Facebook ta paylaştweet le

8 Mart Kadınlar Günü Gözlem Özel yazıları

6.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Müjgan Suver, Huriye Serter ve Zeynep Gürel Gözlem için yazdı...

MÜJGAN SUVER...

2020’nin korkunç kadın bilançosu

2020 yılını COVID-19 pandemisi ile mücadele ederek geçirdik. Maske, mesafe, hijyen, aşı derken, 2021 yılının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne geldik. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kadınların kazanımlarının kutlandığı, cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratma ve harekete geçirme çağrıları ile birlikte eylem yapıldığı gün.

Ancak bu yıl ülkemizin kadın erkek eşitliği karnesini görmek için araştırmaların sonuçlarına baktığımızda, hiç beklemediğimiz bir gerçekle karşılaşıyoruz. Azaldığını umduğumuz "kadına şiddet" virüsü toplumda yıldan yıla artarak yayılıyor... Ne yazık ki sonuçlar bize kadın cinayetlerinin, son on yılda tam üç kat arttığını gösteriyor.

Bu korkutucu sonuçlara bakınca anlaşılıyor ki pandemi nedeniyle zorunlu evde kalma hali, ev içi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocuklar için gittikçe tehlikeli bir hale dönüyor. Ev içinde şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar yakınlarının, resmi ve sosyal destek kurumlarının müdahalesinden uzak kalıyor. Ev içi şiddet olgularında, bireyin fail ile daha uzun süre vakit geçirmeye mecbur olması, sosyal çevresinden yoksun kalması, işsizlikle birlikte evde ekonomik güçlüklerin artması, işsizlikle birlikte artan alkol tüketimi, pandemide kadına ve çocuklara yönelik şiddeti arttıran faktörlere dönüşüyor.

Pandemi sürecinde Kadın kuruluşlarının "bu bir cins kırımıdır, meclis göreve!" "meclis özel gündemle toplanmalıdır" çağrılarına ise kulaklar sağır kalıyor.. Kadın örgütleri tek tek ve birlikte oluşturdukları "Eşitiz" platformu ile çağrılarına devam ediyorlar… Güçlü bir çığlık haline dönüşen bu çağrılar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde eylemlerle sokaklara, meydanlara taşacaktır. Umarım bu çığlıklar, Allah korkusu kalmayan vicdanlara, adalet terazisini elinde tutanlara, milleti temsil ettiklerini söyleyenlere önce insan olduklarını, kadın erkek insanların eşit doğduğu gerçeğini hatırlatır...

Günümüzün erkek cinsini ve cahilleri, okumuşlara ve kadına üstün gören popülist politikaları; bunların topluma olumsuz etkileri; korku ile baskılanan medyanın, kurumların ve halkın bu duruma sessiz kalması; salgın yönetimi politikalarının olumsuz etkileri ile birleşince, kadına ve çocuklara yönelik şiddet pandemisi de, dışarıdaki Covid 19 salgın tehlikesi kadar ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkmaya başlıyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2020 yılı raporuna göre; bu yıl 300 kadın öldürüldü. 171 kadının ölümü de kayıtlara "şüpheli" olarak geçti. Binlerce kadın şiddete maruz kaldı. Öldürülen kadınların yüzde 60'ı en güvenilir yerlerde, evlerinde, yakınları tarafından öldürüldü… Şiddet mağduru kadınların anlattıklarına göre, kolluk kuvvetleri, bakanlığa bağlı kurumlar, sağlık kurumları ve savcılığın kadınlara gerektiği ölçüde yardım eli uzatmadığını gösteriyor.

Kadın derneklerinin anlattıklarına göre ise, kadın cinayetlerinin artması önlemleri ve cezaları kapsayan İstanbul Sözleşmesinin ve 6284 sayılı kadınlara yönelik şiddeti önleme yasasının uygulanmamasından kaynaklanıyor. İstanbul Sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe girmesine rağmen, toplum yapısına tehdit oluşturduğu gerekçesiyle politikaları etkileyen muhafazakâr kesimin, cemaatlerin eleştirilerinin hedefinde… Gerçekte istatistikler bize şiddet faktörünün nasıl hem aileyi, hem de toplum yapısını içten içe kemirdiğini, tehdit ettiğini gösterse de, kadınları erkeklere “biat" eden köleler görmekte ısrarlılar.

Ülkemizde son on yılda üçe katlanan kadın cinayetlerinin adı "cins kırımı" haline dönüşmüştür. Uluslararası değerlendirmelere bakıldığında, Türkiye’nin 2006 yılında 105. sırada bulunduğu Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Eşitliği Endeksinde 2020 yılında 153 ülke arasında 130. sırada yer aldığı görülmesinden utanıyoruz.

Asırlardır devam eden kadına yönelik şiddet pandemisini durdurmak için cezasızlığın son bulmasını, kadınların şiddetten korunması için en kapsamlı yasal standart olarak kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin bütün maddeleriyle hayata geçirilmesini, 6284 sayılı yasanın etkin bir biçimde uygulanmasını, cinsiyet eşitliğini sağlayacak hak temelli adımların atılmasını istemek kadın erkek bütün toplumun talebi olmalıdır diyerek;

Eşitlik mücadelesi için can veren, hapislere atılan, şiddete uğrayan bütün kadınları saygıyla selamlıyorum.

 

HURİYE SERTER...

Kadın erkek eşitliği bir demokrasi meselesidir

Amerika’da dokuma fabrikasında çalışan bir grup kadın işçi 8 Mart 1857’de eşit işe eşit ücret, günde 8 saat çalışma, doğum izni talepleriyle başlattıkları mücadelede hakları uğruna can vermişlerdir.

1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Sosyalist Enternasyonal toplantısında Clara Zetkin tarafından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisinin onaylanmasının ardından 1917’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda daha sonra 1921’de Türkiye’de ve 16 Aralık 1977 tarihinde se Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmiştir.

O yıllardan bu yana:

8 Mart, kadınların eşitlik, adalet ve barış için bir araya gelmelerinin öyküsüdür, daha iyi bir dünya için verdikleri asırlık bir mücadelenin adıdır.

8 Mart; Dünya Kadınlarının taleplerini birlikte daha gür haykırdıkları, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan çağdışı zihniyetlere karşı çıktıkları, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı omuz omuza mücadele verdikleri gündür.

Kadınların toplumdaki konumlarının güçlendirilmesinin ve bu bağlamda toplumların gelişmesinin önünde birçok engel bulunmaktadır.

Kadınlar sırf kadın oldukları için katledilmekte, ülkemizde her 3 kadından biri şiddete maruz kalmakta ve şiddet her geçen gün bir sarmal şeklinde büyümektedir. Kadınlar ne giyeceklerine, ne içeceklerine, nasıl güleceklerine, kaç çocuk doğuracaklarına kadar her türlü yaşam seçimlerine müdahale etmeye çalışan bir zihniyet ile karşı karşıyadırlar.

Sadece fiziksel değil, ekonomik, psikolojik, cinsel ve dijital şiddetle de mücadele etmek durumunda kalmaktadırlar.

Erken yaşta ve zorla evlilikler, kız çocuklarının eğitimsiz bırakılması, kadınların sosyal ve ekonomik hayattan mahrum kalması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamaması gibi pek çok sorun da şiddetin yanı sıra insan hakları gereği bir an önce çözülmesi gereken çok önemli konulardır.

Aslında bu konularda yasalarımız mevcuttur. Fakat gereği gibi uygulanmamaktadır. Tam eşitlik sadece yasalarla da sağlanamaz. Eşitlik için zihniyet değişimi şarttır. Kadın sadece aile içi rollere hapsedilip yaşamı ev işleri, çocuk bakımı, engelli ve yaşlı bakımı gibi işlerle sınırlandırılırsa nasıl özgürleşir?

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Raporuna göre, Türkiye 150 ülke içerisinde 130’uncu sırada yer almaktadır.

Oysa kadının insan haklarını pek çok ülkeden önce bizim ülkemiz vermiştir.

M. K. Atatürk Karlsberg’te hastanede tedavi görürken hasta yatağında tuttuğu günlüğüne şöyle yazmıştır; “Kadınlara her türlü hakkını bir an evvel vermek lazımdır. Çünkü yavaş olursa zorluklarla karşılaşabiliriz”…

Peki, Cumhuriyet’in ilk yıllarında TBMM’de kadın temsilinde dünyada 2. sıradayken bugün neden 117. sıradayız?

Neden bugüne kadar bakanlık yapmış 1779 kişinin sadece %2si kadındır?

Neden nüfusun yarısı olmamıza rağmen erkeklerde işgücüne katılım oranı %68 iken kadınlarda bu oran % 32dir?

Neden bu yüzyılda halen ülkemizde 2 milyondan fazla kadın okumaz yazmaz vardır?

Ve neden sadece kadın meseleleri ile ilgilenen bir ‘kadın bakanlığı yoktur?

Kadın erkek eşitliğinin sağlanması için verdiğimiz mücadele, demokratikleşme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine erişilmesi mücadelesidir.

Atatürk ilke ve devrimleriyle kazandığımız haklardan geriye gidişi kabullenmemiz mümkün değildir.

8 Mart’lar bir kutlama günü değil, kadınların sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirme, ayrımcılığa, şiddete karşı çıkma günüdür.

Dünya kadınlar gününün yıl dönümünde, bir kez daha önemle altını çiziyoruz ki ; kadına karşı şiddete son vermek, eşitlik, adalet ve barışı sağlamak amacıyla gösterilen çabaları ciddiye almak ve İstanbul Sözleşmesinde gerçekleştirilmesi taahhüt edilen maddelerin uygulanmasındaki kararlılığı hep birlikte ortaya koymak zorundayız.

Gerçek demokrasi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmanın temeli kadın erkek eşitliğinin sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Ve bizler için asıl “Kadınlar Günü Kutlaması” İş’te o gün geldiğinde olacaktır.

 

ZEYNEP GÜREL...

Yeni dünya yine kadınlarla dönecek

Mavi gezegen dünyanın, yeni zamanlarına tanığız. Bize göre sisli, karmaşık, bir hayli zor zamanlardan geçiyoruz. Ama dünyaya göre bu ilk değil ve son da olmayacak. O neler yaşadı, neler gördü milyarlı yaşlarına gelene kadar. Aydınlanmaya da tanık oldu, karanlığa da ama sonunda kazanan dünya oldu. Evet, “zor zamanlar”ın sessiz tanıklarıyız. Geçtiğimiz yıl bu zaman, salgının kendi ülkemize sıçrayacağını, maskeyle dolaşacağımızı, hepimizin yeni kalesinin “ evimiz” olacağını söyleseler inanır mıydık? Ama işte geldiğimiz nokta “maskeli günler”.

Peki, dünya eskisi gibi olacak mı? Evet, dünya eskisi gibi dönecek… Ama kendi dünyamız farklı şekillenecek. Çünkü artık biz eskisi gibi olmayacağız. Pandemi, herkese bir şeylere öğretirken, kadınlara ayrıcalık tanıyıp daha çok şey öğretiyor. Birçoğumuz teknolojiyi eskisinden daha etkin kullanmaya başladık. Belki de aramıza duvarlar ördüğümüz sanal ağlarla ilişkimizi güçlendirdik. “ Aman yapamam, ben ne anlarım bu kadar teknik detaylardan” diye başlayan cümleleri artık kurmamaya başladık. Online toplantılar, online eğitimler bizi bize öğretti. Bildikçe kendimizi, daha çok çoğaldık.

Pandemiyle birlikte, farkına vardık aslında aynı anda ne çok iş yapabildiğimizi. Aynı dört duvar arasında, hem iş insanı, hem ev kadını, hem de anne olabildiğimizi fark ettik. …Ve elbette ne kadar çok şeyi başarabildiğimizi… Biliyorduk ama daha önce kendi gücümüzü anlayamadık, tanıyamadık belki de… 10 parmağımızda, 10 marifet olduğunu artık iyi biliyoruz. Kendi ekmeğimizi kendimiz yaptık. Emeğimize sağlık... Ve tekrar anladık ekmeğimizi taştan çıkarabileceğimizi…

Dünyayı yönetenler ağırlıkla olarak erkekler olsa da, dünyayı döndürenler aslında biz kadınlar… Gücümüzle, dayanıklılığımızla, kararlılığımızla, irademizle ve içimizde bir yerlere saklanan, küllerinden doğmayı bekleyen Anka’mızla… Biz kadınlardan daha iyi kim bilebilir ki zaten doğumu… Evet, şu anda sancılı bir süreç… Kaygılarımız, yarın korkumuz, hayatta kalma güdümüz her zamankinden fazla ama yüreğimizi yatıştıran bir gerçek var ki tüm bunlar geçecek… Ve dünya dönmeye devam edecek.

Yeni iş yapış modelleri ortaya çıkacak, yeni istihdam alanları açılacak, yeni bir anlayış egemen olacak yaşlı yer küreye. İşte biz kadınlarda sahnede yerimizi alacağız. Ayağımızda topuklu ayakkabıda olsa, pofuduk terlikte olsa fark etmiyor biz kadınlar için… Aynı güçle ve sağlam adımlarla basıyoruz yere… Güçlüyüz… Ve giderek daha çok güçleniyoruz… Tek başımıza değiliz, gittikçe çoğalıyoruz.

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz… Takvimlerde ise mevsim bahar… Zaten, biz kadınlara da en çok bahar mevsimi yakışmaz mı? Kadınlar uyanınca, doğa uyanır. Kadınlar ekerse, toprak bereketlenir. Kadınlar su verirse çiçekler açar… Kadın adım atarsa, hayat yürür. O zaman hep birlikte adım atalım yenilenen dünyamıza.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir ve çevresinin temiz enerji ve temiz teknolojiler konusunda uzmanlaşmış bir bölgeye dönüşmesini hedefleyen BEST For Energy Projesi hayata geçiyor. İzmir Kalkınma ...

Türkiye'de 80 yıllık tarihinde birçok başarıya imza atan, örnek kulüplerden biri olan Kültürpark Tenis Kulübü, EGİAD’ın 16. Dönem Yeni Yönetim Kurulu’na nezaket ziyare...

13-16 Nisan tarihleri arasında dijital olarak gerçekleşmekte olan Fashion Week Istanbul, ikinci gününü birbirinden görkemli şovlarla geride bıraktı.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ve Medicana International İzmir Hastanesi arasında indirim protokolü imzalandı. İmzalanan protokol ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti üyel...

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin Türkiye ziyaretine ilişkin açıklamalar yapan DEİK/Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Murtaza Karanfil, Dibe...

Dünya doğal taş sektörünün en önemli fuarlarından biri olan Marble İzmir Fuarı için beklenen karar çıktı. 26. Marble İzmir Fuarı, 25-28 Ağustos 2021 tarihlerinde fuari...

P&G’nin Türkiye’de spor kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla başlattığı Olimpik Anneler projesiyle destek sunduğu 34 sporcudan aralarında dünya şampiyonları İbrahim Çola...

Yazarlar