Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''IMF ile anlaşmaktan daha itibarsız bir durum''

5.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ali Nail Kubalı(Ekonomist) –Siz bu güne kadar hiçbir gerçek demokratik ülkenin, kendisi beceremediği için ya da global fon yöneticilerine güven verebilmek için ekonomisinin yönetimini McKinsey’e veya herhangi bir yabancı hatta ulusal danışmanlık şirketine bırakıldığını duydunuz mu? Bu bir ülke için züldür! Kapitülasyondan başka bir şey değildir! Kapitülasyon kelimesinin anlamı teslimiyettir! Beni McKinsey’in ne kadar başarılı bir şirket olduğu edebiyatı kesmez. Ben McKinsey’in nasıl çalıştığını birinci elden bilirim. Uluslararası ilişkilerimizde bizim ülke çıkarlarımızı mı yoksa yıllardır içli dışlı oldukları dev fon yönetimi şirketlerinin çıkarlarını mı koruyacaklar? Bu IMF ile anlaşma yapmaktan daha itibarsız bir durum.

Ancak ekonomi bu noktada ise belki de yapılacak bir şey kalmadı diye düşünüyorlar. Aslında var! İthalat süratle azalıyor ihracatta da artma temposunu kur desteği ile devam ettirelim. Kısa süre sonra bu fon bezirganları gene kapımızda para satmak için kuyruğa girerler. Ben, “Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?!” diye soruyorum!

Ayrıca bu çok övülen şirketin iki CEO’su düzenbazlıktan hapse girmiştir, bunu da unutmamalıyız! Kendi CEO’larını denetleyemeyen bu şirket bizi mi denetleyecek?!

 

 

 

“MCKİNSEY YANLIŞ BİR TERCİHTİR”

 

Uluç Özülker(Emekli Büyükelçi) –Ülke ekonomisi şu an çok zor durumda, dışarıya bir güvence vermesi gerekiyor. Türkiye’deki sermaye birikimi, tasarruf oranı yüzde 12’lere kadar gerilemiş vaziyette. Bu açığı kapatabilmek için dışarıdan alacağınız dövizlerle sermaye oluşturmak, diğer bir deyişle tasarrufunuzu olması gereken noktaya taşımak mecburiyetindesiniz.

Bunu yapabilmek yurtdışında para bulabilmekle eş değerdedir. Bugüne kadar sıcak para çok fazlaydı özellikle mortgage krizinden sonra ABD’de çok fazla dolar piyasaya sürülmüştü. Bu koşullar altında Türkiye ve uluslararası piyasalar hem güzel fonlardan, hem de dolar bolluğundan yararlanmak suretiyle açığını kolaylıkla finanse ederek bu günlere gelmişti. Her yıl aşağı yukarı 50-60 milyar dolar cari açıkla bu günleri yakalayabildi. Bu seneye baktığımızda Brunson olayına bağlanan ama aslında çok fazla anlaşmazlık ve uyuşmazlıklarla dolu bir ortamın sonucu olarak ABD’nin bir mali yaptırım süreci oldu. Bu şekilde ihtiyacımız olan parayı bulmak da gitgide zorlaşıyor. Zorlaştığı durumlarda da uluslararası piyasalardan para bulabilmek için güvence vermek gerekiyor. Bu güvencelerin başında hukuk sistemi gelir, yani “o ülkenin adalet sisteminin doğru dürüst çalışması gerekir,” ama bu olamıyorsa da bu yönde garanti oluşturabilecek bir takım mekanizmalara ihtiyaç vardır. IMF budur aslında. “IMF bir güvence teşkil ettiği için” tercih ediliyor. Onunla yapmış olduğunuz anlaşma uluslararası piyasada güvenilir bir konumda olduğunuzun ispatı olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye, IMF ile ilişkilerini Kemal Derviş döneminde başka bir boyutta tuttu. Hükümetin başına AKP geldikten sonra “IMF’ten kurtulduk” dedi. IMF’ten kurtulmak, borç almamak, borçları ödemek çok önemli değil, sizin o borçları ödeyebilecek konumda olmanız önemli. Bugünkü koşullarda oradan çıktık. Dolayısıyla güvence sağlamayı McKinsey gibi uluslararası bir kuruluşla yapma yolunu seçtiler. McKinsey şöhreti olumlu olan bir kuruluş değildir. McKinsey sonuç itibariyle uluslararası platformda FED’e dahi hakim olan belirli uluslararası büyük kuruluşların, ailelerin hakimiyetinde olan bir kuruluştur. Dolayısıyla bunlar gittikleri her yere daima bir sömürü düzeni ile giderler. Ülkenin menfaatlerini empati yaparak korumak gibi dertleri yoktur. McKinsey yanlış bir tercihtir. McKinsey’in tercih edilme sebebi ise “IMF’ye muhtaç değiliz, oraya gitmeyeceğiz” şeklindeki söylemdir. Ancak hangisi daha hayırlıdır, bu konuda çok iyi düşünmek lazımdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

GÖZLEM Yayın Kurulu'nun konuğu olan Halaçoğlu ''Bir ülkede hukuku çökertirseniz, devleti çökertirsiniz'' dedi.

ABD - Çin arasındaki ticaret anlaşmasına yönelik endişelerin devam etmesi ve ABD ile İran arasında artan gerilim dünyayı da geriyor. Çin ile karşılıklı vergi artışı ge...

Türkiye ile beraber dünyanın da yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, iş adamlarının korkutulduğu, yazarların ve sanatçıların fişlendiğ...

GÖZLEM, ''hayat pahalılığının önlenememesinin sebeplerini ve ne yapılması gerektiğimi'' uzmanlara sordu, işte ''karamsar'' cevapları...

Tarımda Milli Birlik Projesi'nin üst yapısını, ''yüzde 50'si yerli ve yabancı özel sermayeye ait'' Semerat Holding yönetecek. Bu tabloya, sektörün tüm paydaşlarından t...

İstanbul halkı, YSK’nın aldığı ve ''haklı sebepten yoksun olduğu'' hukukçuların çoğunluğunca kabul edilen bir karar ile 23 Haziran’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı se...

Yazarlar
Website Security Test