Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Açıklanan program düğümü çözecek mi?

12.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha tehlikeli olan bu tanım, Türkiye’nin mevcut ekonomik görünümüne tam uyuyor. Peki, hükümetin açıkladığı “Topyekün Mücadele Programı” çerçevesi ile enflasyon ve durgunluk kalıcı olarak önlenebilir mi? Gözlem, bu soruyu uzmanlara sordu, işte görüşler…

ENGİN TATLIBAL

Süleyman Demirel, 24 Ocak 1980 günü gerçekleştirdiği basın toplantısında “Öküzün altında buzağı aramanın manası yoktur” demişti. Türkiye 12 Mart’tan ve öncesinden beri enerjisini iç güvenlik ve ideolojik ayrılıklar meselelerine sarf ettiği için memleketin ekonomisi alt üst olmuş durumdaydı. Ecevit’in başlattığı “Enkaz devraldık” söylemi, Demirel tarafından da kullanılmakta ve siyaseten kurumsallaşmaktaydı.

24 Ocak kararlarını açıklarken Demirel telaşlıdır; çünkü basını, kamuoyunu, muhalefeti, askerleri, özetle toplumun tüm kesimlerini ikna etmek zorunda hissetmektedir kendisini. Heyecanlıdır; “Başka tedbirlerle bu iş çözülür diyen beri gelsin” demektedir, yüksek perdeden.

Uzun süredir Türkiye, 24 Ocak kararları türünden olağanüstü tedbirlere başvurmak zorunda kalmadı. Bundan sonra kalıp kalmayacağını henüz bilemiyoruz, ancak geçtiğimiz hafta resmi rakamlara göre yıllık yüzde 25’e dayanmış bulunan enflasyonla mücadele için hazırlanan programı açıklayan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ta Demirel’in heyecanından ve telaşından eser yoktu. Zaten basınıyla ve kamuoyuyla hiç kimse, uzunca bir süredir öküzün altında buzağı aramıyordu.

 

Enflasyonla mücadele programı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Kızılcahamam’daki kampında, ekonomideki dalgalanmanın olumsuz yansımalarının ortadan kaldırılması ve tüm tedbirlerin alınması için ilgili bakanlara talimat vermiş, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'nı açıkladı. Albayrak bankaların 1 Ağustos'tan itibaren yüksek faizleri kredilerini yüzde 10 indireceklerini söylerken "Tüm firmalarımızdan asgari yüzde 10 indirim yapmaları ve bu indirimi yıl sonuna kadar sürdürmeleri konusunda mutabık kaldık" dedi.

Albayrak, sunumu sırasında 'enflasyonla mücadele' için bir site kurduklarını bildirirken, siteden indirilecek logoların dükkânlara asılarak harekete destek verilebileceğini bildirdi. Albayrak, 'küresel olarak çok büyük bir değişim olmadığı sürece' bu yıl yüzde 30 yakın zam yapılan doğalgaz ve elektrik fiyatlarında değişiklik yapılmayacağını ifade etti.

Albayrak’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle: Aksiyon ve adımlarımız ile yürütülen etkin para politikası, kapsamlı YEP ile birlikte piyasanın beklentileri büyük ölçüde karşılanmıştır, oluşturulmak istenen endişe havasına izin verilmemiştir. Kurdaki oynaklık yavaş yavaş geride bırakıldı, şimdi sıra fiyatlamalarda dengelenmeyi sağlamaktır. Önümüzdeki sürecin ilk fazı olan dengelenme süreci başlamıştır. Oluşan bu köpüğün artık dengelenme süreciyle birlikte aşağı yöne inme sürecinin başlaması gerekiyor.

 

Enflasyonu kimse beklemiyordu

Eylül ayı enflasyon rakamları uzmanları da şaşırtacak bir oranda piyasa beklentileri üzerinde gerçekleşti, hiç kimse beklemiyordu, köpüğün neticesiyle karşı karşıya kaldık. Fiyatlarda normalleşmenin sağlanacağı bir sürece giriyoruz. Ekonomi anlayışımızın temelinde insan var. Bizim ekonomi anlayışımızda topyekün milletçe kazanmak var.

 

81 milyondan 'omuz' desteği

Bugün spekülatif ataklarla fiyatlarda oluşan bu tablo kimsenin çıkarına değil. Bugün bu ortamda kar artırma amacıyla yapılacak her girişim kısa soluklu, yakın gelecekte çok daha büyük zararları beraberinde geçirecek adımlar olacaktır.  Son bir haftadır iletişime geçtiğimiz tüm paydaşlarımız taşın altına elini koymayı bir ülke vazifesi olarak gördü. Tam paydaşların birlikte kazandığı bir tabloyu el birliğiyle oluşturacağız. Enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı tek başına kurumların, bakanlıkların ya da devletlerin yürütebileceği bir mücadele değildir, 81 milyonun omuz vereceği bir mücadele olmazsa hep bir tarafı eksik ve yarım kalacaktır. Kamu olarak bizler de ne yapacağımızı tüm bu çerçevede çalıştık.

 

Yüzde 10 indirim

Bu hareketin firmalarımızı zora sokmaması, işsizliğin artamaması için neler yapılabilir, bunları çalıştık. Tüm ekip olarak tüm üretim, hizmet, tedarik ve perakende zincirlerindeki firmalarımızla görüşme yaptık, bu görüşmelerde büyük bir destek ve sahiplenme gördük. Tüm firmalarımızdan asgari yüzde 10 indirim yapmaları ve bu indirimi yılsonuna kadar sürdürmeleri konusunda mutabık kaldık.

 

KDV indirimi

Bekleyen KDV iade ödenme süreçlerini çok ciddi hızlandırarak yılsonuna kadar neticelendirmeyi taahhüt ediyoruz. 2019 başından itibaren KDV iade başvurularını, 10 gün içinde iade talebinin yüzde 50'sini ödeyecek bir süreci başlatacağız. Bu normalleşme sürecine bağlı olarak bankalarımız da enflasyonla mücadeleye destek verecekleri yönünde bir irade beyanında bulundular.

 

Kredilere yüzde 10 indirim

1 Ağustos'tan geçerli olmak üzere bankalarımız yüksek faizle kullandırılan kredilerin faiz oranlarında yüzde 10 indirim yapacaklarını taahhüt ettiler.

 

 

Hal yasası

Hal yasası Ekim ayında Meclis komisyonunda göreceğiz, böylece komisyonculuk kaldırılacak. Ürünlerin bozulmasını engellemek için yeni standartlar uygulayacağız. Gıda ürünlerinde fiyat dalgalanmasının ileri analitik yöntemler kullanılarak yakından takip edileceği ürün gözetim mekanizması için çalışmalar başladı.

 

"Fırsatçılıkla etkin mücadele edeceğiz"

Fırsatçılık ve stokçulukla etkin mücadele etmeye devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızdan bu mücadeleye sahip çıkmalarını istiyoruz.

 

Çarşıya sıkı denetim

Market, çarşı, pazar ve hallerde zabıtalar aracılığı ile yoğun bir denetim seferberliği başlatılacak. Fırsatçılık veya stokçuluk yapanlar tespit edilecek. Bu firmalara veya şahıslara belediyeler ceza kesecek. Etiketler, sıkı denetimle dizginlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, özellikle enflasyonu artıran gıda fiyatları konusunda sadece Ticaret Bakanlığının değil, İçişleri Bakanlığının da devreye girmesini istediği belirtildi.

 

Yüksek komisyona sınır

Enflasyonla mücadele kapsamında yaş meyve-sebzedeki aracıların komisyon oranlarının da düşürülmesi sağlanacak. Bu konu, yıllardır tarla ile market arasındaki fiyat farkının da ana sebepleri arasında gösteriliyor. Bugün hâlâ birçok ürünün üretici ve perakende fiyatları arasındaki fark, 4 kat ve üzeri seviyelerde seyrediyor.

 

Soğuk zincire teşvik

Ürünlerin tarladan şehirlere taşınması sırasında yaşanan en büyük problemlerden biri de, bir kısmının zayi olması. Hükûmet, bu konuda soğuk zincir taşımacılığını yaygınlaştırmak için yeni teşvikleri gündeme alacak. Amaç, gıda ürünlerinin hasat sonrasında hemen soğuk zincire dahil olarak firenin önlenmesi.

 

KDV iadeleri verilecek

Ekonominin canlanması ve piyasaya nakit girişinin sağlanması için, sanayici, esnaf ve tüccarın devletten alacağı KDV iadelerinin ödenmesi sağlanacak. Şu anda reel sektörün devletten yaklaşık 40 milyar TL KDV alacağı bulunuyor. Bunun verilmesi hâlinde kasalar rahatlayacak, ürün ve hizmetlerde maliyet azalacak.

 

Müteahhide ek ödeme

İnşaat sektörüne, yaşadığı sıkıntıdan çıkması için ‘tasfiye hakkı’ getirilecek. Artan maliyetler konusunda “fiyat farkı ödenmesi” gibi tedbirler gündeme gelecek. Kamu ile çalışan müteahhitlere “iş bitirme süresinin uzatılması” gibi kolaylıklar getirilecek. Tasfiye hâlinde ihale açılacak ve mevcut işlerin bitirilmesi sağlanacak.

 

************

 

“PARA POLİTİKASI, MALİYE POLİTİKALARI İLE DESTEKLENMELİ”

 

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.):Enflasyon, ekonomide istikrarsızlığın göstergesidir. Ekonomide tüketim-tasarruf ve yatırım dengeleri bozulmuş, durgunluk ve işsizlik artmıştır.

Eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 6,3, yıllık yüzde 24,5 artarken Üretici Fiyatları Endeksi de (ÜFE) aylık yüzde 10,8 ve yıllık yüzde 46,15 artmıştır.

Zamanında alınamayan ve gecikmeli alınan kararlarla çok hızlı kur artışı ve beraberinde getirdiği elektrik ve doğalgaz zamları ile beraber çok hızlı fiyat artışları gerçekleşmiştir.

Kurlardaki geçişkenlik, 5-6 ay yerine 2-3 aya düşmüş ve fiyatlara yansıma süresi hızlanmıştır. TÜFE ile ÜFE’nin arasının bu denli açık olması, üreticilerin maliyelerini fiyatlara yeterince yansıtamadığını, dolayısıyla önümüzdeki aylarda da enflasyonun yüksek olabileceğini işaret etmektedir.

Üretimimiz ithalata bağımlı olduğu için ÜFE’de:

İmalat sanayinde yüzde 45

Ara mallarda yüzde 52

Enerjide yüzde 78

dışa bağımlılık, kur artışları ile maliyetleri hızla artırmaktadır. Fiyatları yüksekliği talebi, talepte üretimi ve satışları düşürüp işsizliği artıracaktır. Bu olgu, durgunluk içinde bir enflasyon durumu olan STAGFLASYON’u gündemimize yeniden taşıyacaktır.

Merkez Bankası Para Politikası ile faizleri artırarak kuru ve enflasyonu denetim altına alabilir. Ancak yapısal sorunların olduğu ve risklerin yükseldiği bir ortamda bu müdahalenin etkisi çok kısa olacaktır.

Stagflasyonda işsizlik artar, enflasyon yükselir ve milli gelir düşer. Yani durgunluk içinde enflasyonlu dönem başlar.

Bu dönemde bir yandan enflasyonla mücadele edilecek, bir yandan da ekonomiyi canlandıracak politikalar üretilmesi gerekir. Ne gariptir ki bu iki amaç da birbiri ile çelişki içindedir. Merkez bankalarının para politikası uygulamalarında sürprizlere yer yoktur. Banka, piyasayı daha önceden hazırlayıp farklı beklentilerin oluşmasına göz yummamalıdır. Para politikası, maliye politikası ile mutlaka desteklenmelidir.

Devlet, bu çelişkili amaçların çözümünde öncülük etmelidir.

Döviz kuru artışı nedeniyle maliyetleri yükselmiş üretici kesime yüzde 10’luk indirim göstererek enflasyona kalıcı çözüm sağlanamaz. Enflasyonla topyekün mücadele programı, tarımda ve sanayide üretim artışı için bir seferberlik programı olmalıdır.

Siyaset, ekonominin önüne geçmemelidir. Merkez Bankası’nın ana görevi enflasyonu düşürmek olabilir; ama kamu, bütün olanakları ve maliye politikaları ile desteklemez ise sonuç almak zor olacaktır.

Aşırı kur artışı ile doğalgaz ve elektrik zamları, bir maliyet enflasyonu oluşturmaktadır. Ancak sürekli fiyat artışı, toplumun yaşam şartlarını zorlaştırdığı gibi demografik gelir dağılımı yönteminde ilk iki yüzde 20’ler dışındaki yüzde 60’lık kesimi olumsuz etkilemektedir.

Enflasyonun hızını kesmek için faiz artışı gereklidir. Ancak hızlı fiyat artışı, piyasadaki para miktarını azaltacağı için sıkı para politikası yetersiz kalacaktır. Siyasetten arınmış ve kurallı bir maliye politikası ise desteklenmelidir. Ancak kamu harcamaları ile yeni dengeler oluşacaktır.

 

 

“İKTİDAR, IMF’NİN ENFLASYONU DÜŞÜRME MODELİNİ ÖRNEK ALIYOR”

 

Esfender Kormaz (Prof. Dr.):Sayılan önlemler, enflasyon için psikolojik bir baskı oluşturabilir. Enflasyonda geçici ve düşük düzeyde etkili olabilir. Ve fakat Kronik enflasyonu çözmez. Enflasyon ekonomide dengelerin bozulması, yani istikrarsızlığın bir göstergesidir. Bir bünye hasta olunca ateşi çıkar. Ekonomide arz- talep, tüketim-tasarruf-yatırım, dengeleri bozulunca, enflasyon, durgunluk, işsizlik gibi sonuçlar ortaya çıkar. Dış ekonomik ilişkilerde denge bozulunca kur dengesi de bozulur. Hasta bünyenin ateşini aspirinle düşürebilirsiniz ve fakat hastalığı kökünden kurutmazsanız yeniden ateşi çıkar. Ekonomide de enflasyonla mücadele için kalıcı çözüm, istikrar programı yapmaktır. Yalnızca enflasyonu düşürmeyi hedef alırsanız, diğer dengeler bozulur. İstikrarsızlık devam eder. Bir süre sonra enflasyon yeniden artar. Kalıcı çözüm, yapısal sorunları çözmeye yönelik olmalıdır.

On iki yıldır Merkez Bankası enflasyon hedeflemesi yapıyor ve başarısız oldu. Merkez bankalarının enflasyonu düşürmek veya düşen enflasyonu aynı seviyede tutmak için uyguladığı politikanın adı da “Enflasyon hedeflemesi”dir. Enflasyon hedeflemesinde para politikası ön plana çıkar. Döviz kuru, büyüme, istihdam hedefleri ikinci planda kalır. Aynı şekilde MB kısa vadeli faiz oranlarını enflasyon hedefine göre ayarlar. Eğer hedef tutmaz ise Merkez bankalarına olan güven azalır. Ekonomide kırılganlık artar. Türkiye de 2006 yılına kadar örtük, 2006 yılından sonra açık enflasyon hedeflemesine gitti. Ancak hiçbir sene hedef tutmadı. Çünkü; Merkez Bankası'na siyasi müdahale yapıldı... Dolarizasyon oranı yüksek olduğu için para politikalarının etkisi zayıf oldu... Mali piyasalarda rekabet şartları zayıf kaldı, zira oligopol yapılar oluştu.

Anlaşılan odur ki, siyasi iktidar, programlarında kısmen de olsa, IMF'nin enflasyonu düşürme modelini esas alıyor. IMF'nin istikrar programı temel olarak, büyümenin düşürülmesi, para arzının daraltılması, reel faiz uygulanması, mali dengenin sağlanması şeklinde özetlenebilir. Siyasi iktidar bu programı da sulandırarak örnek alıyor.

 

 

“YEREL SEÇİME YÖNELİK HASSASİYETLER ÖN PLANA ÇIKIYOR”

 

Uğur Civelek (Ekononmist, yazar):Enflasyonla mücadele programını yetkililerin ağzından dinledik. Dile gelmeyen varsayımları gerçekçi olanlar ile değiştirdiğimizde, hâlâ günü kurtarmak adına sorunların ağırlaşmasına izin verme kolaycılığından kurtulmanın söz konusu olamadığını gördük. Düşüncelerimizi kısaca özetleyecek kelime bulmakta zorlandık. Sorunların kökenine inme anlayışının olmadığını, sadece sonuçları geçici bir süre için farklılaştırarak beklentilerin bozulmasını geciktirmek çabası ile yetinmek durumunda kalındığını izledik. Geleceğe yönelik ekonomik ve sosyal riskleri hafifletmekten çok, yerel seçimlere ilişkin hassasiyetlerin ön plana çıktığını gözlemledik.

Özetle ifade etmek gerekir ise borç yapılandırmalarının genele yayılması konusundaki tavsiyeler ve bunları teşvik eden öncü uygulamalar devreye giriyor, enflasyon sepetindeki ürünlerde gönüllülük esasına dayalı en az yüzde 10’luk fiyat indirim kampanyaları talep ediliyor. Nakit akım sorunlarının azalacağı, enflasyon beklentilerinin geçici süre için bile olsa kısmen düzeleceği, ekonomideki sert çakılmanın yumuşatılabileceği ve Yeni Ekonomik Programa olan güvensizliğin azalabileceği varsayılıyor. Bu kısa vadeli tercihler nedeniyle ortaya çıkabilecek yan tesirler, tümü ile görmezden geliniyor.

++++++++++++++++++++++

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

GÖZLEM, konuyu masaya yatırdı ve 81 milyonu doğrudan ilgilendiren soruyu uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

Uzmanların da “öneri konusunda” kafaları karışık, işte görüşleri…

Yazarlar
Website Security Test