Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hayat pahalılığı yakmaya başladı

5.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, berberde tıraş olmanın da, tarladaki domatesin da, marulun da fiyatları, Eylül ayında zirve yaparak yüzde 24.52’ye yükselen enflasyona ayak uydurdu.

"Dolarla berberin, domatesin veya marulun ne ilişkisi var?" şeklinde sorular soruluyor. Bunlar ithal ürünler değil, ilk bakışta bu tür savunmalar haklı bile gözükebilir. Ancak tüm ekonomik faaliyetlerin temelini enerji fiyatları oluşturuyor. Saç kesme ücretine zam yapan berber de, domates veya marul fiyatını artıran çiftçi de temelde enerji tüketimine ihtiyaç duyar. Enerji fiyatlarındaki artış tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de üretim açısından en önemli maliyet kalemlerinden biri ve domino etkisi yapıyor. Doğalgaz ve elektrik fiyatlarına üç ay içinde üçüncü defa zam, 1 Ekim’de yapıldı ve meskenlerde kullanılan doğalgazın ve elektriğin fiyatı yüzde 9, sanayide ise yüzde 18 arttı. Böylece sadece konutlarda tüketilen elektriğin fiyatındaki artış yüzde 30’u buldu.

Türkiye’yi maliyet kriziyle karşı karşıya bırakan enerji fiyatlarındaki artışın sebebi, küresel petrol fiyatları ile döviz kurlarının aynı anda yükselişe geçmesi. Geçen yıl Eylül ayında 1 varil petrol (160 litre) ithalatı için ödenen ücret 179 lira olurken, bu yılın aynı ayında ödenen tutar “yüzde 180 liralık artış ile” 504 lira oldu. Yüzde 180’lik fiyat artışı ülkedeki yıllık yüzde 18 olarak açıklanan enflasyon oranının 10 katına ulaşmış durumda. Bu artışta hem 52 dolardan 80 doların üzerine çıkan küresel petrol fiyatları, hem de 3.45 TL’den 6 TL’ye tırmanan doların etkisi var.

Yılbaşından 24 Haziran’a kadar elektrik fiyatları zaten önemli ölçüde zamlanmış, faturalar tüketici için yüzde 12, sanayici için de yüzde 27 kabarmıştı. Ancak ağustos, eylül ve ekim başında art arda yapılan üç zam; maliyet artışını bu oranların çok ötesine taşıdı. Enerji dağıtım şirketlerinin ücret artışlarının etkisi bir kenara bırakıldığında Türkiye’de çıplak elektrik fiyatı birim değer başına tüketici için yüzde 45, sanayici için yüzde 88’e ulaşmış durumda. Benzer bir tablo doğal gaz için de geçerli.

Normalde üç ayda bir fiyat ayarlaması yapan görevli kuruluş EPDK artık her aybaşında elektrik ve doğal gaz fiyatlarına zam izni verirken, bu maliyet artışları ekonomideki diğer verilerin de sorgulanmasına neden oluyor.

Doğalgaz fiyat artışları ise kamu boru hattı işletmecisi ve gaz tedarik şirketi BOTAŞ tarafından yapılıyor. Elektriğin enflasyon sepetinde yüzde 2.39, doğalgazın yüzde 1.44 ağırlığı bulunuyor.

 

EPDK'dan açıklama

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz ise,” EPDK'nin fiyat değişikliklerinde ilk hedefinin tüketicinin olabildiğince az etkilenmesi olduğunu, fiyat artışlarında maliyetleri incelediklerini ve elektrik gibi önemli bir ihtiyacın karşılanması için de bu faaliyetin ekonomik açıdan sürdürülebilir olması gerektiğini” belirtti.

Yılmaz şöyle dedi: “Elektrik fiyatlarındaki artışa ilişkin olarak, "Bu zamlar astronomik zamlar değil. İçinde bulunduğumuz şartlara göre alınmış kararlar. Kurun maliyetlere etkisi var, doğalgaz bu fiyata endeksli ve elektrik üretimindeki önemi göz önünde bulundurulduğunda, birçok enstrüman olduğunu görebiliriz. Enerjide fiyatlama yaparken maliyetleri göz önünde bulunduruyoruz. Bu tarifeleri hem kamu şirketlerinin hem de özel sektörün maliyetlerini göz önünde bulundurarak düzenliyoruz."

 

 

 

HAYAT PAHALILIĞI NEDİR?

 

Hayat pahalılığı, vatandaşın alım gücünün, çarşıdaki, pazardaki, marketteki, mağazadaki fiyat artışları karşısında, vatandaşın alım gücünün düşüşüdür. Bu durum devam ettikçe, yani, “geliri ile alabildiği ürünlerin azalması” sürdükçe insanlar yoksullaşır.

 

ENFLASYON NEDİR?..

 

Enflasyon, ekonomik kimi gelişmeler sebebiyle mal ve hizmetlerin fiyatlarının artması, fiyat endeksinin sürekli yükselmesi ve bu durumun doğrudan topluma yansımasıdır.

“Fiyat endeksi” denilince, akla öncelikle ÜFE (Toptan eşya fiyatları endeksi) ve TÜFE (Tüketici fiyat endeksi) rakamları gelir.

ÜFE’nin açılımı; üretilmiş ve toptancıya sunulmuş eşya fiyatlarında oluşan değişimler, TÜFE’nin açılımı ise en son aşama olan tüketiciye ulaşan mal ve hizmetlerle, “gıda gibi” temel ihtiyaçlardaki fiyat değişimleridir.

Bir de "çekirdek enflasyon" denilen bir başka endeks vardır, bu enflasyonda “özel imalat sanayisindeki üretim maliyetlerinin fiyat olarak değişimi” söz konusudur.

Enflasyonun iki ana sebebi vardır: Talep Enflasyonu ve Maliyet enflasyonu.

 

 

 

ENFLASYON ARTIŞI ZİRVEDE

 

Yıllık Tüketici Fiyatları Endeksi ( TÜFE) ağustostaki yüzde 17.9 seviyesinden eylülde yüzde 24.52’e yükselerek 15 yılın zirvesini gördü. Aylık artış ise yüzde 6.3 ile beklentilerin çok üzerinde (Yüzde 3.6 artış bekleniyordu) gerçekleşti..

Merkez Bankası’nın para politikasının en fazla etkili olacağı kalemlerden oluşan çekirdek enflasyon da (C Endeksi), aylık bazda TÜFE’den daha fazla artarak,  yüzde 24.05’e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 Eylül ayı TÜFE verilerine göre, ana harcama grupları itibariyle tüketici enflasyonunda bütün gruplarda artış oldu, düşüş olan grup yok.  Aylık bazda en yüksek artış, yüzde 11.41 ile ev eşyası grubunda olurken, ulaştırmada yüzde 9.15, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 7.42, eğlence ve kültürde yüzde 6.62 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 6.40 artış gerçekleşti.

TÜFE’de yıllık bazda en yüksek artış da yüzde 37.28 ile ev eşyası grubunda görüldü. Bunu yüzde 36.61 ile ulaştırma, yüzde 30.61 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 27.70 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi.

ÜFE’de de sert artış

Tüketici fiyatlarının yanı sıra üretici fiyat endeksinde  (ÜFE) yıllık bazda yüzde 46.15 artış olurken, aylık bazda artış yüzde 10.88.

Bir önceki aya göre en fazla artış enerji sektöründe oldu; elektrik ve gazda aylık bazda yüzde 40.21, ham petrol ve doğal gazda yüzde 16.95.

Eylül ayı enflasyonun en yüksek olduğu ülkeler sıralamasında Türkiye İran’ı geçerek Arjantin’in arkasında yer aldı.

TÜİK’in Eylül enflasyon rakamlarını açıklamasından sonra, 6 liranın altına düşmüş olan dolar 6 liranın, 7 liranın altına düşmüş olan Euro 7 liranın üzerine yükseldi.

 

 

 

MUTFAK ENFLASYONU YÜZDE 50’Yİ AŞTI

 

Hayat pahalılığı, özellikle gıda fiyatları yoluyla dar gelirli ve yoksul vatandaşları vuruyor. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge Birimi'nin Ankara'daki pazar ve marketlerden düzenli olarak derlediği fiyatları esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasının eylül ayı sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, gıda fiyatlarındaki artış eylülde bir önceki aya göre yüzde 12.56 oranında arttı. Araştırmanın yapılmaya başlandığı Eylül 2017 ile Eylül 2018 aylarını kapsayan son 12 aylık dönemde ise gıda fiyatlarında yüzde 51.75 oranında artış gözlendi.

 

Sebzede zam rekoru

 

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) araştırmalarına göre, yoksullar gıda harcamalarının büyük bölümünü ekmek, tahıl ve sebzeye ayırırken, zenginlerin gıda harcamalarının büyük bölümünü et, balık ve deniz ürünleri oluşturuyor. Türkiye'de başta hayvancılık olmak üzere tarım sektörünün üretimindeki artışın talep artışının gerisinde kalması, üreticiyle tüketici arasındaki zincirde yer alan aracıların yüksek kâr oranları ve diğer nedenlerle gıda fiyatlarında yaşanan yükselişten en büyük zararı, gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda olan yoksul kesim görüyor.

Eylül ayında ekmek, un, bulgur, pirinç, makarna fiyatlarında bir önceki aya göre yüzde 8.91 oranında artış yaşanırken, bir süredir et ithalatı yapılarak fiyatları kontrol altına alınmaya çalışılan et-balık harcamalarında eylülde yüzde 3.96 oranında artış kaydedildi. Eylül ayında süt ve süt ürünleri ile yumurta harcamalarında ise yüzde 3.96 yükseliş gözlendi. Son 12 aylık dönemde ise ekmek, un, bulgur, makarna ve benzerlerinin fiyatlarında yüzde 27.74, et-balık fiyatları 8.23, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatları yüzde 44.27 oranında arttı. Katı ve sıvı yağ fiyatları aylık yüzde 11.66, yıllık yüzde 22.87 oranında arttı.

Meyve harcamalarının yüzde 15.66 oranında arttığı eylül ayında sebze harcamalarında ise yüzde 50.09 oranında artış kaydedildi. Meyve fiyatlarındaki artış yıllık yüzde 61.63'ü bulurken, sebze fiyatları yüzde 268.28 oranında artış kaydetti. Bakliyat fiyatları aylık yüzde 7.79, yıllık yüzde 2 oranında artarken, salça, zeytin, bal, çay tuz ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatlarında da aylık yüzde 3.25, yıllık yüzde 26.67 oranında artış yaşandı.

 

 

 

 “EMERJİ MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKİLMELİ”

 

Ender Yorgancılar (Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı) –Diğer girdiler gibi enerji fiyatları da sanayicinin esas ham maddelerden bir tanesi. Dışa bağımlılık olduğu müddetçe bu zamlardan kaçınabilme imkanı yok. Eenerji maliyetlerinin aşağı çekilebilmesi için yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekir. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) uygulamasındaki yenilenebilir enerji kaynakları dövize bağlı olduğu için dövizin her artışında elektrik fiyatları da otomatik olarak zamlanacak bir sistemin içerisinde.  Ama buda Türk sanayicisinin durumunu zorlaştırıyor. Bu kadar maliyet artışıyla fiyatları yansıtabilme imkanı söz konusu değil. Ancak özellikle bu süreçte yani dövizin bu kadar arttığı bir süreçte elektrik fiyatlarına zam yapılması yerine belirli bir kısmının özellikle sanayi de sübvanse edilmesinin doğru olduğunu düşünüyorum. Yapılabilecek olan şey ise, enerji çeşitliliğinin arttırılmasıdır.

 

 

 

“AÇLIK Ve YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞIYANLAR NE YAPACAK?”

 

Turhan Çakar (Tüketici Koruma Derneği Genel Başkanı) – Tüketicinin Eylül 2017 – Eylül 2018 dönemine ilişkin son bir yıllık gıda enflasyonu TÜİK İstatistiklerine göre, son 15 yılın doruğuna çıktı. Buna göre, 7 kalemden oluşan süt ve sütü ürünleri enflasyonu 27.92’dir. 18 Kalemden oluşan sebze enflasyonu yüzde 48.58’dir. 7 kalemden oluşan yaş meyve enflasyonu 30.81’dir. TÜİK verilerine göre, son bir yılda 7 kalemden oluşan süt, yoğurt, beyaz peynir, kaşar peyniri, tulum peyniri, krem peynir ve kahvaltılık tereyağından oluşan süt ve süt ürünleri enflasyonu yüzde 27.92’dir. Yumurtanın fiyatı ise son bir yılda yüzde 54.29 artmıştır. Son bir yıllık 18 kalemden oluşan sebze enflasyonu 48.58’dir. Son bir yılda domatesin fiyatı yüzde 109.11, salatalığın fiyatı yüzde 81.71, karpuzun fiyatı ise yüzde 120.30 artmıştır.

 

Aynı dönemde 7 kalemden oluşan taze meyve enflasyonu yüzde 30.81’dir. TÜİK’in yüzde onluk gruplar itibariyle yıllık hane halkı kullanılabilir gelir dağılımı ile Türk-İş’in açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını karşılaştırdığımızda, Türkiye nüfusunun yüzde 20 dolayında kesiminin açlık sınırının altında, yüzde 60’dan fazla kesiminin ise yoksulluk sınırının altında yaşadığı görülmektedir. Yani, nüfusun 16 milyon dolayında kesimi açlık sınırının altında, 48 milyondan fazla kesimi ise yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Gıda fiyatlarının komisyoncu ve aracılar tarafından haksız ve spekülatif olarak artışına, stoklanmasına devlet müdahale etsin. Tüketici ve küçük çiftçilerin kooperatifleşmesi devlet tarafından desteklensin. Gıda da KDV kaldırılsın. Tüketicilerin yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için gerekli her türlü ekonomik ve sosyal önlemler alınsın.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kriz yok” açıklamalarına rağmen ekonomik kriz her sektörü derinden etkilemeye devam ediyor. Her gün peş peşe konkordato ilanları...

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Pastör Andrew Brunson ve Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkolosluğuna giren ama çıkmayan Cemal Kaşıkçı olayları, cüsselerinden kat be kat büyük gelişmelerin habercisi ol...

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

Yazarlar
Website Security Test