Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Yatırımları kısan'' 2019 bütçesi, ekonomik krize çare olacak mı?

26.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İlk kez Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2019 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin Meclis’te görüşülmesine başlandı. Sunulan bütçenin özünde krizin ilacı yatıyor mu? Buhrandan çıkılması için ne yapılması gerekiyor? Gözlem, uzmanlara sordu. Cevaplar iyimser değil.

ENGİN TATLIBAL

 

24 Haziran seçimlerinin ardından yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birçok konuyla birlikte bütçe hazırlama ve sunma yetkisi de Cumhurbaşkanına verildi. Bütçe kanunu ile kesin hesap kanunu aynı maddede birleştirildi ve Mecliste birlikte görüşülüp karara bağlanması usulü getirildi. Bütçe kanunu mecliste onaylanmazsa, öncelikle geçici bütçe hazırlanıyor. Bu da olmazsa, bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konuyor. Böylece bütçe ile ilgili nihai karar yine meclise ait oluyor.

Uzmanlar, bu yılki bütçenin pek çok açıdan kritik öneme sahip olduğu noktasında birleşiyor. 2018 yılı başından itibaren yüzde 40’a yakın bir oranda değer kaybeden Türk Lirası, piyasanın borç yönetimi dengelerini ciddi biçimde sarstı. Özel sektör ile birlikte kamu borçları da fiili devalüasyondan önemli ölçüde etkilendi. Açıklanan ekonomik program ve enflasyon ile mücadele tedbirleri ile pozitif psikolojik bir etki yaratıldı ve Pastör Brunson’ın teslim edilmesi ile ayranın köpüğü biraz olsun indi; ancak pek çok ekonomiste göre kurda gerginliği azaltacak etkide bir düşüş yaşanmadıkça istikrar konusu, soru işareti olarak kalmaya devam edecek.

Peki böylesi bir ortamda 2019 yılı bütçesinin öncelikleri ve özellikleri nasıl olmalı? Hazırlanan bütçe ile Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntılar aşılır mı?

 

 

 

“YENİ EKONOMİK PROGRAM’A SADIK KALINMALIDIR”

Ramazan Abay (Prof. Dr) –Yeni Ekonomik Program’ın açıklanmasının ardından piyasalarda kısmi bir iyileşme görülmüş olsa da, aslında şimdilik gelecek ile ilgili öngörü yapılamaz bir durum yaşıyoruz. Her zaman siyasi iradenin kriz dönemlerinde hazırladığı ekonomik programlara destek veren reel sektörümüz, bu sefer de Yeni Ekonomik Program’ı, ülkemiz üzerinde oynanmak istenen manipülasyonlara ve kriz tüccarlarına karşı durarak destek vermiştir.

Haziran 2018’den bu yana ekonomide bozulan dengelerin reel sektör ve bankacılık sektöründe sıkıntı yaratmasından endişe duyulmaktadır. 13 Eylül 2018 tarihinde Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 24 olarak belirlemesi, çok isabetli olmuştur. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Yeni Ekonomik Program ile de desteklemesi sonucu, döviz kurlarının ateşi düşmüştür. Bu arada ABD ile Rahip Brunson’ın serbest bırakılmasının ardından iyileşme trendine giren ilişkiler ve AB ile yakınlaşma, ekonomide iyileşmelerin olacağı yönünde umut vermektedir.

İhracatımızın Ağustos ve Eylül’de artış göstermesi ve ithalatın azalması gibi konular önemlidir; ancak, ithalatın reel anlamda azaldığını düşünmüyorum. İhracatçı, dövizdeki yükselmeden etkilenmemek için, dövizin zirve yaptığı dönemde ithal etmesi gereken ürünleri gümrük antrepolarında bekletti ve mevcut stoklarını kullanarak ihracat hedeflerini yakaladı. İçinde bulunduğumuz, ihracat finansmanına erişimin zor olduğu dönemde, ihracat sektörünün finansmanına destek olacak önlemler alınmalıdır. 180 güne düşürülen Eximbank kredilerinin kullanım süreleri, eskiden olduğu gibi 360 ile 540 güne çıkarılmalıdır. Ticari kredilere ulaşmada, özellikle KOBİ’ler, bugünkü yüzde 35 ila 40 oranındaki faizlerle bile kredi bulmakta zorlanmaktadır. Bankalar, ek teminat istemektedirler. KDV alacakları, bu noktada kredi teminatı olarak kullandırılmalıdır.

Ekonomimizin istikrara kavuşturulmasında en önemli araçlardan biri de serbest piyasa ekonomisi kurallarından sapmadan, yabancı sermaye girişlerinin -ister reel sektör yatırımları, ister portföy yatırımları olsun- özendirilmeli, güven ortamı oluşturulmalıdır. Yeni Ekonomik Program’da belirtildiği gibi, ihalesi yapılmamış ve ihalesi yapılmış ancak başlanmamış projelerin yanı sıra, uluslararası finansman ile realize edilmesi düşünülen Kanal İstanbul ve benzeri mega altyapı projeleri askıya alınmalıdır. Bu tür projelerin devamı, telafisi olmayan yeni krizlere davetiye çıkarır.   

 

 

 

“KRİZ, İÇİNDE YATIRIM OLMAYAN BU BÜTÇEYLE AŞILAMAZ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr) –Bütçe, iktisat politikasının ve maliye politikasının önemli bir aracıdır. Bütçe politikası, yalnızca bütçenin denk olması demek değildir. Bütçe içindeki harcamaların, yani kamu harcamalarının etkin kullanılıp kullanılmaması açısından bu politikalar önemlidir. Kriz ile mücadele de bu anlamda önemlidir. Bütçenin yatırımlar ve cari harcamalar kısmına bakarsak, yatırımların yüzde 10’un altında olmak üzere çok düşük olduğunu görüyoruz. Bu oran, ancak mevcut yatırımların amortismanına yeter. Dolayısıyla bütçede yatırım olmadığı için krizden çıkışta bir etkisi olmayacaktır.

Enflasyon ve istikrar sorunu da böyle bir bütçeyle çözülmez. Çünkü bütçe içinde cari harcamaların ve bunların içinde de popülist olarak niteleyebileceğimiz harcamaların payı yüksek. Şimdiden seçim giderlerinin, ‘yedek ödenekler’ gibi kalemler içine gizlendiğini görüyoruz. Dolayısıyla enflasyon ve istikrar açısından da bu bütçenin bir faydası olmayacaktır.

Bunlarla birlikte 2019 bütçesinin demokrasi açısından olumlu bir etkisi olabilir. Ancak muhalefet bunun farkına varır ve kullanırsa... Demokrasi, krizden çıkışın altyapısıdır. Demokrasi geriye gittikçe, hukukun üstünlüğü geriye gittikçe güven oluşmaz ve yatırım olmaz. Ekonomide iç dinamikler çalışmaz. Bugün muhalefet partileri, eğer isterlerse, demokrasinin yolunu açabilirler. Meclis’te muhalefet partilerinin sandalyesi, daha fazla. Bütçe Meclis’te görüşülürken olumsuz oy verilirse AKP iktidarının popülist politikaları önlenebilmiş olur. Bir yerde denetim mekanizması çalışmaya başlamış olur. Ancak bunu birleşmiş ve akıllı bir muhalefet yapabilir. Bizdeki muhalefet ise iktidar ile çıkar ilişkisi içinde olduğu için, bu dediğim ne derecede gerçekleşebilir, bilemiyorum. Bunun en önemli örneğini emeklilikte yaşa takılanlar konusunda gördük.

 

 

“EKONOMİDE DENGELENME SÜRECİ VE 2019 BÜTÇESİ”

Saim Uysal (Yeminli Mali Müşavir):Cumhurbaşkanlığı yeni hükümet yönetimince hazırlanan ilk bütçe (2019) T.B.M.M.’ne sunuldu. Sn. Berat Albayrak’ın açıklamalarına göre 2018 bütçesi 821,8 milyar TL gider, 749,6 milyar TL gelir rakamlarıyla gerçekleşecek. Buna göre bütçe açığı 72,1 milyar TL, faiz dışı denge 4.3 milyar TL olacak. Bütçe açığı hedefin, 6,2 milyar TL üzerinde olacağı ve açığın milli gelire oranının ise %1,9 olması öngörülüyor.

Yine aynı açıklamalara göre 2019 bütçesinde giderler 961 milyar TL, gelirler 880,4 milyar TL, bütçe açığının ise 80,6 milyar TL olması beklenmekte. Bütçe açığının milli gelire oranının %2 nin altında olması hedefleniyor.

Tasarruf bütçesi olması beklenen 2019 bütçesinin kamu giderlerinin azaltılması, kamu gelirlerinin arttırılması ilkesiyle hazırlandığı belirtilmektedir.

Sermaye hareketlerindeki olumsuz gelişmeler ve jeopolitik riskler nedeniyle çok kırılgan hale gelinen (IMF nin Türkiye değerlendirmesi) ekonomik süreçte 2019 bütçesi gelir hedeflerinin gerçekçi olmadığı kanaatindeyim. Bütçede tek gerçekçi hedef kamudan sağlanan temettü gelirleri hedefidir. Bu kalemin büyük çoğunluğunu da Merkez Bankasından elde edilecek kar payları oluşturmaktadır. Merkez Bankasının yüksek düzeyde kar elde etmesi piyasadaki ekonomik çalkantının yüksekliğini ifade eder. Ekonomik daralmanın 2018 son çeyreği ile 2019 un ilk yarısında devam edeceği öncü göstergelerden anlaşılıyor. (Güven endekslerindeki hızlı düşüşler ve kredi kullanımının adeta durması). Bu ortamda gelir kalemleri içindeki vergi gelirlerinin özellikle 2019 un ilk yarısında gerçekleştirilmesi oldukça zor. Ayrıca Mart / 2019 yerel seçimleri düşünüldüğünde tasarruf tedbirlerinin ne ölçüde uygulanabileceği de kuşkulu. Borçlanma maliyetlerindeki artış faiz giderlerini bütçe hedeflerinden daha fazla arttıracaktır.

Nitekim 2019 bütçesinde faiz giderleri öngörüsü önceki yıllara göre ciddi oranda artarak bütçenin %12’sini oluşturmaktadır. Bu enflasyonist ortamda söz konusu oranın daha da yükselmesi beklenmelidir. Bu tespitler göstermektedir ki 2019 bütçesi zorunlu olarak revize edilecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

2015’de yapılan kapsamlı anlaşmadan çekilen ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımları, üçüncü ülke ve şirketleri de kapsayacak şekilde uygulamaya kondu. Ham petrolünün ...

Gözlem’e konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, hizmette devamlılığa vurgu yaparak “Biz bilim ne diyorsa onu yaptık. Gelecek başkan da bu anlayışı de...

TÜFE’nin alt kalemlerinden ev eşyası grubunda yüzde 38, ulaştırmada yüzde 32; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 31,5 ve konutta yüzde 25,72 artış gerçekleşti. Yılbaşı...

Dünya ABD'deki kritik ara seçimler tamamlandı. Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Cumhuriyetçiler’in elinden alırken, Cumhuriyetçiler ise Senato’daki çoğunl...

USB ve PwC’nin raporuna göre Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 29’dan 36’ya çıkarken uzmanlar, gelir dağılımındaki dengesizlik ile işsizlik ve enflasyonun getirdiği...

Yazarlar
Website Security Test