Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kargocu anlattı: Karantinada ayakkabı alanlar, ürün değiştirenler

5.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duvar gazetesinden Pınar Öğünç kargocu olarak çalışan bir kadınla konuştu. Kadın kargocunun anlattıkları Koronavirüs (Kovid-19) pandemisinde çalışmak zorunda kalanların tablosunu gözler önüne serdi.

Duvar gazetesinden Pınar Öğünç, kargo şirketinde çalışan bir kadınla sohbet etti. Kargocu kadının anlattıklarıyla Koronavirüs pandemisinde kendini izole eden/edebilen bazı insanların çalışmak zorunda kalan emekçileri hiçbir şekilde düşünmediği ve salgından önceki tüketim çılgınlıklarına devam ettikleri görüldü.

Pınar Öğünç'ün yazısı şöyle;

31 yaşındaki Nazlı bir kargo şirketinde çalışıyor. Yine aynısı oldu, bir hafta önce haberleştik, görüşeceğimiz güne kadar işten çıkarılmıştı. Bu tesadüf değil, “esnek çalışmanın” özel sektörde yaşandığı biçimi. Nazlı, alınmayan önlemleri anlatıyor ama daha önemlisi bu zamanlara mahsus ahlaki sorular soruyor. Hiç de zaruri olmayan e-ticaret siparişleri, sektörde çalışanların virüs riskini nasıl arttırıyor, bu koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmak ruhlarını nasıl tahrip ediyor…

Beni ne işsiz bıraktı? “Müşteri memnuniyeti” diyeyim. Bir buçuk yıldır bir kargo şirketinde çalışıyorum. Market çalışanları, kargocular, hepimiz risk altındayız, bunun da bilincindeyiz. Ama ne önlem, ne bir şey… Hatta bizim acentanın sahibi müdiremiz Almanya’ya gidip geldi, uyarılarımıza rağmen karantinada kalmadı, şubeye gelmeye devam etti. “Ben iyiyim, bomba gibiyim” diye diye hepimizi riske attı. Vakalar arttıkça “Bir önlem alalım, en azından marketler gibi mesafe koyalım” dedim. “İnsanlara engel olamazsın ki” dedi bana. Bir yandan Genel Müdürlük, bütün şubelerimiz dezenfekte ediliyor falan diye açıklamalar yapıyor. Hiç öyle bir şey görmedik. 19 Mart’ta bir mail attılar, eminim ki müdürlükten biri, evinde pijamalarıyla yazdı. İşte biz sağlık çalışanları gibi kamuya hizmet ediyormuşuz, kutsal bir iş yapıyormuşuz. Olur ya öyle, birtakım sırt sıvazlamalar… “Kutsal”ı kırmızı harflerle yazmışlar bir de, okuduğumda kudurdum.

Akabinde herkese birer maske, eldiven geldi. Birer tane! Sonra öğrendik ki merkez bunları şubelere satıyormuş. Kargo şirketlerinde poşetler şubelere satılır, bunlar da aynı şekilde. Yani tamamen müdürün inisiyatifine kalmış durumdasınız. Farklı şubelerden hasta olanların haberleri de kulağımıza geldi bu süreçte. Ama bakıyorsunuz şube çalışıyor hâlâ.

Bir de böyle bir zamanda dağıttıklarımızı görseniz… Kıyafetler, ayakkabılar… Ya şuna şahit oldum: Küçük bir dikiş makası almış, rengini beğenmediği için iade edecek, eve kurye talep ediyor. İnsanlar o kadar acımasız, o kadar bencil ki. İşten atılmama da böyle bir şey neden oldu. Aldığı elbiseyi değiştirmek için iadeye gelen bir müşteri… Daha içeri söylenerek girdi. “Şu tarafa” diye doğru yeri işaret ettiler, “Hepiniz virüslüsünüz zaten nasıl geleyim oraya” dedi. Virüslüymüşüz. O zaman gelmeyeceksin. Ben de yan tarafta arkadaşımla konuşuyorum, bir şeye güldüm, “Sen bana nasıl gülersin” diye bağırmaya başladı. Doğal bir şekilde savunmaya geçtim, müdür geldi. Kadın “Çabuk bunun işine son verin” diyor sinirli sinirli.

Kadın gittikten sonra müdür böyle olmaz falan dedi bana. Çok agresifmişim. “Risk altındayız. Elbiseydi bilmem neydi, zaten insanların lüksüne hizmet ediyoruz, hepimiz gerginiz” dedim. Her gün ölüme gelir gibi işe geliyoruz, elimizde ölüm taşıyoruz, müşteri stresliyse, biz daha stresliyiz, biz hepsinden daha tedirginiz. Bunun ertesi günü, yine ayakkabısı evine gitmeyen, telefon numarası olmadığı için ulaşamadığım başka bir müşteri geldi şubeye. Ona sakince bir cevap verdiğim halde “Biz sanki gerizekâlıyız, bilmiyoruz bunu…” diye bu sefer o bağırmaya başladı. Sonra tabii müdür beni çağırıp çıkışımı vereceğini söyledi. En işkence gibi olanı da, çıkarıldıktan sonra iki gün daha çalışmaktı. Maaşım kesilmesin diye, ayı doldurayım bari dedim. Berbattı o iki gün.

Dağıtım yapan arkadaşlar da hep böyle muamelelere maruz kalıyor. Virüslü gibi davranan çok, “Yere bırakın gidin” diyorlar paketleri, üstüne dezenfektan sıkanlar… Absürtlük de burada. Madem bu kadar tedirginsin, niye kargo istiyorsun evine. Dolap diye bir uygulama var, ikinci el satış yeri, oraya yüklenmiş bir sürü kişi. Medikal malzeme taşısak hastanelere, evet derim insanlık için bir şey yapıyorum. O zaman işim kutsal olur. Ama yok… Çocuklarının eski oyuncaklarını satıyorlar mesela. Karantinada ayakkabı almayı inan anlamıyorum. Ben çıktım ama binlerce kişi kargo işinde çalışıyor. İnsanlar gerçekten keyfi alışveriş yapmasın bu dönemde, anlasınlar bunu.

Ben 31 yaşındayım. 25 yaşında bir kardeşim var, onunla yaşıyoruz İstanbul’da. Ailem Adana’da. Kardeşim de Migros’ta çalışıyordu, ayrılmasını ben istedim. Günde bin beş yüz kişi, ne önlemi aldıkları belli değil, göze alamadık. Şimdi ikimiz de işsiziz. Aileden bir şey bekleyemeyiz, emekliler. Biz burada kendimizi döndürüyorduk. En fazla bir aylık kirayı, faturaları öderim son maaşla, ondan sonrası karanlık. İşsizliğin on beş katına çıkacağını da gayet iyi biliyorum. O yüzden her riskine rağmen çalışmaya devam ediyordum zaten. Adana’ya dönmek istesek bile dönemeyiz, yasak var. Parasız, tam mahsur kaldık burada.

Akıl sağlımızla oynuyorlar. Ben nasıl evde kalabilirim? İki aktarmayla gidiyordum, sabah 7 buçukta sokaklara baksınlar, insanlar nasıl koşa koşa mesaiye yetişiyor. Metrobüs tıklım tıklım. Bomboş sokaklarda simit, çiçek satmaya çalışan insanlar görüyorum, günlük yevmiyle geçinenler… Evde kalanlar da, yüzde 30 mudur o, karantinasında internetten alışveriş yapıyor işte. Sınıfsal ayrım o kadar ortaya çıktı ki, bu bir sağlık meselesi değil artık, sınıf çatışması. Öyle geliyor bana. Bakan konuşuyor, “Gençler evde kalın”mış… Gençler ekmeğinin peşinde! Gençler fabrikada, bankada, kargoda, markette. Gençler ölümü evine taşıyor. Biz ortaya atılmış yemleriz, virüs kapıp ölmesi gerekenleriz. Ölene kadar da ekonomiyi canlı tutacağız ama! Devlet e-ticareti durdurmak istemiyor görüyorsunuz. İndirim bile yaptı. Her yerde böyle.

İnşaat teknikerliğini bitirdim. Aslında tiyatrocu olmak istiyordum, İstanbul’a onun için gelmiştim. Maddi kaygılar nedeniyle olmadı. Kendimi değil, ekonomimi var edecek işler yaptım. 20 yaşımdan beri yapı denetimi, gayrimenkul, mağaza, garsonluk bir sürü işte çalıştım. Bu ülkede yaşamanın bedeli yorgunluk diye düşünüyorum. Yarını bile göremezken, gelecekten beklediğim hiçbir şey yok. Bu virüs sanki yaraları deşti. Ekonomik sıkıntı, işsizlik, ne varsa… Bu ülkeye, insanlarına dair umudumu çoktan kaybetmiştim, onlarla aynı gemide olamadım hiç. Hayallerimden zaten çoktan vazgeçmişim. O yüzden de haksızlığa karşı susmak istemiyorum, sesimi duyurmak istiyorum böyle…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Seda Kaya Ösen, Türkiye'nin önündeki en büyük sorunlardan birinin "sosyal patlama" olacağına işaret etti. Ösen, "Vergi ve SGK primlerind...

Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kriterlerin bulunduğu ''Covid-19 hastalığı için risk grubunda olan kronik hastalıklar'' başlıklı resmi yazı, Sağlık Hizmetleri G...

Rize'ye giden çay üreticileri ve işçilerine yönelik yapılan Koronavirüs (Kovid-19) testleri tamamlandı ve çıkan tablo paniğe sebep oldu.

Seyahat kısıtlamasının kalkmasının ardından yeniden faaliyete geçen ve Manisa-İzmir arasında çalışan otobüslere zam geldiği bildirildi. Zamlar dünden (1 Haziran 2020 P...

Geçtiğimiz yıllarda 70 liralık lahmacunuyla gündeme gelen tatil cenneti Bodrum, bu yaz şezlong ve loca fiyatlarıyla anılacağa benziyor. Türkbükü'ndeki şezlong fiyatlar...

Etkinlik ve konser yapması yasaklanan Grup Yorum için konser izni çıktı. Grup Yorum haberi sosyal medya hesabından duyurdu.

Özel okullarla ilgili yeni bir karar alındı. Karara göre özel okullarda telafi eğitimi yapılacak. Karar öncesinde Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Üyesi ...

Yazarlar
Website Security Test