Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Atatürk, Gençliğe Türkiye Cumhuriyeti’nin İstiklalini Koruma ve Kollama Görevi Vermiştir

19.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Atatürk ve Türk gençliğini yazdı.

Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU

Atatürk’ün gençliğe verdiği önem, Cumhuriyet tarihimizin sosyolojik bakımdan üzerinde önemle durulmasını gerektiren bir husustur. Zira O, Trablus’tan Galiçya’ya, Bitlis’ten Gelibolu’ya farklı coğrafyalarda düşmana karşı verdiği mücadelede omuz omuza birlikte olduğu, kumandası altındaki Türk gençlerinin nasıl şahabet şerbeti içtiğini bizzat yaşamış bir kişidir.  Dolayısıyla vatan için can veren her bir fidanın acısını bizzat yaşamış ve fakat onların bir ülkenin geleceği için de ne denli önemli olduğunu görmüş ve idrak etmiştir. Savaşın bitiminde ise, ülke nüfusunun ekseriyetini oluşturan yaşlı gruba karşılık, sosyal ve ekonomik kalkınma için genç nüfusa olan ihtiyaç, yine genç Türkiye’nin önemli bir hedefini oluşturmuştur. Nitekim 1923’te 13,5 milyon olan nüfus içinde bu eksiklik ciddi şekilde hissedilmiştir. Bu sebepledir ki, Cumhuriyetin kuruluşundan on yıl sonra kaleme alınan, “Onuncu Yıl Marşı”nda, “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” mısraı bunun bir göstergesidir.

 

Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren gençlerin çağı yakalaması için tedbirler almış ve çeşitli eğitim kurumları oluşturmuştur

Genel anlamda, bir devletin kalkınmasında eğitilmiş genç nüfusa sahip olmak, olmazsa olmazlardandır. Zira halihazırda iktidarda bulunan bireylere nazaran bir sonraki kuşak, dünyadaki teknik gelişmeye olan yatkınlığı ile ülkenin çağı yakalama veya gerisinde kalmama konusunda önemli bir fonksiyonu yerine getirirler. Bu bakımdan devletler, genç nüfusu en iyi şekilde eğitmek ve bu vesileyle de geleceklerini garanti altına almak zorundadırlar. İşte Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bu sebeple gençliğin en iyi şekilde yetişmelerini sağlayacak tedbirler almış ve çeşitli eğitim kurumları oluşturulmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti döneminde okuma-yazma oranı genelde %5’lerde iken, Cumhuriyet döneminde dördüncü beş yıllık plânda, ilkokuldan ortaokula geçiş şehir bölgelerinde %75’i aşmış, kır kesimlerde ise %25 dolayına yükselmiştir. (1) Tabii ki bir gencin yetişmesi, sadece bir okulda okumak demek değildir. Genç nüfus, millî değerlerine sahip çıkan, aydın düşünceli, olayları bir mantık çerçevesinde değerlendiren bir yapıya sahip olmalıdır. İşte bu sebeple Atatürk icraatlarıyla, Türk gençlerinin dillerini, tarihini ve dolayısıyla topyekün kültürünü öğrenmiş ve hazmetmiş bir şekilde yetişmeleri gerektiğini ortaya koymuştur. O gençlere ve aydınlara şu mesajı vermektedir : “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de kuvvetli olur” (2) O’na göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür ve Türk Devleti’ni yüceltecek de kültür birliğidir. (3) Atatürk millî kültürün kendine has değerlerinin muhafazası konusunda da şunları söylemiştir : “Her milletin kendine mahsus gelenekleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de milliyeti içinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki, acıdır”(4) Bu sebeple 1930 yılında, önce Türk Ocağı bünyesinde Türk Tarihi Tetkik Heyeti’ni (Türk Tarih Kurumu), 1932 yılında ise Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni (Türk Dil Kurumu) kurmuştur. Ardından bu kurumlara araştırmacı yetiştirmek düşüncesiyle de Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi faaliyete geçmiştir. İşte Atatürk’ün “Kültürünü kaybeden milletler, başka milletlerin şikârı (avı) olur” sözünün bu icraatların ortaya konmasında büyük payı vardır. Nitekim kültürü, toplumların sahip oldukları yüksek vasıfları insanlık adına gelecek nesillerine aktardığı değerler manzumesi olarak tarif etmek mümkündür.

Bu çerçevede kültürün ve kültür değerlerinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Her şeyden önce milletlerin geçmiş ve geleceği ile kültür bağları tarihî bilgilerle sağlanır ve pekiştirilir. Tarih ve kültürden yoksun olma toplumları, geniş mânâda ise milletleri, kendi tarihine yön veren faal bir güç olmaktan çıkarıp başkalarının etkisinde kalan ve kendisiyle oynanan bir malzeme durumuna düşürür. Bu durumda toplumlar başkalarının sömürgesi haline gelirler. Öyleyse kültür değerlerini ortaya koyan tarih bilgisi nedir? Tarih bilgisi, insanların gerçekleştirdikleri fiiller ve bu fiiller arasındaki ilişkiler ağını anlamak için kaynakların tahlili sonucunda elde edilen sonuçlardır. Bunun neticesinde kazanılacak tarih şuuru, topluma ortak değerler kazandırır. İşte bu ortak değerlerin ulaştığı son merhale kültürdür. Bunun için milletlerin bütün fertlerine bu şuuru kazandırması, yön ve hedefleri benimsetmesi gerekir. Bu anlamda tarih, sadece geçmiş zamanlar hakkında elde edilen bilgilerden ibaret bir bilim dalı olmaktan çıkar, yeni oluşumları programlayan, sosyal düzen içerisinde kısa ve uzun vadeli değişmeler meydana getiren fiiller halini alır. Yani tarih bir anlamda gelecek olur.

Millî şâirlerimizden Yahya Kemal’in, tarih karşısındaki hassasiyeti ve tarihe olan bağlılığı dolayısıyla, suçlandığını görülmektedir. O’nun bu suçlama karşısındaki cevabı ilginçtir. O diyor ki ; “Arslan gerilerek atlar ve önünüzdeki hendeği ne kadar gerilip hız alırsanız o kadar rahat atlarsınız”. Ziya Gökalp de Yahya Kemal’e aynı sebeplerle :

Harâbîsin harâbâtîsin

Mâzîsin âtî değilsin

deyince ; büyük şâir kendisine yakışan bir üslûpla :

Ne hârâbîyim, ne harâbâtîyim

Kökü mâzîde olan âtîyim

cevabını vermiştir.

 

Atatürk, “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve devam ettirecek sizlersiniz” sözüyle ülkenin geleceğini, gençlere emanet etmiştir.

İşte bu sebeple gençliğin ve aydınların toplum içindeki rollerini bu şekilde gören Atatürk, gençliği “kökü geçmişte olan gelecek” şeklinde yetiştirmek arzusunda bulunmuştur. Böylece, çağdaş bir eğitimden geçmiş, millî değerlerini bilen, yaratıcı, gelişmeye yabancı olmayan ve fakat sahip olduğu vatan sevgisiyle ülkeyi muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak bir gençlik hedeflemiştir. O’nun, “Gençler, siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız” sözü, bu sebeple söylenmiştir. Yine : “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve devam ettirecek sizlersiniz” sözüyle ülkenin geleceğini, gençlere emanet etmiştir.

Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Millî Mücadele’yi Türk Gençliğine armağan etmek suretiyle, hem gençliğe verdiği önemi ortaya koymuş, hem de onlara Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklâlini koruma ve kollama görevi vermiştir. Böylesine önemli bir görevi verdiği gençlerin en iyi şekilde yetişmelerini arzu eden Atatürk, “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun, ilk olarak öncelikle Türkiye’nin istiklâline, kendi benliğine ve millî geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Uluslararası duruma göre, böyle bir savaşın gerektirdiği ruhî unsurlarla donatılmış olmayan kişilere ve bu kişilerden oluşan topluluklara hayat ve istiklâl yoktur” diyor. (5)

 

Atatürk gerçek bir Türk milliyetçisidir. Bunu O, “Hayattaki yegane övünç kaynağım Türklüktn başka bir şey değildir” demek suretiyle ifade etmiştir.

Atatürk’ün gençlik üzerindeki hassasiyeti asıl Gençliğe Hitabesinde kendini gösterir. O’nun gençlerden beklediği görev, “Türk İstiklâl ve cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek” için uyanık olmak, cumhuriyeti yıkmak isteyecek iç ve dış düşmanlara karşı vazifeye atılmak için, içinde bulunduğu imkân ve şartları düşünmemektir. Asla yılgınlık göstermemektir. Devleti yıkmak isteyen dış düşmanlara karşı ülkeyi yönetenler, gaflet, dalâlet ve hatta ihanet içinde bulunsalar da, kişisel çıkarları saldırganların siyasi emelleriyle örtüşse ve bundan dolayı devlet otoritesinin zayıflaması söz konusu olsa da yılgınlık göstermeden cumhuriyeti koruma görevini yerine getirmelerini istemektedir. Bunun için de son olarak Türk Gençiliğine şöyle seslenmiştir : “Ey Türk istikbâlinin (geleceğinin) evlâdı. İşte bu haller ve şartlar içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret (güç), damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu düşünceleri, Atatürkçü düşünce olarak anılır. Atatürk gerçek bir Türk milliyetçisidir. Bunu O, “Hayattaki yegâne övünç kaynağım Türklükten başka bir şey değildir” demek suretiyle ifade etmiştir. Özellikle Osmanlı döneminde millet anlayışının din üzerine inşa edilmiş olmasına, asırlarca benliğini unutmuş ve unutturulmuş olmasına  karşılık O, Türk Milleti’ni ön plâna çıkaran ve buna sürekli vurgu yapan bir anlayışın temsilcisidir. Türk Milleti’nin çağ açıp çağ kapatan, insanlık tarih ve medeniyetine büyük katkılar veren bir millet olduğunu, bir şekilde, âdeta her bir Türk devletini zincirin halkaları gibi birbirinin devamı olduğunu belirten bir Tarih tezini ortaya koymuştur.

Atatürk 20 Mart 1923’de Konya Türk Ocağı’nda gençlerle yaptığı konuşmada kültür konusunu milliyetçilik fikrine bağlayarak şunları söylemektedir:

“Biz milliyet düşüncelerini uygulamada çok gecikmiş ve çok kayıtsızlık göstermiş bir milletiz. Bunun zararlarını yoğun bir çalışmayla gidermeliyiz. Bilirsiniz ki, milliyetçilik teorisi, milliyetçilik düşüncelerinin dağılıp çözülmesine sebep olan düşünceler, dünya üzerinde uygulama kabiliyeti bulamamıştır. Çünkü, tarih, olaylar, düşünceler, insanlar ve milletler arasında hep milliyetçiliğin hakim olduğunu göstermiştir. Milliyetçilik prensibi aleyhindeki fiili denemelere rağmen, yine de milliyetçilik duygusunun öldürülemediği ve yine kuvvetli şekilde yaşadığı görülmektedir. Buna karşılık milletimiz, milliyetinden uzaklaşmış olmasının cezasını çok acı şekilde çekti. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli kavimler hep millî inanışlarına sarılarak, milliyetçilik düşüncelerinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz, ne olduğumuzu onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovularak anladık” (6)

Atatürk’ün bu sözlerindeki millet kelimesinin hangi anlama geldiğini yine kendisi şu sözleriyle açıklıyor: “Zengin bir hatırat mirasına sahip bulunan, beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve anlayışta samimi olan ve sahip olunan mirasın muhafazasına birlikte devam edilmesi hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden vücuda gelen topluluğa millet namı verilir”. (7)

Sonuç olarak Atatürk’ün gençlik üzerine olan değerlendirmeleri, gençliğin ülkelerine en iyi şekilde hizmet edebilmeleri üzerinedir. Bunun için gençliğin millî değerlerinden kopmadan çok iyi bir eğitim almaları gerektiği ve bu şekilde ülkenin muasır medeniyetler seviyesinin üstündeki yerini alacağını öngörmektedir. Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı olan 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, gençlere, bütün imkânsızlıklara rağmen azmin zaferle sonuçlanacağını gösteren önemli bir delildir. Bu sebeple de bu tarih, Türk gençliğine Atatürk tarafından “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak hediye edilmiştir.

***

1)Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı (1979-1983), Ankara, s. 148.

2) Utkan Kocatürk- S. Borak, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri : Tamim ve Telgraflar, Ankara 1972, s. 114.

3)  Atatürk’ün İnkilâp ve İlkeleri, Harp Akademileri Komutanlığı, Yüksek Askerî Bilimler Enstitüsü Yayını, İstanbul 1979, s. 144.

4)  Orhan Türkdoğan, “Cumhuriyetten önce yenileşme hareketleri ve Atatürk’te Millî Devlet Anlayışı”, Türk Dünyası Araştırmaları, S.13, 1981, s.. 101

5)  Atatürk Diyor ki, Millî Eğitim Bakanlığı, İstanbul 1980, s. 87.

6)  Atatürk’ün İnkılâp ve İlkeleri, Harp Akademileri Komutanlığı, Yüksek Askerî Bilimler Enstitüsü Yayını, İstanbul 1979, s. 151.

7)  Afet İnan, Mustafa Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım, Ankara 1969, s. 12-13.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gıda reklamlarında reklamı yapılan ürünleri daha çekici göstermek için yapılan hilelerin kamera arkası görüntüleri paylaşıldı. Gıda reklamlarında ürünü daha çekici, le...

İstanbul Fatih'te 17 yaşında Cezayirli bir çocuk, ikinci kattan düşen 2 yaşındaki Suriyeli Doha Muhammed'i havada yakaladığı görüntüler sosyal medyada çok izlendi.

Birçok KYK (Kredi ve Yurtlar Kurumu) kredi borcu olan öğrenci, #KYKBorcuBelimiziBüktü etiketi ile Twitter'da dünya gündeminde bir numara oldu. Sosyal medyada KYK borçl...

İŞKUR Sosyal Çalışma Programı nedir? Sosyal Çalışma Programı'na nasıl başvuru yapılır? İŞKUR Sosyal Çalışma Programı'na başvuru yap. Başvurular ne zamana kadar? Hangi ...

23 Haziran Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin ardından yine bir çocuğun sözleri gündem oldu.

EGD (Ekonomi Gazetecileri Derneği), 11. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Ödül törenine basın dünyasından birçok isim katıldı.

'Her yerde sen dizisi' Merve, Deniz Işın kimdir, boyu, aslen nereli, mesleği, resimleri fotoğrafları. Kısacası Merve(Deniz Işın) hakkında merak ettikleriniz bu haberim...

Yazarlar
Website Security Test