Facebook ta paylaştweet le

Başkan Biden “buz gibi” soğuk; Kongre bastırıyor!

5.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD’de Jeo Biden yönetiminin 20 Ocak’ta göreve gelmesinden bu yana Ankara ile Washington arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Biden, göreve başlamasının ardından birçok dünya lideri ile telefonda görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak henüz Biden ile Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi yapılmış değil. İki ülke arasındaki temaslar yalnızca iki resmi telefon görüşmesi ile sınırlı kaldı.

Önce, 2 Şubat günü Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın ile Başkan Joe Biden'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan; daha sonra da, 15 Şubat günü ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu telefonda görüştü. Ancak başkanlık düzeyinde henüz bir görüşme gerçekleşmedi.

ABD'de dış politika alanında önde gelen yayınlardan Foreign Policy (FP), Başkan Joe Biden'ın göreve başlamasından bu yana henüz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmemiş olmasının arkasında yatanları ve yeni yönetimin Türkiye'ye yaklaşımını inceleyen bir analiz yayımladı. Analizde, "10'dan fazla yetkili, Kongre üyesi ve diğer uzmanlarla yapılan mülakatlar, ABD Başkanı'nın sessizliğinin, Amerika'nın Türkiye'ye yönelik daha sert bir üslup benimseyeceğinin bir göstergesi olduğunu ortaya koydu. Ankara'nın eylemlerini değiştirmemesi ve bunu hızlı bir şekilde yapmaması halinde bu soğuk tavır da devam edecek" yorumu yapıldı.

Ankara-Washington hattında gerginlik, düşmüyor aksine büyüyor. Suriye’de Türkiye’nin aksine YPG’yi terör örgütü olarak tanımayan ABD ile yaşanan derin görüş ayrılığına, “insan hakları ihlalleri” de eklendi. Yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “Hak ihlali ve tahliye” kararlarına uyulmamasının ardından şimdi de HDP’nin kapatılması ve HDP’li 9 milletvekili için hazırlanan fezlekeler Meclis’e sunulması dış politikada Türkiye’yi zor durumda bıraktı.

ABD’de Jeo Biden başkanlığı sonrası ilişkilerin gergin olduğu Ankara-Washington hattında ABD Kongresi’nden ikinci Türkiye mektubu geldi. Senatörlerden sonra bu kez Temsilciler Meclisi’nin 181 üyesi Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e hitaben kaleme aldığı mektupta, “Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı harekete geç” çağrısı yaptı. Biden yönetiminden Türkiye ile ilişkilerde insan hakları konularını öne almasını talep eden imzacı vekiller, Türk hükümetinden insan hakları ihlalleri ve demokraside geri gidiş ile ilgili hesap sorulması istendi.

Türkiye'nin uzun yıllardır ABD'nin önemli bir partneri olduğuna, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin ilişkileri gerdiğine işaret edildiği mektupta, "Stratejik konular ikili ilişkilerimizde olması gerektiği gibi önemli rol oynadı. Ancak Türkiye'deki büyük insan hakları ihlalleri ve demokraside kaydedilen gerileme de büyük önem taşımaktadır" ifadesine yer verildi.

Temsilciler Meclisi üyelerinin mektubunda Erdoğan ve partisinin "Türkiye'de yargıyı zayıflattığı, ordu ve istihbarattaki kilit pozisyonlara siyasi müttefiklerini yerleştirdiği, siyasi muhalifler, gazeteciler ve azınlık mensuplarını haksız bir şekilde hapse attığı" eleştirilerine de yer verildi.

Senatörlerden sonra Temsilciler Meclisi üyelerinin ABD yönetimine Türkiye’ye yönelik mektup göndermeleri, Türkiye’de hak ihlalleri şikayetlerinin yükseldiği bir dönemde olması dikkat çekici görülüyor.

*******

“BİDEN YÖNETİMİ, TÜM DÜNYAYI ‘İNSAN HAKLARI’ KONFERANSINDA TOPLAYACAK”

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) –Biden yönetimi; insan hakları, demokrasi gibi konularda Washington’da uluslararası bir konferans toplayacak. Dünya liderlerinin ve Avrupa Konseyi’nin de pandemi dolayısıyla uzaktan erişimle ya da vakalar hafiflerse fiziki olarak katılacağı bu konferansta 3 ana konu: 1. Yolsuzluklar (tüm dünyada yolsuzluklara karşı savaş açacaklar), 2. Otoriter yönetimler, 3. İnsan hakları… Dünyadaki tüm sivil toplum örgütlerinin de katılacağı konferansta tüm dünyayı bağlayacak kararlar alınacak. Zannediyorum ki insan hakları konusunun ön plana çıkarılması konusu olabilir. Çünkü insan hakları konuları iç mesele olarak sayılmıyor. Uluslararası anlaşmalar, bunların getirdiği belli başlı yükümlülükler var.

Bu konferansta uluslararası düzeyde, Çin ve Kuzey Kore dışında neredeyse bütün ülkelerin katılması bekleniyor. Buradan çıkan sonuç da başta insan haklarının iç mesele olmadığı konusu olacaktır. Avrupa Konseyi üye ülkeleri bunu zaten kabul ediyor. Fakat bu konuda dünyadaki tüm ülkeler taraf değiller. Yapılacak bu konferansla ise tüm dünyayı ilgilendiren bir karar çıkmış olacak. Buraya Orta Doğu ülkelerinin de katılacağını varsayarsak oradaki insan haklarının da düzeltilmesi konusu açılmış olacak. O itibarla çok önemli olarak gördüğüm bu konferansı ve konferanstan çıkacak sonuçları iyi takip etmek gerekir. Buradan çıkan kararları kabul eden ülkeler sadece kabul etmiş mi olacak, yoksa ihlal halinde bir “yaptırım” mı uygulanacak? Bunu denetleyecek bir kurum olacak mı? Bunların hepsini göreceğiz.

Türkiye zaten, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni kabul etmiş durumdadır. Haliyle bu sözleşmenin içeriği ve alınan kararları Türkiye’yi bağlar durumdadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’ye, iç hukukta sorun yaşanan bir durumda fertlerin kendisine başvuru yapabilmesi gibi bir hak vermiş. Türkiye uluslararası hukuku zaten önce karar olarak kabul etmiş hatta bunu Anayasa’sına da eklemiş, anayasasının maddelerinden biri haline getirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bu açıdan önemli bir protokolü: 1. Savaş zamanı hariç idam cezasının kaldırılması; 2. Savaş zamanı dâhil hiçbir koşulda idam cezası verilmemesi… Türkiye’nin bunun altında imzası var. Her ne kadar, “idam cezasını gönderin imzalayayım” diyenler oluyorsa da, Türkiye’nin bu uluslararası sözleşmelerin altında imzasının olduğunun insanlar ne kadar farkında bilmiyorum! Ayrıca Avrupa Konseyi’nin bu konuda taraf olan ülkeleri “gözetim altına alma” ilkesi de var. Nitekim daha önce Türkiye’yi gözetim altına almıştı şimdi yeniden aldı.

İnsanlar insan haklarının iç mesele, hükümet meselesi vb. olduğunu sanıyorlar ama bu durum öyle değildir. Türkiye uluslararası anlaşmalara imza atmıştır. Şimdi birtakım hukuk reformlarından, insan hakları reformundan vb. söz ediyorlar. Öyle bir hava yarattılar ki, “aaa bakın Türkiye insan hakları reformu yapıyor” dedirtme durumuna getirdiler. Fakat durum öyle değil, Türkiye’nin zaten bir kısmının bu hükümet döneminde bir kısmının daha öncesinde kabul ettiği uluslararası insan hakları anlaşmaları var. Bizim tartışmamız gereken insan hakları reformu değil, hâlihazırda zaten imzamız bulunan uluslararası anlaşmaların uygulanması gerekliliği ve nasıl uygulanacağıdır. Buranın içerisinde de tartışmamız ve düzenlememiz gereken bir diğer konu ise, içeride alınan mahkeme kararlarının denetleyicisi neresi olacak? sorusudur. Türkiye zaten uluslararası insan hakları anlaşmalarına taraf olmuş bir ülkedir. Hukuk reformu, insan haklarını geliştireceğiz gibi söylemler mantıklı söylemler değildir. Türkiye uluslararası anlaşmalardan doğan insan hakları sorumluluklarını yerine getirmelidir.

*******

“ABD VE AB İLE İLİŞKİLER YENİDEN BİÇİMLENİYOR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Biden'ın ABD Başkanı seçilmesinden sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyeceği henüz belli değildir.

ABD, Orta Doğu'dan asker çekmediği gibi Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi aracılığıyla askeri varlığını artırmaktadır. ABD ayrıca Akdeniz, Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlarda Türkiye'yi zor durumda bırakan talepler ortaya atmaktadır. PKK-YPG ve FETÖ terör örgütlerine desteğini sürdürmüştür ve bunu devam ettirecektir.

Biden yönetimi, demokrasi ve insan hakları konularının ikili ilişkilerde gündeme geleceğini net bir şekilde Ankara'ya duyurmuştur. Ayrıca Kongre üyeleri yazdıkları mektuplarda Biden yönetimine Türkiye üzerinde baskı uygulaması çağrısında bulunmaktadırlar.Öte yandan AB ile ilişkilerin nasıl gelişeceği de belli değildir. Yunanistan ve Fransa'nın Türkiye'ye yaptırım uygulanması baskısı geçtiğimiz yılsonuna doğru iki defa püskürtülmüştür. Konunun Mart zirvesinde ele alınması kararlaştırılmıştır.

Yapılan değerlendirmelerde, AB'nin göç, savunma, güvenlik, gümrük birliği, sağlık ve enerji koridoru gibi konularda Türkiye'nin önemini kavradığı belirtilerek 2021 yılının olumlu geçeceği tahminlerinde bulunulmaktadır. Ancak Mart ayındaki görüşmelerden önce Türkiye'nin özellikle insan hakları konusundaki eleştirileri giderecek adımlar atması beklenmektedir.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın duyurduğu "İnsan Hakları Eylem Planı"nın AB'nin vize serbestisi anlaşması için şart koştuğu kriterlerin geri kalanını karşılayacağını açıklamıştır.

Bir yandan bu gelişmeler olurken diğer yandan milletvekilleri için fezlekelerin TBMM Başkanlığına gönderilmesi olumsuz bir gelişme olmuştur. Cezaevlerinde uzun süredir tutuklu bulunan kişilerin varlığı esasen ülkemizin itibarı üzerinde bir gölge oluştururken, siyaset yapanlara cezaevleri yolunu açacak adımlar Türkiye'nin inanılırlığına kuşku düşürecektir. Bu konuda sevindirici gelişme İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'in grup toplantısındaki konuşması ve fezlekelere gözü kapalı destek vermeyeceklerini açıklaması olmuştur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir Gazeteciler Cemiyeti 25 Mayıs’ta yeni başkanını seçmek için sandığa gidiyor.

Azerbaycan’ın 28 yıl sonra Ermenistan işgalinden kurtardığı Dağlık Karabağ Türk mobilyacıları tarafından donatılacak.

Dünya Sağlık Örgütü’nün trans yağlara karşı başlattığı küresel kampanya, dünyada yankı bulmaya devam ediyor.

İş dünyasının sürdürülebilir kalkınma konusundaki farkındalığını ve etkisini artırmak amacıyla BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde hareket eden EGİAD Ege...

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “önyargı ve empati” konulu Engelsizmir Ulusal Karikatür Yarışması’nda finale kalan eserler belli oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Konak İlçe Başkanı Çağrı Gruşçu, Türk Polis Teşkilatı’nın 176’ncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Konak İlçe Emniyet Müdürlüğünü ziyaret etti.

Mersin'in Mut ilçesinde yaklaşık 9 ay önce askerlerin sevk edildiği otobüsün devrilmesi sırasında yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 8 Nisan’da hayatını kaybeden şe...

Yazarlar