sağlamaya devam ediyor.

 

*****

 

“ABD, TÜRKİYE’Yİ OYALIYOR”

Uluç Özülker(Emekli Büyükelçi)-ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler Brunson olayı ile birlikte çok gerilmişti. Daha sonra belirli ölçüde ılımlı bir noktaya geliyor gibi gözüküyor ancak halihazırda ABD ile aramızda sıkıntı yaratabilecek başka konular da var. Bunlardan bir tanesi tabi ki Fırat’ın doğusu olacaktır. Burada Menbiç olayı hala sürüncemede duruyor. ABD’nin Türkiye’yi oyaladığına dair çok ciddi kanıtlar var.

En son yeni bir kararla Menbiç şehrinin içinde PKK gibi örgütler bulunduğu için devriyelerin yalnızca şehrin etrafında olabileceğine dair bir açıklama yapıldı. ABD’nin burada 60 bin kişiyi eğittiği bunların en az yarısının Kürt olduğu biliniyor. Bu insanların çok iyi silahlandırıldığı ve büyük ihtimalle İran’a karşı kullanılacağı da saklanmıyor. Tüm bu koşullar altında Türkiye’nin güneyinde ve kendi yönünden çok ciddi bir terör sıkıntısı var; bu hem mali yönden büyük bir yük, hem de iç güvenliğimizi de tehdit altında tutan bir boyutu var. Türkiye’nin bunu mutlaka çözmesi lazım. Burada bir mutabakat altında her iki tarafın da menfaatlerini koruyacak bir orta yolda buluşmaları şarttır. Bu yapılmadığı takdirde isteseniz de istemeseniz de karşılıklı olarak ithamlar, tehditler ve müdahalelere açık durumlar ortaya çıkar.

Unutmamak gerekir ki bu bölgede ABD’nin 25 tane üssü var. 2 binin üzerinde de ABD askeri orada silahlı kuvvet olarak bulunuyor. Siz ekonomik açıdan gerçek anlamda güçlü değilseniz, herhangi bir şekilde ABD ile birebir mücadeleye giremeyecek durumdaysanız, birtakım şeyleri yapmanız mümkün değildir. Dolayısıyla Fırat’ın doğusundaki topçu atışı meşru müdafaa hakkıdır. Karşı taraftan ateş açıldığı, sınırlarımıza kadar gelindiği andan itibaren Türkiye bunu yapmıştır. Ancak oraya bir askeri operasyon yapılacağını ihtimal dahilinde görmem; çünkü Afrin ve El Bab operasyonlarını yaptığımız zaman Ruslardan icazet almıştık. Orada karşımızda YPG/PKK’dan başka bir güç kalmamıştı. Ama burada karşımızda YPG/PKK değil ABD de var. Dolayısıyla çok ileri gidilebileceğini sanmıyorum. Ancak ABD’ye “Bıçak kemiğe dayandı, gelin şu işi çözelim” demek durumundayız gibi gözüküyor. Yaptığımız operasyonların da bu ikazlar kapsamında görülmesi gerekiyor.

 

 

“SEÇİM TEHDİDİ GÜNDEME GETİRDİ”

Soner Aydın(Emekli Albay)-Son günlerde Suriye konusu Türkiye’nin gündeminde tekrar yer almaya başladı. Basına yansıyan birtakım gelişmeleri ve içinde bulunduğumuz süreci gözden geçirdiğimizde daha sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz. Özetlemek gerekirse; Suriye’de Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi gözetiminde Anayasa Komisyonu kurulması çalışmaları, Türkiye-Rusya-Fransa ve Almanya’nın 27 Ekim’de gerçekleştirdikleri dörtlü Suriye zirvesi, Türkiye’de yaklaşmakta olan yerel seçimler konuyu tekrar gündeme getirmiştir.

Suriye’de Anayasa Komisyonu kurma çalışmaları Haziran ayında başlamış ve Eylül ayında alınan kararla Komisyonun Ekim ayı sonuna kadar kurulacağı ve çalışmalarına başlayacağı duyurulmuştu. Ancak Suriye Dışişleri Bakanı’nın açıklamasına göre; ABD, İngiltere ve Fransa’nın BM Suriye Özel Temsilcisi Mistura üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle bu konuda bir gelişme sağlanamamıştır. Mistura Ekim ayı sonunda görevinden ayrılmıştır. Anayasa Komisyonunun Türkiye’yi ilgilendiren en önemli yanı; bünyesinde PKK’nın uzantısı olan PYD/YPG’yi barındıran, hatta bunların güdümünde olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin yer alması olasılığıdır. ABD, DEAŞ’la mücadeleyi bahane ederek SDG’ye Suriye’nin yapılanmasında rol vermeye çalışmaktadır. ABD’nin himayesindeki SDG’nin Anayasa Komisyonunda yer alması; PKK’nın Suriye’ye kalıcı olarak yerleşmesine, Suriye’nin ulusal birliğinin ve toprak bütünlüğünün zarar görmesine neden olacaktır. Bence Türkiye’nin asıl başarısı diplomatik alanda olmalı, SDG (PKK-PYD/YPG)’nin Anayasa Komisyonuna dahil edilmemesi konusunda yoğun çaba harcanmalıdır. Bu Türkiye’nin toprak bütünlüğü, birlik ve beraberliğinin etkilenmemesi için de gereklidir.

Türkiye-Rusya-Fransa ve Almanya’nın 27 Ekim zirvesinde, "Suriye ihtilafından kaynaklanan bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara yönelik risk ve tehditler karşısındaki ortak kaygılarını ifade ettikleri ve Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler şartının amaç ve ilkelerine olan kuvvetli taahhütlerini teyit ettikleri” şeklindeki ortak açıklamaları; gelecekte Türkiye’yi olumsuz etkileyebilecek gelişmeleri önlemek açısından çok önemlidir. Türkiye bu iradenin korunması ve geliştirilmesi için de çaba harcamalıdır.

Bu iki önemli diplomatik gelişme olurken Türkiye, müdahil ülkelere karşı, Cumhurbaşkanı ve Milli Savunma Bakanı seviyesinde “Fırat'ın doğusu konusunda hazırlıkları tamamladık. Yakında etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine bineceğiz. Bir gece ansızın gelebiliriz” şeklinde beyanda bulunuştur. Bu beyan müdahil ülkelere karşı bir kararlılık ifade ediyorsa, kullanılan üslup ve bu açıklamanın yerel seçimlere giderken yapılması çok da önemli değildir. Ben Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fırat’ın Doğusunu kontrol altına alacak gücü olduğuna inanıyorum. Ancak, 24 Haziran seçimlerinden önce de Kandil’e gireceğimiz (aynı üslupla) ifade edilmişti ama nasıl bir sonuç aldığımız konusunda bir bilgi alınamadı. Sonrasında Sincar’a da girecektik ama Bağdat yönetiminin engeli karşımıza çıktı ve bu konuda da bir ilerleme kaydedemedik. Şimdi Fırat’ın Doğusuna yapacağımız operasyon konuşulmakta. Ben her zaman Türkiye’nin birliği, beraberliği ve bütünlüğünün korunması için PKK’nın Suriye’ye yerleşmesinin engellenmesi gerektiğini savunuyorum. Bu nedenle; diplomatik girişimlerin bu yönde yoğunlaşmasını, diplomasiyle sonuca ulaşılamazsa askeri yöntemlerin uygulanmasını gerekli buluyorum. Dilerim yerel seçimler öncesinde yapılan bu açıklamalar sadece Türk kamuoyunun ilgisini çekmek için değil gerçek muhatapları uyarmak içindir. Yönetimler, uluslararası ilişkileri iç siyasi propagandalarına alet etmemelidirler. Aksi halde muhataplar “Türkiye’de her yıl bir seçim olsa, Türkler etraflarında tehdit bırakmayacaklar” düşüncesine kapılarak bizi ciddiye almayacaklardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Dünya ABD'deki kritik ara seçimler tamamlandı. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’in elinden alırken, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki çoğunl...

USB ve PwC’nin raporuna göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 29’dan 36’ya çıkarken uzmanlar, gelir dağılımındaki dengesizlik ile işsizlik ve enflasyonun getirdiği...

Yazarlar
Website Security Test